Okulların açılmasına sayılı günler kaldı. Uzmanlar, özellikle 2. Sınıfa geçecek olan öğrencileri uyarıyor. İşte detaylar…

WhatsApp'ta ekran görüntüsü alanlara kötü haber WhatsApp'ta ekran görüntüsü alanlara kötü haber
Okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretim okullarındaki yaklaşık 18 milyon öğrenci için ilk ders zili 12 Eylül’de çalacak. Birçok öğrencinin derslerden tamamen uzaklaştığı tatilin bitmesine bir ay kalırken uzmanlar bu sürenin iyi değerlendirilmesini öneriyor. Öyle ki okumayı yeni söken ve bu yıl 2. sınıfa geçen öğrenciler, okuma yazmada gerileme yaşamış hatta okuma yazmayı unutmuş bile olabilir. Bu yıl okula başlayacak olanlar ile sınavlara hazırlanan öğrencilere ise ailelerin desteği çok önemli.

Yaz tatilinin öğrenciler için yoğun geçen bir senenin sonunda ulaşılan uzunca bir mola olduğunu belirten Akademisyen-Yazar, Eğitim Danışmanı Ecehan Ersöz, “Neredeyse 3 aya yakın bir zaman döneminden bahsediyoruz ki bu da senenin dörtte birine denk geliyor. Bu sürenin önce güzel bir dinlenme dönemiyle sonrasında da yormayan bir tempoda hem çalışma hem dinlenme şeklinde planlanması gerekiyor. Çünkü öğrenciler hangi sınıfta olurlarsa olsunlar belli dönemler sonunda sınavlara giriyorlar. Sınavda başarılı olmak düzenli tekrar ve bilgi birikimi ile mümkün. O sebeple ibreyi bütün yaz eline kitap almamak ile yoğun tempoda çalışmak arasında bir yerde tutmak gerekiyor. Özellikle düzenli tekrar bilgi kalıcılığını artıyor. Tatilin 2 ayı geride kaldı anca geç kalınmış değil öğrenciler, şimdiden okula ısınmaya başlamalı” dedi.

Dinlenme, gezme, arkadaş buluşmaları gibi keyifli aktivitelerin arasında belli bir çalışma düzeninin de yer alması gerektiğini aktaran Ersöz, “İlaveten yazın okul rutininin getirdiği ödev veya sınav gibi yetiştirilmesi gereken sorumluluklar olmadığından daha esnek bir planlama yapabilirler ve kendi çalışmak istedikleri konulara daha rahat yönelebilirler. Üzerlerinde zaman baskısının olmaması öğrenmeyi daha keyifli hale getirebilir. Bir diğer önemli noktada bazen anlaşılmakta zorlanılan konular farklı bir mekânda, ortamda çalışıldığında daha akılda kalıcı olabiliyor. Örneğin bir şehir değiştirdiğimizde mevcut rutinimizden ve konfor alanımızdan çıkıyoruz. Bu durum dikkatimizin ve farkındalığımızın artmasını sağlıyor. Bunu da dikkate almakta fayda var. Özetle dinlenme-gezme-eğlenme-çalışma katma değerli bir yaz tatilinin kilit bileşenleri diyebilirim” diye konuştu.

Öğrencilerin kalan süreyi kendilerine katkı sağlayacak şekilde planlamalarının çok önemli olduğunu kaydeden Ersöz, “Gelecek Tasarımcısı kitabımda bahsettiğim üzere bir kişinin hayattaki en önemli tasarımının kendi geleceği olduğunu düşünüyorum. Zira herkes kendi geleceğinin tasarımcısıdır. Gençlerin geleceklerini tasarlamaları kendilerine yatırım yapmaları ile ilişkili. Bunun da yaşamdaki fırsatları yakalamalarında hazırbulunuşluk sağlayacağı bir gerçek. Konfüçyüs’ün ‘Başarı hazırlığa bağlıdır ve hazırlık olmadan başarısızlıkların ortaya çıkması kesindir’ sözü de başarının kısa vadeli bir süreç olmadığını net olarak açıklıyor. Yaz tatili gibi uzun bir dönemi boşluğa düşmeden, doğru bir şekilde yönetmek de kişinin geleceğine yapacağı yatırım için işte bu yüzden oldukça önemli” ifadelerini kullandı.

Ersöz’ün tatilin son 1 ayı için öğrencilere ve ailelere önerileri şöyle:

- Eksik olduğunuz dersler başta olmak üzere geçen yılın konuları üzerinden tekrar yapın.

- Önümüzdeki dönem alacağınız dersler hakkında araştırmalar yapın.

- İlkokul 1. sınıf öğrencileri yaz tatilinde okuma-yazma pratiklerini bırakmamalı. Aksi takdirde yeni dönemde gerileme yaşayabilir hatta unutabilirler. Eğer 2 ayı boş geçirildiyse kalan sürede bol bol pratik yapılmalı.

- Lise ve üniversite sınavına hazırlanan öğrenciler temel konularda eksiklerini kapatmalı.

- Son 2 haftaya girerken uyku düzeni sağlanmalı.

- Aileler, bu yıl okula başlayacak çocukları eğer korkuyorsa onlara destek olmalı. Bu noktada aileler ve kardeşler kendi deneyimlerini anlatarak çocukları okula ısındırabilir.

- Lise ve üniversiteye hazırlanan öğrencilerin ailelere büyük görev düşüyor. Öğrencilerin bu yılın önemini anlamaları sağlanmalı ancak ölüm-kalım yılı gibi psikolojik baskı yaratacak söylemlerden uzak durulmalı.