• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209

    Yıldırım: 'Deniz ticareti göçmüş'

    13.10.2010 00:20
    'Büyüme tahminlerinin Orta Vadeli Planda öngörülenden yüksek olacağını düşünüyoruz'
    Yıldırım: Deniz ticareti göçmüş
    Yıldırım: 'Deniz ticareti göçmüş' Yıldırım: 'Deniz ticareti göçmüş' Yıldırım: 'Deniz ticareti göçmüş'

    Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Orta Vadeli Planda büyüme tahminlerinin mütevazı ve emniyetli tutulduğunu, yatırımcı bir bakanlık olarak büyüme tahminlerinin, Orta Vadeli Planda öngörülenden yüksek olacağını düşündüklerini bildirdi.

    Yıldırım, Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) tarafından düzenlenen ''Gemi İnşa Sanayii: Dünyadaki Eğilimler ve Türkiye'' konulu konferansta yaptığı konuşmada, geçtiğimiz pazar günü Orta Vadeli Planın Resmi Gazete'de yayınlandığını hatırlatarak, 2011-2013 yılları arasında uygulanacak söz konusu planın, bir anlamda Türk ekonomisinin, Türkiye'nin, yatırımcıların önünü görmesi ve öngörülebilirlik açısından çok şey ifade ettiğini söyledi.

    Orta Vadeli Plandaki öngörüler ve tahminler konusunda herkesin aynı oranda mutabık olmayabileceğine işaret eden Yıldırım, ''Ama en azından belirsizliğin ortadan kalkmasının bile tek başına ülkemizin geleceği açısından, uzun vadeli yatırımlar bakımından çok önemli olduğunu düşünüyorum. Orta Vadeli Planda büyüme tahminleri, mütevazı ve emniyetli tutulmuş. Yatırımcı bir bakanlık olarak büyüme tahminlerinin, Orta Vadeli Planda öngörülenden yüksek olacağını düşünüyoruz. Son 2 yılda yapılan tahminlerin nasıl değiştiğini hepimiz gördük'' şeklinde konuştu.

    -''UZLAŞMA OLMAYINCA KANUNLARI ÇIKARMAK ZAMAN ALIYOR''-

    Krizden çıkış sonrasında özellikle Türkiye'nin de içinde yer aldığı gelişmekte olan ekonomilerde büyümenin daha da artarak devam edeceğini vurgulayan Yıldırım, şöyle devam etti:

    ''Yapısal değişim ve dönüşümü Türkiye'de herhalde istemeyen kimse yok. Herkes istiyor. Ama bazı şeyler istemekle olmuyor. Türkiye'nin gerçeklerini de göz önüne almamız lazım. Nedir o gerçekler? İş yapma süreçlerimizin demokrasilerde istediğimiz hızda olmamasıdır. Yapısal düzenlemeler bakımından parlamento Borçlar Kanununu, Ticaret Kanununu 3 dönemdir çıkaramadı. Neden? Uzlaşma olmuyor. Uzlaşma olmayınca da bin maddeden fazla olan bu kanunları çıkarmak oldukça zaman alıyor. O bakımdan parlamentomuzda uzlaşma kültürünün biraz daha gelişmesine ihtiyacımız var. İnşallah bu dönemde ve önümüzdeki dönemde oluşacak parlamentoda bu uzlaşmayı daha daha kolay, daha rahat sağlayabiliriz.''

    -''GÖSTERGELERLE SAĞLIKLI BÜYÜME OLMAZ, ÜRETECEĞİZ''-

    Ekonomik göstergelerle, uluslararası göstergelerle, borsa göstergeleriyle, faiz değerleriyle bir ülkenin sağlıklı büyümesi, rekabeti sürdürebilir hale getirmesinin mümkün olmadığının altını çizen Yıldırım, şöyle devam etti:

    ''En basit kural, üreteceğiz. Çok fazla ölçekli üretim yapacağız, ulusal rekabet gücümüzü artıracağız, üretim maliyetlerini azaltacağız. Belki stratejik birkaç sektör belirleyip onun üzerine yoğunlaşarak gideceğiz. Seçmemiz gereken uzun vadeli yok budur. Yoksa 'Reuters'ın göstergeleriyle ekonomimiz iyi gidiyor' diye kendimizi avutmamız bir şey ifade etmez. Bunlar günübirlik değişimlerdir. Portföy yatırımları için, sıcak para için bunlara tabii ki ihtiyaç vardır. Ama uzun vadede ülkenin sürdürülebilirliği önem ifade etmektedir.''

    -UZUN VADELİ YATIRIMLAR...-

    Bu konuda bir yandan geçmiş yıllarda bozulan dengeleri düzeltirken, diğer yandan Türkiye'nin kalıcı, uzun vadeli yatırımlarına devam etmesi için adımlar attıklarını dile getiren Yıldırım, ''Bu adımlar nedir? Türkiye ekonomisi eğer 2023'te dünyanın ilk 10 ekonomisi içine girecekse bunu karşılayacak altyapısı olması lazım. Yol, liman, demiryolu altyapısı olması lazım, denizcilikle ilgili altyapısını hazır hale getirmesi lazım. 1,8 milyar tonun üzerinde bir yük hareketi öngörüyorsak, onu taşıyacak altyapının hazır hale gelmesi lazım. Onun için biz hazırız, biz çalışmalarımızı yapıyoruz, programlarımızı bu yönde belirledik'' şeklinde konuştu.

    Bu arada, toplantı sırasında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Yıldırım, Orta Vadeli Programa ilişkin, ''Bizim görevimiz Orta Vadeli Programın kritiğini yapmak değil, gereğini yapmaktır. Hükümet olarak da bunun gereğini yapacağız'' dedi.


    -''BİR İKİ GÜNLÜK DEĞİŞİMLERLE MORALLERİ BOZMAYALIM''-

    İstanbul-İzmir otoyolunun 6,5 milyar dolarlık bir yatırım olduğunu ve bunu yap-işlet-devlet yöntemiyle gerçekleştireceklerini anımsatan Yıldırım, bütçe imkanlarına bağlı şekilde 2023'e kadar altyapıya 100 milyar dolarlık yatırım yapacaklarını vurguladı.

    Kendisinin hiçbir zaman kötümser olmadığını, Türk ekonomisinin her alanda gelişeceğini, gemi inşa sanayi ve denizcilik sektörlerinin çok uzun soluklu işler olduğunu dile getiren Yıldırım, şunları kaydetti:
    ''Bir iki günlük değişimleri, kötüleşmeyi veri alıp, moralleri bozmamak lazım. Kaybetmek, kazanmanın kardeşidir. Bazen kazanırız, bazen kaybederiz. Ama uzun vadeli bakarsak sürekli kazanırız. Onun için bugün içinde bulunduğumuz sorunların aşılması için elbirliğiyle gayret göstereceğiz. Ama şunu da bilmeniz lazım; bizi 2000-2001 krizine taşıyan ekonomik politikaları uygulamamızı kimse bizden beklemesin. Öyle bir şey yapmayacağımızı baştan söyledik. Düzelmenin genel ekonomik kuralların içinde olması gerektiğini hep ifade ettik.

    Denizciliğimizin mutlaka gelecek dönem için stratejik alan olarak seçilmesi ve buna yatırım yapılmasının, hem istihdam oluşturması hem stratejik özelliği olması bakımından vazgeçilmez olduğunu düşünüyoruz. Bundan sonra daha temkinli olacağız. İlerde bir gün kriz olabileceğini de büyüme planlarında dikkate alacağız. Sektörde biz de yaptığımız bütün çalışmalarda kriz olabileceğini hiç öngörmedik. Eğer öngörseydik öyle çok agresif büyüme yapmayabilirdik ve krizin etkilerini de bu kadar derinden hissetmeyebilirdik. 2012-2013'e doğru deniz ticaretimiz ve gemi inşa sanayimiz yine eski güzel günlerine gelecek. Ağlayıp sızlanmak, dertlenmekle hiçbir şey çözemeyiz. Yapmamız gereken zorluklara göğüs germektir.''

    -''KRİZ SONRASINDA DENİZ TİCARETİ GÖÇMÜŞ''-

    Konuşmasında, gemi inşa sanayi sektörünün gelişimini de anlatan Yıldırım, Türkiye'nin 2009 itibariyle 15 milyon 228 bin DWT'lik filoya sahip olduğunu, krizin taşımacılık sektörünü, özellikle de deniz ticaretini çok ciddi etkilediğini söyledi.

    Gemi inşada dünyada Çin'in ilk sırada yer aldığını, bu ülkeyi Güney Kore ve Japonya'nın izlediğini belirten Yıldırım, Türkiye'nin ise bu alanda 8. sırada, gemi sayısı açısından da 6. sırada bulunduğunu hatırlattı.

    Yük navlunlarının değişimini gösteren diyagrama işaret eden Yıldırım, bu konudaki endeksin kriz öncesinde tarihi bir rekora ulaştığını, kriz sonrasında ise ciddi oranda düşerek eksi 660'lar seviyesine indiğini kaydederek, ''Bundan ne anlayacağız? Deniz ticareti azalmış değil, göçmüş. Mesela 2008'de 150 bin DWT ve üzeri gemilerin günlük kiraları 300 bin dolara kadar çıkmıştı. Sonra bunlar çok kısa sürede 1.500 dolara kadar düştü. Şimdi biraz toparlanma var'' şeklinde konuştu.

    -''RUSYA, KOSTER FİLOSU LİDERLİĞİNİ ELİMİZDEN ALABİLİR''-

    Binali Yıldırım, gemi inşa ve bakım onarımı aktif büyüklüğünün 2006'da 2,5 milyar liradan 2008'de 5,1 milyar liraya yükseldiğini, ihracatın 2008'de tavan yaptığını ve 2,6 milyar doların üzerine çıktığını, 2009'un ise ihracatta krize rağmen kötü olmayan bir rakamla kapatıldığını söyledi.

    Türk koster filosunun güçlendirilmesi için çalışmalar yaptıklarını, Türkiye'nin uzun yıllardan beri koster filosunda Akdeniz'de lider olduğunu vurgulayan Yıldırım, ''Eğer çalışma yapılmazsa bu liderliği bir süre sonra sona erecek. Rusya bu liderliği elimizden alabilir. Koster filosu için acilen iş yapmamız, proje geliştirmemiz lazım'' dedi.

    Krizde kamudan 2 milyar liranın üzerinde 65 parça gemiden oluşan sipariş aktarıldığına işaret eden Yıldırım, bunun bir anlamda çok kötü bir zamanda sektöre ''can suyu'' özelliği taşıdığını vurguladı.

    -SEKTÖRÜ DESTEKLEYEN ÇALIŞMALAR...-

    Ulaştırma Bakanı Yıldırım, sektörü destekleyici yöndeki çalışmalara değinirken, gemi inşa kredilerinin ötelenebilmesi için çalışmalar yapıldığını, bankacılık kesiminin sorun yaşamasının önlenmesi için tedbirler alındığını, finansal sorunları çözmeye yönelik Kredi Garanti Fonu sürecinin söz konusu olduğunu anlattı.

    Bankacılık kesimlerinin sorun yaşamasının önlenmesi için çalışmaların günümüz koşullarına uygun olarak güncellendiğini ve bankacılık sektörünün direncinin artırıldığını ifade eden Yıldırım, ''Ama bankacılık sektörünün genel yaklaşımını hepimiz biliyoruz. Sadece denizciliğe mahsus değil. Genel anlamda 2001 kriz sonra bankacılık sektörü maalesef kredilendirme konusunda istediğimiz, cesur davranışı yapamıyor. Bu, biraz onların anlattığına göre BDDK'nın katı kuralları nedeniyle böyle oluyor. Bu anlamda onları cesaretlendirmek, sektörü daha fazla tanıtmak bizim yapmamız gereken çalışmaların başında geliyor'' şeklinde konuştu.

    Binali Yıldırım, bir kamu bankasında denizcilik bölümünün kurulması konusunun da bu kapsamda değerlendirilmesinin yerinde olacağını vurguladı.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • Altın Borsası, İMKBye entegre olacak05 Ekim 2012 Cuma 18:02
  • Maliye uyardı: Bu son şans!05 Ekim 2012 Cuma 16:49
  • Maliye Bakanlığı 7 bin personel arıyor!05 Ekim 2012 Cuma 15:55
  • Borsa güne yükselişle başladı05 Ekim 2012 Cuma 10:49
  • Gür’ün Bahreynli ortağı batık çıktı05 Ekim 2012 Cuma 09:41
  • Piyasalarda pozitif eğilim sürebilir05 Ekim 2012 Cuma 09:29
  • THY yönetiminde şok gelişme!05 Ekim 2012 Cuma 09:08
  • Doğan ortak alabilir!05 Ekim 2012 Cuma 08:18
  • Vergi avantajı bitiyor05 Ekim 2012 Cuma 08:11
  • Draghiyi bezdirdiler05 Ekim 2012 Cuma 07:37
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim