• BIST 73.391
  • Altın 133,161
  • Dolar 3,5219
  • Euro 3,7585

    Yemek yaparak tavlarım!

    17.10.2009 18:00
    Yemek yaparak tavlarım!
    Kadınların son sevgilisi Cemal Hünal ile aşka bakışını konuştuk
    Yemek yaparak tavlarım! Yemek yaparak tavlarım! Yemek yaparak tavlarım!
    Her ne kadar yeni dizisi Kış Masalı"nda Ali Murat Bey"i canlandırsa da biz onu Issız Adam olarak mimledik bir kere. Kadınların son sevgilisi Cemal Hünal, sete gelen, telefonunu bulan hayranlarıyla bayağı bir mücadele etse de, sert görüntüsü nedeniyle işin taciz boyutuna varmadığını belirtiyor. Cemal Hünal

    Foto galeri için tıklayın
    Efendi kadınlardan sıkılan ve sevgilisi Lale Cangal"ı “kaçık” olarak tanımlayan Hünal, zamanında yemek yaparak kadın tavladığını ama hayatındaki kadını asla aldatmadığını söyleyen bir “Sadık Adam.”

    Cemal Hünal apartmanında doğup büyümek nasıl bir duygu?

    Doğduğum apartmanı ismimi aldığım dedem yaptırmıştı. Tam bir aile apartmanıydı; amcalar, halalar... Kahvaltılarda sık sık en üst katta oturan dedemlere kaçardım. Eğlenceli, güven verici bir ortamdı.

    Babanız da sizin gibi iyi yemek yapan, gitar çalan bir doğa adamı. Tam “babamın oğluyum” durumu var galiba? At sevginiz ise dededen kalma sanırım.

    Evet, zaman geçtikçe daha çok öyle hissediyorum. Babamla samimi ve yakın bir ilişkimiz var. Babamın babası çok sıkı adammış ama, odaya girdiğinde herkes ayağa kalkar önünü iliklermiş. Babama sadece bir kere “oğlum” demiş. Babam kendi babası gibi olmamak için çabaladı. Kendi yolumu bulmama yardım edecek çok sağlam temellerle yola çıkardı beni. Babama ve anneme hayranım bu yüzden, çok dolu insanlar. At sevgime gelince, bunda dedemim payı büyük, evet. Madenleri ve orada yetiştirdiği yarış atları vardı. İlk orada hayvan sevgisini tattım. Sonrasında astım hastası olduğum için 17 yaşıma kadar kendime ait bir doğa faaliyetim olamadı.

    Şehir hayatını sevmeyen, doğa aşığı bir adam olarak niçin Nişantaşı"nda bir apartman dairesinde yaşıyorsunuz da bahçeli, şehir dışı bir ev tercih etmiyorsunuz?

    Dizim nedeniyle haftanın 5-6 günü Bursa"dayım. İlgilenemeyeceğim için merkezden uzak bir düzen kurmaya cesaret edemiyorum. Doğal ortam içinde bir meskenden bahsettiğiniz zaman, bakımı ve devamını sağlamak lazım çünkü. Daha ileride isterim. Fakat yeterli ekonomik şartları da bir araya getirmek lazım tabii.

    Kaç hayvan besliyorsunuz, adları ne?

    2 at, 2 köpek ve 4 kedim var. Annem ve kardeşimle çok yakın oturuyoruz. Köpeklerimi onlara bırakabiliyorum. Adları, Tobby ve Maya. Kedilerimin ikisi sokakta yaşıyor; Mişa, Maya, Toto ve Zuni. Atlarım ise şimdilik arkadaşımın çiftliğinde; Laheeb (Arapça, alev demek) ve Marengo (Napolyon"un atının adı). Daha önceleri megistias (Hint kargası) ve kerkenezim vardı.

    “Şehirde her şey yalan dolan” demişsiniz. Ne demek bu, biraz açsanız?

    Son 20 yıldır çok belirgin şekilde ortaya çıkan bir tüketim toplumu var. Bu tamamen şu anki ekonomik sistemin tasarımı. Sistemin yürümesi için üretici toplumdan ziyade tüketici bir toplum olması lazım. Nasılsa Amerikalılar, Çinliler üretiyor. Biz üretmeyelim hiç, tüketelim sadece. Zaten onların paralarını kullanıyoruz. Burada kendimizde olan şeyleri kullanacağımıza aptal gibi, onların kullandığı şeyleri, markaları kullanıyoruz. Şehirde yaşayan gençliğin tek rehberi televizyon ve basın olduğu için yönünü kaybetmiş durumda.

    Restoranıma gelen kadın sayısı arttı

    Kadınların ilgisi ne boyutta?

    Restoranıma gelen kadın müşteri sayısı arttı. Bir de çok komik bakışlarla karşılaşıyorum. Kocaman açılmış gözler ve aralarında fısıldaşmalar... Hem hoşuma hem de komiğime gidiyor. Yanıma kolay kolay yaklaşamıyorlar. Sert bir görüntüm var, tersleyeceğimden korktukları için çekiniyorlar.

    O kadar cesur kadın yok mu?

    Çok cesurlarıyla karşılaşmadım, gerek de yok. (gülüşmeler) Sete gelenler oluyor. Tipinden kıllandıysam “Yok” dedirtiyorum. Cebimden arayanları da konuşmadan kapatıyorum. Antakya"da oturduğum sırada bir gün bir minibüs dolusu üniversiteli genç beni ziyarete gelmişti. “Geldiğiniz yoldan geri gidin” dedim... Kendi benliğinizde açık bıraktığınız tüm pencereler insanların gelip size yaklaşabileceği pencereler. Bende çok fazla yok onlardan. Bir ön kapısı var, oradan da kimin gelip gittiği çok belli. Şu ana kadar karşılaştığım en ısrarcı tavır, çocukların fotoğraf çektirmekle ilgili ısrarı. Günde 130 fotoğraf çektirdiğimi bilirim. En sık karşılaştığım soru ne biliyor musunuz? “Asi nerede?” Beni çok güldüren bir şey bu..

    Enteresandır ki ne Asi"yi canlandıran Tuba Büyüküstün"le ne de Melis Birkan"la adınız aşk dedikodusuna karışmadı. Nasıl başarıyorsunuz bunu?

    Karışmadı, karışmaz da. Çünkü tüm rol arkadaşlarımla samimi ve direkt bir ilişki içindeyim. Genel olarak anarşist ve çok yaramaz bir yapım var. Sürekli haylazlık yaparım. Ne idüğü belirli bir adam olarak çok ortadayım.

    “Hayatımdaki kadınlar hep kaçık, efendi kadından sıkılırım” demişsiniz. Sevgiliniz Lale Hanım kaçık mı efendi mi?

    Kaçık!!!

    Hayranlarınız sokakta sizi gördüğünde nasıl bir tepki veriyor?

    Sokakta daha çok Issız Abi, Kerim Abi diye sesleniyorlar. Utangaç bir insanım ya selam veriyorum ya da duymazdan geliyorum.

    Magazinciler, avam ve yamyamlar

    Türk toplumunda sürü psikolojisi var mı?

    Basın hükümetin ihtiyaçlarına göre yazıyor. Basının birinci görevi, toplumu korumak, onu doğru şekilde bilinçlendirmek ve donatmaktır. Ama basınımız tamamen Türk toplumunu sürüye çevirmeye çalışan şey zaten. Yanlış yönlendirerek, ahlak ve kültür çıtasını aşağıda tutmak için özel bir çaba sarf ederek topluma en büyük zarar veren şeyin ta kendisi basındır.

    Bu noktada Timuçin Esen ve magazinciler arasında yaşanan olayları nasıl değerlendirdiğinizi sormak isterim.

    Acaba Timuçin polis tarafından yerlerde sürüklenmek ve bu fotoğrafların boy boy basılmasını hak etmek için ne yaptı? Bunu haber yapan gazeteye yasak getirilmeli. Aynı hafta IMF toplantılarında fırtınalar koptu ama gazetelerde koskoca bir sayfa Timuçin"in fotoğraflarıyla doluydu. Ucuz bir rezil etme çabası. Magazin de zaten çok ucuz ve rezil bir iş.

    Sanatçıların tavır alması, protestoları işe yarar mı?

    Birilerinin böyle şeyler yapması gerekiyorsa bunu toplum yapmalı. Magazin eki olan gazeteler alınmamalı, magazin programları seyredilmemeli. O çakalların hangi kasaptan beslendiği belli. Zaten o yazıyı yazıp o fotoğrafları çeken adam hayatında daha iyi bir şey yapabilme yetisine sahip değil ki.

    En son yapılacak iş mi sizce magazin muhabirliği?

    Evet, insanın böyle bir işi yapması için başka bir yeteneği olmaması lazım. Son derece avam bir iş. Özel bir eğitim falan gerektirmez. Bir tek yamyam bir kafa lazım.

    Siz ne yapıyorsunuz?

    Sokakta fotoğrafım çekildiğinde umursamıyorum! Önümün kesilmesinden de fotoğrafımın çekilmesinden de hoşlanmıyorum. Bu insanlar ben sanki onlara bir şey borçluymuşum gibi davranıyorlar. Kapımın önünde çakal gibi bekleyen bir sürü paparazzi var.

    Birkaç kere tepki gösterip cevap verdiğim de oldu ama bundan sonra hiçbir zaman onların oynadığı platforma inmeyeceğim. Ben başkaları kadar yaşamıyorum neyse ki bu durumları, çünkü çok fazla dışarıda gezen biri değilim. Kalabalık olarak sosyalleşmeyi sevmiyorum. Ama özellikle magazin basınına ve paparazilere karşı bir antipatim var. Bunun temelinde, insanların özel hayatlarını rendice ediyor olmaları ve kene gibi bundan besleniyor olmalarının yanı sıra bunu yansıtma şekilleriyle toplumun ahlak çıtasını düşürüyor olmaları yatıyor. Maalesef ki standartları medyadaki bu densiz arkadaşlar belirliyor.

    Şöhret kavramı hayatınızı ne kadar değiştirdi?

    Daha az sıra bekliyorum. Sıramı beklemeyi seviyorum aslında ama bekletmiyorlar. Şöhretim özellikle bankalarda bayağı işime yarıyor. Gezmeyi seven biriyim. Gezdiğim yerlerde oradaki yaşamın içine girmek daha kolay oluyor. Gittiğim her yerde güleryüzle karşılanıyorum.

    Bazen çok fazla fotoğraf çektirdiğim için şikayet etsem de zor bir durumda kaldığımda ne kadar yardım gördüğümü fark edip kendimden utanıyorum.

    Tek gecelik ilişkileri üniversitedeyken yaşıyordum, şimdi asla!

    Evlendikten sonra başka birine aşık olabilir misiniz?

    Bilemiyorum. Aşkın iki insan arasında olup biten şeyle kısıtlı olduğunu hiç düşünmüyorum. Kimi doğada, müzikte bu aşkı bulabilir ya da Allah aşkı olabilir. Ama işin içine şehvet girdiğinde duygular çok değişiyor. Farklı bir arayış, farklı bir doyum noktası arıyorsun. İnsanları belirli arayışlara yönlendiren hayatlarındaki boşluklardır. Hayatını dolu dolu yaşayan hiçbir insanın şehvetine kandığını görmedim.

    Evli erkek asla tek gecelik ilişki yaşamamalı mı?

    Yaşamamalı. Çünkü eve bir yalanla döndüğünüz zaman o yalanla hayatınıza devam ediyorsunuz.

    Erkeklerin cinsel açıdan daha zayıf oldukları yalan mı?

    Doğru ama toplum içinde oluşmuş bir şey bu. Eski anaerkil toplumlara baktığınız zaman toplum yapısı çok farklı. Bugün ataerkil bir toplumda yaşıyoruz ama ben bunun da kadınların tasarımı olduğunu düşünüyorum. Erkeklere daha fazla sorumluluk yükleyip kolaya kaçıyorlar. Bazı şeylere göz yummak daha kolay geliyor.

    Asla birlikte olduğu kadını aldatmadınız o halde?

    Aldatmadım.

    Tek gecelik aşk?

    Üniversitedeyken olmuştu.

    Evlilik kavramıyla aranız nasıl?

    Başarısız bir evliliğim oldu ama evlilik tercihen bir kere olmalı. İdeali bu. İlk fırsatta çocuk istiyorum, hazırım babalığa. Ama şu anda şehir dışında çalışıyor olduğum için çok zor. Sevgilim bundan şikayet etmiyor ama çok güzel idare ediyoruz birbirimizi.

    En sevdiğim ve en iyi yaptığım yemek lazanya

    Erkeğin kalbine giden yol mideden mi geçer?

    Evet, kadının kalbine giden yol da mideden geçer. Günde en az 3 kere yemek yiyoruz ve insanlar ne yediklerine özen gösteriyorlar.

    En sevdiğiniz yemek?

    Lazanya.

    En güzel yaptığınız yemek? Bir eğitim aldınız mı yemek yapma konusunda?

    Lazanya (gülüşmeler)... Los Angeles"ta suşi akademisinde eğitim gördüm. Ama annem ve babamdan öğrendiğim kadarını hiçbir yerden öğrenemedim.

    Yemek yaparak kadın tavladınız mı?

    Evet, zamanında oldu öyle şeyler.

    Bu gece birini tavlamak için bir yemek hazırlayın o zaman, ne pişirirdiniz?

    Issız Adam"daki sahne doğruydu o konuda. Her şeyin tek tek olması, et ve sebzelerin renklerinin ortada olması gerek. Yemeği, hazırladığınız kişinin önünde yapmalısınız. Yemeğin sırrı, görüntü ya da tadında değil kokusundadır.

    “Issız Adam” olarak anılmaktan sıkılmadınız mı?

    Takma isim olarak hiç de fena değil. Rahatsız olmuyorum. Yaptığım işin beğenilmesinden dolayı oluyor, bu da beni mutlu ediyor. 2 yıldır oyunculuk yapıyorum sonuçta. Herkes benim adımı bilsin diye bir derdim yok. Ama elbette adımı bildiklerinde ve Cemal Bey dediklerinde daha çok hoşuma gidiyor./vatan
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim