• BIST 108.392
  • Altın 143,183
  • Dolar 3,5328
  • Euro 4,1224

    Yemeği eziyete dönüştürmeyin

    29.02.2012 19:35
    Anne-babaların çocuk yetiştirirken önem verdiği konuların başında beslenme geliyor. Bazı çocuklar az yerken bazıları çok yiyor. Peki, çocuklarda iştahsızlık ya da aşırı iştah neden kaynaklanıyor?
    Yemeği eziyete dönüştürmeyin
    Yemeği eziyete dönüştürmeyin Yemeği eziyete dönüştürmeyin Yemeği eziyete dönüştürmeyin

    Konunun uzmanları, çocuklarda görülen bu sorunun organik nedenler kadar anne babaların yanlış tutumlarından kaynaklandığını vurguluyor.

    Bu sorunların genelde 1 yaşından sonra görüldüğünü belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Serap Semiz şunları söyledi: Özellikle 1-2 yaş arası yemeye direnç ve inatçılık başlıyor. Bu, anne sütünden ek gıdalara geçişte rastlanan bir sorun.

    Sofrada aile düzenine uyum sağlama konusunda sorunlar yaşanıyor ve bu durum bütün aileyi perişan ediyor. Anne ya da bakıcı yeme konusunda ısrarcıysa, tüm aile için odak noktası çocuğun yemek yememesi olduysa, çocukta daha fazla tepkisel davranış gelişebiliyor. Böyle bir durumda çocuk yemek konusunu aileye karşı kullanmaya başlıyor, ciddi bir çatışma ve gerilim olabiliyor.

    İŞTAHSIZLIĞA NELER SEBEP OLUR?

    Kronik hastalıklar, sessiz idrar yolu enfeksiyonları, çocuğun beslenmesini engelleyen sindirim sistemine ait kusma ve ishal gibi hastalıklar ile üst solunum yolları enfeksiyonları, iştahsızlığın sebebi olabiliyor. Demir eksikliği anemisi de bu duruma yol açabiliyor. Çocuk iştahsız oldukça alması gereken demiri alamıyor ve sorun daha da büyüyor. Çocuk beslendiği halde kilo alamayabiliyor. Bu durumda iştahsızlıktan çok, besinlerin emilimine ait bir bozukluk olabileceğinden şüphelenmek gerekiyor. O zaman da, bağırsaklarda herhangi bir emilim kusuru olup olmadığına bakılıyor.

    ÇOCUKLARDA İŞTAH ARTIŞININ NEDENLERİ

    Çocuklarda genetik kaynaklı şişmanlık eğilimi olabiliyor. Anne ve baba kiloluysa çocuğun da kilolu olma riski artıyor. Yeme davranış biçimindeki yanlışlıklar da çocuğu zaman içerisinde kilo almaya ve çok aşırı yemek yeme isteğine yönlendirebiliyor. Özellikle son yıllarda gıdalardaki değişiklikler, hareketsizliğin artması, hazır yiyecek tüketimi, fast food tarzı beslenme, gazlı ve şekerli içeceklerin tüketilmesi gibi nedenler, birçok çocukta aşırı iştah ve doymama sorununa yol açıyor. Bu çocuklarda kilonun yarattığı metabolik problemler ortaya çıkabiliyor. Diyabete eğilim, kan yağlarındaki yükseklik, hipertansiyon gibi sorunlar da görülebiliyor.

    ISRARCILIK ÇOCUĞU NASIL ETKİLER?

    Israrcı olmak çocuğun kusmasına neden olabiliyor. Aşırı ısrar ve yedirme isteği daha sonraki yaşamda, tam tersine çocuğun doyma eşiğiyle ilgili birtakım sorunlara yol açabiliyor. İleri yaşlarda bu çocuklarda aşırı yeme isteği görülebiliyor.

    ÇOCUĞA SAĞLIKLI BESLENME ALIŞKANLIĞI KAZANDIRIN

    Diyetisyen Gülcan Ok Düker de sağlıklı beslenme alışkanlığının yerleştirilebilmesi için bebeklik çağından itibaren yapılması gerekenleri şöyle sıralıyor:

    “Bebekler ilk altı ay sadece anne sütü ile beslenmeli. Altıncı aydan sonra yavaş yavaş ek gıdalara başlanmalı. Ek gıdalara başlarken kullanılabilecek ilk yiyecekler ise; yoğurt, sebze, meyve suları ve yumurta sarısı. Sebzeleri robottan geçirip püre halinde verme süreci uzun tutulmamalı. Eğer bu süreç uzarsa, diş ve çene gelişimi sekteye uğruyor. Bağırsaklar, bütün olarak hazmedebilecekleri yiyecekler püre halinde gelince, gelişemiyor. Karışımlardan kaçınılmalı. Yumurta, pekmez, bal, peynir, bir karışım olarak verilirse, çocuk hiçbirinin lezzetini bilmediği için ilerleyen dönemde bunları yemeyebiliyor. Çocuk bir yaşından itibaren sofrada olmalı. Yemeğini kendi yemeye çalışmalı. “Ben de çocukken bazı yemekleri yerken zorlanıyordum” gibi sözler söyleyerek, çocukla empati kurulmalı.

    ÇOCUKLARINIZA ÖRNEK OLUN

    Okul hayatı başlayınca sabah kahvaltıları ihmal edilmemeli. Akşam yemeği geç saatte yendiği için çocuklar, yatmadan önce almaları gereken meyve öğününü atlıyor. Bunu önlemek için akşam yemeğinin ağırlığı, ikindi ve akşam arasında bölünmeli. Demirin bağırsaklardan emilimini kolaylaştırmak için, demir içeriği zengin gıdalarla beraber, C vitamini içeren gıdaların kullanılması gerekiyor.

    Etin veya kurubakliyatların yanında limonlu salatalar veya meyveler tercih edilebilir. Özellikle iştahsız çocuklarda porsiyon miktarına dikkat edilmeli. Bir kepçe yerine, yarım kepçe çorba vermek çocuğun doymasını engellediği için, diğer yemekleri yemesini de sağlıyor. Eve abur cubur alınmamalı. Anne baba, beslenme alışkanlıkları ile çocuklarına örnek olmalı.

    Çocuklarda görülen beslenme bozuklukları dönemlere ayrılabiliyor. Okul öncesi, okul çağı ve ergenlik döneminde farklı beslenme bozuklukları görüldüğünü anlatan Diyetisyen Düker, “Okul öncesi dönemde, çocuklarda tatlı ve şekere eğilim oluyor. Karbonhidrattan zengin basit şeker grubundaki bu gıdaları almaları da sağlıklı beslenmelerini engelliyor” diyor.

    Okul döneminde ise özellikle kantinlerden alınan sağlıksız gıdalar, beslenmede sorunlara yol açıyor. Yine şekerden zengin yiyecekler ve fast food tarzı beslenme bu dönemde çocuklarda aşırı kiloya yol açabildiği gibi, iştahsızlık yaratarak zayıflığa da neden olabiliyor. Okuldan eve aç gelen çocuklar, çikolata ya da hazır kek gibi yiyeceklerle beslenirse, sorun daha da büyüyor. Ergenlik döneminde ise özellikle cep harçlıklarıyla istediklerini alan gençler, beslenmelerine özen göstermiyor. Bu da özellikle gençlerde obezitenin görülme sıklığını artırıyor. Çocuğun gelişimi için rutin kontrolleri atlamayın. Çocuğunuzun sağlıklı gelişip gelişmediğini takip etmek için en doğru davranış, rutin sağlık kontrollerini ihmal etmemek.

    ÇOCUK HASTA OLMADAN DOKTORA GÖTÜRÜN

    Sağlıklı yetişkinlik döneminin temeli, sağlıklı çocukluk döneminde atılıyor. Bu nedenle özellikle ilk yaşlarda çocukların düzenli aralıklarla hekime götürülüp, büyüme ve gelişmelerinin yakından izlenmesi önem taşıyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Pınar Keskin, sağlıklı çocuklara yönelik kontrolleri “Çocuğun doktora hasta olmadan götürülerek, hastalıkların tedavi aşamasına gelmeden daha en başta önlenmesi amacıyla yapılan takipler” olarak tanımlıyor.

    Çocuklar hayatlarının ilk yılında çok hızlı büyüyor. Bu nedenle, ilk bir yıl yapılan takipler önem taşıyor. Bir yılın en değerli dönemi ise yenidoğan. Dr. Pınar Keskin, bebekler doğduktan sonra yapılan 5.-7. gün ve 15. gün takiplerinin boy uzaması, kilo alımı ve baş çevresi gibi veriler açısından çok önemli olduğunu belirterek, “Çocukların yaşıtlarına göre; boy, kilo ve baş çevresinin ne durumda olduğunu gösteren persentil eğrilerine göre gelişmesi takip ediliyor. Yenidoğan çok hızlı büyüdüğü için haftalık kilo alım hızı bizim için önemli” diye konuşuyor.

    ÇOCUĞA HANGİ DÖNEMDE HANGİ TETKİK YAPILMALI?

    Bu dönemin en önemli test ve tetkiklerini ise; zekâ geriliğine yol açabilen fenilketonüri ve hipotirodi taramaları, işitme testi, doğumsal kalça çıkığı, inmemiş testis, yarık damak-dudak, doğumsal kalp hastalığı, doğuştan gözyaşı kanalı darlığı, gözde enfeksiyon ve göbekte granulom kontrolü oluşturuyor. Elle yapılan kalça muayenesinin ardından, birinci ayda kalça ultrasonu da yapılıyor. Dr. Keskin, yenidoğanın ilk muayenesiyle ilgili olarak, şunları söylüyor: “İlk muayenede aileye aşılar, bebeğin beslenmesi ve bakımına ilişkin bilgiler veriliyor. Çünkü ilk bir yılda, özellikle de ilk altı aylık dönemde çok yoğun bir aşı takvimi var. Doğumda ve birinci ayda Hepatit B aşısı; iki, dört ve altıncı aylarda karma ve pnömokok aşıları, yine altıncı ayda Hepatit B aşısı yapılıyor. İkinci ayda verem aşısı uygulanıyor.

    BAZI HASTALIKLAR BELİRTİ VERMEYEBİLİR

    Bir yaşında kızamık, kızamıkçık ve kabakulak aşısı yapılıyor. Bir yaşından sonra ise aşılara pnömokok, suçiçeği, karma ve Hepatit A aşıları ile devam ediliyor. İlk yılda aylık kontrollerde aşı uygulamasının yanı sıra, çocuğun büyüme ve gelişmesi nörolojik, psikolojik ve fiziksel olarak değerlendiriliyor. Yaşına uygun tepkiler verip vermediği ölçülüyor.

    Buna göre, bir bebeğin ikinci ayda agulayarak annesine tepki vermesi, en geç üç aylıkken başını dik tutabilmesi, dört ya da beş aylıkken de destekle oturabilmesi gerekiyor. Kontrollerde özellikle üzerinde durulan nokta ise bebeğin kilo artışı oluyor. Çünkü başka hiçbir belirti vermeyen üriner sistem sorunları, kilo alımında yaşanan gerileme ile kendini gösterebiliyor. Bebekler altı aylıkken, idrar tahlili yapılıyor.

    BİR YAŞINDAN İTİBAREN TAKİP SÜRECİ DEĞİŞİR

    Bir yaşında bebeklerin kan sayımı ve demir depolarına bakılıyor. Ayrıca idrar tahlili ve göz muayenesi de yapılıyor. Bir ve iki yaş arasında ise, kontrol periyodu üç aya çıkıyor. Aşı takvimine göre de aşıları uygulanıyor. İki-altı yaş arasında ise kontrol periyodunun altı ayda bir olması öneriliyor. En geç üç yaşına kadar her çocuğun tansiyonuna bakılması önem taşıyor.

    Anaokuluna başlayan çocukların dışkılarının ise parazit açısından kontrol edilmesi gerekiyor. Dr. Pınar Keskin, obeziteye meyilli ve ailesinde kolesterol yüksekliği öyküsü olan çocuklarda, iki yaşında yapılan kontrollere total kolesterol ve trigliserid seviyesini gösteren tahlillerin de eklendiğini belirtiyor.

    OKULA BAŞLADIKTAN SONRA DA TAKİP DEVAM ETMELİ

    Okul döneminde ise altı ayda bir göz ve diş muayenesi yapılması önem taşıyor. Boy ve kilo alımının, omurga sağlığının, tansiyon ölçümünün de yapılan kontrollerde dikkatle izlenmesi gerekiyor. Sağlık kontrollerinin düzenli yapılmasıyla, çocukların hem ruhsal hem de fiziksel açıdan sağlıklı gelişmeleri sağlanıyor; bu da okul başarılarını olumlu yönde etkiliyor. -posta-
     

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim