• BIST 83.048
  • Altın 147,105
  • Dolar 3,7605
  • Euro 4,0391

    Yargıdan 2 kritik karar

    13.07.2011 07:28
    Yargıdan 2 kritik karar
    Favlus Ay adını Paulus, soyadını Bartuma yapmak için dava açtı. Mahkeme, Süryanice olan “Bartuma” kelimesinin soyadı olarak kullanılmasını engelleyen Soyadı Kanunu’ndaki ifadenin iptali için Yüksek Mahkeme’ye başvurdu. Başvuru 8’e karşı 9 oyla reddedildi.
    Yargıdan 2 kritik karar Yargıdan 2 kritik karar Yargıdan 2 kritik karar

     

            
     
     
    Anayasa Mahkemesi, 1934’te çıkarılan 2525 sayılı Soyadı Kanunu’ndaki yabancı ırk ve millet isimlerinin soyadı olarak kullanılamayacağına ilişkin hükmün iptal istemini, çok tartışma acak gerekçelerle 8’e karşı 9 oyla reddetti. Favlus Ay isimli  vatandaş, ad ve soyadını Paulus Bartuma olarak değiştirmek için dava açtı. Davacının Süryanice “Bartuma” kelimesini soyadı olarak kullanmak istemiyle açtığı davada, Midyat Asliye Hukuk Mahkemesi, Soyadı Kanunu’nun “Rütbe ve memuriyet, aşiret ve yabancı ırk ve millet isimleriyle umumi edeplere uygun olmayan veya iğrenç ve gülünç olan soyadları kullanılamaz” hükmünü içeren 3. maddesindeki “... yabancı ırk ve millet isimleriyle...” ibaresinin anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğu iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurdu. Yüksek Mahkeme, bu başvuruyu çok tartışmalı bir şekilde 17 Mart 2011’de 8’e karşı 9 oyla reddetti. Kararın gerekçesi, dün Resmi Gazete’de yayımlandı.
     
    Feragat edilemez
    9 üye, anayasanın eşitlik ilkesini düzenleyen 10. maddesinin, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmediğini savundu. 9 üye, şunları söyledi: “Bir kimsenin kimliğinin belirlenmesinde en önemli unsur olan soyadı vazgeçilmez, devredilmez, feragat edilmez ve kişiye sıkı surette bağlı bir kişilik hakkıdır. Soyadının, bir kimsenin kimliğini belirleme işlevi yanında ailesini ve soyunu belirleme, kişiyi başka ailelerin bireylerinden ayırt etme ya da kişinin hangi kökene, topluluğa veya ulusa ait olduğunu belirleme işlevi de vardır. Kamu yararı ve kamu düzeni gerekleri uyarınca soyadı kullanımına yapılan bu müdahalede, anayasaya uygun olmak koşuluyla yasa koyucunun takdir hakkının bulunduğu açıktır. Yasa koyucu kural ile birleştirici, bütünleştirici, çoğunluğun içinde azınlığın hak ve hürriyetlerinde ayrımcılık yapılmasını engelleyen, ulusal aidiyet ilkesi içinde anayasal birliktelik altında aynı topraklarda ve ortak atmosferde yaşayan vatandaşlar yönünden ulus kimliği ve dili altında toplanan bir dil kimliği anlayışı getirmiştir.
     
    Ulus bütünlüğünün algılanabilmesi ve aynı iklimde yaşayan insanların tasa ve kıvanç ortaklığı, koruma, kollama, yardımlaşma duygularının devamlılığı  için yasa koyucunun bu alana müdahale yetkisi, kamu yararı ve düzeni niteliğini içermekte ve takdir yetkisi içinde kalmaktadır.” 
     
     Kılıç ve Yıldırım’dan ırkçılık eleştirisi
    Çoğunluk görüşüne katılmayan üyelerle Başkan Haşim Kılıç ise karşı oy gerekçelerinde şunları söyledi:
    -   Kılıç ve üye Engin Yıldırım:  Dil, din, etnik ve ırk farklılıkları millet olmaya engel teşkil etmez. İtiraz konusu kural, mevcut şekliyle birleştirici olmamakta, tam tersine eşitlik ilkesine aykırı bir ayrımcılığa neden olmaktadır. Farklı etnik kimlikler taşıyan toplulukların farklılıklarını tekçi, homojenleştirici bir anlayışla yok saymak, insan haklarının ihlal edilmesi sonucunu doğurmaktadır. İnsan haklarına dayalı demokratik ve özgür bir toplumda milli dayanışma ruhu ve milli birlik, farklılıkları bastırarak değil onları tanıyarak, onların zenginliklerden faydalanılarak gerçekleştirilebilir. 
    -   Başkanvekili Osman Paksüt: Çağdaş bir demokrasi ve hukuk devleti olma iddiasındaki Türkiye yasalarında ırkı referans alan bir kuralın mevcudiyetini sürdürmesi olanaklı değildir.
    -  Üyeler Fulya Kantarcıoğlu, Fettah Oto, Celal Mümtaz Akıncı ve Erdal Tercan: Yabancı ırk veya millet ismiyle soyadı alan bir kişinin sadece bu nedenle bir millete ait olmanın birleştirici özelliklerini taşıyamayacağı varsayımıyla ayırımcılığa bağlı tutulmasının anayasa ile bağdaşmaz.
    -  Üye Hicabi Dursun: Soyadı kişiyi diğer kişilerden ayırmaya yarayan hukuki bir araçtır. Genel ahlak ve alfabemizin gramatikal yapısına uygunluk dışında sınırlanmaması gerekir.
     
    Danıştay’dan doktorlara müjde
    Danıştay, Sağlık Bakanlığı’nın geçen yıl yayımladığı muayenehanelerdeki kriterleri belirleyen yönetmeliğin merdiven, asansör ve kapılarla ilgili düzenlemelerinin yürütmesini durdurdu
     
    Sağlık Bakanlığı’nın geçen yıl yayımladığı ve son bir yıldır muayenehanesi olan hekimleri zor durumda bırakarak krize yol açan “Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkındaki Yönetmelik” hakkındaki son noktayı dün Danıştay koydu.
    Geçen yıl 3 Ağustos 2010’da çıkan yönetmelik, muyanehanelerde olması gereken şartlar nedeniyle Türk Tabipleri Birliği’nce (TTB) bazı maddelerin değiştirilmesi için yargıya götürülmüş, bir kısım maddeleri iptal edilmişti.
     
    Ancak bakanlık bu yönetmelik yerine 7 Nisan 2011’de ek yönetmelik çıkararak muayenehane kapılarının genişliğinin 110 santimetre, asansör girişinin en az 80 santimetre, merdiven basamak yüksekliğinin 16-18 santimetre olması, girişte yüzde 8’lik rampa bulunması gibi yeni maddeler getirmişti. TTB ve serbest çalışan hekimler, bunu da Danıştay’a götürmüştü.
    Danıştay 10. Dairesi, Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin 12. maddesinin (e) ve (f) bentlerinin yürütmesini durdurdu.
     
    İhtiyaca göre belirlensin
    Yönetmeliğin (e) bendi muayenehane girişindeki asansör ile merdivenlerin genişlik ve yükseklik gibi özelliklerini belirliyor. Yönetmeliğin (f) bendin de giriş, muayene odası ve tuvalet kapılarının genişliği yer alıyor.
    Dairenin kararında, daha önceki davalarda yine 10. Daire’nin “muayenehanelerin fiziki şartlarının bilimsel kurul uzmanlarının görüşü alınarak ve her uzmanlık dalının ihtiyaçlarına göre belirlenmesi gerektiği, bütün muayenehaneler için aynı standartların uygulanamayacağı” yönünde karar verdiği hatırlatıldı.
    Danıştay’ın dün yönetmeliğin bazı maddeleri hakkında “yürütmeyi durdurma” kararından önce Sağlık Bakanı Recep Akdağ da muayenehane hekimliği yapan doktorlarla bir araya gelerek “uzlaşmacı” mesajlar verdi.
     
    Akdağ hekimlere hak verdi
    İstanbul Tabip Odası’na bağlı bir grup serbest hekim, önceki gün Sağlık Bakanı Recep Akdağ’la yaptıkları görüşmede muayenehanelerin 4 Ağustos’ta kapatılmayacağı sözünü aldı. Görüşmeye katılan hekimlerden Dr. İbrahim Sözen, Bakan Akdağ’a yönetmelikteki uygulanmasının mümkün olmayan maddeleri ve çözüm önerilerini sıraladıklarını, Akdağ’ın da hekimlerin itirazlarının birçoğunun haklı olduğunu ve çözümler konusunda uzlaşılabileceğini belirttiğini anlattı. (milliyet)
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • O manzaralar içimizi sızlatıyordu06 Ekim 2012 Cumartesi 12:50
  • Sucuk ve Salamı karıştıramayacaklar06 Ekim 2012 Cumartesi 12:48
  • 56 yaşındaki ev hanımının yaptığı pes dedirtti!06 Ekim 2012 Cumartesi 12:47
  • Şehit yakınlarına internet indirimi06 Ekim 2012 Cumartesi 12:39
  • Bir top mermisi daha düştü!06 Ekim 2012 Cumartesi 11:51
  • Bisküvi kutusundan tarih çıktı06 Ekim 2012 Cumartesi 10:58
  • Nevşin Mengü rövanşı böyle aldı!..06 Ekim 2012 Cumartesi 10:56
  • Bu haberi okumadan yola çıkmayın06 Ekim 2012 Cumartesi 10:40
  • 4+4+4ün gerekçeli kararı Resmi Gazetede!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:39
  • Başbakan Erdoğanın arıyla imtihanı!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:37
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim