• BIST 82.393
  • Altın 147,907
  • Dolar 3,7934
  • Euro 4,0512

    'Uludere'yi iki gariban pilota yükleyecekler'

    29.05.2012 15:47
    Uludereyi iki gariban pilota yükleyecekler
    CHP Lideri, "Uludere'de yaşananları her yurttaşın bilme hakkı var. 'Mahkeme sonucunu bekleyin' diyorlar. İki gariban pilot bulup sorumluluk yükleyecekler ama sorumluluk hükümettedir" diye konuştu.
    'Uludere'yi iki gariban pilota yükleyecekler' 'Uludere'yi iki gariban pilota yükleyecekler' 'Uludere'yi iki gariban pilota yükleyecekler'

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, özel yetkili mahkemelerin siyasi iradeden talimat aldıklarını iddia ederek, "Bu mahkemeler (özel yetkili mahkemeler) Kenan Evren'in sıkı yönetim mahkemelerinin 2012 versiyonudur" dedi.
    Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin siyasi gündeminin yoğun olduğunu, ancak bu gündemin büyük bölümünün geniş halk kitlelerini ilgilendirmediğini, halkın gündemi ile siyasetin gündeminin farklı olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, CHP olarak her iki gündemi de bir arada tutmaya özen gösterdiklerini ifade etti.

    Orta Anadolu'da patates üreticilerinin sorunlarını araştırmaları için dört milletvekilini görevlendirdiklerini anlatan Kılıçdaroğlu, onların derdini yalnızca CHP'nin bildiğini söyledi. Kemal Kılıçdaroğlu, "Sizin dertlerinizle ilgilenen tek parti, CHP'dir. Şu veya bu şekilde geçmişte belki CHP'ye sempati göstermediniz, belki oy da vermediniz ama artık herkesin şapkasını önüne koyup düşünme vaktidir. Ülkeyi yönetenlerden hesap sormalısınız. Bu da demokrasilerde sandıkla olur. Artık AKP'ye sempati duymayacaksınız. Sizin partiniz CHP'dir" diye konuştu.

    Esnafın oyunu AK Parti'ye verdiğini, ancak AK Parti'nin esnafın sonunu getirdiğini savunan Kılıçdaroğlu, 2002 yılında, krizin en yoğun yaşandığı dönemlerde 10 milyon 26 bin olan icra dosyası sayısının, 2011 yılında 20 milyon 506 bine yükseldiğini söyledi.

    Konya'dan daha küçük olan Hollanda'nın yılda 80 milyar dolarlık tarım ürünü ihraç ettiğini, Türkiye'de ise bu rakamın 12 milyar dolar olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, bunun nedenin siyasi irade olduğunu ifade etti.

    İzmir'de, Pamukçu Beldesi'nde uğradığı bir kahvehanede vatandaşların sorunlarını dinlediğini anlatan Kılıçdaroğlu, herkesin dertli olduğunu söyledi. Üreticinin sarımsağı 1 liraya mal ettiğini, ancak 50 kuruşa alıcı bulamadığını ifade eden Kılıçdaroğlu, "Eğer böyle giderse, 1 liraya mal ettiğinize 40 kuruşa da alıcı bulamazsınız. Köylü kardeşlerime sesleniyorum: Sizin partiniz CHP'dir. Destek vermezseniz, sizin kazançlarınızdan alınan vergiler birilerine faiz olarak ödenir. Bu tabloyu artık görün" dedi.

    İktidarın, gündemi değiştirmek, vatandaşın düşünmesini engellemek için her şeyi yaptığını savunan Kılıçdaroğlu, vatandaşın sakin ve dikkatli düşünmesi, iktidarın izlediği politikadan yarar gelip gelmediğini sorgulaması gerektiğini söyledi.

    -"Sen artık TBMM Başkanlığı koltuğunda rahat oturamazsın"-

    Milletvekillerinin tutuklu olmasına rağmen TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in, "Elimden bir şey gelmiyor" dediğini belirten Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

    "O zaman neden boyundan büyük işlere girdin. Bunu sormayacak mıyız? Defalarca uyardık, 'bir ülkede milletvekilleri hapisteyse, bu sorun TBMM'nin sorunudur' dedik. 'Çözecek olan TBMM'dir' dedik. Üç partinin grup başkanvekillerini çağırıyorsun, neden AKP'yi çağırmıyorsun? 'Bu üçü anlaşamazlar, dolayısıyla AKP'nin eline koz vereceğiz...' Ama anlaştılar, ne oldu? AKP'ye gönderdin, o izin vermedi. 'Bu olmuyor, benim elimden de bir şey gelmiyor...' Sen artık TBMM Başkanlığı koltuğunda rahat oturamazsın. Kusura bakma, kimse seni dikkate almaz bu saatten sonra. 'Benim gücüm var' diye ortaya çıkma. Senin gücün yok. Sen itiraf ettin, 'elimden bir şey gelmiyor' dedin."

    İki hafta önceki grup toplantısında basın mensupları ile ilgili bazı düşüncelerini dile getirdiğini anımsatan Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Bekir Coşkun için, "Kaleminden pislik akıyor" dediğini, ancak basının büyük kısmının sessiz kaldığını söyledi. Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

    "Tabii ki bundan cesaret aldı postmodern diktatör, 'sizin boynunuzdaki tasmaları ben çıkardım' dedi. Bunu basın mensuplarının önünde söylüyor. Ertesi gün gazetelere bakıyorum, basın mensupları kendilerine yapılan bu hakareti en ağır şekilde eleştirecekler mi diye. Bir iki yazar dışında, tamamında Recep Tayyip Erdoğan'a övgü var. Dönüp bir kendimizi sorgulamamız gerekiyor. Medyada özgürlük olmadığını biliyoruz da 'boynunuzda tasma var' diyen bir Başbakan var. En azından bunu içinize sindiremediğinizi söyleyin. Türkiye'de basın tarihinde, gazetecilere bu denli bir hakaret ilk kez yapılıyor. Kendisini eleştirenlere tahammül edemiyor, 'sizin boynunuzda tasma vardı, o tasmaları ben çıkardım şimdi başka çevreler boynunuza o tasmaları taktılar' diyor. Bunu ben içime sindiremiyorum. Basın özgürlüğü için mücadele eden bir kişi olarak içime sindiremiyorum. Medyanın da içine sindirememesi lazım. Böyle bir anlayış, böyle bir tutum, demokrasi olabilir mi? Siz bunun adına, 'ileri demokrasi' diyorsunuz."

    -"Atmazsanız namertsiniz"-

    Her ülkenin, içinden, Fazıl Say gibi bir sanatçıya sahip olmayı geçirdiğini belirten Kılıçdaroğlu, Say'ın, yılın 340 gününü yurtdışında geçirerek Türkiye'yi tanıttığını ifade ede etti.

    Ancak Say'ın, 1,5 yıl hapisle yargılandığını belirten Kılıçdaroğlu, "Demokrasiye bakın siz. Nasıl anlatacaksınız bunu dünyaya? Siz onu hapse atacaksınız. Atmazsanız namertsiniz, atın bakalım, cesursanız atın. Savcı, hakkında fezleke düzenlemiş. O savcı acaba kendisine savcı sıfatını yakıştırıyor mu merak ediyorum. O savcı sanat,kültür nedir biliyor mu? Fazıl Say kimdir onu biliyor mu? Siyasi otoriteden talimat alanlara savcı denmez, onlar olsa olsa kapı kullarıdır" dedi.

    -"AKP'nin korku imparatorluğunun anahtarı"-

    Özel görevli mahkemelerin birer operasyon mahkemeleri olduğunu ileri süren Kılıçdaroğlu, bu mahkemelerin siyasi iradeden talimat aldıklarını, o talimat çerçevesinde görev yaptıklarını, "Başbakan Erdoğan'ın iki dudağına baktıklarını" ve talimatla işlem yaptıklarını bildiklerini iddia etti.

    "Bunların, toplumda adalet değil, adaletsizlik dağıttığını da çok iyi biliyoruz" diyen Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    "Her seferinde söylüyorum. Nihayet bu ülkenin Cumhurbaşkanı da söyledi, Meclis Başkanı da söyledi. Bu ülkenin Ulaştırma ve Haberleşmeden Sorumlu Bakanı da söyledi. 'Bu mahkemeler sınırları aşıyor, düzeltilmesi lazım' dendi. Bu kadar insan mağdur olduktan sonra yeni mi aklınız başınıza geldi? Bunlar topluma çeki düzen vermek istiyorlar. Baskı kurmak istiyorlar toplum üzerinde. AKP'nin korku imparatorluğunun anahtarı konumunda bunlar. İktidarın, AKP'nin toplum üzerindeki sopasıdır bunlar. 'Konuşursan sopayı yediririm. Konuşursan sabahın altısında gelirim, seni tutuklatırım, aylarca içeriye atarım...' Bu mahkemeler, Kenan Evren'in sıkı yönetim mahkemelerinin 2012 versiyonudur.

    Bu mahkemelerde yargılananlar adalet istiyorlar. 'Siz iddianame hazırladınız ama bunun dayandığı bütün bilgiler yanlış ve sahte' diyorlar. 1500'ün üzerinde kanıt koyuyorlar ortaya. Bilirkişi görevlendirilmesini istiyorlar. Mahkemeler ise 'hayır. Önce sizi mahkum edeceğiz sonra bakarız' diyorlar. Mahkemeye bakın, engizisyon mahkemeleri bile daha adildi. Böyle bir anlayış olabilir mi? Avukatlar da 'bilirkişi görevlendirin' diyorlar. Mahkeme 'hayır' diyor. Avukatlar da o zaman 'biz de davaya girmeyeceğiz' diyorlar. Sen misin duruşmaya girmeyen, bir kanun teklifi veriyorlar, 'avukat olmadan da biz karar vereceğiz' diyorlar. Kanun çıkarıyorlar. O hakimlere sormak istiyorum: Bilirkişi atasanız ne olur? Onlar biliyorlar ne olacağını. Bütün sahtelikler ortaya çıkacak. Sonra dava çökecek. O zaman dönüp o yargıçlara tarih soracaktır: Sen bu insanları sahte delillerle yıllardır hapiste neden tuttun' diye soracaktır."

    Bilirkişi atamayan, savunma hakkını kısıtlayan bir yargının, yargı olamayacağını belirten Kılıçdaroğlu, "O mahkemede oturan yargıç da yargıç değildir. Giydiği cübbe de yargıç cübbesi değildir. O koltuktan istifa etsin, ayrılsın, Meclis'e gelsin hesabını versin. O yargıçlar, çocuklarına bile hesap veremeyeceklerdir. Tarih önünde onlar mahkum olacaklardır. Yargıcın önce kafasının bağımsız olması lazım. Yargıcın vicdan taşıması lazım. Vicdan değil de siyasi otoritenin talimatını vicdanında taşıyorsa, kimse kusura bakmasın o yargıç değil, başka bir şeydir" diye konuştu. 

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • Demirtaştan Akla Ziyan İddia!05 Ekim 2012 Cuma 08:37
  • Vekilin İsteği Başka!05 Ekim 2012 Cuma 08:36
  • Hüseyin Çelik: Panik yapmayın!04 Ekim 2012 Perşembe 20:18
  • Hüseyin Aygünden ilginç iddia04 Ekim 2012 Perşembe 20:07
  • MHPnin Neden Evet Dediği Belli Oldu04 Ekim 2012 Perşembe 14:46
  • Muharrem İnce Meclisi birbirine kattı04 Ekim 2012 Perşembe 14:44
  • CHPli heyetten ilk açıklama03 Ekim 2012 Çarşamba 22:45
  • Seçim teklifi komisyondan geçti03 Ekim 2012 Çarşamba 21:00
  • CHPden sağduyu çağrısı03 Ekim 2012 Çarşamba 20:55
  • BDPden ilk yorum Kaplandan03 Ekim 2012 Çarşamba 20:52
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim