• BIST 89.936
  • Altın 145,114
  • Dolar 3,6175
  • Euro 3,9020

    Uludere'de cevapsız sorular

    31.01.2012 10:11
    Uluderede cevapsız sorular
    Son bir asırda yaşanan acı olaylar bir yana çeyrek yüzyılda meydana gelen olayların aydınlatılması, kamuoyu vicdanını rahatlatacak ve tarihsel yüzleşmeyi sağlayacak
    Uludere'de cevapsız sorular Uludere'de cevapsız sorular Uludere'de cevapsız sorular

    Uludere olayı siyasetin gündemini belirlemeye devam ediyor. Bu hafta hem Başbakan Erdoğan’ın hem de Selahattin Demirtaş’ın grup konuşmalarının ana gündemi Uludere’ydi. Olayın daha uzun süre partiler arasındaki polemiğin malzemesi olmaya devam edeceği görülürken konuyla ilgili soruşturma komisyonu kurulması önemli bir gelişme. Uludere komisyonu tarihi sorumluluğunun ne derece farkında bilmiyoruz ama vicdani, ahlaki ve insani bir imtihanla karşı karşıya olduklarını hatırlatmakta fayda var.

    Kapı aralanabilir
    Uludere soruşturmasında doğru bir yöntem belirlenir ve olay günlük siyasete kurban verilmeden doğru ele alınabilirse, hem bu konunun aydınlatılması hem de Kürt meselesinin çözümünde yeni bir sürecin kapısı aralanabilir. Uludere komisyonun bu meseleyi çözmedeki başarısı yakın dönemde toplumsal hafızaya kazınan 33 er olayı başta olmak üzere, Güçlükonak’ta hayatını kaybeden vatandaşlar veya Lice olayı gibi hadiselerle ilgili raflarda unutulmaya terk edilmiş dosyaların açılmasına vesile olabilir.
    Son bir asırda meydana gelen olaylar bir yana çeyrek yüzyılda meydana gelen olayların aydınlatılması dahi kamuoyu vicdanını rahatlatacak ve tarihsel yüzleşmeyi sağlayacak olumlu bir iklim yaratacaktır. Son otuz yıla dönmek pratik olarak mümkün değilse, en azından 1993 senesi incelense dahi önemli bir iş yapılmış olur. Çünkü bu olayların aydınlatılamaması toplumsal psikolojinin olumsuz etkilemesinin yanında aynı zamanda alacakaranlık kuşağı devam ediyor algısını güçlendirip yeni cinayetlerin işlenmesine zemin hazırlıyor.

    Aslında ne oldu?
    Uludere olayının özeti Fehman Hüseyin isminde saklı. Uzun süredir Haftanin bölgesinden telsiz sinyali alınan Fehman Hüseyin’in şok edici bir saldırı yapacağı bilgisini alan güvenlik bürokrasisi tedbirlerini artırırken, insansız hava araçları bölgeye yönlendiriliyor. Teknik takip ve izleme bir süre sonra güvenlik bürokrasisi ile PKK arasında stratejik oyuna dönüşüyor. Güvenlik bürokrasisi Kazan ve Görese’de elde ettiği psikolojik üstünlük ve özgüvenle örgütün üzerine giderken, PKK ise son dönemde aldığı darbelere dur demek, psikolojik üstünlüğü yeniden ele geçirmek için profesyonelce bir tuzak hazırlıyor. Devlet göz göre göre gelen bu tuzağa düşüyor ve PKK’lı sandığı kaçakçıları vuruyor.
    Yani asıl olay, tarafların barış masasına oturmadan önce psikolojik üstünlüğü ele alma mücadelesine dayanıyor. Fakat burada asıl sorun olayın kendisi kadar kurmay aklında ve eşgüdümünde yaşanıyor. Dağlıca’da ve Hantepe’de apaçık ihmale sebep olan irade bu defa başka bir hataya imza atıyor. Aslında bütün bunlar PKK’yla mücadeleyi yakından takip edenler için sürpriz olmayan gelişmeler. Terörle mücadelede en başından beri üzerinde durulan iki kavram var: ‘İstihbarat ve eşgüdüm’. Geçen bunca zamana ve sağlanan onca ilerlemeye rağmen benzer hatalar yapılmaya devam ediyor. Çünkü olayın doğası bu hataların yapılmasına zemin hazırlıyor.

    Erdoğan’ı kim yanılttı?
    Uludere’de yaşanan hatalar zincirini üç başlık altında toplamak mümkün: İstihbarat sorunu, koordinasyon zaafı ve iletişim problemi. Başbakanın zamanında ve doğru biçimde bilgilendirilmemesi yapılan yanlışın çarpan etkisi yapmasına yol açarken bir anlamda Başbakan Erdoğan’ın da refleksleri de test edilmiş oldu. Hükümet doğru bilgilendirilmemişse ortada siyasi bir komplo da var demektir, yok eğer doğru bilgilendirilmişse hükümet hangi saikle sivilleri vur emrini verdi? Görüldüğü üzere yaşanan eşgüdüm ve iletişim hataları, ölümler kadar vahim.
    Adına ne dersek diyelim ortada yaşanan bir katliam var ve hiçbir şey 34 vatandaşımızın uçaklar tarafından bombalandığı hakikatini değiştirmiyor. Uludere’nin aydınlantılamaması geçmişin alacakaranlık kuşağının aydınlatılamaması anlamına geliyor. Ona sebep Başbakan’ın grupta dile getirdiği ‘olayın faili meçhul kalmayacağı’ sözü soruşturmanın akıbeti bakımından önemli bir vaat.

    Yükselen kuşkular!
    Doğrusu aşağıdaki soruların cevaplarının kamuoyuna açıklanacağı naifliğini taşımıyoruz ancak meclis soruşturma komisyonunun önünü açması ve kamuoyunun meselenin takipçisi olması bağlamında bu soruları önemli buluyoruz. Soruların kişi veya kurumlardan soyutlanarak ele alınması gerektiğini belirtirken asıl amacın olayın aydınlatılması olduğunu hatırlatmak isteriz.

    *Yaşanan olayın Fehman Hüseyin’le ilgisi nedir? Fehman Hüseyin’nin o bölgede olduğuna dair bilgilerin kaynağı neresidir?
    * Kaçakçıların Fehman Hüseyin’le veya PKK’lı herhangi bir grupla irtibatı oldu mu?
    * Devletin sivil vatandaşları bile bile öldürmeyeceği prensibi gözönüne alındığında Ankara’ya iletilen mesaj tam olarak nedir? Nasıl bir bilgi notu geldi ki, Ankara tereddüt etmeden vur emri verdi?
    * Ankara’ya iletilen mesaj doğru ise PKK’lı militanların cesetleri nerede? Yok eğer iletilen mesaj doğru değilse, bu hata nereden kaynaklandı? Hükümet bu farkı kamuoyuna neden açıklamıyor?
    * Heron görüntüleri başka bir ülkeyle paylaşıldı mı? Heron görüntülerinin analizi hangi kurum tarafından yapıldı? Heron görüntüleri değerlendirilirken yürüyüş kolunun kaçakçı olduğu şüphesi üzerinde duruldu mu?
    * Heron görüntülerinin incelenmesi hangi aşamada? Heron görüntüleri dışında başka bir bilgi kaynağı veya tanık var mı?
    * Olay esnasında Ankara ile irtibatı sağlayan mahalli görevliler kimlerdir ve bu isimler olayın neresindedir? Vur emrini verenler, kararlarını yerel makamlarla paylaştılar mı?
    * Köydeki korucular saldırıdan önce ve saldırı anında askeri birliği arayıp uyarmalarına rağmen saldırı neden durdurulmadı? Köylüler telefonla hangi kurum ve kuruluşları aradılar?
    * Gruba ait görüntülerde daha fazla insan olduğu tespit edilmesine rağmen bu kişiler nerede?
    * Ölü sayısı neden 35’ten 34’e düştü? Cesetlerin bulunduğu yere ilk kim ulaştı?
    * Bombalama gerçekleştikten hemen sonra köylülerin vurulduğu anlaşılmasına rağmen neden geri adım atılıp mahalli yöneticiler olay yerine intikal etmedi?
    * Her olayda operasyon mıntıkasına intikal eden askerler, neden bu olayda çatışma bölgesine intikal etmedi ve yaralılar hastaneye taşınmadı?
    * Görese dağındaki cesetleri alıp Malatya Adli Tıp kurumuna götüren devlet, Uludere’de köylülerin cesetlerine neden sahip çıkmadı?
    * Genelkurmay Başkanlığı olayla ilgili herhangi bir soruşturma veya inceleme başlattı mı?
    * Olayda Ankara’ya iletilmeyen eksik bilgi, belge ve doküman var mı?

    radikal 

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • O manzaralar içimizi sızlatıyordu06 Ekim 2012 Cumartesi 12:50
  • Sucuk ve Salamı karıştıramayacaklar06 Ekim 2012 Cumartesi 12:48
  • 56 yaşındaki ev hanımının yaptığı pes dedirtti!06 Ekim 2012 Cumartesi 12:47
  • Şehit yakınlarına internet indirimi06 Ekim 2012 Cumartesi 12:39
  • Bir top mermisi daha düştü!06 Ekim 2012 Cumartesi 11:51
  • Bisküvi kutusundan tarih çıktı06 Ekim 2012 Cumartesi 10:58
  • Nevşin Mengü rövanşı böyle aldı!..06 Ekim 2012 Cumartesi 10:56
  • Bu haberi okumadan yola çıkmayın06 Ekim 2012 Cumartesi 10:40
  • 4+4+4ün gerekçeli kararı Resmi Gazetede!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:39
  • Başbakan Erdoğanın arıyla imtihanı!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:37
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim