• BIST 90.101
  • Altın 145,779
  • Dolar 3,6151
  • Euro 3,9219

    Tuncay Güney'le görüştü mü?

    26.01.2011 22:54
    Tuncay Güneyle görüştü mü?
    Mehmet Ali Güller yazdı...
    Tuncay Güney'le görüştü mü? Tuncay Güney'le görüştü mü? Tuncay Güney'le görüştü mü?


    “Ben Tayyip Erdoğan"la görüştüm, geçen sene. Hem de içinde bulunduğu parti aleyhine bir görüşmeydi. Hiç çıkıp da, basına bir açıklama yaptı mı?”

    Bu sözler, Tuncay Güney"e ait. Konuşma, 1998 yılında, gazeteci Kemal Kaplan ile Tuncay Güney arasında geçiyor. Konu ilginç. Güney elindeki “Mesut Yılmaz - Abdullah Çatlı” fotoğrafının nasıl paraya çevrileceğinin peşinde…

    Tuncay Güney, Vakit ve Yeni Şafak gazetelerinde çalıştıktan sonra, kendisiyle birlikte, Strateji dergisini ikinci kez çıkarmak üzere çalışmaya başlayan Kemal Kaplan"dan, fotoğrafları Fazilet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan"a satmasını ister.

    Kaplan, her ne kadar yapacağı işin gazetecilik faaliyetiyle bağdaşmayacağını düşünse de Güney"in isteğine boyun eğer:

    “Kendimi kanıtlamam için fırsat doğmuştu. Neden kendimi kanıtlamam gerektiğini ise bilmiyordum. Ya mesleğim, ya da Tuncay"la birlikte başlayan, adının ne olduğunu bilmediğim yeni kariyerim arasında karar vermem gerekiyordu. Ancak belki de işler sandığım gibi sarpa sarmazdı. Kimsenin haberi olmadan bunu çözebilirdim. Son düşünce, beni daha çok rahatlatıyordu. Buna tutunarak, Tuncay"a, "Olur, Recai Kutan"a bu fotoğrafı götürürüm" dedim.

    “- Harika… Korkuyorsun değil mi?

    “- Evet.

    “- Çok normal. Fakat korkacak bir şey yok. Öncelikle yasa dışı bir şey değil. İçinde bulunduğumuz dönemin fırsatlarını değerlendiriyoruz sadece.

    “Haklı olabilirdi. Belki de haklıydı. Yasa dışı bir şey değildi. Fakat bana son derece yabancı ve ters bir durumdu.

    “- Sen önce Recai Kutan"la görüşme fırsatı yakala, sonrası çorap söküşü gibi gelir.

    “- Ya, basına deşifre ederse olayı?

    “- Sen deli misin bunlar siyasetçi, siyaset için her şeyi yaparlar, kimsenin ruhu duymaz. Ben Tayyip Erdoğan"la görüştüm, geçen sene. Hem de içinde bulunduğu parti aleyhine bir görüşmeydi. Hiç çıkıp da, basına bir açıklama yaptı mı?

    “- Hıı.. İlginç, Tayyip Erdoğan"la mı görüştün? Ne görüştün, diye sordum heyecanla. Tuncay hemen kapattı kendini.

    “- Sonra anlatırım bunları, şimdi işimize bakalım.

    “Artık bununla ilgi hiçbir şey öğrenemezdiniz Tuncay"dan. Bir anlık heyecanla gaflete kapılmış, olayın devamını sormuştum. Adam da bir savunma mekanizması devreye giriyor, hemen kendini kapıyordu. Öldürsen anlatmaz… Ben de meraktan çıldırırım…” (1) Kemal Kaplan, Köstebek – JİTEM-MİT ve MOSSAD Üçgeninde Tuncay Güney ile 240 gün, Stigma Yayınları, Mayıs 2010, sayfa 35,36

    Sonuç olarak Kemal Kaplan Recai Kutan"la fotoğraf işini görüşür. Kutan Kaplan"ı, pazarlık için Nevzat Yalçıntaş"a yönlendirir. Yalçıntaş, Güney"in istediği 150 bin doları çok bulur…

    Ergenekon soruşturması, 2001"deki Emniyet ifadesine dayandırılan Tuncay Güney, bu konuşmadan kısa bir süre sonra, Tayyip Erdoğan"ın arkadaşı Sarıyer Belediye Başkanı Yusuf Tülün ile de görüşür. Konu, bu kez Erdoğan"ın Yargıtay"da bekleyen cezasıdır…

    GÜNEY: ERGENEKON DÜĞMESİNE ABD BASTI

    Güney"in Emniyet ifadesinin, Ergenekon tertibi olduğunun en açık işaretlerinden biri de yine kitapta yer alıyor. Kemal Kaplan, soruşturmanın ilerleyen aşamalarında, Kanada"da bulunan Tuncay Güney"le Messenger üzerinden konuşmaktadır. 5 Mayıs 2009 tarihli bilgisayar kaydına göre Güney şöyle söyler:

    “Benim ifadem olmadan, bu içerideki ne Perinçek kimse çıkamaz. Adam gibi ifade verirsem, kıçımı başımı oynatmazsam çıkarlar”. (2) Sayfa 223

    Kaplan, Güney"le 17 Nisan 2010 tarihinde bir görüşme daha yapar. Konu, Ergenekon operasyonunun asıl sahibinin kim olduğudur. Bilgisayar kayıtlarına göre görüşme şöyledir:

    “Kemal: Kim yapıyor peki ABD mi?

    “Daniel: Kim olsa iktidarda, operasyon olacaktı.

    “Daniel: ABD tek başına değil.

    “Kemal: Düğmeye ABD mi bastı?

    “Kemal: Kim var ABD"nin yanında?

    “Daniel: Bir takım ülkeler de var.

    “Daniel: Aslında her şey ortada.” (3) Sayfa 233

    Gerçekten de aslında her şey ortadaydı. Güney"in ilişkileri başta olmak üzere…

    TUNCAY GÜNEY"İN ABD BAĞLANTISI KİM?

    Kemal Kaplan"ın Tuncay Güney"le 240 günlük anıları içinde, satır aralarında bu ilişkiler de ortaya çıkıyor. Örneğin, bir gece Prive isimli, seçkin eşcinsellerin takıldığı bir gece kulübüne giderler. Tuncay Güney"in masasına üç kişi oturur:

    “Üç kişiden birincisi, ABD İstanbul Konsolosluğu"nda, diğeri Ticaret ve Sanayi Bakanlığı"nda görevliydi. Üçüncüsü ise bir diplomattı. Evet yanlış duymadığınız bir diplomat. Hem de bir Ortadoğu ülkesinin İstanbul Konsolosluğu"nda. Oldukça iyi Türkçe konuşuyordu”. (4) Sayfa 79

    Tuncay Güney"in ABD bağlantısı olan “gay” arkadaşı ilerleyen sayfalarda da karşımıza çıkıyor:

    “ 2001 yılındaki ifadesinden sonra, ABD"ye gitmiş olması çok tartışıldı. Fakat Tuncay daha önce de gitmişti. 10 yıllık vizeyi ifade vermeden önce 2000 yılında almıştı. İfade verdikten sonra ikinci kez gitmiş oluyordu. ABD İstanbul Konsolosluğu"nda kendi gibi gay arkadaşı olduğunu zaten biliyordum. Vize alması kolaydı”. (5) Sayfa 203

    TUNCAY GÜNEY"DEN MİT"E DÜZENLİ RAPOR

    Güney"in bir de MİT"ten iki kişiye düzenli rapor verdiği bilgisi yer alıyor kitapta:

    “Şadi ve Nurullah isminde Tuncay"ın MİT ajanı olarak tanıttığı iki kişi vardı. Şadi uzun, Nurullah orta boylu, ikisi de yapılı adamlardı.

    “Tuncay girip çıktığı yerlerde, duyduğu-öğrendiği bilgileri bu iki kişiye arada bir dosya yapıp verirdi”. (6) Sayfa 132

    PERİNÇEK"E KOMPLO İTİRAFI

    Kitaptaki en çarpıcı itiraf ise, Tuncay Güney ve Sami Demirkıran"ın Doğu Perinçek"e kurduğu komplo konusundaydı:

    “Demirkıran enteresan biriydi. İlginç tavırları ve yaşama bakışı vardı. Uzun yıllar PKK"nın dağ kadrosunda yer almıştı. Televizyonlarda da o dönem boy gösteren Demirkıran, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek"e kafayı takmıştı. Sebebi neydi? Perinçek"ten ne alıp veremediği vardı? Bilmiyorum.

    “Sami bir gün Doğu Perinçek aleyhine hazırladığı mektubu, bize getirdi. Mektup, PKK"nın sözde sorumlularından biri tarafından yazılmış ve Perinçek"in örgüte verdiği destekten dolayı teşekkürü içeriyordu. Altında bir de PKK"nın mührü vardı. Tuncay mektubu okuduktan sonra, "Harika, süper yazmışsın" dedi.

    “Demirkıran, "Mektubu Ankara"ya götüreceğim. Nuh Mete Yüksel"e vereceğim. Perinçek görsün bakalım" dedi.

    “Sami"nin anlattığına göre, dönemin Ankara DGM başsavcısı olan Nuh Mete Yüksel"le arası çok iyiydi. Perinçek"in mektup sayesinde tutuklanacağından emindi.

    “Tuncay mektubu alıp bir kopya çıkardı. Sami ofisten ayrıldıktan sonra Tuncay"a, neden böyle bir olaya karıştığını, Aydınlık grubuyla aramızın iyi olduğunu, Adnan Akfırat"la sık sık görüşüp hatta onlara haber kaynaklığı bile yaptığımızı hatırlattığımda, bana gülerek şu cevabı verdi. "Kemal hocam çok irdeleme…"

    “Nuh Mete Yüksel, Sami Demirkıran"ın verdiği mektuba istinaden, Perinçek"i tutuklatmış, 24 Eylül 1998 tarihinde cezaevine giren Doğu Perinçek, on ay cezaevinde yatmıştı”. (7) Sayfa 69-70-71

    Kemal Kaplan, Perinçek"e kurulan komployla ilgili olarak yıllar sonra şöyle söylüyordu kitabında:

    “Ülkemde iftira kampanyaları çok kolay tutar. "Çamur at izi kalsın" değil, "Çamur at, nasıl olsa yapışır, üzerinde kalır" anlayışı hakim”. (8) Sayfa 71
    Mehmet Ali Güller-Odatv

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yorumlar
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim