• BIST 104.001
  • Altın 145,669
  • Dolar 3,5083
  • Euro 4,1894

    'Troll'ler ayakta ölür

    01.06.2011 19:17
    Norveç yapımı 'Troll Avı', yerel bir mitten yola çıkarak evrensel bir dile ve mesaja ulaşan, 'Yaratık filmleri' klişelerini ters yüz ediyor. Görsel işçiliğiyle de sınıfı geçen film, türünün son derece başarılı bir örneği
    Trolller ayakta ölür
    'Troll'ler ayakta ölür 'Troll'ler ayakta ölür 'Troll'ler ayakta ölür

    TROLL AVI 
    Orijinal Adı: Troll Hunter 
    Yönetmen : André Øvredal 
    Oyuncular: Otto Jespersen , Hans Morten Hansen 


    Not: Bu yazı filmdeki gelişmelerden ve izi sürülen yaratıkların varlığından bahsetmektedir, uyarmayı bir borç bilirim… 

    Sinemalarımızda ‘Norveç rüzgârı’ esmeye devam ediyor. Önce mitolojisinden yola çıkarak çekilen Hollywood patentli ‘Thor’, ardından da aynı bölgenin bir başka mitinden esinlenerek hikâyesi inşa edilmiş ‘Troll Avı’… İlki Kenneth Branagh imzasını taşıyordu ve bence üstesinden gelinememiş bir projeydi, bugünden itibaren vizyona çıkacak olan ikinci adım ise genç bir sinemacı olan Andre Ovredal’ın yazıp yönettiği bir yapım ve ortaya çıkan ürün, kendisini fazlasıyla aşmış. 
    2010 tarihli ‘Troll Avı’nda (Trolljegeren) hikâye küçük bir kasaba olan Volda’da başlıyor. Yörede, vahşi ayıların yaptığı kabul edilen birtakım saldırıların artması üzerine, avcılar harekete geçiyor. Bu aşamada yerel avcıların, “Bizden değil” dedikleri, çalışma yöntemleri farklı bir avcı da, okul için belgesel çekmeye çalışan üç üniversitelinin dikkatini çekiyor. Bu, ‘Gizemli adam’ın peşine takılan Thomas, Kalle ve Johanna, kısa bir süre sonra meselenin basit bir ayı avı olmadığını fark ediyorlar. Ülke boyunca iz süren ve başta, onlara karşı soğuk davranan avcı (ki ismi Hans), daha sonra gençlerin kendisine katılmasına ve çalışmalarının filme çekilmesine izin veriyor. Nihayetinde perde aralanıyor; ‘İskandinav halk edebiyatı’nda sözü geçen ‘Troll’ler gerçektir ve zaman zaman yaşadıkları dağlardan, kayalık arazilerden yerleşim yerlerine inmekte ve kafalarına göre (ki bazıları üç kafalıdır) saldırmaktadır. Hans ise ülkenin tek ‘Troll avcısı’dır ve devlet adına görev yapmaktadır. 
    1999’da iki genç sinemacı, ‘güçlerini birleştirmiş’ ve tarihin, bana kalırsa en boş işlerinden birine imza atmıştı. Daniel Myrick ve Eduardo Sanchez’in yazıp yönettiği ‘Blair Cadısı’, tam bir ‘kuru gürültü’ örneğiydi. Omuz kamerasıyla en temel zaaflarımızdan birini, karanlık ve belirsizliğin yarattığı korkuyu alabildiğine sömüren bu film, daha sonrasında benzer şekilde, genellikle ortada anlatılacak şeyi olmayanların sığındığı görsel ifade biçimlerine hizmet etti, ilham kaynağı oldu. 

    ‘Yaratık’la ‘Yasak Bölge 9’ arası 
    Mesela 2007 yapımı ‘Paranormal Activity’ ya da 2008 yapımı ‘Cloverfield’ de aynı sularda yüzmüş ve geride, tıpkı ‘Blair Cadısı’ gibi sıradan izler bırakarak sinemasal dimağımızda yer etmeden, çok çabuk çekip gitmişti. ‘Troll Avı’, anlatım biçimi bakımından benzer bir yönteme soyunuyor ve ‘dokümanter hissiyatlı’ bir hikâyeyi, omuz kamerası eşliğinde anlatıyor. Lakin ortaya çıkan iş, teknik anlamda ‘Blair Cadısı’ ve şürekâsını andırsa da, asıl akrabalık kurduğu filmler, Güney Koreli Joon-ho Bong’un ‘Yaratık’ıyla (Gwoemul) ve Güney Afrikalı Neill Blomkamp’ın ‘Yasak Bölge 9’u (District 9) gibi geldi bana. 
    Ovredal, ‘Troll Avı’nda tıpkı Hollywood’un bize sunduğu ‘Yaratık’ ve ‘Uzaylı’ klişelerini son derece zekice hikâyeler ve anlatımlarla ters yüz eden iki meslektaşı gibi kendi kültürünün söylencelerini farklı bir okumayla ve yine ‘Büyük stüdyo’ mantığıyla dalga geçen bir tarzla önümüze getirmiş. ‘Film, ‘Troll’lerin varlığını çok uzun süreden beri bilen, hatta bu uğurda gizli bir birim de oluşturan (ki ismi TSS, yani Trol Security Service) ama bunu vatandaşından saklayan ‘Derin devlet’ mantığıyla, bir anlamda ‘Siyah Giyen Adamlar’a (MIB) da selam çakmış. 

    Troll’ün hakkından imansız gelir 
    Ovredal’ın başarısı hem filmin öyküsünde, hem de görsel işçiliğinde beliriyor. Hikâye, söylenceyi bir anlamda ti’ye alırken, yaratık motifini ‘öteki’ kavramıyla buluşturuyor. Ayrıca Hans’ın, genç üniversitelileri yanına alırken, “Umarım hepiniz ateistsinizdir, çünkü Troller Hıristiyanların kokusunu hemen alır” uyarısı da öyküdeki bir başka ‘özel espri’ olsa gerek. Doğrusu bu noktada film bize “Dinsizin hakkından imansız gelir” üzerinden bir alegoriye mi soyunuyor, diye düşünmeden edemedim. Daha sonra ekibe katılan kadın kameraman Malica’nın Müslüman olduğunu açıklamasının ardından, Hans’a yöneltilen, “Peki Müslümanlara da saldırıyorlar mı?” sorusuna ‘tecrübeli avcı’nın verdiği, “Doğrusu bilmiyorum” cevabı, Batı’nın İslam’a yönelik kafa karışıklığının öyküdeki yansıması olsa gerek. 
    Meselenin görsel işçiliğinde ise sırıtmayan özel efektler var. Malum özel efektler ve bilgisayar animasyonları, genelde Hollywood dışında pek üstesinden gelinemeyen bir konudur, uzaktan uzağa ‘Kar Adam Yeti’ ve ‘Godzilla’ karışımı yaratık tasarımlarıyla ‘Troll Avı’, bu cephede de iyi bir sınav veriyor. 

    Bu film de ‘kanımıza’ giriyor 
    Oyunculuklara gelince, üniversiteliler film boyunca koşuşturup duruyor, dolayısıyla onların performansına dair bir şeyler söylemek pek gerçekçi olmaz. Ama bir bilge edasıyla hareket eden Hans’ı canlandıran Otto Jespersen’in oyunculuğu ise filmin, ‘Trolller’le birlikte en akılda kalıcı yanı. 
    Benim açımdan Avrupa sinemasının son dönemlerdeki en heyecan verici filmi İsveç yapımı ‘Gir Kanıma’ydı (Lat den rate koma in). ‘Troll Avı’ da, kendi çapında ayrı bir heyecan dalgası gibi geldi bana. Bu tür ‘Tersten okuma’lara ilgi duyuyorsanız, bu Norveç işi yapımı kaçırmayın derim…

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • Yine kamera karşısına geçiyor01 Ekim 2012 Pazartesi 23:22
  • Örümcek Adam devam ediyor01 Ekim 2012 Pazartesi 23:21
  • Cennetteki Çöplük filminin galası yapıldı29 Eylül 2012 Cumartesi 23:20
  • En korkunç ölüm sahnesi Türklerin29 Eylül 2012 Cumartesi 11:15
  • Oscara aday Türk filmi27 Eylül 2012 Perşembe 11:53
  • Türkiyenin Oscar adayı belli oldu26 Eylül 2012 Çarşamba 17:43
  • Moskova film için acele ediyor25 Eylül 2012 Salı 07:23
  • Doğum yapmış kadın rolü için kilo aldı24 Eylül 2012 Pazartesi 18:48
  • Türk sinemasının acı kaybı23 Eylül 2012 Pazar 20:52
  • Kozada ödüller bugün veriliyor22 Eylül 2012 Cumartesi 09:38
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim