• BIST 82.300
  • Altın 148,344
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711

    TOPKAPI SARAYI'NDA İLK SİLAH SESLERİ

    04.12.2011 07:30
    TOPKAPI SARAYINDA İLK SİLAH SESLERİ
    Topkapı Sarayı'nı 1589'da yeniçeriler tarafından basıldığında ilk silah sesleri duyulmuştu
    TOPKAPI SARAYI'NDA İLK SİLAH SESLERİ TOPKAPI SARAYI'NDA İLK SİLAH SESLERİ TOPKAPI SARAYI'NDA İLK SİLAH SESLERİ

    Topkapı Sarayı isyanlardan en çok etkilenen mekânlardan biriydi. Padişaha herhangi bir isteklerini kabul ettirmek isteyen yeniçeri ve kapıkulu sipahileri soluğu sarayın kapılarında alırlardı. Yeniçeriler ilk olarak İkinci Bâyezid'i tahttan indirmek için 1512'de sarayın kapılarına dayanmışlardı. Bu alışkanlıkları 19. yüzyılın başlarına kadar 400 yıl devam etmişti.

    Saraya Baskın

    2 Nisan 1589'da kapıkulu askeri, değeri düşük akçe ile maaşlarının ödenmesini kabul etmedi ve büyük bir isyan başlattı. Bu isyan, bir yönüyle daha önceki asker isyanlarından farklıydı. Topkapı Sarayı önlerine gelen yeniçeriler, Osmanlı tarihinde ilk defa, saraya gönderdikleri listeyle Rumeli Beylerbeyi Doğancı Mehmed Paşa, Başdefterdar Mahmud Paşa ve bazı devlet adamlarının kellelerini istemişlerdi.

    Paranın her geçen gün ayarının düşürülmesi Osmanlı akçesinin piyasadaki alım gücünü azaltmakta ve bundan da en fazla maaşlı askerler, yani kapıkulu askeri zarar görmekteydi. İstanbul esnafı ayarı düşük akçe ile alış veriş yapmak istemediği için kapıkulu askeri zor duruma düşmüştü. Artık dayanacak güçleri kalmayan yeniçeriler, önce şeyhülislâma daha sonra da Veziriazam Siyavuş Paşa'ya durumlarını arz ettiler, ancak istediklerini elde edemeyince daha etkili bir çözüm için Topkapı Sarayı'nın önünde toplandılar. Hatta kılıç ve tüfekleriyle sarayın dış ve iç avlusunu işgal edip, Divân'ı bastılar.

    Defterdarın Kellesini İstediler

    Yeniçeriler, Üçüncü Murad tarafından gönderilen nasihatçileri taşladılar ve paranın ayarının düşürülmesinin baş sorumlusu olarak gördükleri Rumeli Beylerbeyi Mehmed Paşa ile Başdefterdar Mahmud Paşa'nın kellelerini istediler. Bu iki kişiyi katletmek istemeyen padişah, asilere, her ikisini de azledip şehirden uzaklaştıracağını söyledi. Bunu reddeden asilerden bazıları, "Beylerbeyi başı elimize gelmeyince bu gün bu Divân'dan dışarı çıkmayız, sonuç kötü olur, yerine padişah buluruz" diyerek padişahı tahttan indirmekle tehdit ettiler. Asilerin işi daha da ileri götüreceklerini gören padişah, "Sözüm geçmedi. İçoğlanları, bostancılar ve baltacılar ellerine silahlarını alsunlar" diye emretti. Ancak bunun kardeşkanı dökmekten başka bir işe yaramayacağını gören devlet ileri gelenleri, padişahı bu kararından vazgeçirdiler ve Mahmud Paşa ile Mehmed Paşa'nın asilere verilmesini kabul ettirdiler.

    Defterdar ve Rumeli beylerbeyi asilere teslim ve derhal idam edildikten sonra Topkapı Sarayı'nı kuşatmış olan asker de yavaş yavaş sarayı boşalttı.

    Topkapı Sarayı

    Fatih Sultan Mehmed, İstanbul'un fethinden sonra hemen şehre yerleşmemişti. Fetihten birkaç yıl sonra İstanbul'a geldiğinde bugün üzerinde İstanbul Üniversitesi'nin bulunduğu yerde inşa ettirdiği sarayı bir süre ikametgâh olarak kullandı. Daha sonra Sarayburnu'nda yeni bir sarayın yapılmasını emretti. Sultanın birçok mimar ve danışmanlarıyla yaptığı ayrıntılı müşavere ve araştırmalardan sonra seçtiği yer eski Bizans akropolüydü. "Zeytunluk" olarak tasvir edilen bu bölümdeki bazı Müslüman ve Gayrimüslim evleri parası ödenerek istimlâk edildi ve saray için hayli geniş bir arazi kazanıldı. Eğimli araziyi düzenlemek için çeşitli setler yapıldı ve esas saray binasının tepenin sırtındaki en yüksek setin üzerine yerleştirilmesi benimsendi.

    1460'lı yıllarda başlayan sarayın inşaatı 1478'de sona erdi. Sarayın giriş kapısı Bâb-ı Hümâyûn'un (Saltanat Kapısı) bu dönemden kalma kitabesi 1478 tarihi taşır ve bu da sarayı çevreleyen Sur-ı Sultanî'nin inşasının bu zamana kadar sürdüğünü gösterir.

    Tarihi yarımadanın denize doğru bir üçgen şeklinde uzandığı kısımda yapılan inşaatın tamamlanmasıyla, bugünkü Bâyezid Meydanı'ndaki ilk saraya Eski Saray, bu son saraya da Yeni Saray ismi verildi. Saray, Lale Devri'ne kadar bu isimle yâd edildi. Topkapı Sarayı ismi önceleri yalnızca Üçüncü Ahmed'in saray surlarının deniz tarafında yer alan ve etrafındaki toplar yüzünden Top Kapusu denilen kapısının yanında yaptırdığı yalı için kullanıldı, fakat zamanla bu tabir sarayın tamamına şamil bir isim olarak Yeni Saray isminin yerini aldı.
    Padişahların 19. yüzyılın ortalarında yeni devlet yapılanmasının gereklerine uygun olarak hazırlanan Dolmabahçe Sarayı'na taşınmalarından sonra, Topkapı Sarayı adeta eski protokol geleneklerinin icra edildiği bir mekân hâline geldi. Bu dönemlerde Avrupalılar, bir zamanların Yeni Sarayı'nı, "Eski Saray" ismiyle anmaya başladılar.

    Dünyanın Yönetildiği Yer

    19. yüzyıl başlarına kadar devleti temsil eden binaların, sayısı pek azdı. Saray-ı Âmire adı verilen Topkapı Sarayı padişahın eviydi, ancak bunun etrafındaki birtakım bölümler sırf padişah evi değildi. İmparatorluğun en büyük karar alma mekanizması olan Divân-ı Hümâyûn da sarayın içindeydi.
    Topkapı Sarayı Hem padişahın evi hem de imparatorluğun yönetim merkeziydi. Fatih Sultan Mehmed'den Sultan Abdülmecid'e kadar Osmanlı padişahları Topkapı Sarayı'nda oturmuşlar ve Osmanlı İmparatorluğu da buradan yönetilmişti.

    Yeniçeriler Topkapı Sarayı Önünde

    Kapıkulu askerleri, 1512'de Topkapı Sarayı önüne gelerek, Şehzâde Selim'i padişah olarak görmek istediklerini belirttiler. Başka çaresi kalmadığını gören İkinci Bâyezid devlet adamlarına danıştıktan sonra tahtı oğluna bıraktı.

    Sarayın Önünde Toplanıp, Bahşişi Aldılar

    İkinci Selim 1574'te tahta çıktığında yeniçeriler sarayın önünde toplanıp, bahşişlerinin verileceğini bizzat padişahın ağzından duymadıkça sarayın önünden ayrılmayız demişlerdi. Zor durumda kalan padişah, askere bahşişlerinin dağıtılacağını bildirerek isyanı sona erdirdi.

    Erhan AFYONCU yazdı...
    Bugün 

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • iDANSla çağdaş dans vakti02 Ekim 2012 Salı 22:10
  • İstanbulda en kısa festival02 Ekim 2012 Salı 22:09
  • Turuncu Filmler Antalyada02 Ekim 2012 Salı 22:08
  • Beat’lerin Kralı Babylonda02 Ekim 2012 Salı 22:06
  • Türkiyeye utanç verici ceza02 Ekim 2012 Salı 22:05
  • Fazıl Sayın Evreni ilk kez Salzburgda02 Ekim 2012 Salı 15:02
  • Bilgin Adalı hayata veda etti01 Ekim 2012 Pazartesi 23:20
  • Uluslararası caz günü İstanbul’da gerçekleşecek30 Eylül 2012 Pazar 15:04
  • Askerler öldürdüklerini göremezlermiş30 Eylül 2012 Pazar 07:00
  • İşte Neşet Ertaşın son şiiri29 Eylül 2012 Cumartesi 16:38
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim