• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019

    Tan Sağtürk'ün İzmir aşkı

    18.06.2009 17:30
    Tan Sağtürkün İzmir aşkı
    "Benim doğduğum memlekette Zeytin kokar Tanrıların ağzı"
    Tan Sağtürk'ün İzmir aşkı Tan Sağtürk'ün İzmir aşkı Tan Sağtürk'ün İzmir aşkı

    Dedim. Fransa"da, benimle ropörtaja gelen Fransız gazeteciler sormuşlardı da…

    “Benim doğduğum memlekette zeytin kokar Tanrıların ağzı!” Ropörtaj bu başlıkla yayınlandı.

    Gazeteci gülümsedi; "Ege kıyılarında mı doğdunuz, doğru mu kestirdim?" diye yeniden sordu.
    Evet. Ege"de, Anadolu"da. Batıdan gelen dalgalar, çakıl taşlarını okşar. Yeni doğan güneşle, sahilde taşlar elmasa dönüşür. O saatlerde turunçlar, portakallar gün batımı rengini alırken, o mevsimde dünyaya gelmişim.

    "Smyrna mı?" diye sordu, lacivert bakışlı genç kız, bir poz daha alırken makinasıyla.
    "Bırakın" dedim “Bu yabani otların bürüdüğü antik isimleri, taşlar, yıkıklar, yıkıntılar, sararmış otları… Eski Yunan"ın Smyrna"sını. İyonların Smirni"sini bırakın. Bırakın denize birerli kol koşan dağlarının iki buçuk milyon yıl önce oluştuğunu. Lavlardan yükselmiş kurak Yunt dağlarını bırakın, insandan söz edin bana.”

    Hüzünlendi gözleri genç kızın. Gönlünü almak için gözlerinin içine baktım. "Senin gözlerine bakarken içim ürperdi" dedim. Dinle, anlatayım. İzmir"de güneş dağların arkasına çekilir. Çocuklar su birikintilerinde kağıttan gemilerini yüzdürür. Anneleri sevinçle evlerine çağırır ve sonra sokaklardan insanlar çekilir. Melisaların, yaseminlerin koku baloncukları havada birbiri ardınca patlar. Gökyüzü her şeyi görmek ister gibi bir an aydınlanır. Sonra senin gözlerinin rengiyle gelir, gökyüzüne tül bir örtüyle serilir. Çocukların göz kapakları ağırlaşır. O canım kokulardan, uzaklardan gelen seslerden, iç çekerek uyur bebekler. Anneleri dudaklarıyla çocuklarını gösterirler eşlerine: "Yine yemeğini yemeden uyudu." İşte senin gözlerin böyle oyun oynar çocuklara, benim doğduğum memlekette.

    Benim doğduğum memlekette, evler, caddeler kış yağmurunda yıkanır. Sonra hırsız adımlarıyla bahar gelir. Portakal, limon çiçeklerinin kokusu, iğde çiçeklerinin kokusuna karışır. Köşe başlarından çarçabuk kaybolan sabah şeytanı biraz mimoza, biraz da denizden çaldığı iyot kokusu katar, yaramazca, sabaha. Hatırlayın lütfen portakal çiçeklerini, acı-sarı kokan iğde ağaçlarını. Evinizde bir şey unutursunuz. Bir ağaca dayanır, neyi unuttuğunuzu hatırlamaya çalışırsınız. Koyu yeşil sert yaprakları, gri pırıltılı, pek ulu olmayan bir ağaçtır bu. Bir zeytin ağacı. Bin yıl yaşadığını bilirsiniz ağacın. O ağaç bin yıl size yağını verir. Zeytin verir. Sofralarınızda rengarenk zeytin, yemeklerinizde yağ. Bu dünyayı çok uzun süre görmek isteyenler taze ekmeklerini o yağa banıp yer. Bu tadı unutmayın lütfen. Güneş renkli tadı. Akdeniz mutfağını.

    Çekirdeksiz razakı üzümü, güneşi içer şarap olur. Şarabın suyu kaçar, geriye sarhoş kalır.

    İnsanlar evlerinde bir türlü oturamazlar. Kapılarının önüne dökülürler çoluk çocuk, güneş sokaklardan çekilince. İçlerinde özgürlük titreşir durur. Mavzer bakışlı efeler, zeybekler, kısa poturları, oyalı börkleriyle toprağa diz vurur, kollarıyla yavaşça gökyüzüne teslim olur gibi uzanır.

    Kıyı köylerinde yaşlı kadınlar evlerinde ıslatılmış kireç bulundururlar. Duvarda bir leke, ocağın isi karası, o saat bembeyaz olur yeniden. Yaşlı bir nine duvarı aka boyar. Hep bir dizeyi hatırlarım: "Bir tebeşir almak, karalamak ölümü."
    Deprem, her gün uğrar, ellerinden öper evlerin. Depremle kardeş yaşar İzmir"im.

    Nietzsche der ki, üstün insan için: "Evlerinizi yanardağ eteklerinde kurunuz, gemilerinizi bilinmeyen denizlere gönderiniz ve birbirinizle mücadele ederek yaşayınız, yaşayınız!" Eğer İzmir"e uğrasaydı, pos bıyıklı çılgın Alman düşünürü, sözünü şöyle bitirirdi, ihtimal: "Evlerinizi yanardağ eteklerinde kurunuz, gemilerinizi Akdeniz"in bilinmeyen sularına, şaraplarla dolu gönderiniz ve birbirinizi severek, aşk içinde yaşayınız, yaşayınız."

    İşte benim doğduğum memleketim, İzmir"im.

    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim