• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490

    Suikast Arınç'a değil

    30.12.2009 16:39
    Suikast Arınça değil
    Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın evinin önünde iki subayın dinleme yaparken yakalanmalarıyla ilgili tartışmalar yeni bir boyut kazandı.
    Suikast Arınç'a değil Suikast Arınç'a değil Suikast Arınç'a değil

    Geçtiğimiz haftaya damgasını vuran en önemli olay hiç kuşkusuz Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç"a yönelik suikast iddiasıydı.

    İddia Türkiye gündeminde deprem etkisi yarattı.

    Ve bu iddiayla birlikte Türkiye"de bir ilk gerçekleşti.

    Genelkurmay"a bağlı bir birimde aralıklarla 4 gün süren savcılık araması gerçekleşti.

    Gelişmelerden kaygı duyan herkes “Türkiye"de neler oluyor?” sorusunu sormaya başladı.

    Ancak bu sorunun cevabını henüz kimse net olarak veremiyor.

    Güçler savaşında arenada yeni bir raunt daha başladı.

    Maçın sonucunu ise atılan yumruklardan çok kondüsyonu daha iyi olan belirleyecek.

    Türkiye"de ya şampiyonluk kemerini daha özgür, daha aydınlık ve demokrat bir gelecek planlayanlar takacak ya da diğerini telaffuz dahi etmek istemiyorum.

    Gelelim asıl meseleye Arınç"ın oturduğu evin yakınlarında gözaltına alınan Genelkurmay Seferberlik Tetkik Kurulu"na bağlı çalışan bir albay ve binbaşıya…

    İki askerin o bölgede bulunmasıyla ilgili şu ana kadar iki farklı görüş iddia ortaya atıldı.

    İlk iddia Başbakan Yardımcısı"na yönelik suikast girişimi iddiası.

    Hemen peşinden Genelkurmay"ın yaptığı açıklamada ise albay ve binbaşının bölgede TSK"dan bilgi sızdırdığından şüphelenilen bir askerle ilgili istihbarat çalışması yaptığı açıklandı.

    Genelkurmay"ın yaptığı açıklama istihbarat çalışması anlamında doğru ancak eksik ve yönlendirici bilgiler içeriyordu.

    Şimdi size o günkü olayla ilgili şu ana kadar hiç dillendirilmeyen ancak sayılı kişilerin bildiği bir iddiayı anlatacağım.
    İddia kelimesini bilerek seçiyorum çünkü Türkiye"de gerçekleri belgeleriyle yazsanız bile başınıza olmadık işler gelebiliyor.

    Şamil Tayyar, Mehmet Baransu örneğinde olduğu gibi.

    O gün askerler Arınç"a suikast için orada beklemiyordu gerçekten de istihbarat çalışması yapıyorlardı.

    Hem de tam 3 aydan beri.

    Değişen ekipler, tek bir konu bilgi ve delil toplamak için Ak Partili yöneticilerin peşindeydi .

    Peki askerlerin siyasetçilerin peşinde olması ne anlama geliyor.

    İşte asıl önemli nokta burası.

    Ergenekon Davası"ndan sonra Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya"nın Ak Parti"ye ikinci bir kapatma davası açacağı konuşuldu hep kulislerde.

    Hatta çok satan gazetenin bir kulis yazarı da alttan alta bu iddiayı kamuoyuna sunmaya başladı, ortamı hazırlamak için.

    Ancak bu kez Ak Parti irticanın odağı olmakla suçlanmayacaktı. Çünkü bu bir kez denenmiş ve sonuç alınamamıştı.

    Şimdiki suçlama çok daha vahim ve ürkütücüydü.

    Ak Parti"yi kapatmak için kullanılacak argüman Hükümetin Türkiye"ye ihanet ettiği üzerinde şekillendirildi.

    Ülke yabancılara peşkeş çekiliyor, hükümet yabancı servislerin de içinde olduğu bir plan dahilinde ülkeye ihanet ediyordu.

    Kimilerinin Kürt açılımı şeklinde telaffuz ettiği Demokratik Açılım Projesi ise bu iş için bulunmaz bir kaftandı.

    Proje çerçevesinde Habur"da kameralara yansıyan görüntüler vicdan sahibi herkesi yaraladı.

    Hükümet ilk başlarda bu görüntüyü sineye çekse de sonrasında rahatsızlığını açıkça belli etti.
    Kanaatimizce Ak Parti bu görüntülerle ciddi bir oy kaybı yaşadı.

    Tekrar konuya dönecek olursak Başsavcı Yalçınkaya dersine bu kez sıkı çalışmıştı.

    Ortaya çıkan görüntüler iddianamesini kuvvetlendirecek argümanlarla doluydu.
    Ancak her şeye rağmen somut deliller bulunmak zorundaydı.

    Delil toplama işi için emniyet riskli olabilirdi.

    Peki ya asker ?

    İddiaya göre işte tam bu noktada asker devreye girdi ve hükümet aleyhine delil toplanmaya başlandı.

    Hedef hükümet üyelerinin ve parti yöneticilerinin yaptığı gayrı resmi görüşmelerdi.

    Kayda alınan bu görüşmeler, istihbarat çalışmasıyla birlikte dava dosyasına delil oluşturabilecek konular bulunacaktı.

    Anamuhalefet ve yavrumuhalefet bu noktada farklı bir misyon yüklenmişti.

    CHP ve MHP aracılığıyla ihanet vurgusu sıkça dillendirilecek, kamuoyu Ak Parti ve hükümet aleyhine yönlendirilecekti.

    Plan 2 askerin gözaltına alınışına kadar iyi işledi. Ancak suçüstü görüntüsü her şeyi altüst etti.

    Planın ayrıntılarına vakıf olan hükümet ise bu kez işi sıkı tuttu.

    Genelkurmay"ın içine kadar girildi.

    Cumhuriyet tarihi boyunca kimseye hesap verme zorunluluğu hissetmeyen Genelkurmay ilk kez sivil yargıya hesap veriyordu.

    Sonucu hep birlikte göreceğiz.

    Yazıyı herkesçe bilinen klasik bir sözle bitirelin “Artık hiç birşey eskisi gibi olmayacak”.

    Vesselam./haber7

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • Demirtaştan Akla Ziyan İddia!05 Ekim 2012 Cuma 08:37
  • Vekilin İsteği Başka!05 Ekim 2012 Cuma 08:36
  • Hüseyin Çelik: Panik yapmayın!04 Ekim 2012 Perşembe 20:18
  • Hüseyin Aygünden ilginç iddia04 Ekim 2012 Perşembe 20:07
  • MHPnin Neden Evet Dediği Belli Oldu04 Ekim 2012 Perşembe 14:46
  • Muharrem İnce Meclisi birbirine kattı04 Ekim 2012 Perşembe 14:44
  • CHPli heyetten ilk açıklama03 Ekim 2012 Çarşamba 22:45
  • Seçim teklifi komisyondan geçti03 Ekim 2012 Çarşamba 21:00
  • CHPden sağduyu çağrısı03 Ekim 2012 Çarşamba 20:55
  • BDPden ilk yorum Kaplandan03 Ekim 2012 Çarşamba 20:52
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim