• BIST 108.352
  • Altın 143,327
  • Dolar 3,5324
  • Euro 4,1408

    Sözün bittiği yer

    24.07.2011 08:04
    Bir lokma ekmek için Kenya’ya geçmek isteyen on binlerce Somalili 550 kilometre yol yürüyor.
    Sözün bittiği yer
    Sözün bittiği yer Sözün bittiği yer Sözün bittiği yer

     

     
     
    AÇLIĞIN GÖZYAŞLARI
     
    Dünyanın en büyük mülteci kampı Dabaa insanlık tarihinin utanç görüntülerine sahne oluyor. Binlerce kişi İHH aracından yardım alabilmek için saatlerce sıra bekliyor.
     
    Gazetecilik mesleğinin cilvelerindendir. Milletin turistik gezi ya da safari yaptığı yere sen felaket haberleri için gidersin. Yine aynen öyle oluyor. İHH İnsani Yardım Vakfı’ndan arkadaşlarla beraber Kenya’ya hareket ediyoruz. Belgesel kanalların en büyük sermaye haline getirdikleri hatta barındırdığı hayvanların sülalesini bile ezberlettikleri Serengeti’ye komşu mültecilerin hayat hikayelerini öğrenmek üzere gidiyoruz.
     
    Gece geç saatlerde uçak Nairobi’ye varıyor. Kapkaranlık sokaklardan, karanlık simaların bakışları altında otele varıyoruz. Ertesi gün Garissa’ya hareket edeceğiz. Burası son 60 yılın en kurak mevsimini yaşayan Somalililerin akın ettiği bir bölge. Dünyanın en büyük mülteci kampı olan Dabaa’nın bağlı oldu bölge. 7 saatlik bir yolculuktan sonra Garissa’dayız.
     
    MZUNGU SESLERİ
     
    Sokaklarda üstü başı yırtık insanların Mzungu, mzungu (beyaz adam) nidaları ve yiyecek, içecek koparma çabaları arasında otelimize varıyoruz. İHH Afrika Koordinatörü Murat Uyar ve Acil Yardım Sorumlusu Recep Güzel yapılacak çalışmaların koordinasyonuna başlıyorlar.
    Kenya Ziraat Bakanı Asistanı ve Bölge Milletvekili Adem Berri Duali, Hükümet Bölge Sorumluları Ömer Abdullahi, Samson Machari, Road İnternational Dadaab Kampı Acil Yardım Koordinatörü Dahoba Hanım ve Road İnternational İnsani Yardım Koordinatorü Raga Muhammed bölge hakkında detaylı bilgiler veriyorlar.
     
    Akşama doğru Garissa civarındaki yeni yerleşim bölgelerini gezdiriyorlar. Küçük küçük çadırlara sığınmış mültecilerin içler acısı durumlarını görüntülemeye başlıyorum ki, Dahoba hanım, “Artık yeter, güvenlik nedeniyle burada duramayız. Yarın ana kamplardaki insanların yanlarına gidiyoruz” deyip otele geri döndürüyor.
     
    Bir sonraki sabah erkenden yola çıkıyoruz. Garissa’yı çıkar çıkmaz asfalt yol yerini stabilizeye birkaç kilometre sonra da kuma bırakıyor. Yollarda artık ceylanların, zürafaların ve deve kuşlarının canlıları yerine ölüleri ile karşılaşıyoruz.
     
    550 KİLOMETRE YOLU YÜRÜYORLAR
     
    Nihayet Dabaa’dayız 110 kilometrelik çöl yolculuğunun ardından artık arabadaki Afrikalılar dahil hepimiz aynı renkteyiz. Kamplar sınıra yakın bölgelerde. Sıcaklık alabildiğine kavuruyor. Sokaklar yüzü gözü yara bere içinde vücutları alabildiğine sıska insanlarla dolu. Kimi taa 1991 yılından bu yana bu kamplarda yaşıyor kimi henüz yeni. Kimi bir kör kurşuna hedef, kimi bir lokma ekmeğe muhtaç olmamak için buraya gelmiş.
     
    BM tarafından iç savaşlar nedeniyle ülkelerinden göç eden Somalililer için Dabaa kompleksi İfo, Dagahaley ve Hagadera olmak üzere üç kamptan oluşuyor. Dünyanın en büyük mülteci kampı olma özelliği ile ön plana çıkan kampın 90 bin kişilik kapa-sitesi son iki ayda açlığa bağlı ölümlerin artmasıyla birlikte 490 bine ulaşmış. Somali içerisinde kuraklık ve gıda olmaması sebebiyle Beydava ve Şabella’dan sınıra kadar 400 kilometre oradan da 150 kilometre yolu günlerce yürüyerek canlı kalmayı başaran binlerce kişinin de eklendiği dikkate alınırsa durum gerçekten çok vahim.
     
    EN SAKİN DAĞITIM
     
    Kamp içinde öbek öbek insanların oluşturduğu yardım kuyrukları arasında dolaşırken İHH’nın 15 bin mülteci için dağıtacağı gıda malzemelerini taşıyan kamyonların da BM görevlileri eşliğinde kampa ulaştığını haber veriyorlar. İfo kampına vardığımızda kadın ve erkeklerin ayrı ayrı sıra olduğu derme çatma çadırlardan müteşekkil bir alana araçları çekiyorlar.
    İnsanlar yerinden kalkacak dermanı bulamadığından mıdır yoksa ya bunu da kaybedersem korkusundan mıdır hayatımda gördüğüm en sakin yardım dağıtımına şahit oluyorum.
    Yardım alanların mutluluğu yardım bekleyenlerin heyecanına ağır basıyor. Bisküvi, süt ve tahıl paketinden oluşan gıda dağıtımı kısa sürede bitiyor.
     
    HİÇBİR ŞEY KARŞILIKSIZ KALMAZ
     
    Kimi düştü düşecek, kimi bir çırpıda tutuşacak, kağıt ve ottan sözüm ona çadırların arasına yeniden giriyorum. Çocuklardan koşmaya mecali olanlar bir beyaz görmenin korkusu ile alabildiğine kaçarken kaçmaya cesaret bulamayanlar ise iki elleriyle yüzlerini kapatıp kendince tedbir alıyor. Çadırların önünde bekleyen büyükler ise kampa gelen yabancıların önce ellerine sonra yüzüne bakıyorlar. Eli boş adamlarla fazla ilgilenmiyorlar.
     
    Kamp sakinlerinden Raaga üç yıldır bir damla yağmur yüzü görmediklerini söylüyor. “Havada bulut var. İnşallah yağmur yağar” diyoruz. Raaga, “Bu gökyüzünden 3 yıldır bulut eksik olmadı. Ancak bir damla yağmur düşmedi. Allah bilir ama daha uzun süre düşmez de”. Niye sorusunu beklemeden açıklamasını yapıyor. “20 yıldır burada kardeş kardeşi öldürüyor. Allah bunu karşılıksız bırakır mı?” diyor. Ne diyelim?
     
    2 YAŞINDAKİ İSHAK’IN GÖZLERİ
     
    Ekibimizdeki bayan doktor Dahoba, çadırların içine girip zaman zaman hasta muayene ediyor, durumu acil olanlarla ilgili ilaçlar veriyor. Çadırın birinden gözü yaşlı bir şekilde dışarı çıkıyor. Göz göze geldiğimiz anda beni de çadırın içine sokuyor. İçeride Anne Debora 2 yaşındaki oğlu İshak’ın çıplak bedenini başörtüsü ile sarmalamış gözleri boşlukta öylece oturuyor. İshak bir deri bir kemik kalmış. Küçücük göz yuvaları içindeki gözleri bizi görünce daha da büyüyor. Kendinden de cılız olan annesine yaslanıp ağlamaya başlıyor.
     
    O an 7 yaşındaki kızımla olan konuşmam aklıma geliyor.
    Baba Kenya’da aç çocukların fotoğrafını çekmeye mi gidiyorsun?
     
    -Evet kızım.
     
    Peki baba onların yiyeceklerine ne olmuş?
     
    -Kuraklık varmış. Kuraklık olunca yiyecek ve su olmaz.
    O zaman oradaki çocuklar ağladığında gözlerinden yaş çıkmıyor mu baba? Çıkmıyormuş!
     
    İHH İMDADA YETİŞTİ!..
     
    Cubuti, Somali, Etiyopya ve Kenya’da yaşanan son 60 yılın en kurak mevsimi beraberinde ölümleri de getirdi. Binlerce kişi açlıktan ölürken, 90 bin kapasiteli Dabaa?kampındaki sayı son iki ayda 490 bin kişiye ulaştı. İHH İnsani Yardım Vakfı bölgeye giderek kamptakilere yardım dağıttı.
     
    YARDIMI ALANIN YÜZÜ GÜLÜYOR
     
    Dünyanın en büyük mülteci kampı Dabaa insanlık tarihinin utanç görüntülerine sahne oluyor. Dağıtılan yardımları alan mültecilerin yüzü gülüyor.
     
    Doğu Afrika ülkeleri kuraklık ve açlıkla boğuşuyor. 490 bin kişi Somali’den kaçarak Kenya’ya sığındı. İHH İnsani Yardım Vakfı ekipleri acilen kamplarda çalışma başlattı.
     
    Dağıtılan yardımları alarak bir nebze olsun sefaletten kurtulan mülteciler haline şükrediyor.
     
    Türkiye
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • Tayvan’da bir kişinin kulağından böcek çıktı06 Ekim 2012 Cumartesi 09:38
  • Sınıra yaklaşmayın uyarısı06 Ekim 2012 Cumartesi 08:27
  • Suriye: Özür dilemedik06 Ekim 2012 Cumartesi 07:40
  • Köylüler bu kulübe için seferber oldu05 Ekim 2012 Cuma 19:30
  • Mescid-i Aksa karıştı05 Ekim 2012 Cuma 18:02
  • İşte Suriyenin zayiatı05 Ekim 2012 Cuma 17:12
  • Gerçek işsizlik yüzde 1105 Ekim 2012 Cuma 17:10
  • Büyük tehdit: O esirler idam edilebilir!05 Ekim 2012 Cuma 17:08
  • İtalya: Esed provokasyonlara son vermeli05 Ekim 2012 Cuma 16:28
  • 11 Yaşındaki Çocuk Buldu05 Ekim 2012 Cuma 16:15
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim