• BIST 96.400
  • Altın 144,302
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0009

    'Söz ola, kestire başı' yanıtı

    23.07.2009 13:22
    Söz ola, kestire başı yanıtı
    "Sen önce “Söz ola, kese savaşı” noktasına gel. Onun ötesine de geç..."
    'Söz ola, kestire başı' yanıtı 'Söz ola, kestire başı' yanıtı 'Söz ola, kestire başı' yanıtı

    CHP Genel Başkanı Deniz Baykal gündemdeki konuları değerlendirmek için bir basın toplantısı düzenledi. Baykal şunları söyledi:

    Bu yıl sıradışı bir yaz yaşıyoruz. Aşırı sıcaklar, bol yağışlar, yer yer sel felaketleri… Galiba olay sadece meteorolojik bir olay değil.

    Siyasal meteoroloji açısından olaya bakınca da, inişli çıkışlı özel bir dönem yaşadığımızı görüyoruz.

    5 başlıkta bu dönemi niteleyen ana olayları birlikte değerlendirmemize yardımcı olacaktır.

    1- Yeni bir ekonomik tabloya geçtiğimizi görüyoruz.

    2- AKP siyasetinin çeşitli yeni açılımlarına ve aşamalarına tanık oluyoruz.

    3- Yaz başlarında TSK"ya yönelik bir sindirme kampanyasına tanık olmuştuk. Şimdi yargıya yönelik sindirme, yıpratma kampanyası yürütülüyor.

    4- Eğitim konusunda Türkiye kendisiyle yüzleşme noktasına geldi. Eğitim açısından yalın gerçekler bir kez daha ortaya çıktı.

    5- Beşinci olarak da Kürt açılımı konusunda yeni bir açılım görülüyor.

    EKONOMİ

    Yeni bir aşamaya geldik. Doğal olarak ekonomideki küçülme vatandaşın ekonomik konumunu ciddi etkiler biçimde, zamlarla, dolaylı vergilerle, elle tutulur somut bir aşamaya geldi. Bunun altında ne yatıyor?

    Türkiye daima büyüyen bir ekonomi olarak gelişmiştir. 2008 yılından itibaren küçülen bir ekonomiye dönüşmüştür. 2009"da çok çarpıcı bir biçimde ekonomik daralma ortaya çıkmıştır. AKP"nin uzun süre kararlılıkla sürdürdüğü mali istikrar politikasını bir kenara bıraktığı ve olağanüstü harcamalara yöneldiği, siyasi amaçlarla olağan dışı bir harcama dönemine girdiği, bunun sonucunda da bütçenin delik deşik olduğu gerçeğidir.

    Bütçe 6 ayda 23 milyar liralık açık, yıl sonunda da 50 milyar liralık bir açığa yöneldi.

    İşte bu tablo vatandaşın tepkisini çeken vergi zamlarının altındaki tablodur. Birden bire yeni bir zam dalgasının geliyor olması, KDV"ye ÖTV"ye zam yapılması, harçların yükseltilmiş olması, lokantalarda KDV"lerin yükseltilmesi, değerli kağıtlara ciddi zam yapılması AKP"nin seçimlerde yaptığı harcamaların bedelini vatandaştan çıkarmak üzere uyguladığı ekonomi politikasıdır.

    Bugün Türkiye neden bu zamlarla karşı karşıya? Çünkü AKP önce 2007 sonra da 2009 seçimlerinde oy kazanmak için para harcamaktan çekinmemiştir. Halkın kemer sıkmasını kaçınılmaz hale getirecek bu uygulama devam edecektir. Kemerde sıkacak delik kalmamıştır ancak yeni delikler sıktıracaklardır.

    Zamla bu iş bitmeyecek, devlet borçlanmaya başlayacaktır. Zam yapan bir ekonomi politikası Türkiye"ye yön vermeye başlamıştır.

    TSK"YI YIPRATMA VE SİNDİRME KAMPANYASI

    Yaz başlarında TSK"ya yönelik bir kampanya başlatıldı. Kamuoyu ortak bir tavır sergiledi: “Eğer gerçekten Başbakan"ın söylediği gibi TSK"da darbe hazırlayan cunta varsa ve belgeler bulunmuşsa, bu cunta açığa çıkartılmalıdır. Gereği de derhal yapılmalıdır.” Herkes ortak bir anlayış sergiledi.

    Sonra ne oldu? Başbakan mahkemeye başvurdu. Ne oldu sonra? Orduda darbe planlayan bir cunta ele geçirildi. Ortaya atıldığı zaman denildi ki 3 ihtimal var: Birincisi Genelkurmay Başkanı bilgisi dahilinde olay yürütülmüştür. Böyleyse bu ortaya çıksın dedik. İkinci ihtimal emir komuta zinciri dışında bir çalışma yapılmıştır. Böyle bir tablo ortaya çıkarsa Genelkurmay da kendini sorgular dedik. Üçüncü bir ihtimal ne emir komuta zinciri içinde ne de dışında bir cunta söz konusudur. O zaman da Başbakan"ı günlerce konuşturan, TSK"ya ağır ithamlarda bulunmasına yol açan bu olayın altında ne yatıyor? Bu nasıl bir komplodur? Kimler hazırlamıştır? Hazırlayanlar devletin hangi birimlerinde yer tutmuştur?

    AB"ye girme sürecinde TSK"nın daha denetlenebilir konuma gelmek için sürdürdüğü çabayı görüyoruz. Bunda bir problem yok. Problem bu haklı ve TSK"nın da içine sindirdiği doğal dönüşümü bir hesaplaşmanın, intikam almanın, özel kavganın dayanağı haline dönüştürme tehlikesidir. Kaçınılması gereken nokta budur.

    Türkiye"de zaten vesayet tartışması yaşıyoruz. Bu çok temel bir olaydır. Başbakan"ın şahsında ortaya çıkan bir vesayet tartışması vardır. Devletin bütün kurumları bunun tehdidi altındadır. Kadrolaşma bu sürecin temel dayanağı olarak düşünülmüştür. Önce partizanca masum bir kadrolaşma gibi gösterilmiştir. Şimdi bu vesayetin sınırlarını netleştirmeye ihtiyaç vardır. TSK Anayasamızın koyduğu çerçeve içinde işlemesi gereken bir kurumdur. Buraya yönelik vesayet anlayışı fevkalade yanlış olacaktır.

    Asker sivil ilişkilerinde yeni biri dönemden geçiyoruz. Hala aydınlatılmamış Dolmabahçe buluşması var.

    Başbakan"a tekrar diyorum ki elini TSK"dan çek. TSK senin vesayet arayacağın bir alan değildir.

    ERGENEKON DAVASI

    Başbakan 'Güvenlik güçleriyle tam bir işbirliği içindeyiz' dedi. Arkasından da 'Durun bekleyin daha neler gelecek.' Dedi.

    Davayı kim götürüyor? Başbakan Yardımcısı Ergenekon"u ezdik dedi. Başbakan çıktı 'Ergenekon terör örgütü' dedi.

    Savcılıktan da hakimliğe terfi etti. Yardımcısı da 'Ergenekon"u ezdik' dedi. Daha ortada hüküm yok karar yok ifade yok.

    Haklı haksız insanların mağdur edildiği, baskınla ifadelerinin alındığı, evlerinden apar topar çıkarıldığı, insani boyutu eksik diğer boyutu eksik bir tablo yaşanırken, yargı üzerinde denetim konusunu konuşuyoruz.

    Yargı bu hale getirilmiş. Şimdi HSYK"nın konumuyla ilgili olarak Başbakan diyor ki Adalet Bakanlığı listeyi hazırladı, HSYK bunu onaylayacak. Sıkıntı var diyor.

    Yani Başbakan"a ne yapacağız? Hukuku demokrasiyi Anayasa"yı mı anlatacağız.

    EĞİTİM

    Türkiye"de eğitim sürekli gündemde ama alınması gereken önlemler açısından değil, ideolojik ve siyasi açılardan, iktidarın kendi hesapları açısından, kadrolaşma açısından gündemde…

    Bu dönemde kamunun eğitime yönelik yatırımları dramatik şekilde azalmıştır. Devlet eğitime yatırım yapma gibi bir görevi olmadığı anlayışı içine sokulmuştur. Eğitim dershanelere ve özel eğitim kurumlarına devredilmiştir.

    Yani Anadolu"nun çocukları, milyonlarca vatan evladı doğru dürüst eğitim alma imkanından resmen mahrum bırakılmıştır. Sadece maddi imkana sahip olan insanlar çocuklarına doğru dürüst eğitim verebilmektedir. Ama milyonlarca çocuk aklı, zekası ne olursa olsun kaybedilmektedir.

    Bunun altında da devlet eğitiminin bilinçli olarak reddedilmesi vardır. Okul sayısı azaltılmıştır, taşımalı eğitim vs diyerek. Daha az para harcanmıştır.

    İktidarın derdi kaygısı ideolojiktir, siyasaldır.

    KÜRT AÇILIMI

    Kürt açılımı konusunda yapılacak en iyi iş Güneydoğu"daki çocuklara kaliteli eğitim sağlanmasıdır.

    Bu çocuklar ya terör örgütüne girecekler, ya dini cemaatlere yönelecekler, ya mafyalaşma yoluna gidecekler ya da orada kaybolup gideceklerdir. Bu en temel konudur. Halbuki orası Türkiye"nin en büyük zenginliğidir. Oradaki çocuklar gerekirse pozitif ayrımcılık yoluyla, en kaliteli eğitime sahip olmalıdır.

    Türkiye"nin bir iki kuşağını o bölgeden çıkmış, Türkiye"nin yönetimine gelmiş insanlar sağlamak gerekir. Ayrıştırıcı değil, bütünleştirici kaynaştırıcı yöntemler gerekir.

    “SÖZ OLA KESTİRE BAŞI”

    Dün Başbakan bu konuyla ilgili olarak “Söz ola, kestire başı” ifadesini kullandı.

    Öyle bir bekleyiş yaratıyorsunuz ki, öyle bir izlenim bırakıyorsunuz ki birileri sizin o konularda bir şeyler yapacağınız, söyleyeceğiniz bekleyişi içine giriyor. Bunu siz yaratıyorsunuz. Sonra o bekleyiş konusunda “Söz ola, kestire başı” diyorsun. Sen önce “Söz ola, kese savaşı” noktasına gel. Onun ötesine de geç. Yanlış bekleyiş yaratıyorsun.

    ERDOĞAN"IN CHP ELEŞTİRİLERİ

    Yine Sayın Başbakan"ın yatıp kalkıp Deniz Baykal ve CHP söylemleri üzerine yanıt vermek istiyorum.

    Diyor ki “33 defa Anayasa Mahkemesi"ne gittiler olur mu? Neredeyse önüne kulübe kuracaklar. Eminim Anayasa Mahkemesi de şikayetçidir” Başbakan"a yakışmayan ifadeler…

    Biz mahkemeye kendi çıkarımız için gitmiyoruz. Onu bunu şikayet etmek için, tazminat davası için gitmiyoruz.

    Bak mayınlı ilgili yasa yanlış dedik. Anlattık sana. AKP"liler bile bunu yapmayalım dediler. Ama inat, ısrar..

    Belki de kendi de biliyordu. Gitme de bunu böyle halledelim diye gitme diyor.

    Senin hukuktaki vesayetine dur diyebilmek için uğraşıyoruz. Gelecek bir firma 49 yıllığına, temizledikten sonra çiftçilik yapacakmış.

    Başbakan “niye gittin” diyor, sen neden 32 defa Anayasa"yı ihlal ediyorsun? Bununla ağlaşıyor, şikayet ediyor. İyi ki gidiyoruz, iyi ki sana dur diyoruz. İyi ki sen bunu beceremiyorsun.

    Başbakan garip şeyler de söylüyor. Diyor ki benim hakkımda açılan davalar AKP ile ilgili değil, belediye başkanlığımla ilgili diyor. Doğru, hakli… Onun hakkında açılan davlar belediye başkanlığı ile ilgili, AKP ile ilgili davlar henüz açılmadı. İktidardan bir düşerse o zaman açılacak davaları görürüz. Sen iktidardayken nasıl dava açılacak?

    Yolsuzlukla ilgili iddiaları AKP gittikten sonra açılacak.

    Bak orada kurt gibi bekliyor. Kemal Kılıçdaroğlu. Uygun bir noktayı yakalayalım, gereğini yapacağız.

    Bir de diyor ki “Doymadılar”. Biz daha gelmedik. Bak ben geldim diyor. 3 dönem kaldım gideceğim diyor. Doymadınız mı diyor. Ya biz doymak için siyaset yapmıyoruz. Onun kafasında siyaset doymak için yapılıyor. Biz vatan için siyaset yapıyoruz. Konumumuz ne olursa olsun yaşımız ne olursa olsun bu siyaseti yapıyoruz. Atatürk, İnönü bu siyaseti yaptı. Ecevit son anına kadar yaptı, Demirel yapıyor. Siyaset inandıklarımızı söylemek ve ülke için doğru olanların yaşama geçmesi için omuz vermektir. O yüzden geldik, gelmedik, doyduk doymadık bizim işimiz değil. Demek ki kendisi doymak için yapıyor. Afiyet olsun, iyi hazımlar dilerim kendisine. Demek ki kendisi 2011"de doyacak.

    MÜNEVVER KARABULUT CİNAYETİ

    Şimdi davulcu zurnacıyı bırak da sen kendi işini yap. Sen işini yapamamışsın, bir becerisizlik içindesin. Bu kızgınlıkla ana babayı suçlayarak sıkıntını hafifletmeye çalışıyorsun. Senin işin o sanığı bulup getirip Türkiye"de yargılamaktır. Ne ona buna kızıyorsun. Herkesin yüreği yanmış zaten.

    Elbette analar babalar da evlatlarına sahip çıkmalıdır, ama sen de sorumluluklarına sahip çık. O sanıkları bul getir ve yargılanmalarını sağla.

    BAŞBAKAN YALANCI ÇOBAN GİBİ

    Başbakan yalancı çoban gibi. Gerçek dışı şeyler söylediği için değil sadece, bir şeyini de hatırlatayım. Askerlerin yargılanması konusunda çıktı dedi ki: altında imzaları var. Sayın Anadol dedi ki getir imzayı ben istifa edeceğim. Bir CHP"linin o kanunun altında imzası olduğuna dair… Başbakan sustu bu sefer de dedi ki: El kaldırdılar. CHP"liler el kaldırdı elimizde film var dedi. İşte film burada. Hangi CHP"li el kaldırıp o kanuna oy vermiştir göstersin. Hiçbir CHP"li o kanuna el kaldırıp onay vermemiştir

    Diğer Haberler
  • Demirtaştan Akla Ziyan İddia!05 Ekim 2012 Cuma 08:37
  • Vekilin İsteği Başka!05 Ekim 2012 Cuma 08:36
  • Hüseyin Çelik: Panik yapmayın!04 Ekim 2012 Perşembe 20:18
  • Hüseyin Aygünden ilginç iddia04 Ekim 2012 Perşembe 20:07
  • MHPnin Neden Evet Dediği Belli Oldu04 Ekim 2012 Perşembe 14:46
  • Muharrem İnce Meclisi birbirine kattı04 Ekim 2012 Perşembe 14:44
  • CHPli heyetten ilk açıklama03 Ekim 2012 Çarşamba 22:45
  • Seçim teklifi komisyondan geçti03 Ekim 2012 Çarşamba 21:00
  • CHPden sağduyu çağrısı03 Ekim 2012 Çarşamba 20:55
  • BDPden ilk yorum Kaplandan03 Ekim 2012 Çarşamba 20:52
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim