• BIST 106.983
  • Altın 142,036
  • Dolar 3,5276
  • Euro 4,1070

    Son Rus klasiği Türkçe'de

    22.01.2012 22:46
    Üç yüz yıllık mahkûmiyet cezasına çarptırılan ve yazıldıktan ancak 30 sene sonra yayınlanabilen "Yaşam ve Yazgı", yirminci yüzyılın Savaş ve Barış’ı olarak kabul ediliyor.
    Son Rus klasiği Türkçede
    Son Rus klasiği Türkçe'de Son Rus klasiği Türkçe'de Son Rus klasiği Türkçe'de

    Sovyet Yazar Vasili Grossman’ın 1960’larda kaleme aldığı Yaşam ve Yazgı, Stalin rejimi altındaki Sovyet Rusya’da yaşananları gözler önüne seriyor. Ustası Tolstoy’un izinden giden Vasili Grossman, Yaşam ve Yazgı’da yüzyılın en büyük muharebelerinden biri olan Stalingrad Savunması ve sonrasında yaşananları, parçalanan bir ailenin öyküsü üzerinden anlatıyor. Gerçekçi diyalogları, şiirsel dili ve felsefi sorgulamalarıyla, Yaşam ve Yazgı dünya edebiyatının başyapıtları arasındaki yerini alıyor.

    Tarihin en büyük savaş muhabirlerinden biri olan Vasili Grossman, Stalingrad Savunması boyunca cephenin ön saflarından görev almış, her rütbeden askerle, toplumun her kesiminde sayısız insanla röportaj yapmıştı. Bugün bir klasik olarak kabul edilen savaş muhabirliği yazıları, Yaşam ve Yazgı’yı besleyen malzemeyi ona sağladı.

    İlya Ehrenburg’la birlikte Yahudi Soykırımının ilk ve en önemli belgeseli olan Kara Kitap’ın da ortak yazarı olan Grossman, annesini, diğer binlerce Yahudi’yle birlikte Ukrayna’daki kamplarda kaybetmişti. Ancak savaş boyu yaşanan tüm acıları, gerçekçi ve dokunaklı bir dille Yaşam ve Yazgı’ya aktaran Grossman, kitabının yasaklanmasına engel olamayacaktı.

    "SİSTEM İÇİN BİR ATOM BOMBASI"
    Roman bir yetkili tarafından, “Sistem için bir atom bombası” olarak tanımlanarak üç yüzyıllık mahkûmiyet cezasına çarptırılması ve sadece romana değil, daktilo şeritlerine bile el konulması üzerine, Vasili Grossman kendini şu sözlerle savunmuştu: “Benim hayatımı adadığım kitap hapiste olduğu sürece benim bugünkü halimde, fiziksel özgürlüğümde bir anlam ya da doğruluk yok. Çünkü ben o kitabı yazdım, onu reddetmedim ve reddetmiyorum... Kitabımın özgür bırakılmasını istiyorum.”

    Ancak KGB yetkililerin fark etmedikleri şey, Grossman’ın romanın iki kopyasını daha yaptırmış olduğuydu. Batı’ya kaçırılarak ancak seksenlerde yayımlanabilen Yaşam ve Yazgı, eleştirmen George Steiner’ın sözleriyle, “Yirminci yüzyılda büyük edebiyat olarak anılan eserlerin tümünü gölgede bırakan bir roman” olarak, bugüne kadar milyonlar tarafından okunmaktadır.

    Edebiyat tarihinin en kapsamlı romanlarından biri olan Yaşam ve Yazgı’da, ardı ardına gelen kısa hikâyeler ve yüzlerce farklı karakterin yer aldığı ikincil olay örgüleri, bir ailenin kuşak kuşak öykülerinde birleşerek Sovyet döneminin geniş bir panoramasını oluşturuyor. İnsanoğluna dair tüm duygu ve tecrübeleri resmeden Vasili Grossman, daha önce hiçbir edebiyatçının başaramadığı bir şeyi başarıyor: Yazar, tarihin en karanlık ve trajik döneminde bile, yaşamın indirgenemez özü olarak özgürlüğün, asla yok edilmeyeceği gerçeğini açığa çıkarıyor.

    Sadece taşıdığı edebi nitelikle değil, tarihi açından da büyük bir öneme sahip olan Yaşam ve Yazgı, büyük bir savaşın ve baskı rejiminin insanlarda yol açtığı yaraları gerçekçi ve sakınmasız bir şekilde gözler önüne seriyor. Totalitarizm işleyişinin çarpıcı şekilde tasvir edildiği Yaşam ve Yazgı’da, farklı sınıflardan, hatta farklı milliyetten insanların acıları, korkuları, boyun eğişleri ve başkaldırıları, birer Çehov hikâyesini andıran yüzü aşkın kısa bölümde ince ince işlenerek bir bütünde birleşiyor.

    Yazıldığı dönemde yasaklan, ancak bugün milyonlar tarafından okunan, tiyatro ve radyo oyunlarına uyarlanan, hakkında her yıl paneller ve seminerler düzenlenen Yaşam ve Yazgı, insanlık tarihindeki en büyük trajedilerden birini konu alsa da savaşın ve faşizmin insanoğlunun özgürlüğüne asla galip gelemeyeceğini gözler önüne seren ölümsüz bir yapıt.

    “Yaşam ve Yazgı, bir bakıma totalitarizm altında yaşamanın yol açtığı güçlüklerin bir ansiklopedisi gibidir ve bir bireyin totalitarizmin baskılarına karşı koymasının ne kadar güç olduğunu Grossman’dan daha iyi dile getirmiş kimse yok.”

    Vasili Grossman’ın başyapıtını dilimize kazandıran Can Yayınları, üç ciltlik Yaşam ve Yazgı’nın ilk baskısına özel bir fiyatla okurları selamlıyor. Edebiyat tutkunlarına itafen tasarlanan kutusuyla üç cilt/1200 sayfalık Yaşam ve Yazgı, 49 TL’lik özel fiyatıyla raflardaki yerini aldı.

    VASILI GROSSMAN
    1905’te Ukrayna’da, asimile olmuş Yahudi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Moskova’da kimya mühendisliği eğitimi gördü, Donbass havzasında kimya mühendisi olarak çalıştı. 1930’dan sonra yazar olmaya karar vererek öyküler, roman ve oyunlar kaleme aldı. İkinci Dünya Savaşı’nın başından itibaren savaş muhabiri olarak Sovyet ordusuyla birlikte Moskova, Stalingrad, Kursk ve Berlin savaşlarına katıldı; özellikle Stalingrad Savunması sırasında yazdığı yazılar ve sergilediği cesaretle bir efsane oldu.

    Savaşın ardından, İlya Ehrenburg’la birlikte, Almanların, işgal altındaki SSCB topraklarında Yahudilere uyguladıkları vahşeti anlatan Çornaya Kniga (Kara Kitap) adlı çalışmayı hazırladı. İlk kez tanıklıklara dayalı bir belge niteliği taşıyan ve gerek tarihî, gerekse insani açıdan büyük öneme sahip bu kitap, Stalin’in “kozmopolitizm”e karşı başlattığı kampanya nedeniyle imha edilerek, ancak yıllar sonra gün ışığına çıkabildi.

    Başyapıtı Yaşam ve Yazgı’yı 1960’ta bitiren Grossman, müsveddelerini Znamya dergisine verdi. Ancak roman reddedilmekle kalmadı, devlet güvenlik organları romanı mahkûm ederek ilgili her şeye el koydu. Grossman, yaşamının son on yılını Sovyet rejiminin yoğun baskısı altında, eserlerinin hemen hemen hiçbirinin yayımlandığını göremeden geçirdi ve 1964’te Moskova’da umutsuzluk içinde öldü.

    Yaşam ve Yazgı, rejim muhalifleri tarafından ülke dışına çıkarıldı ve bazı eksikliklerle de olsa ilk kez 1980’de, İsviçre’de basıldı. Yazarın ölümünden, yetmiş yıl sonra yüzbinler tarafından okunan, eleştirmenlerce “yirminci yüzyılın Savaş ve Barış’ı” olarak nitelendirilen Yaşam ve Yazgı, aynı zamanda tarihin en önemli savaş muhabirlerinden biri olarak kabul edilen bir yazarın başyapıtıdır. Ölümünden sonra derlenerek yayımlanan İkinci Dünya Savaşı yazıları, eleştirmen ve tarihçilere göre bu alandaki en önemli çalışmalardan biridir.

     

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • iDANSla çağdaş dans vakti02 Ekim 2012 Salı 22:10
  • İstanbulda en kısa festival02 Ekim 2012 Salı 22:09
  • Turuncu Filmler Antalyada02 Ekim 2012 Salı 22:08
  • Beat’lerin Kralı Babylonda02 Ekim 2012 Salı 22:06
  • Türkiyeye utanç verici ceza02 Ekim 2012 Salı 22:05
  • Fazıl Sayın Evreni ilk kez Salzburgda02 Ekim 2012 Salı 15:02
  • Bilgin Adalı hayata veda etti01 Ekim 2012 Pazartesi 23:20
  • Uluslararası caz günü İstanbul’da gerçekleşecek30 Eylül 2012 Pazar 15:04
  • Askerler öldürdüklerini göremezlermiş30 Eylül 2012 Pazar 07:00
  • İşte Neşet Ertaşın son şiiri29 Eylül 2012 Cumartesi 16:38
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim