• BIST 98.314
  • Altın 144,066
  • Dolar 3,5732
  • Euro 3,9941

    Şöhretin bedeli 20 dava

    12.02.2009 01:30
    Şöhretin bedeli 20 dava
    Olay manken Şebnem Schaefer, medyatik olmanın dezavantajlarını anlattı:
    Şöhretin bedeli 20 dava   Şöhretin bedeli 20 dava   Şöhretin bedeli 20 dava

    “Açıkçası tanınmış olmanın çok zararını gördüm. Bir sürü mahkemem var benim. Medyatik olmak bana 20 mahkemeye patladı! Eğer medyatik olmasaydım mahkemelerim olmayacaktı, onlara para harcamayacaktım.”

    ? Podyumlarda sürtüşme ve kıskançlık eksik olmaz. Siz Türkiye"ye geldiğinizde hiç dışlanma yaşadınız mı?
    - Sadece manken camiasında değil, genelde vardır bu. Sonuçta Almanya"dan gelmiştim ve hâlâ lise öğrencisiydim. “Oh ne güzel. Okuluna gidiyor, arada bir buraya geliyor” diye bakıyorlardı. Kimseyle aram kötü değildi, ama samimi de değildim.
    ? Kırıcı şeyler yaşamadınız mı?
    - Pek sayılmaz... Ama şu bir gerçek ki Almanya"dan gelenleri kendilerinden görmüyorlar, böyle bir ırkçı yaklaşım söz konusu. Bir de benim babam Alman ya... Siyasete adım attığımda da “Sen ne anlarsın?” diyen oldu mesela... Neden anlamayayım? Türk vatandaşlığım var benim. Belki de buradaki birçok kişiden daha Atatürkçü"yüm. 11 yaşımdan beri Almanya"da Atatürkçü Düşünce Derneği"ne üyeyim. Siyasetçiler, profesörler gelip konferanslar verirdi, ben de dikkatle dinlerdim.
    ? Fiziksel anlamda Almanya standartlarına uyuyorsunuz. Belki orada modellik yapsanız şimdikinden daha fazla kazanırdınız.
    - Ben modelliğe başladığımda 14 yaşındaydım. Almanya"da bir ajansa kayıtlıydım. Tabii tatil için Türkiye"ye gelip gidiyordum. Bu sayede 16 yaşında da Türkiye"de çalışmaya başladım. ışler çok iyi gitti. Medyanın ilgisini çektim. Bir baktım, teklifler birbiri ardına geliyor. Burada mutlu da olduğum için Türkiye"de mesleğime devam ettim.
    ? Ergenlik çağında daha çok annenizden mi yoksa babanızdan mı etkilendiniz? ıki farklı kültürün içinde ve yurtdışında büyümüş olmanıza rağmen, size baktığımda sanki Türkiye"de doğup büyümüş bir genç kız görüyorum.
    - Bu, karakterden kay-naklanıyor. Annem hep benim gezmemi, aktif olmamı isterdi. O “Git gez, yeni ortamlar gör” dedikçe, ben içime kapandım. Hatta babam daha dikkat ederdi, daha kısıtlayıcıydı. Babam tam bir Türk gibidir zaten... Düğünlere gittiğinde dans etmeye çalışır, görseniz Alman demezsiniz. Evlenmeden önce Müslüman da olmuş.
    ? Annenizin rahat olduğunu söylediniz ama Türkiye"deyken sizi hiç yalnız bırakmıyor.
    - Bu diğer insanların yorumu. Biz hayatımızdan çok memnunuz. Başkalarının niye bu konuya takıldığını da bilmiyorum. Biz annemle birçok aktiviteye katılırız. Arkadaşlarımın çoğu beni yalnız gördüğünde “Annen nerede?” diye sorar. Annem dışarıdan belki sert görünebilir ama öyle değildir. Gayet kafa dengidir ve benden daha aktiftir.
    ? ılk çıkış yaptığınızda bütün playboy"lar kapınıza yığılmış olmalı. Popüler mankenlerin böyle bir dönemi var çünkü... Siz o dönemi nasıl geçirdiniz?
    - Ben sekiz yıldan beri aynı telefon numarasını kullanıyorum. Üstelik 24 saat açıktır, ama beni özel numaramdan arayan olmaz hiç... Rahatsız edilmiyorum. Çünkü mesafeliyim insanlara karşı. Onlar da bunu görüyor ve “Bu kızla başa çıkılmaz” diyorlar herhalde ki, bana yanaşmıyorlar.
    ? Özel güvenlikle dolaşan modeller de var. Siz güvenliğinizi nasıl sağlıyorsunuz?
    - Ben ona gerek duymadım. Zaten koruma olunca daha çok üstünüze geliyorlar. Konser verseniz, sanatçı olsanız böyle bir şey gerekebilir, ama benim ihtiyacım yok.
    ? Kavgayı sevmeyen biri gibi görünüyorsunuz ama meslektaşlarınız laf atarak gündemde kalmayı neredeyse stil haline getirdi. Size de laf atanlar oluyor, hep sessiz kalıyorsunuz. Zararını görmüyor musunuz bunun?
    - Allah"a havale ediyorum onları... Hepsine cevap versem yandım. Polemikle gündeme gelmenin bana faydası olmaz deyip susuyorum.
    ? Bir tiyatro oyununda rol alıyorsunuz. Bu, modellikten yavaş yavaş koptuğunuz, başka arayışlar içinde olduğunuz anlamına mı geliyor?
    - Hayır modellik de devam ediyor. Tiyatro nisana kadar her hafta sonu var. Onun dışında turneler oluyor. Zaten daha önce “Lise Defteri”, “Emret Komutanım” ve “Üç Tatlı Cadı”da rol almıştım. Yani oyunculuk deneyimim oldu ama mankenliği bırakmadım. Canlı oynamak ise çok farklı. Daha zor ve daha heyecanlı.
    ? Bir de şarkıcılığa soyunduğunuz yazıldı...
    - O dedikodunun aslı yok. Dansı çok seviyorum, ama şarkıcılık düşüncem olmadı. Bir ara çocuk programı yapmıştım ya, daha çok çocuklara yönelik projelerde yer almak istiyorum. Zaten beni Ülküleri Yaşatma Derneği"nde Sosyal Komite Başkanı seçtiler. Orada da çocuklarla birlikteyim. Çocuklara Atatürk"ü anlatmak, kitaplar hazırlamak istiyoruz.
    ? Sinema filminde rol almak gibi bir hayaliniz var mı?
    - Çok güzel filmler çekilmeye başlandı. Bana uygun bir rol olursa neden olmasın, çok isterim.
    ? Siz öpüşme, sevişme sahnelerine “evet” demez gibi duruyorsunuz ama...
    - Doğru, zaten bana öyle bir rol de gelmez. İstesem de yapım gereği yapamam. En azından şimdilik... Belki oyunculuğumu geliştirince olur ama yine de bir sınır koyarım. Çok açık sahnelere gerek yok. Yapanları da kınamıyorum. Ben küçükken mini etek bile giyemezdim. Annem “seni çarşafa sokacaktım” der. Büyüdükçe açıldım.
    ? Çok mu utangaçsınız?
    - Evet, biraz utangaçlık var. Hâlâ beni mini etekle pek sık göremezsiniz, rahat edemiyorum çünkü... Dekolteyi de sevmem. Seksi giyinmeyi sevmiyorum özet olarak...
    ? Medyatik olmaktan memnun musunuz peki?
    - Açıkçası bunun yararından çok zararını gördüm. Bir sürü mahkemem var. Medyatik olmak bana 20 mahkemeye patladı! Eğer medyatik olmasaydım mahkemelerim olmayacaktı, onlara para harcamayacaktım. Yani güzel yanları olduğu gibi zor yanları da var.

    O ADAMI TANIMIYORUM

    ? Aşk hayatınızdan bahsedelim. Gerçekten yalnız mısınız?
    - Evet... 2,5 senedir yalnızım.
    ? Ama adınız Simge Tertemiz"in eski sevgilisi Murat Kadıoğlu ile anılıyor son zamanlarda. Hatta Simge Hanım bu yüzden hakkınızda çok ağır şeyler söyledi.
    - O adamı tanımıyorum. Neden böyle bir yakıştırma yapılıyor, onu da bilmiyorum. Simge"yle o tatsız açıklamasının ardından konuştuk ve benden özür diledi. Meğer kendisine bu dedikodudan bahsedilmiş, o da inanmış. Hepsi bu kadar...
    ? 2,5 yıldır karşınıza hoşlandığınız kimse çıkmadı mı yoksa yalnız kalmayı mı tercih ediyorsunuz?
    - Benim tercihim diyebiliriz. Geri durdum biraz.


    HÜRRİYET

    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim