• BIST 89.929
  • Altın 145,402
  • Dolar 3,6177
  • Euro 3,8990

    Sivil itaatsizliğin kentleri

    13.11.2011 20:20
    Sivil itaatsizliğin kentleri
    Çalışmalarını Berlin’de sürdüren Annika Eriksson’un sergisi Galeri Non’da.
    Sivil itaatsizliğin kentleri Sivil itaatsizliğin kentleri Sivil itaatsizliğin kentleri

    Eriksson, yakın geçmişe uzanan bu mini retrospektif sergide, sivil itaatsizliğin üç farklı dünya kentinde; Sheffield, Berlin ve İstanbul’daki yansımalarını aynı zeminde buluşturuyor.

    Derya Demir’in kurucusu olduğu Galeri Non, Tophane’deki mekânından sürpriz biçimde Galatasaray Mısır Apartmanı’na geçerek bu mekândaki ilk sergisini, çalışmalarını Berlin’de sürdüren İsveçli sanatçı Annika Eriksson’a ayırdı. “Bir Annika Eriksson Sergisi” isimli etkinlik, sanatçının da deyimiyle yakın geçmişe uzanan mini bir retrospektif.

    Eriksson, Türkiye’deki sanat ortamının aşina olduğu bir imza. Yapıtlarında özellikle günlük durumların sosyal, kamusal, kentsel yansımalarını mikro ve makro düzeyde tartışmaya açan Eriksson, sergideki eserleri oluştururken özellikle “serbest dolaşım”ın yazılı olmayan, ama görünür olan detaylarını görselleştirmesiyle dikkat çekiyor.

    Mitte ya da Tarlabaşı

    Nitekim sanatçının İngiltere’nin kuzeyindeki Sheffield, Berlin ve İstanbul için ürettiği beş ayrı işi de bu yerel ama küresel zeminde ayrıntılarıyla hazmedilebiliyor.

    İşte bu esnek parantezler altında izlenen işlerden biri olan “Wir Bleiben / The Last Tenants”, Eriksson’un bir dönem yaşadığı binayı konu ediniyor. 1755’te inşa edilmiş olan bina yüzyıllar boyunca ayakta kalmayı başarmış ve iki dünya savaşı atlatıyor.

    Ancak Berlin Duvarı’nın yıkılmasının ardından, binanın yer aldığı Mitte bölgesi hızla ticarileşerek dönüşürken bina da nezihleştirme sürecinden nasibini alıyor. Sanatçının bu yapıtı, binanın son sakinlerini, binadan ayrılmama ve hakları için verdikleri mücadeleyi konu ediniyor. Tam da bu noktada bu iş, kuşatılan ve kimliksizleştirilirken Tarlabaşı semti ve nicesini çağrıştıran duruşuyla öne çıkıyor.

    Direniş ruhu

    Eriksson, serginin genelinde de altı çizilen “sivil itaatsizlik” mefhumuna saygı duruşunda bulunan bu eserinde, binanın sakinlerinden kendi hikâyelerini anlatmalarını isterken bize de binanın portresini sunuyor. “Sergideki bu işte bir direniş ruhu olduğunu görebilirsiniz. Bu açıdan tek bir işte, gerek İkinci Dünya Savaşı, gerek Berlin Duvarı’nın yıkılışı, gerekse duvar sonrasını aynı zaman içinde tecrübe etmeniz mevzubahis” diyor.

    Bu halin giderek teatral bir performansa büründüğü “Wir Sind Wieder Da / Yeniden Buradayız” yapıtında ise sanatçı, Punk cemaatini birer hayalet gibi karşımıza dikerek “Geri Döndük” mesajını veriyor. Yarım saatlik bu video projeksiyon, özel baskı siyah beyaz fotoğraflar ve sokak kokan afişlerle de filizleniyor.

    Punklar ve kediler...

    Sanatçı, bugünkü trajik atıllığı ile Taksim Atatürk Kültür Merkezi’ni anıştıran bir diğer modernite anti-anıtını ise “Maximum Happiness/Azami Mutluluk” adlı yapıtında devreye sokuyor. Sheffield’in üstünde görkemli bir kale gibi yükselen Park Hill Estate, şehrin simgesel yapılarından birisi olmasına rağmen perili bir evi andıran bir terk edilmişlik halinde karşımıza dikiliyor.

    Eriksson, ölü bir yapıyı dirilterek tartışmaya açtığı bu kışkırtıcı işin üretim sürecinde Adnan Yıldız ve Egemen Demirci gibi Türk kökenli sanat profesyonelleriyle verimli bir işbirliğine gittiğini ifade ediyor.

    Ancak Berlinli Punk cemaatiyle aynı dramatik kader ortaklığını yaşayan en önemli canlılar, sergideki kedilerle kendini gösteriyor.

    İstanbul’dan yaşadığı yere bir kediyle dönen Eriksson, bu yapıtında “bir gecede yersiz yurtsuzlaştırılan” İstanbul kedilerinin dramatik bekleyişlerini sonsuzluğa kaydediyor. Eriksson “Harika İyi Yer” isimli bu çarpıcı işten şöyle bahsediyor: “Benim için sergideki en zor iş buydu. Kendilerine bir tür pozitif cemaat yaratan bu kedilerin durumunu fark ettikten sonra bölgeye giderek onları gece-gündüz görüntülemeye çalıştım ve kedilerin aslında Punklar ile yakın oldukları duygusuna kapıldım.

    İstanbul’da da bir iş üretmeyi istiyordum açıkçası. Bu anlamda kedilerin olduğu bu işten bir fabl olarak bahsedebiliriz.”(Sergi 9 Aralık’a dek Galeri Non’da. )

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • iDANSla çağdaş dans vakti02 Ekim 2012 Salı 22:10
  • İstanbulda en kısa festival02 Ekim 2012 Salı 22:09
  • Turuncu Filmler Antalyada02 Ekim 2012 Salı 22:08
  • Beat’lerin Kralı Babylonda02 Ekim 2012 Salı 22:06
  • Türkiyeye utanç verici ceza02 Ekim 2012 Salı 22:05
  • Fazıl Sayın Evreni ilk kez Salzburgda02 Ekim 2012 Salı 15:02
  • Bilgin Adalı hayata veda etti01 Ekim 2012 Pazartesi 23:20
  • Uluslararası caz günü İstanbul’da gerçekleşecek30 Eylül 2012 Pazar 15:04
  • Askerler öldürdüklerini göremezlermiş30 Eylül 2012 Pazar 07:00
  • İşte Neşet Ertaşın son şiiri29 Eylül 2012 Cumartesi 16:38
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim