• BIST 107.324
  • Altın 142,760
  • Dolar 3,5643
  • Euro 4,1426

    Sırrı'nın Meclis'e girişi

    13.06.2011 11:32
    Büro trafiği, müşahitlere yemek dağıtımı, 'usulsüzlük minibüsü'yle okullarda ihbar turu, ilk tebrikler... Seçim gününü Emek, Demokrasi ve Özgürlüğü Bloğu adaylarından Sırrı Süreyya Önder'i Meclis'e sokan ekiple geçirdik. Ve taze milletvekiliyle ilk söyleş
    Sırrının Meclise girişi
    Sırrı'nın Meclis'e girişi Sırrı'nın Meclis'e girişi Sırrı'nın Meclis'e girişi

    Seçim sabahlarında Şeker Bayramı’na benzer bir hal oluyor. Bir kere güzel giyiniyor insanlar. Çoluk çocuk bir törene gider gibiler. Kaç senedir hep kasanın arkasında gördüğünüz bakkalınızın bacakları olduğunu fark ediyorsunuz. Bir bakmışsınız, sürekli kapıda karşılaştığınız komşunun bir sırtı da varmış. Oo, muhtarımız da oy vermeye gelmiş. 

    Seçim günleri, köşe başında karşılaşılan ahbaba “Aman erkenden kullandık, aradan çıktı” derken yakınır bir halleri olsa bile, oy vermenin üzerlerine yapıştırdığı bir tür gurur oluyor herkeste. Bir ‘Evet’ olarak sayılmanın, var olmanın işareti... 

    Okul sıralarından inşa edilmiş seçimkondularda oy kullanmamak, şeffaf sandıklar, birörnek mühürlerle medeni gelişmeler olmuş. Oyumuzu verdik ama iş yeni başlıyor. 

    Dün vazifem Emek, Demokrasi ve Özgürlüğü Bloğu’nun İstanbul 2. Bölge adayı Sırrı Süreyya Önder’i takip etmekti. Günün sonunda kendisiyle buluşacaksak da benim asıl istediğim, Önder’in de “Hepsi benden bin kat fazla çalıştı” dediği kampanya ekibiyle bir seçim gününü yaşamaktı. 

    Etiler’den aynı toka ihbarı 
    Geçen genel seçimden bir müşahitlik tecrübem var. Mühim iştir müşahitlik; eğer oyun peşine düşmezseniz, onun kendi yolunu bulma ihtimali vardır. En azından risk almamak için partiler ve bağımsız adaylar oy kullanılan her mahale, her sandığa bir müşahit dikerler. Birinci kural gizlilik. Hiçbir müşahidin hangi parti/aday için o okulda dolandığının, usulsüzlük kokladığının bilinmemesi icap eder. Eğer belli olursa mesele zaten... İtiraf etmeli, bu ‘gizli görev’ hissi de insanı havaya sokar. 

    Tek okula bağlı kalmamak, çok yerden zihne fotoğraf kaydedebilmek için, gezici ekiplerin peşine takılmaya karar vermiştim. Sabah Beşiktaş’taki seçim bürosuna gittiğimde, bir yandan çaylar, çilekler yenerek muhabbet ediliyor, bir yandan da ilçedeki 521 sandıkta görevlilerden gelen telefonlara bakılıyordu. 

    Mesela Etiler’deki bir okuldan telefon geliyor: “Burada okulda dolaşan aynı tokalı kadınlar var. Bu bir işaret olabilir.” Gün içinde ortaya çıktı ki, bu işaret meselesi iyice çığrından çıkmış. AK Parti’li müşahitlerin hepsinin gömleğine takılı aynı sarı tükenmez kalem... CHP’nin işareti olarak kırmızı bileklikler konuşuluyor. Çetin Doğan’ın müşahitleri ya bu işi hiç bilmiyor ya da kasten yapıyorlar. Cepte taşınması, lüzumlu hallerde gösterilmesi gereken kartlar birçok müşahitin boyun nahiyesinde kabak gibi açık tespit edilmiş. 

    Bir molotof hikâyesi daha 
    Bürodaki avukat. kimi hukuki meselelere dair danışmanlık yapıyor. Partilerin dışında üç bağımsız adayın müşahitliğine izin var. Fazlasının etrafta dolanmak istediği hallerde, sandık başkanının kura çekmesi gerekli. Yekten reddedilen müşahitler soluğu avukatta alıyor. 

    Müsait kalınan kimi anlarda rakam tahminleri yapılıyor. ‘Beşiktaş büroda halayımızı çeker, sonra Beyoğlu bürodaki büyük kutlamaya geçeriz’ gibi planlara geçiliyor. 100 bin oyun aşağısını kimse zikretmiyor. Sonradan Sırrı’nın ağzından, “İyimser bir temenni değil, alandan aldığımız duyumlara göre gerçek öngörü” dediği 120 bin dökülüyor. 

    İçinin yandığı bir konu da son haftalarda Gazi Mahallesi’ndeki büroda birden bulunuveren molotoflar. Bu kadar barışın altını çizen bir aday için, büyütülen bu haberin on binlerce oy kaybına yol açacağından emin gibi. 
    Bu arada büroya gidip gelenlerden öğreniyorum ki, bu münferit bir vaka da değil. Feriköy bürosuna bir gün “Selamünaleyküm” diye giren bir genç buyur edilip çay ikram ediliyor. Bir süre sonra bu genç nasılsa çıkarken çantasını unutuyor! Açıp bakıyorlar ki içi molotof dolu. Anında önlemi alınıyor. 10 dakika sonra sivil polisin “İhbar var” diyerek gelmesi ne kadar büyük tesadüf değil mi? 

    Siyasi değil, ‘yan bakma olayı’ 
    Yemek vakti yaklaşırken, Beşiktaş haritası masaya seriliyor. Oy verilecek yerler çoktan işaretlenmiş. Köfte-ekmek ve ayrandan müteşekkil müşahit kumanyaları bagajlara dolduruluyor. İki-üç grup haritada okulları paylaşıyor. Hemen bir ekibe dahil oluyorum. 

    AK Parti’nin de, CHP’nin de müşahitlerine 200 TL, hatta üzeri bir para verdiği konuşuluyor. Seçim bürolarında ‘komün kumbaraları’ olan Blok’un ekibi elbette ki bu işi de gönüllü yapmakta. Öğle saatleri geçince midesi kazınan onlarca genç insan demek bu. Seçim bürosunda çalışan daha ‘erkek’ bir ekip olsa da, gezdiğim bütün okullarda kadın müşahitler daha fazla gibi geldi. Ama yaş ortalaması 26-27’dir. Bu kesin. 

    Yemek işi de hiç yabana atılır mesele değil. Seçim mahallerinden ayrılmaması gereken görevlilerin, kantin bisküvilerine mahkum kalmaması için dışarıdan bir takviye farz. Gittiğimiz kimi okullarda yemek naklini bekleyen partili müşahitler hemen atlıyordu, “Dürüm mü?” diye. “Hayır, köfte” deyince anlaşılıyor ki ayrı dünyaların insanıyız. Gerçi kaç çeşit var ki, bu iş de karışmaya müsait. 

    Büyük partiler elbette ki yemek konusunda da gayet bonkör. Blok adaylarının bütçesi düşünüldüğünde, ekipten Hamdullah’ın okula varmadan ‘Kaç kişisiniz’ yoklaması yapması şart. Bahsettiğim bonkörlük okuldaki görevlilere, hatta kimi zaman sandık görevlilerine de yansıyabiliyor. Geçen seçimdeki müşahitliğimden bütün sandık görevlilerine sandviç ve meyve suyu dağıtan partinin, bunu fark eden diğerleri tarafından etraflıca kınandığını hatırlıyorum. 

    ‘Kendi aramızda halledelim’ 
    Yemek bıraktığımız Şair Nedim İlköğretim Okulu bahçede bir kavgayla karşılıyor bizi. Araya giren polislere sonra meseleyi soruyorum. “Siyasi değil, yan bakma olayı yaşanmış” diyor. Bir nevi ‘kız meselesi’ yani; gerçek cevabı bilmiyorsan ya da karşındakinin bilmesini istemiyorsan ‘kız meselesi’ de, geç... 

    Sakıp Sabancı Anadolu Lisesi’nin bahçesi, müşahidi eksik okullara transferin yapılması için geçici bir üs gibi olmuş. Daha önce büroda tanıştığım Menice abla, telefon yoklamaları yapıyor. Bir yandan da Sırrı Süreyya Önder’e aktaracak mesajları var: “Söyle Sırrı’ya, kadın politikalarına biraz daha fazla kafa yorsun.” 
    Derken, Beşiktaş Gazi Mustafa Kemal İlköğretim Okulu’ndan ‘damgasız oy pusulası’ ihbarı geliyor. Artık Menice ablanın ekibindeyim. ‘Usulsüzlük minübüsüne’ atlayıp hemen olay yerine varıyoruz. Bu da havalı bir iş doğrusu. 
    Hikâye tam bir ilke dilemması. Tamamen unutkanlıkla, bir sandıktaki pusulalar mühürlenmemiş, öğlen fark edilene kadar da böyle gitmiş. Fakat sınıf kapısının önünde durum başka. Bir partinin müşahidi “Burada kötü niyet yok, ihmal var, unutkanlık var. Sandık açıldığında başkan hepsini mühürlesin. Kendi aramızda halledelim” diyor. İhmal yüzünden o oyların geçersiz sayılması fena tabii, kimi kafalardan soru işaretleri geçtiğine eminim. Ama Menice abla “Bütün sandık Sırrı’ya da oy vermiş olsa, etrafımda yolsuzluk istemiyorum” diyor. Etiler’deki Yüksek Seçim Kurula’na doğru yol alıyor siyah ‘usulsüzlük minibüsü’. 

    Sırrı Süreyya Önder’le buluşmak için BDP İl Binası’na vardığımızda Roj TV’den ‘son dakika’ olarak, açılan sandıkların sonuçları geçiyor. Sayımı biten bazı köyler arasında Blok adaylarının seçmenlerin tamamının oyunu aldığı yerler var. Kiminde iki, kiminde üç oy çıkmış AK Parti’ye, daha fazlasına o esnada denk gelmedim. 

    ‘Sadece pigment miyiz?’ 
    Günü, neredeyse seçmenini isim isim bildiğini söylediği Gaziosmanpaşa, Eyüp, Zeytinburnu civarında 40’tan fazla okul gezerek geçiren müstakbel milletvekili yorgun argın giriyor içeri. Bir önceki gece hiç uyumamış. Tam 62 gündür de sabah 8’den gece en az 2’ye kadar seçim çalışması... Bir Diyarbakır, bir Adıyaman ziyaretiyle birlikte tam 17 bin 500 km. yapmış. Daha saat 17.00’yi yeni geçti ama ara ara farklı ilçelerden tebrik telefonları geliyor. 
    Vekil oluyor diye yazı işi bitti mi peki? “Yok, elim kaşınıyor” diyor ama nerede yazacağını da söylemiyor. Müstear bir isim arıyormuş. İlk satırda kendini belli edecekmiş ama... 
    “Sevdin mi bu işi?” diye soruyorum. “Hep ‘Bir sonraki gün hangi engellerle boğuşacağız?’ diye düşünerek geçti. Ama sevdim de, kavradım da. Bir kere İstanbul’un bütün mülki erkanını tanıyorum artık. Valinin cebi var bende, sen ne diyorsun?” diye cevap veriyor. ‘Cilveli’ diplomasi dilini de iyi kavramış. 
    Etrafta birçok kişiden ‘Ya Sırrı Süreyya Önder, kim bilir Meclis kürsüsünde neler söyler...’ cümlesini duyduğumu söylüyorum. “İnan olsun Meclis’e dair bir hayalim olamadı daha” diyor. Bir şikayeti de var: “Bir de böyle ‘renkli adam’ muamelesinden pek hazzetmiyorum. Sadece pigment miyiz?” 
    Fotoğraf için dışarı çıktığımızda anında etrafı sarılıyor. Bir ara kulağıma eğilip “Hay şu cep telefonuna fotoğraf makinesi koyanın aklına...” diyor. Her yerde binlerce fotoğrafı çekilmiş. 
    Sadece bu da değil, eline bir telefon tutuşturulup ‘Bilmem kime merhaba der misin?’ talepleri geliyor. Alıyor telefonu eline. Saçma ama o Kürtçe konuştuğunda da ben anlıyormuşum gibi geliyor.

    RADİKAL

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • Demirtaştan Akla Ziyan İddia!05 Ekim 2012 Cuma 08:37
  • Vekilin İsteği Başka!05 Ekim 2012 Cuma 08:36
  • Hüseyin Çelik: Panik yapmayın!04 Ekim 2012 Perşembe 20:18
  • Hüseyin Aygünden ilginç iddia04 Ekim 2012 Perşembe 20:07
  • MHPnin Neden Evet Dediği Belli Oldu04 Ekim 2012 Perşembe 14:46
  • Muharrem İnce Meclisi birbirine kattı04 Ekim 2012 Perşembe 14:44
  • CHPli heyetten ilk açıklama03 Ekim 2012 Çarşamba 22:45
  • Seçim teklifi komisyondan geçti03 Ekim 2012 Çarşamba 21:00
  • CHPden sağduyu çağrısı03 Ekim 2012 Çarşamba 20:55
  • BDPden ilk yorum Kaplandan03 Ekim 2012 Çarşamba 20:52
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim