• BIST 97.726
  • Altın 145,622
  • Dolar 3,5781
  • Euro 4,0001

    Senin tıynetinden rüşvet varsa

    08.04.2008 17:57
    Senin tıynetinden rüşvet varsa
    CHP Lideri Deniz Baykal, Erdoğan'ın "Baykal döneminde rüşvet verdim" sözlerine ne dedi?
    Senin tıynetinden rüşvet varsa Senin tıynetinden rüşvet varsa Senin tıynetinden rüşvet varsa

    CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Türkiye'nin, tarihi virajlar almak üzere olduğunu ve çok önemli karar noktalarına geldiğini söyledi.

    Baykal, partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, son siyasi
    gelişmeleri değerlendirdi.

    Türkiye'nin çok önemli sorunlarla karşı karşıya olduğunu ifade eden
    Baykal, "Tarihi virajlar almak üzereyiz. Türkiye, çok önemli karar
    noktalarına geldi" dedi.

    Böylesine önemli, herkesi soğukkanlı, dikkatli, sorumlu bir anlayış
    içinde ülke sorunlarını tartışma zorunda bırakan ciddiyette bir tabloyla
    karşı karşıya olunduğunu belirten Baykal, bu karşın, Başbakan Recep
    Tayyip Erdoğan'ın geçen hafta gittiği her yerde CHP ve Genel Başkanıyla
    uğraştığını söyledi.

    "Başbakan'ın, Türkiye'nin bu noktaya gelmesinde en büyük sorumluluk
    sahibi olan insanın, her şeyi bırakıp da kongre kongre dolaşarak,
    gittiği her yerde CHP'yi ve onun genel başkanına yerli-yersiz,
    anlamlı-anlamsız, geçerli-geçersiz, önemli-önemsiz suçlamalar yöneltme,
    tahrik etme, kavga çıkarma, polemik yaratma arayışı içine girmiş
    olmasına vatandaşların dikkatini çekmek istediğini" belirten Baykal,
    "Bu sağlıklı bir ruh hali değildir. Bunu gerektiren bir durum yoktur"
    diye konuştu.

    Türkiye'nin başında yeterince dert olduğunu, kendisinin bilinçli bir
    şekilde bir süreden beri iktidarla siyasi polemik içine girmemeye
    çalıştığını ifade eden Baykal, ülke sorunlarını konuştuğunu, öneri ve
    eleştirilerini dile getirdiğini kaydetti. Baykal, "Ama hiçbir zaman bir
    siyasi tartışma, siyasi gerginlik arayışı içine kesinlikle girmiyorum"
    diyerek, Türkiye'nin sıkıntılarından zararsız bir şekilde çıkmasına
    katkı yapma sorumluluğu içinde davrandığını belirtti.

    -"BAŞBAKAN, NİÇİN BÖYLE YAPIYOR?"-

    "Başbakan, niçin böyle yapıyor?" diye soran Baykal, şöyle konuştu:
    "Durduk yerde, biz bir suçlama yöneltmediğimiz, tahrikte bulunmadığımız
    halde, her yerde, günde 3 defa CHP'ye ve onun genel başkanına çatma
    mecburiyetini niye hissediyor? İç dünyasında niçin böyle bir gerilim
    taşıyor? Niçin CHP'yi suçlayarak rahatlamaya çalışıyor. Bunun altında
    yatan neden nedir? İnsani nedenleri olabilir. Başbakan, güç bir
    dönemden, sıkıntılı bir dönemden geçiyor. Bunu anlıyorum ama bu
    sıkıntısının tedavisini yanlış yerde arıyor."

    -"AKP İLE CHP TARTIŞMASINDAN KAYNAKLANAN SORUN DEĞİL"-

    Baykal, bu tartışmalara girmemeye çalıştığını belirterek, şöyle devam
    etti:
    "Biliyorum ki şu anda Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu sorun, AKP
    ile CHP tartışmasından, polemiğinden kaynaklanan bir sorun değildir.

    Şuan Türkiye'nin önünde duran sorun, Deniz Baykal ile Tayyip Erdoğan'ın
    tartışmasından kaynaklanan bir durum değildir. Ne CHP olarak biz, ne
    onun genel başkanı olarak ben, böyle bir tartışmanın içinde değiliz.

    Türkiye'de yaşanan krizin, sıkıntının hiçbir şekilde ne CHP ne Deniz
    Baykal tarafı değildir. Krizin tarafları, Başbakanla, AKP yönetimiyle
    Türkiye'nin anayasasıdır, Türkiye'nin devlet düzenidir. Sorun buradan
    kaynaklanıyor. Bu sorunda biz yokuz. Sorun, Başbakan ile Türkiye'nin
    anayasal düzeni arasındaki uyumsuzluktan, çelişkiden, çatışmadan
    kaynaklanıyor. Bu çatışmayı değiştirip, onu, CHP ile AKP arasındaki bir
    tartışma haline dönüştürmeyi başbakan istiyor olabilir ama bizim buna
    herhangi bir şekilde katkı yapmamız söz konusu değildir. Bu nedenle,
    Başbakanı bu saldırılarında serbest bırakıyoruz. Nasıl uygun görüyorsa,
    içinden nasıl geçiyorsa, kendisini ne rahatlatacaksa, nasıl
    ferahlayacaksa, öyle yapmakta serbesttir."

    -RÜŞVET TARTIŞMASI-

    Erdoğan'ın istediğini söyleyebileceğini, ancak "gaf yapmamasını"
    isteyen Baykal, "Başbakan Erdoğan'ın, 30 yıl önce rüşvet verdiğini
    ifade ettiğini ve bundan dolayı da kendisini suçladığını" belirterek,
    şöyle devam etti:
    "Arkadaşım, senin tıynetin de rüşvet vermek varsa, Deniz Baykal, sana
    ne yapsın? 30 yıl öncesini konuşuyor. Türkiye'nin 70 cente muhtaç olduğu
    günler... O günlerde rüşvet vermiş. O dönemde rüşvet verdiğini bugün
    itiraf ediyor. Rüşvet vermek suç, rüşvet almak suç. Aynı kapıya çıkmıyor
    mu? Rüşvet vermekle, rüşvet almanın hukuki, ahlaki konumu aynı değil mi?
    Başbakan, rüşvet verdiğini itiraf ediyor. O zamanın şartları içinde 30
    yıl sonrasına yönelik bir siyasi yarar bekleyişi içinde bunu yapıyor.

    Başbakan, rüşvetle bu kadar yakından ilgiliyse 30 yıl öncesine gitmesine
    gerek yok, kendi Enerji Bakanlığına bir bakıversin. Enerji Bakanlığında,
    nasıl partisinin üst yöneticileri, müteahhitleri, bakanlık bürokratları
    bir araya geldiler, nasıl ihaleleri paylaştılar, nasıl tertipler
    yaptılar. Bunlar nasıl ortaya çıktı? Bütün bunlar devletin arşivinde,
    dosyalarında... Başbakan'ın, bu rüşvet sözünü çok fazla ağzına
    almamasını tavsiye ederim. Uygun değil, almasın. Başbakan, bu konuya
    fazla girmesin."

    -CHP ZİHNİYETİ-

    Başbakan Erdoğan'ın, "CHP zihniyetinin olduğu yerde bereket yoktur"
    dediğini de ifade eden Baykal, bu sözlere tepki gösterdi. Baykal,
    "Konuştuğu parti CHP'dir. Yani Atatürk'ün, İnönü'nün partisi.

    Cumhuriyeti kuran, devleti kuran parti. Bağımsızlığı sağlayan, milli
    mücadeleyi zafere ulaştıran parti. Yunan'ı Anadolu'dan uzaklaştıran,
    zaferi kazan parti" diye konuştu.

    CHP'nin ekonomik kalkınmanın alt yapısını gerçekleştirdiğini, Lozan'ı
    imzaladığını, demokrasiye geçişi sağladığını anlatan Baykal, bugün de
    milyonlarca insanın oyunu aldığını bildirdi. Baykal, şunları ifade etti:
    "Böyle bir partiye aklı başında, sağduyusu yerinde, soğukkanlı bir
    Başbakan nasıl olur da, böyle bir suçlama yapar, niçin yapar? Bu
    husumet, bu düşmanlık, kızgınlık nereden geliyor? Sayın Recep Tayyip
    Erdoğan, neye kızıyorsun, kime kızıyorsun? Devleti bağımsız hale
    getirmiş o insanlara niye kızıyorsun? Bu devleti kurmuş, modern
    Türkiye'yi yaratmış olan o insanlara niye kızıyorsun? Kavgan ne? CHP'nin
    olduğu yerde yalan, dolan, yolsuzluk, onursuzluk yoktur. CHP'nin
    olduğunu yerde teslimiyet yoktur. Onun bunun elini öpmek yoktur. CHP'nin
    olduğunu yerde şeref, onur, dürüstlük, bağımsızlık vardır. Hukuka saygı
    vardır."
    Sağlık sorunuyla ilgili bir toplantıyı iptal ettiğini anımsatan Baykal,
    AK Parti Kadın Kolları toplantısında bu konunun dedikodusunun
    yapıldığını söyledi. Baykal, "Hangi ruh hali, hangi seviye, hangi
    anlayış, bir ciddi siyaset adamını, bir rakip partinin yöneticisinin
    sağlık sorunuyla ilgili olarak böylesine bir üslupla dedikodu yapmaya
    sevk eder? Bunun altında ne yatıyor. Bu sağlıklı bir manzara değil. Bu,
    AKP Genel Başkanı ve yöneticilerin duygularını, düşüncelerini,
    hissiyatını ortaya koyuyor" dedi.

    -"ZAMANINDA HER ŞEYİ SÖYLEDİK"-

    Bu konularda hiçbir suçlama gereğini duymadıklarını anlatan Baykal,
    "Biz zamanında her şeyi söyledik" diye konuştu.

    "Türkiye'de demokrasinin icabıdır, halkın verdiği oyun gereğidir, milli
    iradeye saygının bir parçasıdır" diye, bu kişilere her türlü katkıyı
    verdiklerini ifade eden Baykal, "Bunlar hakkında tek bir kötü söz
    söylemedik. Tek bir saygısızlık yapmadık. Siyasi haklarını kazanması
    için anayasa değişikliği, yasa değişikliği konusunda yapılabilecek olan
    her şeyi içtenlikle, bunlar için değil; Türkiye'de demokrasinin sağlıklı
    işlemesini güvence altına almak için yapmakta tereddüt etmedik. Bizim
    duygularımızda kızgınlık, düşmanlık falan yok. görevimizi yapıyoruz"
    dedi.

    AK Parti iktidarının yanlış işler yapmaya başladığında uyarı görevlerini
    yaptıklarına dikkati çeken Baykal,
    "Sakın ha Türkiye'nin rotasıyla oynamayın, Anayasal düzenin
    temelleriyle oynamayın, Türkiye'nin siyasi doğrultusuna müdahale
    etmeyin, laik demokratik cumhuriyetle kavga etmeyin" dediğini söyledi.

    Bu konuda yanlışlar ortaya çıkınca, "Çok tehlikeli istikamete
    giriyorlar" diye uyarıda bulunduğunu ve vatandaşları, cumhuriyetin
    kazanımlarına sahip çıkmaya çağırdığını anımsatan Baykal, "(Girmeyin bu
    istikamete) dedik. Girdiler. Şimdi artık onların o istikamete girdiği
    bizim tespitimiz olmaktan çıktı, çok temel, ciddi, kapsamlı hukuki bir
    tespit haline dönüşme noktasında. Bir iddianame ortaya çıktı" ifadesini
    kullandı.

    -"BU NOKTAYA GELSİN İSTEMEDİK"-

    Baykal, işlerin böyle bir noktaya gelmesini istemediklerini belirterek,
    şöyle konuştu.

    "Bunu önlemeye çalıştık. Önlemek için gereken gayreti gösterdik. Uyarı
    çabamızı sergiledik. Bunlar anlaşılmadı, dinlenmedi. Bu noktaya geldik.

    Bu noktada, herkeste bir telaş...'Ne yapacağız, ne olacak?' Ne yapacağız
    değil, ne yapacaktınız? Önce bir defa onu konuşun. Nerede yanlış
    yapıldı? Niçin buraya geldik? Niçin araba devrildi kardeşim? Niye
    devirdiniz arabayı? 'Bak, araba devrilecek' diye söylediler size. Neyin
    yanlış olduğunu söylediler. Ona rağmen yaptınız, işi buraya getirdiniz.

    Önce bir defa işi buraya getirmeyecektiniz. Buraya niçin geldi onu
    göreceksiniz."
    AK Parti'nin, daha önce kapatılan 4 partinin sahip olduğu siyasi
    geleneğin bir parçası olduğunu ifade eden Baykal, 5 Kasım 2002'de AK
    Parti Genel Merkezine giderek, "Sakın ha bundan önceki tabloları bir
    daha yaşamayalım" dediğini bildirdi.

    AK Parti'li yöneticilerden, Cumhuriyetin kazanımlarıyla çatışmamalarını
    istediğini dile getiren Baykal, ancak eski TBMM Başkanı, AK Parti Manisa
    Milletvekili Bülent Arınç'ın 2005 yılında "laiklik" ilkesi yeniden
    yorumlanmalı, Başbakan Erdoğan'ın da "Evet, haklı" dediğini kaydetti.

    -Keşke hukuk devreye girmeseydi. Şimdi laiklik ihlal edildiği için devreye giren hukukun elini tutmak için yapılan girişimler var. Hukuk siyasi yanlışlara müdahale ediyor. Hukuk kriz çıkarmış. Şeriatın kestiği parmak acımaz. Ama parmak acıyacaksa şeriatı değiştiriver anlayışı yok. Hukuk işleyecek.

    -Demokrasi paketinin içinde bir şeyler mi örtbas edilecek. İpini koparan bize akıl veriyor. O kadar meraklıysanız Refah Partisi kapatılırken nerdeydiniz. Çünkü Refah Partisi'nin her şeye rağmen milli duyarlılığı vardı. Kıbrıs'ta hayır diyordu. Yabancılar Refah Partisi'ne milli duyarlılığı yüzünden destek olmadı.

    Diğer Haberler
  • Demirtaştan Akla Ziyan İddia!05 Ekim 2012 Cuma 08:37
  • Vekilin İsteği Başka!05 Ekim 2012 Cuma 08:36
  • Hüseyin Çelik: Panik yapmayın!04 Ekim 2012 Perşembe 20:18
  • Hüseyin Aygünden ilginç iddia04 Ekim 2012 Perşembe 20:07
  • MHPnin Neden Evet Dediği Belli Oldu04 Ekim 2012 Perşembe 14:46
  • Muharrem İnce Meclisi birbirine kattı04 Ekim 2012 Perşembe 14:44
  • CHPli heyetten ilk açıklama03 Ekim 2012 Çarşamba 22:45
  • Seçim teklifi komisyondan geçti03 Ekim 2012 Çarşamba 21:00
  • CHPden sağduyu çağrısı03 Ekim 2012 Çarşamba 20:55
  • BDPden ilk yorum Kaplandan03 Ekim 2012 Çarşamba 20:52
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim