• BIST 98.492
  • Altın 143,674
  • Dolar 3,5686
  • Euro 3,9881

    ‘Sen kim oluyorsun!’

    31.01.2008 19:28
    ‘Sen kim oluyorsun!’
    Başbakan'ın 'Ben laikliğin güvencesiyim' sözüne sert yanıt
    ‘Sen kim oluyorsun!’ ‘Sen kim oluyorsun!’ ‘Sen kim oluyorsun!’

    CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Anadolu'daki
    yıllardır var olan giyinme anlayışının yerine bir meydan okuma yaklaşımı
    içinde Türkiye'nin tarihinden, coğrafyasından gelmeyen, ithal edilen bir
    yabancı menşeli kıyafetin, bir standart üniformanın, İslamiyet'in özü
    gibi dayatıldığını öne sürerek "Türban, sanki İslamiyet'in temel
    tarifi... Kelime-i şehadetin yerini türban almış gibi..." dedi.

    Baykal, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ın kendisine yaptığı
    ziyaretin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

    Kılıç'ın kendisine nezaket ziyaretinde bulunduğunu söyleyen Baykal,
    Türkiye'de Anayasa tartışmalarının ön plana çıktığı bir ortamda bu
    ziyaretin herkesin ilgisini çektiğini ifade etti. Baykal, ancak
    görüşmenin bu konuyu kapsamadığını, kamuoyunda tartışılan konularla
    ilgili doğrudan veya dolaylı bir görüşme yapılmadığını söyledi.

    Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Baykal, "Türbanı çene altından
    bağlamaya bakışınız nedir?" sorusu üzerine, böyle önemli bir konuda,
    bağlama biçimi ile ilgili talimatın "çok garip, tuhaf bir düzenleme"
    olduğunu söyledi. Böyle bir düzenlemenin uygulama şansı
    bulunup bulunmayacağının daha sonra görüleceğini ifade eden Baykal,
    hükümetin başbakan yardımcısının konuyla ilgili daha önce yaptığı
    açıklamaları anımsattı. Baykal, "Başbakan Yardımcısı, 'türban diye
    bilinen kıyafetle kesinlikle üniversiteye girilmeyecek, liselerde türban
    olmayacak, kamuda çalışanlar için türbana izin verilmeyecek' diyor.

    Bunlar çok yadırgatıcı, yaşanan gerçeklerle bağlantısı olmayan
    değerlendirmeler" dedi.

    Orta Anadolu'nun bazı kentlerinde, kasabalarında ve İstanbul'da devlet
    dairelerinde türbanla çalışanlar bulunduğunun görüldüğünü ifade eden
    Baykal, "Yaşanan gerçeklerle Başbakan Yardımcısının yaptığı açıklamalar
    arasında tutarlılık söz konusu değil. Üniversitelere türbanla
    girilmeyecek ancak, çene altından bağlamayla girilecek. Bunlar çok tuhaf
    söylemler" diye konuştu.

    -"BUNUN ÖNÜNÜ ALMAK MÜMKÜN DEĞİL"-

    Baykal, bundan sonra Türkiye'de devlet kurumları içinde Anayasa'nın
    bugüne kadar izin vermediği türden dini inancın gereği olarak
    kullanıldığı söylenen bu kıyafetlerin yer almaya başlayacağını
    savunarak, bunun önünün açıldığını söyledi. Baykal, şöyle konuştu:
    "Önemli olan, Türkiye'de yönetimin bir yaygın uygulama olarak giderek
    kızlarımızın, kadınlarımızın kapalı, örtülü ve giderek daha tek tip
    örtülü bir doğrultunun içine yerleştirilip yerleştirilemeyeceğidir. Şu
    anda Türkiye'de bu doğrultuya doğru bir yerleşme söz konusudur. Son
    zamanlarda bu alanda hızla bir artış olduğunu biliyoruz. Yapılan
    düzenlemeler bu sürecin önünü açacak ve gelişmeyi hızlandıracaktır. Bir
    süre sonra liselerle, kamu çalışanları ile ilgili tartışmalar
    yaşanacaktır. Bunun önünü almak artık mümkün değildir."
    Türban üniversitelerde serbest olduktan sonra liselerde ve kamu
    kurumlarında da serbest olmasının isteneceğini, buna ne hakla karşı
    çıkıldığı sorularının gündeme geleceğini ifade eden Baykal, "Bu ikili
    standardı, bir devlet, bir hukuk sistemi, bir anayasa ne kadar
    sürdürebilir?" dedi.

    -"ETİKETLEME BAŞLAR"-

    Bu durumun, Türkiye'yi giderek ağırlaşan sorunlar içine çekeceğini
    belirten Baykal, "Ayrışmayı, dini, siyasi önemi olan çok önemli bir
    ayrışmayı, bir sınıf içine yerleştirirseniz öğrencilerin birbiriyle,
    diğer öğrencilerle, idareyle ilişkileri çok daha karmaşık bir noktaya
    girmeye başlar. Bir etiketleme, yaftalama başlar, niteleme başlar. Din,
    mezhep, inanç düzeyi, dindarlık konuşulmaya başlanır. Bunlar konuşulmaya
    başlanırsa, buna göre tarifler ortaya çıkarsa, öğrencileri 'dinine bağlı
    olanlar, olmayanlar' diye ayrışmış şekilde görürsek, bu çok tehlikeli
    bir süreci başlatır" diye konuştu.

    Baykal, İslamiyet'in özünde, inancı kılık-kıyafetle tarif etme diye bir
    şeyin olmadığını dile getirerek, günümüzde şekilcilik, görüntüyü temel
    alma anlayışının ortaya çıktığını belirtti.

    -"KELİME-İ ŞEHADET'İN YERİNİ TÜRBAN ALDI"-

    İslamiyetin özünün, güzelliğinin, değerlerinin kaybolmaya başladığını
    savunan Baykal, "Kelime-i şehadetin yerini türban aldı. Başörtüsü
    yeterli değil" dedi.

    Baykal, Anadolu'daki yıllardır var olan giyinme anlayışının yerine, bir
    meydan okuma yaklaşımı içinde, Türkiye'nin tarihinden, coğrafyasından
    gelmeyen, ithal edilen bir yabancı menşeli kıyafetin, bir standart
    üniformanın, İslamiyet'in özü gibi dayatıldığını öne sürdü. İslam
    dininde, insanları kılık kıyafetiyle ilgili mahkum etme anlayışının
    bulunmadığını, dedikodunun günah, faizin haram olduğunu anlatan Baykal,
    "Ama türban takmamak günah diye bir tarif yoktur. Bunların hepsi
    unutuldu. Türban sanki İslamiyet'in temel tarifi... Kelime-i şehadetin
    yerini türban almış gibi... Türbanlıysa hiç bir şeye gerek yok gibi bir
    yaklaşım..." diye konuştu.

    Bu yaklaşımın İslamiyet'in derinleşmesi, güçlenmesi anlamına
    gelmeyeceğini ifade eden Baykal, "İslamiyet türbanla güçlenmez. İyi
    ahlakla, dürüstlükle, Allah inancını samimiyetle yaşayarak
    güçlendirilir" dedi.

    -"SEN KİM OLUYORSUN..."-

    Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "... Velev ki siyasi bir
    simge..." diyerek, türbanın siyasi simge olduğunu kabul ettiğini öne
    sürerek, şöyle devam etti:
    "Diyor ki, 'Ben laikliğin güvencesiyim.' Sen kim oluyorsun? Sen kim
    oluyorsun da laikliğin güvencesisin? Sen bugün varsın, yarın yoksun.

    Laikliğin güvencesi bir kişi, bir kamu görevlisi, bir siyasetçi olabilir
    mi? Sen dün öyle düşünüyordun, bugün böyle düşündüğünü söylüyorsun.

    Yarın kim bilir ne söyleyeceksin? Türkiye'de Cumhuriyetin ilkelerini
    sana mı emanet edeceğiz? Bir siyasetçi 'laikliğin güvencesiyim' diyor,
    biz de tatmin olacağız. Böyle bir şey olur mu? Türkiye'de devletin,
    hukukun düzeni var. Anayasası var, ilkeleri var. Bir yandan onları
    tahrip edeceksin, sonra da 'bana güvenin, burayı toparlarım, düzenlerim'
    diyeceksin. Hiç bir şey yapamazsın daha da karıştırırsın. Nitekim öyle
    yapıyor. Bu çok sakıncalı bir süreç. Böyle tehlikeli bir gelişme
    maalesef hızla gidiyor."
    Bu konuları tartışırken türban kullanan kadın ve kızlar ile türban
    kullanılmasını teşvik eden çevrelerin ayrımının yapılması gerektiğini
    belirten Baykal, "Türkiye'de İslamiyet'i, kadın yaşamını türban ekseni
    etrafında biçimlendirmek için içerden, dışardan, çeşitli katkılarla
    desteklerle büyük bir faaliyet sergileyen merkezler bulunduğunu"
    söyledi. Baykal, 40 yıl önce böyle bir durumun olmadığını ifade
    ederek, "40 yıl önce kızlarımızın, kadınlarımızın önüne kimse bunu
    getirmiyordu, şimdi getiriyor. Ne değişti Türkiye'de? İslamiyet'te ne
    değişti? Yeni bir peygamber mi geldi? Ne oldu, nereden çıktı bu?
    İslamiyet'in özüyle bu ilgili mi? Hayır. Bu din işi değil, siyaset
    işi..." diye konuştu.

    -"SANA MI GÜVENECEĞİZ?"-

    Türbanın, liseye ve kamuya sokulmayacağının söylendiğini ifade eden
    Baykal, şöyle devam etti:
    "Hadi canım sen de... Sen mi sokmayacaksın? Daha şimdiden
    milletvekillerin, kadın kolları başkanın, belediye başkanların
    taleplerini ortaya koymaya başladılar. Sen mi bunun önünde duracaksın?
    Sana mı güveneceğiz? Böyle bir şey olur mu? Bir süreç başlattın ki bunun
    önünde kimsenin durması mümkün olmaz.

    İslamiyet'i, 'dışlayıcı, ayrıştırıcı, radikalleştirici' biçimde tarif
    eden bir uygulamayı sen 'buyurun' diye devletin, devlet düzeninin,
    eğitimin içine yerleştiriyorsun. Eğitim bu hale geliyor işte.

    Türban takan kızlar, kadınlar bu olumsuzluğun sorumlusu değildir,
    kurbanıdırlar. Masumdur onlar. Onlar bu uygulamanın hedefidirler. Bu
    uygulamanın sorumlusu, kaynağı, Türkiye'de giderek daha çok insanı bu
    anlayışın içine çekmek için parasıyla puluyla, teşkilatlanmasıyla, iç
    dış bağlantılarıyla gayret göstermekte olan çevrelerdir. Onlara yardımcı
    olan siyasetçilerdir. Onlarla iş birliği yaparak siyasi ikbal
    arayanlardır. Siyasi güç arayanlardır. Bunun için dini istismar etmeyi
    içine sindirenlerdir. Sorumlusu onlardır. O nedenle türban takanlar bu
    uygulamanın kurbanıdırlar. Onlar sahip çıkılması gereken insanlardır.

    Onlar bu olumsuz sürecin sorumlusu değillerdir. Onlar bedelini ödeme
    durumuna sokulmuşlardır."
    Baykal, terörle ilgili sorulara karşılık, Irak'ın toprak bütünlüğünün
    kendileri için önemli olduğunu ifade etti. Irak'ın bütün olmaya devam
    etmesi gerektiğini vurgulayan Baykal, Irak'ın, Türkiye'ye karşı bir
    terör himaye merkezi olmaması gerektiğini belirtti.

    Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın türban ile
    ilgili açıklamasına yönelik soruya da Baykal, "Bizim değerlendirmemiz
    siyasetçi için, siyasi uygulama içindir. Siyaset dışındaki
    kurumlarımızı, yargıyı, TSK'yı siyasi değerlendirmelerimizin hedefi
    yapmama konusunda gayret içindeyiz" karşılığını verdi.

    Baykal, "Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, başörtüsüyle ilgili
    düzenlemenin referanduma taşınabileceğini çağrıştıran açıklamaları
    vardı. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?" diye soran bir gazetecinin
    sözlerini, "(Türban) diyorsunuz herhalde" şeklinde düzelttikten sonra
    soruyu yanıtladı. Baykal, Türkiye'de, Cumhuriyet ile demokrasiyi karşı
    karşıya getirmemek gerektiğini vurgulayarak, Cumhuriyet'in ilkelerinin
    korunmasının önemli bir sorumluluk olduğunu ifade etti. Cumhuriyet'in,
    Atatürk devrimlerinin, laikliğin halk oylamasıyla kararlaştırılmadığını
    ifade eden Baykal, "Bunları ortadan kaldıralım demek çok sakıncalıdır,
    yanlıştır. Demokrasi ve Cumhuriyet kaynaşmalı. Laikliği ve şeriatı halk
    oyuna sunun... Bizim bir devlet düzenimiz, laik devlet düzeni var. Kadın
    erkek eşitliği var. Bunlar halk oyuyla gelmedi. Bunların kıymetini
    bilmek lazım. 80 yıllık birikimi tahrip etmek çok kolay" diye konuştu.

    Diğer Haberler
  • Demirtaştan Akla Ziyan İddia!05 Ekim 2012 Cuma 08:37
  • Vekilin İsteği Başka!05 Ekim 2012 Cuma 08:36
  • Hüseyin Çelik: Panik yapmayın!04 Ekim 2012 Perşembe 20:18
  • Hüseyin Aygünden ilginç iddia04 Ekim 2012 Perşembe 20:07
  • MHPnin Neden Evet Dediği Belli Oldu04 Ekim 2012 Perşembe 14:46
  • Muharrem İnce Meclisi birbirine kattı04 Ekim 2012 Perşembe 14:44
  • CHPli heyetten ilk açıklama03 Ekim 2012 Çarşamba 22:45
  • Seçim teklifi komisyondan geçti03 Ekim 2012 Çarşamba 21:00
  • CHPden sağduyu çağrısı03 Ekim 2012 Çarşamba 20:55
  • BDPden ilk yorum Kaplandan03 Ekim 2012 Çarşamba 20:52
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim