• BIST 107.463
  • Altın 142,712
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,1411

    Polis nasıl sabrediyor anlamıyorum

    24.05.2014 12:00
    Başbakan Tayyip Erdoğan, Okmeydanı’nda Uğur Kurt’un vurularak öldürüldüğü olaylara değindi.
    Polis nasıl sabrediyor anlamıyorum
    Polis nasıl sabrediyor anlamıyorum Polis nasıl sabrediyor anlamıyorum Polis nasıl sabrediyor anlamıyorum

    Berkin Elvan için “Ölmüştür geçmiştir” ifadelerini kullanan Erdoğan, Ak Parti Genel Merkezi’nde düzenlenen partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda şunları söyledi:

    ÖLMÜŞTÜR GEÇMİŞTİR

    - “Kan tacirleri karşısında elbet susmayacağız. Yine bir olay oldu. Neymiş Berkin Elvan’ı anmak için okulda tören düzenleyeceklermiş. Şu hale bak ya. Yani biz bu ülkede kusura bakmayın her ölüm hadisesinde bir tören mi düzenleyeceğiz. O zaman bütün işleri bırakalım törene bakalım. Ama Kılıçdaroğlu’na göre bu zat ekmek almaya giderken ölen birisi. Ölmüştür geçmiştir. Dürüst ol dürüst. Kimi aldatıyorsun. Gerçek ortada. Her şey ortada. Resimlerle kayıtlarla her şey ortada. Ama o evladı aldatanlar da oldu.

    - Şimdi bakın dün ölüm yıldönümü de değil. Olayların yıldönümünü gerekçe ettiler. Orayı adeta terörize ettiler. Molotoflarla, maskeler, havai fişeklerle saldırdılar. Bir tane molotofkokteyli polis aracının içine düştü. Polislerimiz yanmaya başladı. Kendilerini zor dışarı attılar. Kolları vücutları yandı. Okmeydanı SSK’da tedavideler. Arkadan gelen polis aracı orada olaya müdahale etti. Onlara da saldırdılar. Bütün bu araçların üzerine bu teröristler çıkarak orada o camları kırmaya çalıştılar. Şimdi Allah aşkına bütün bunlara karşı polis eli kolu bağlı mı duracak? Bir şey yapmayacak mı? Nasıl sabrediyorlar anlamıyorum. Ama hiçbir medya kurumu kalkıp da yaralanan polislerin durumu ne olacak demiyor. Geçenlerde bir kızımız güneydoğuda bir polis aracının içinde yandı, yoğun bakımda yatıyor. Şuuru kapalıydı. Kendini camı kırarak dışarı zor attı. Hiç gazetelerde bir haber duydunuz mu?

    TERÖRİZE GAYRETİ

    - Ellerinde molotoflarla polisine, esnafına saldıranları mı savunacağız. Ama bu ülkenin ana muhalefet partisi bunların yanında yer alıyor. Kusura bakmasınlar, biz onların yanında değiliz. Biz gerçek manada mağdur, mazlum halkımızın yanında yer alacağız. İkide bir işte dün de yine o malum milletvekili var bunların, Tunceli milletvekili... Okmeydanı SSK Hastanesi’nde orayı nasıl terörize ederiz onun gayreti içinde. Bir diğeri Manisa’ya gidiyor orayı terörize ediyor. Geçen yıl Kızılay’da polise küfreden vekiller var. Ne milletvekili ya. Milletvekili halkını adil ve dürüst temsil eder. Polisine küfrederek değil. Ama bu genel başkan bunlara kalkıp siz ne yapıyorsunuz dediği yok.

    ŞANSÖLYE ARADI

    - İlgili bakanlarımın hepsine Bakanlar Kurulu toplantısından sonra hemen talimat verdim. Amerika, Almanya, Rusya, Avustralya, hemen ekipler halinde gidilecek, oraları gezeceksiniz, inceleyeceksiniz. Onların teknolojisini gerekirse ülkemize transfer edeceğiz. Nitekim, dün Almanya Şansölyesi’yle de uzun bir görüşmemiz oldu. Kendileri aramışlardı ve bu konuları görüştüğümüzde ‘Her türlü teknolojik desteği vermeye hazırız’ dediler. Olayın ertesi günü Putin de aramıştı, Sayın Putin ile yaptığımız görüşmede ‘Biz bu işte bayağı iyiyiz, her türlü teknolojik desteği vermeye hazırız’ dediler. Sayın Obama Cumhurbaşkanımızı aramıştı, O da desteği vermeye hazır olduklarını söylediler. Dolayısıyla hemen süratle bu adımları atacak ve bu süre içinde belki 2 belki 3 ay bu ocakları kapalı tutacağız ve çalışmaları sürdüreceğiz. Nitekim bize gelen 10 kadar temsilci heyetle de bu görüşmelerimizi yaptık. Bu görüşmelerle birlikte hâlâ o gelen kardeşlerimiz ne diyor biliyor musunuz? ‘Ne zaman işimize döneceğiz?’ Dışarıda öyle hava estiriliyor ki o hava farklı ama onlar, ‘Ne zaman işimize döneceğiz’ diyorlar. Orada da hava bu. Bunu iyi görmemiz lazım. Tabii ki işinize döneceksiniz ama biz de bu konuda rahat olalım, bütün hazırlıkları, bütün önlemleri alalım, ondan sonra inşallah işinize başlayacaksınız. Bizim şehit madencilerimize, AK Parti’nin mitingine katıldı diye, biz kimlerin katıldığını bilemeyiz, onlara ‘Müstehaktır bunlar’ diyen köşe yazarları insanlıktan nasibi olabilir mi, olabilir mi soruyorum. Bunlarda ne insanlık var, ne vicdan var ama onu gazetesinin köşesinde yazdıranda da ne vicdan var ne insanlıktan nasibini almak var. O da aynı. Aynı şekilde bir başka yazarı güya bayan o da ‘Ne şehittir, ne gazi’ ardından ‘Niyazi’ diyor. Şuna bak, güya kadın. Şimdi ben soruyorum hani kadın hakları dernekleri, hani insan hakları dernekleri. Bir başka şey olduğu zaman ayağa kalkıyorsunuz. Burada niye ayağa kalkıp bunların yüzüne tükürmüyorsunuz soruyorum. 301 şehidimize bu hakareti yapanlar bu ülkede aslında 77 milyonun yüzüne tükürmesi gereken insanlardır. Bu iş o kadar ucuz değil. Ben buradan tekrar sesleniyorum, bu 301 kardeşimin tüm ailelerinin bunlara dava açması lazım. Biz bunların da takipçisi olacağız. Şu ana kadar aldığım bilgi 50 kadar dava açan var ama hepsinin açması lazım.

    KENDİNİZE SAKLAYIN

    - ‘Sayın Başbakanım Almanya’ya gitmeseniz’ diyenler oluyor, kusura bakmasınlar biz gideriz. Bu aklı kendinize saklayın. Orada eğlence olmayacak, sadece düşünceler yansıyacak. Diyanet’ten de alınacak destekle hatimler indirilecek. Konuşmalarımızı yapıp akşam döneceğiz. Rahatsızlık duyanlar içerideki maşalarını yola çıkardılar. İçeride ve dışarıda maşalar tarafından çeşitli bahanelerle saldırılar diri tutulmaya çalışılıyor. Almanya ziyaretimizle ilgili karalama kampanyası düzenleyenlere karşılık, gerçek Türkiye tablosunu orada anlatacağız.”        

    KÖŞKLERİNDE DEMLENİR TWEET’LE AHKÂM KESERLER

     Bunlar dünyayı kendi küçük semtlerinden ibaret zanneder, lüks kafelerde otururlar, boğaza nazır villalarında, köşklerinde demlenirler, ellerinde akıllı telefonlarıyla attıkları tweet’lerle ahkâm keserler, yalan söylerler, provokasyon yaparlar. Emin olun eğer Twitter’da gündem listesine girmiyorsa hiçbir mesele bunlar için anlam ifade etmez. Orada gündeme gelen konular hakkında da 140 karakterde mesaj yazınca kendilerine dünyayı kurtaran adam gibi görmeye başlarlar. Bir yoksulun elinden tutmazlar, bir yetimin başını okşamazlar, bir fakirin evine ayakkabılarını çıkarıp girmezler, bizim kültürümüzün gereği budur diye bilmezler. Niye? Beyefendi evine öyle girip çıkıyor da onun için. Sofralarımıza diz kırıp oturmazlar, oturamazlar, İstanbul’un doğusunda, İzmir’in, Ankara’nın doğusunda koca bir dünya olduğunu bilmez, o dünyayı asla umursamazlar.

    KAZAYI SIFIRLAMAK HİÇBİR YAŞAMDA MÜMKÜN DEĞİLDİR

     Hiç kaza olmaz diye bir anlayışın yanlış olduğunu söylemek zorundayım. Bunu sadece maden ocakları için söylemiyorum, hayat risklerle doludur, her yerde birçok şeylerde istediğiniz kadar testler yapın, ne yaparsanız yapın, kaza oranını minimize etmek en ideal olanıdır ama sıfırlamak dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir yaşamda, yaşam şeklinde mümkün değildir. Otobüsler, otomobiller, uçaklar vesaire bunlarda test azami ölçüde yapılır ve her şey sıfırlanır ondan sonra uygulamaya gelir, olmuyor mu? Yine oluyor. Maden ocakları olsun diğer işler olsun ama maden ocakları, kömür ocakları riski en yüksek olan işletmelerdir. Tabii ki buralarda en ileri teknolojileri hayata geçirmek için bundan sonraki takipler çok daha farklı olacak.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim