• BIST 89.929
  • Altın 145,402
  • Dolar 3,6177
  • Euro 3,8990

    PKK yanlış ata oynadı, kaybetti

    22.10.2011 13:02
    PKK yanlış ata oynadı, kaybetti
    Kemal Burkay'la birlikte Türkiye Kürdistanı Sosyalist Partisi'ni kuran İhsan Aksoy, 12 Eylül'den bu yana yaşamını Almanya'da sürdürüyor.
    PKK yanlış ata oynadı, kaybetti PKK yanlış ata oynadı, kaybetti PKK yanlış ata oynadı, kaybetti

     

    PKK'ya karşı olduğunu her zaman ifade eden Aksoy, son saldırıları polise ve askere karşı bir katliam girişimi olarak değerlendiriyor: Demokratik gelişmeleri engellemeye yönelik provokatif bir girişim. Çünkü demokrasi ve özgürlük ortamı şiddet yanlılarının işine gelmez. Ama PKK bu sefer çok yanlış bir ata oynadı ve kaybetti
     
    İhsan Aksoy, Kürt solunun önemli isimlerinden. Yine Kürt solunun önemli isimlerinden Kemal Burkay'la birlikte Türkiye Kürdistanı Sosyalist Partisi'ni kuran Aksoy da, 12 Eylül darbesinin ardından Türkiye'de barınamayınca siyasi mülteci olarak Avrupa'ya gitti. 31 yıldır Almanya'da yaşayan Aksoy, sık sık Türkiye'ye gelip özlem gideriyor. Yine bir İstanbul ziyaretinde Akşam gazetesinden Burcu Bulut'a konuştu. Aksoy kendisi gibi PKK'yı desteklemeyen binlerce Kürt olduğunu söylüyor. 
     
    AÇILIM ETE KEMİĞE BÜRÜNMELİ
     
    - Kürt sorununa farklı bir açıdan bakıyorsunuz... 
    Kürt sorunu uzun yıllar inkar edilmiş bir Kürt halkının kimlik haklarının, demokratik haklarının tanınmasıyla özdeşleşmiş bir sorundur. Tanınmadığı sürece de çalkantıların bitmesi mümkün değildir! Mesela anadilde eğitim günümüzde en insani haklardan biridir. Buna karşı çıkmak hiçbir zaman demokratik, eşitlikçi, özgür bir toplum anlayışıyla bağdaşmaz.
     
    SİLAH ÇÖZÜM DEĞİL
     
    - Peki bu haklar için PKK'nın yaptığı gibi silaha mı sarılmak gerekiyor?
    Günümüzde barış ve demokrasi arayan bir dünyada böylesi şiddet unsurunu öngören bir direniş, çağdaşlıkla bağdaşmaz. Bu silahlı saldırılar Kürt halkını terörize eder ve sakatlar. Devletin hatası ise gerçek anlamda demokrasiyi oturtup, kalıcılaştıramamasıdır. Demokratik açılımın sürdürülmesi, ete kemiğe büründürülmesi gerekir. Her gün kafasına bombalar, kurşunlar yağan; çocuğunu, komşusunu akrabasını kaybeden bir toplumun sağlıklı olması da düşünülemez. İşin bu yönü de var. Bir başka yönü de ekonomiye olan etkisidir. Şiddet ekonominin en büyük düşmanıdır. Arabası, evi yanan bir müteahhit nasıl cesaret edip yatırımda bulunsun? Bulunamaz! Gencecik çocukların, gençlerin kendisini silaha adamasının, ölümü kutsallaştırmasının toplumu bölmekten öteye geçmeyeceği bilinmelidir. Şiddetin bir çözüm olmadığını PKK da söylüyor. Buna rağmen silahı bir türlü bırakamıyor.
     
    PSİKOLOJİK ÜSTÜNLÜK
     
    - Madem biliyor, peki o zaman neden silahı bırakmaya yanaşmıyor?
    Birincisi; bölgede kendilerini egemen kılmak arzusundalar. Diyorlar ki; 'Biz buradayız ve her şey kontrolümüz altında. Bunu da saldırılarımızla kanıtlıyoruz. Bak, gelip senin bütün karakollarını istersem basıyorum.' İkincisi; bölge halkına psikolojik üstünlüklerini kanıtlamak istiyor ve diyorlar ki; 'Görüyorsunuz Türk güçleri bizimle baş edemiyor.' Ve üçüncüsü; pazarlık isteği içinde olabilirler. Gerçekleşen diyaloğu da 'Görüyorsunuz, benim gücüm karşısında etkisiz kaldınız, kartlarımı görme vaktiniz geldi' diyecekler. Ve tabii bir de komşu ülkelerin desteği var...
     
    KOMŞU KORKUTAN GÜÇ
     
    - Nasıl bir destekten söz ediyoruz?
    Başbakan Erdoğan laiklikten ve seküler bir devlet şeklinden bahsetti. Bu Ortadoğu'daki pek çok ülkeyi rahatsız etmiş olabilir. Mesela İran'ı... İran hiçbir zaman Türkiye'ye dost bir ülke olmadı. Söyledikleriyle yaptıkları hiçbir zaman birbirini tutmadı. Türkiye'nin gücünden korkup, “İç düzenini bozayım, rahat etmesinler, ekonomilerini baltalayalım' düşüncesiyle bu işe girmiş olabilirler. 
     
    - Eğer böyle bir şey varsa biz buna nasıl 'dur' diyebiliriz?
    Dıştaki kışkırtmaların sona erdirilmesinde bu işin tek panzehiri demokrasidir. Türkiye çok yönlü bir ip üzerinde yürüyor, demokrasiyi kararlı bir biçimde geliştirebilmesi için yeni anayasa konseptinden ödün vermemesi lazım. Şiddet her zaman şiddeti davet eder.
     
    - Peki PKK uyguladığı şiddetle Türkiye'yi şiddet sarmalının içine mi çekmeye çalışıyor sizce?
    Bitlis'te, Hakkari'de hem sivile hem polise hem de askere karşı bir katliam girişimi var. Bunun adına da 'gerilla savaşı' diyorlar. Bunlar demokratik gelişmeleri engellemeye yönelik provokatif girişimlerdir. Çünkü demokrasinin ve özgürlük ortamının olması şiddet yanlılarının işine gelmez. Ama PKK bu sefer çok yanlış bir ata oynadı ve kaybetti.
     
    - Giderek, Kürt eşittir PKK'lı algısı mı oluşturulmaya çalışılıyor sizce?
    Aslında evet, PKK, Kürt eşittir PKK'lı algısı yaratmak istiyor. Oysa ki bütün Kürtlerin PKK'lı olarak görülmesi çok yanlış. Bu algıya Türk basının bazı köşe yazarları goygoycu bir anlayışla Kürtlere hoş görünmek için yapıyor. Demokrat Kürtler sayısal olarak çok azdır. Bu doğru ama muhtelif Türkiye partilerine oylarıyla destek veren Kürtler de var. PKK bütün Kürtleri, örneğin beni temsil etmiyor. Bir kişi onlar için önemsiz olabilir ama benim gibi binlerce Kürt var.
     
    DON KİŞOTLUK GEREKMİYOR
     
    - Yanlış yapıldığını söyleyen Kürtlerin sayısı az ama...
    Yanlışları Don Kişotça göze almak gerekmez tabii ama bu demek değildir ki yanlışlara, haksızlıklara, cinayetlere boyun eğmek zorundasın. Susmak iyi bir şey değil, çoğu zaman suça iştirak anlamına da gelebilir. Ayrıca Kürt sorunu Kürtlerin değil Türklerin sorunudur. Çünkü iktidarın büyük kısmı Türk, bu sorunu onların çözmesi gerekir. Kürtler zaten şiddet sarmalı içerisinde olan bir toplumdur. yani feleği şaşmış bir toplum... 
     
    BÖLGEDEKİ TEHDİT ORTAMI 
     
    - Çaresizlik ve korku mu bu suskunluğa sebep olan?
    Doğudaki bir şehir; İstanbul, Ankara gibi değil, herkes birbirini tanıyor. Mesela bir seçimde PKK demeyecek mi 'Bu sandıktan kimdir bana oy vermeyen' diye... Düşünün ki Hakkari'nin A köyünde 15 hanede herkes birbirini tanıyor ve hatta birbirini ihbar ediyor. Oradaki baskı ve tehdit ortamı çok farklı. Kürt halkı bu işten mutsuz. Evi, barkı yıkılıyor, çocukları ölüyor, büyük maddi ve manevi kayıplar yaşıyor... Şiddeti tasvip edenlere gelirsek, onlar silah kumpanyalarıdır, para kazananlar kaçakçılardır.
     
    BDP KUKLA GİBİ GÖSTERMELİK ROL OYNUYOR
     
    - Başbakan Erdoğan'ın son saldırının ardından yaptığı açıklamalar için ne düşündünüz?
    Başbakan Erdoğan'ın bu son olaylardaki açıklamaları bence oldukça sağduyulu açıklamalardı. Bu, bize umut veriyor. Diyalogdan bahsediliyor, tüm bu olup bitenlere rağmen BDP ile oturulup konuşuluyor, hiçbir zaman ilişkiler kaybedilmemeye çalışılıyor ama gerçekten barıştan bahsediliyorsa onların da adım atması lazım. Her şeyi devletten beklemek saflıktır ve yanlış bir olaydır. BDP'den ben bir şey beklemiyorum çünkü BDP zaten 'Benim iradem yoktur, söz İmralı'nın' diyor. Onlar kukla gibi göstermelik bir rol oynuyor. 
     
    - İpler koptu mu sizce?
    Türkiye'deki Türkler ve Kürtler metanetlerini hep korudular. Hükümet TRT 6'yı açtı, siz Türklerden bir tepki geldiğini gördünüz mü? Yani halkın kini yok!..
     
    ANADİLDE EĞİTİMİN ALTYAPISI 10 -15 YILI ALACAK 
     
    Kürt sorunundaki bu sancılı dönemler yeni doğumlara neden olabilir. Sorunun çözümünde daha kalıcı adımlar atılabilir. Mesela anayasada Kürtlerin temel hak ve hürriyetlerinin tanınması yolundaki bir konseptin yaratılması. Bu çok önemlidir: Bu yaratılmadığı sürece Kürt sorununun bugünden yarına çözüleceğine ihtimal vermiyorum. Çünkü çok karmaşık bir olay ve yüzyıllardır süren bir sorun. Örneğin bugün anadilde eğitim istiyoruz ama bunun altyapısının oluşturulması bile 10-15 yılı alacak. Çocuk oyuncağı değil bunlar ama bu konuda bir kararlılık göstermek gerekiyor. Dünyada örnekleri de var. Dünya da artık buna imkan sağlıyor.
     
    BAŞINA BELA GELMEDEN SİLAHI BIRAKSIN
     
    PKK kendisini düşünüyorsa bu silahlı kalkışmayı bırakması lazım. Ama kendisi bıraktım demeli! Başına bir bela gelmeden bir kazaya belaya kurban gitmeden silahı bırakmalı. İşte o zaman gerçek anlamda Kürt siyasetinden bahsedilebilir. Türkiye'de bunun koşulları vardır. Dünya da aracılık eder ve Kürdistan'ın dört bir köşesinde barış için yürüyüşler, gösteriler olur. 
     
    Kürtler o zaman gerçek bir güç haline gelirler. Ve bu güce karşı kimse direnemez, herkes katılır.
     
    Irak'ın artık iki tarafı da idare şansı yok
     
    - Şiddet yanlıları dediniz, mesela dış güçler. Dış güçler nerde duruyor tam olarak?
    Mesela Irak Kürdistanındaki Kürt yönetimi eskisi gibi değil! Onlar da artık Türkiye ile beraber ne yapmaları gerektiğine karar vermeliler. Her iki tarafı idare etmek gibi bir şansları kalmadı. Bugüne kadar her seferinde 'Biz baş edemiyoruz, o dağa kümelenmişler, biz ne yapabiliriz?' diyorlardı. Ne derece samimi oldukları tartışılır. Ama şimdi Türkiye'nin ve ABD'nin de bölgedeki güçlere karşı ciddi baskıları söz konusu. O nedenle bugünkü tutumları daha farklı olabilir.
     
    İRAN PJAK'A NE VERDİ?
     
    - Peki İran... Özellikle gerçekleşen son saldırıda bir destek söz konusu olabilir mi?İran destek vermiş olabilir. Bu olasılık yüksek! Kendi Kürt sorununu PJAK'la görüşmelerle bertaraf etti. Onun karşılığında PJAK'a ne verdi, neyi vaat etti, bunu bilmiyoruz. PKK'nın üst düzey yöneticilerinden birinin tutuklandığı söylendi. Acaba gerçekten tutuklandı mı? Yoksa görüşme için mi bir süre ortadan kayboldu? Tüm bunlar belirsiz. Hiçbir devlet durduk yere bir şey vermez. Devletlerle oyun oynamak mümkün değildir.
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim