• BIST 82.300
  • Altın 148,002
  • Dolar 3,8396
  • Euro 4,0696

    Para lazımdı... Leyle ile Mecnun'u yazdım

    11.09.2011 07:30
    Para lazımdı... Leyle ile Mecnunu yazdım
    Leyla ile Mecnun ’u bana çaresizlik ve parasızlık yazdırdı...
    Para lazımdı... Leyle ile Mecnun'u yazdım Para lazımdı... Leyle ile Mecnun'u yazdım Para lazımdı... Leyle ile Mecnun'u yazdım

     

    Leyla ile Mecnun dizisinin 26 yaşındaki senaristi Burak Aksak, işsiz kalınca çareyi senaryo yazmakta buldu. Kendisi gibi üşengeç bir karakter olan Mecnun’u yaşattı, absürd bir dizi ortaya çıktı. Aksak artık alışveriş yaparken tanınan, maddi açıdan da rahatlayan genç bir senarist ama bunun büyütülecek bir şey olmadığını düşünüyor.
     
    Ekranlarda bir Leyla ile Mecnun dizisi var ki fırtına gibi esiyor. İzlemeyenler için anlatalım: TRT’de ekrana gelen dizi son derece absürd, karakterler sıradan ama çok komik. Bir aşığa yardım eden ak sakallı dede, hayatta pek karşınıza çıkmayacak karakterde İsmail Abi, eğer çevrenizde yaşasa kesinlikle konuşmayacağınız bencil Erdal Bakkal, onun Adams Ailesi’nin üyesi gibi görünen karısı, kendisine olmasa da aklına güvenilen Yavuz Hırsız...
     
    İşte bu birbirinden farklı ve ilginç karakterlerin babası, onları konuşturan isim 26 yaşındaki Burak Aksak.
     
    Kendisine göre komik bir insan değil ama çevresindekilere göre tıpkı yazdığı senaryo gibi sürekli güldürüyor. Aksak, dizinin Mecnun’u gibi Açıköğretim’de okuyor. Sade bir hayatı var. Cumartesi günleri dizide Mecnun’un babası İskender’i canlandıran Ahmet Mümtaz Taylan ile buluşuyor, kahve içiyor ve Cumartesi Anneleri’ne gidiyorlar, bazı akşamlar dışarı çıkıyor, onun dışında evde senaryo yetiştiriyor.
     
    Röportaj yaparken bazen öyle konuşuyor ki sanırsınız dizideki Mecnun anlatıyor... Ses, mimik, tonlama aynı Mecnun. İşte Türkiye’nin en genç senaristlerinden Burak Aksak...
     
    Dizi başlamadan önce ne iş yapıyordunuz?
     
    21 yaşımdan beri kısa filmler çekiyordum. Sinemayı ve bir hikaye kurmayı öğrenmeye çalışıyordum. Aradan beş sene geçti hala öğrenmeye çalışıyorum.
     
    Neden sinema?
     
    Yazıyordum ve yazdıklarımı hep görsel olarak düşündüğümü fark ettim. O nedenle bunu en iyi anlatmanın yolu sinemadır diye düşündüm.
     
    Geçiminizi nasıl sağlıyordunuz?
     
    Kısa filmlerden sonra Plato Film Okulu burs verdi sonra Ekol Drama’da kamera önü oyunculuğu eğitmenliğine başladım. TRT’ye daha önce Ramazan ayı için birkaç iş yapmıştım. İkisi de bitmişti, işsizdim, para kazanmam lazımdı. Para kazanma ve ‘Ben şimdi ne yapacağım’ çaresizliği sonucu Leyla ile Mecnun’u yazdım.
     
    Senaryoyu yazarken bir esin kaynağınız var mıydı?
     
    Film ve tembellik yapmak ulu bir amaç ama bir yol göstericiye ihtiyaç duyuyorsunuz. Ak sakallı dede figürü belirdi gözümde. ‘Bu bir aşığa yardım etse ne olurdu?’ sorusu aklıma geldi. Ardından ‘Ya bu adam becereksizin önde gideni çıksa?’ diye düşündüm ve sorulara yanıt vere vere ilerledim. Şu an 28’inci bölümü yazıyorum ve karakterlere hala soru soruyorum.
     
    Abartılı diye kabul edilmedi
     
    Elinizde senaryo kapı kapı gezmişsiniz sanırım.
     
    Bir arkadaşımın akrabası olan yapımcı senaryoyu almıştı, kimi özel kanallara göndermiş. Ama abartılı bulup kabul etmemişler. Kapı kapı gezmedim, zaten tembel bir insanım. TRT’ye daha önce program yaptığımız için bizim mizah tarzımızı biliyorlardı. Onur Ünlü fantastik kafası olan bir yönetmen, bizi bir araya getirdiler ve iş başladı.
     
    Şaşırdınız mı bu senaryoyu TRT’nin kabul etmesine?
     
    Başta şaşırdım, ne olacağını düşündüm hep. Onur Ünlü’yü filmlerinden biliyordum ama televizyonda nasıl olacağı tedirgin ediciydi. Çünkü dizide ak sakallı bir dede var, iş kötü bir parodiye dönebilirdi. Çünkü rüyadan bir dede getiriyorsunuz, bu çok saçma bir şey, izleyen biri bunu reddedebilirdi. O gerçekliği reji ve oyuncular sağladı. Köksal Abi o kadar iyi oynuyor ki onu ak sakallı dede zannediyorum.
     
    TRT’ye dizi yapmak zor mu?
     
    Başta zorlanırız diye düşündüm. Bir de başka bir kafadan hikaye anlatıyoruz. Ama çok rahatız, hatta çoğu özel kanala iş yapan arkadaşlardan daha rahatız diyebilirim. Bazı özel kanallara iş yapan arkadaşlara kanal yönetimi ‘Şu şöyle olsun, bu böyle olsun, şurayı atalım’ gibi şeyler söyleniyormuş.
     
    Sizin dizide küfür de yok.
     
    Küfür etmek yerine damacana, tuvalet terliği, duş perdesi filan diyoruz. Ben de artık küfür etmek yerine ‘Damacana’ diyorum.
     
    Tembelim dediniz.
     
    Bayağı tembelim. Tembel olduğum için yazıyorum. Sabah dokuz, akşam beş mesai bana göre değil. Üşengeç bir yapım var. Senaryo geciktirmem ama kalkıp bir bardak su almaya üşenirim. Kalabalığı hiç sevmem, gerilirim. Çocukken mahallede büyüdüm ama bir süre eve kapandım ve bu kez kalabalıktan hoşlanmaz oldum. Kalabalığa girmektense evimde oturup bir şey yapmamayı tercih ederim.
     
    Mecnun gibi bir aşık değilim
     
    Mecnun da üşengeç. Kendinizden mi esinlendiniz?
     
    İlk çıkışta öyle oldu. Mecnun gibi tepki veririm, durumlar saçma gelir. Bir kız giriyor hayatına ve dünyası değişiyor.
     
    Ya sizin?
     
    Bizde o kısım daha çok İsmail Abi gibi oluyor (gülüyor). Ben Mecnun gibi bir aşık olamam, onu biliyorum. Tamam ilk başlarken esin kaynağı kendimdim ama Mecnun sevdiği kız için her şeyi yapıyor. Ben yapmam.
     
    İsmail Abi, Erdal Bakkal, Yavuz Hırsız... Mesela İsmail Abi gibi bir tanıdığınız var mı?
     
    Hiçbirine saf direkt benzeyen yok. İsmail gibi biri var mı acaba... Ben tanışmadım.
     
    Bu dizinin bu kadar izleneceğini düşünmüş müydünüz?
     
    Hayır düşünmedim, hala şaşırıyorum. Biz TRT’ye iş yapıyoruz, biraz uçta bir iş. İlk bölümden sonra elimizden gelenin en iyisini yansıttığımızı düşündük. Ama bir noktadan sonra işler iyice büyümeye başladı.
     
    Korkuyor musunuz bundan?
     
    Korkutmuyor ama bazen o kadar güzel şeyler söylüyorlar ki geriliyorsunuz. Çok da büyütülecek bir şey yok, en fazla yazamam ve dizi biter.
     
    Gerçekten mi?
     
    Olabilir, hayat bu. Çok büyütülecek meseleler değil. 
     
    Annem arıyor ‘İsmail Abi’yi üzmeyin’ diyor
     
    Bu diziden sonra hayatınızda neler değişti?
     
    Eskiden Samatya’da oturuyordum, son zamanlarda orası çöp eve dönmüştü. Şöyle söyleyeyim, yerde kıştan kalan portakal kabukları vardı.
     
    Üşengeçlikten mi?
     
    Evden soğumuştum. Hem çok çalışıyordum hem evle bağım kopmuştu. Elim hiçbir şeye gitmiyordu. Yayın arasında Gümüşsuyu’na taşındım.
     
    Maddi olarak rahatladınız değil mi?
     
    Muhakkak. Şimdi dizi sona ererse para bitene kadar çalışmasam ne kadar gider diyorum.
     
    Oyunculuk yapmayı düşünmediniz mi?
     
    Zoraki olarak arkadaşlarımın çektiği kısa filmlerde oynadım. Oyunculuk beni çekmedi çünkü yapabildiğimi zannetmiyorum. Bizim diziyi izlerken oyunculuğun ne olduğunu görüyorsunuz, oyuncu öyle olur. Çok iyi yapan varken onlar yapsın.
     
    Belki çok iyisiniz. Onur Ünlü oyunculuğunuzu gördü mü?
     
    Bilmem, Onur Ünlü ile konuşup denesek mi? Öyle bir şey istemez, o zaman diziyi kim yazacak?
     
    Bakkalda fotoğraf çektiriyorlar
     
    Dizilerde oyuncular ön plandadır, senaristi kimse tanımaz. Burak Aksak olduğunuzu söylediğinizde insanlar sizi tanıyor mu?
     
    Tuhaftır ki tanıyorlar, bunu beklemiyordum. Bir kitapçıda alışveriş yaparken Leyla ile Mecnun’un şarkısını söylüyordum, bir anda diziden konuşmaya başladık. Dizinin senaristi olduğumu söyleyince ‘Aaaa Burak’ dedi. Ama bir indirim yapmadı, bir işime yaramadı, tanımasa da olurmuş.
     
    Size diziyle ilgili en çok sorulan soru nedir?
     
    ‘Yarın set nerede, sete gideceğiz’ diyorlar. Bunu bana soruyorlar ama benim gerçekten hiçbir ilgim yok. Ben senaryoyu teslim ettikten sonra yatıp uyuyorum. Mesela Erdal Bakkal, dizi ekibinin yaptırdığı bir dükkan. Çekim olmadığı günler kapalı, kapalı olmasına karşın gidip önünde fotoğraf çektirenler var. Çok enteresan.
     
    Aileniz diziyi izliyor mu?
     
    Annem arıyor ‘İsmail’i üzmeyin’ diyor. Ama kardeşim arkadaşlarının sürekli dizideki karakterlerin laflarıyla konuşmalarından sıkılmış.
     
     
    star
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • iDANSla çağdaş dans vakti02 Ekim 2012 Salı 22:10
  • İstanbulda en kısa festival02 Ekim 2012 Salı 22:09
  • Turuncu Filmler Antalyada02 Ekim 2012 Salı 22:08
  • Beat’lerin Kralı Babylonda02 Ekim 2012 Salı 22:06
  • Türkiyeye utanç verici ceza02 Ekim 2012 Salı 22:05
  • Fazıl Sayın Evreni ilk kez Salzburgda02 Ekim 2012 Salı 15:02
  • Bilgin Adalı hayata veda etti01 Ekim 2012 Pazartesi 23:20
  • Uluslararası caz günü İstanbul’da gerçekleşecek30 Eylül 2012 Pazar 15:04
  • Askerler öldürdüklerini göremezlermiş30 Eylül 2012 Pazar 07:00
  • İşte Neşet Ertaşın son şiiri29 Eylül 2012 Cumartesi 16:38
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim