• BIST 73.391
  • Altın 132,849
  • Dolar 3,5219
  • Euro 3,7585

    Oyuncağını tuttuğu an ağladım

    31.03.2009 02:04
    Oyuncağını tuttuğu an ağladım
    Mustafa Sandal, reklam filmlerinde canlandırdığı "Aykut" tiplemesini beyazperdeye taşıyor
    Oyuncağını tuttuğu an ağladım Oyuncağını tuttuğu an ağladım Oyuncağını tuttuğu an ağladım
    Ünlü şarkıcı, Sinan Çetin'in prodüktörlüğünde çekilecek sinema filmindeki 'İçime doğdu Aykut' karakteriyle oldukça iddialı. Filmin çok güldüreceğini söyleyen Sandal, "Ben bir Şahan Gökbakar fanıyım. Bence Şahan bir dahi. Recep İvedik karakterini de çok başarılı buluyorum. Umarım Aykut da Recep İvedik kadar çok sevilir" diyor.

    Uzun zamandır ortalarda yoksunuz. Bunun nedeni babalık yapıyor oluşunuz mu?

    - Evet, yedi aydır Yaman Sandal'a çok zevk alarak babalık yapıyorum. Tabii ki albümümle, çekeceğim filmle, reklam filmlerimle de ilgileniyorum ama vaktimin çoğu babalıkla geçiyor. Ortadan kayboldum, çünkü çocuğumun her
    dakikasını, her anını yaşamak istedim. Benim kitabımda, "Hanım hamileydi, doğurdu, büyütsün, bir ara ilgileniriz" diye bir şey yok. Biz Emina ile hayatı paylaşmak için evlendik. Bizim hayatımızdaki en önemli kişi kim, oğlumuz Yaman. Ona olan sevgimizi doğal olarak paylaşıyoruz. Elimizden geldiği kadar oğlumuzu, her anlamda sağlıklı bir çocuk olarak yetiştirmeyeçalışıyoruz.

    Baba olduktan sonra hayatı bambaşka idrak edip, başka bir boyuta geçtiniz mi?

    - Ben şunu gördüm Sema; Yaman'dan önce endinmiş olduğum başarıların, sıfatların, maddi-manevi her ne varsa, bunların hiçbir önemi yokmuş. Bir kere ben adam olarak, insan olarak yarım bir insanmışım. Yaman doğduktan
    sonra ancak adam olabilmeye başlamışım. Çocuk sahibi olduktan sonra adam olmaya başlıyorsun. Yaman'dan önce ve Yaman'dan sonraki Mustafa Sandal diye hayatımı ayırabilirim. Bu milat gibi bir şey. Baba, anne olmayan bunu idrak edemez. Ben yedi aydır bunu yaşıyorum. Yaman, ilk oyuncağını tutabildiği an ağladım Sema. Hayatın bir mucize olduğunu anladım. Ancak çocuk sahibi olduğun zaman hayatın, insan olarak kendinin bir mucize olduğunu fark
    edebiliyorsun.

    Yakınınızdaki birçok kişi "Niye evleniyorsun, niye çocuk sahibi oluyorsun? Mesleğinin zirvesindesin, hayranlarını, popülerliğini kaybedeceksin" demiştir size. Dolduruşa geldiğiniz dönemler de mutlaka olmuştur, değil mi?

    - Bir dönem dolduruşa geldiğiniz oluyor tabii ki. Meğer ne kadar çocuksu, aptal, salak şeylermiş bunlar. Kafamızın içini gereksiz, elle tutulur hiçbirdeğeri olmayan fikirlerle doldurmuşuz. Doğarsın, büyürsün, iş sahibi olursun, kendini insan olarak geliştirirsin, yetiştirirsin, sonra hayattan edindiğin bilgileri aktarabilmek, neslini devam ettirebilmek için de
    ürersin, çocuk sahibi olursun. Normal olan budur. Eğer bir adam belli bir yaşa gelmişse, belli duyguları yaşamışsa, sonrasında çocuk sahibi olmuyorsa, bence arıza oradadır. Anormal olanı budur. Ben bir hayran olarak, sevdiğim
    sanatçı evlendiği, çocuk sahibi olduğu zaman onu daha çok sever ve saygı duyarım. Bunun tersini yapıyorsa o adamdan endişelenirim.

    Şimdi genç popçular diyor ki; "Biri evlendi, biri baba oldu, birisi yaşlandı, meydan bize kaldı..." Siz ne diyorsunuz?

    - (Gülüyor) Biraz da meydanın onlara kalması gerekiyor. 1993 ile 1995 yılları arasında böyle üçlü, dörtlü olarak çıktık. Ve farkındaysan, o andan itibaren bir daha üçlü, dörtlü sanatçı gelemedi. Dikkat çekenler, güzel şeyler yapanlar var ama kalıcılık olarak böyle bir kare ası falan gelmedi. "2000'lerin üçlü, dörtlüsü bunlardı" diyebileceğimiz kimse yok. Tabii biz sektörün çok güzel zamanına geldik. Şimdikilerin işi çok daha zor. Onun için genç arkadaşlar meydanı boş buldukları anda, 24 saat çalışarak yerlerini, isimlerini, kariyerlerini kazısınlar. Şimdi artık ekmek aslanın midesinde de değil, bağırsaklarında...

    Meydanı boş buluyorlarsa, deli gibi çalışsınlar. Kimleri beğeniyorsunuz gençlerden?

    - Özgün'ü beğeniyorum. Murat Boz da hoş. Yalın'ın duruşu, sunumu da güzel. Sayacağın çok fazla isim yok. Sayamıyorsan burada bir sorun var demektir.BEN Şahan Gökbakar FANIYIM KARDEŞİM Peki, biraz da işten söz edelim...

    Yeni albüm çalışmanız ne durumda, ne zaman piyasaya çıkacak?

    - Bomba gibi bir albüm geliyor. 12 şarkının altısı benim, altısı dışarıdan. "Gönlünü Gün Edeni" şarkısını yazan Isra'yı, repertuvarımla görevlendirdim. Dışarıdan alacağım şarkıları onun bulup, bana getirmesini istedim. O da
    Hüseyin Karadayı ile birlikte bana 40-50 tane şarkı bulup getirdi. Bu şarkılar arasından gerçek, samimi, sıcak bulduğum beş şarkıyı seçtim, bir tane de kendi beğendiğim bir şarkı vardı, onu aldım. Yani repertuvarımın dışarıdan alacağım altı şarkılık bölümü tamam. Bana ait olan altı şarkıyı da bitirmek üzereyim. Kısacası yine çok güzel bir Mustafa Sandal albümü olacak. Albüm, mayıs ayının 20'si gibi piyasada olacak. Babalık nasıl etkiledi söz
    yazarı, besteci kimliğinizi?

    - Sözler daha kolay akıyor. Benim bundan 12 yıl önce yazdığım, "Hoşgeldin bebek, yeniden dünyaya" diye bir şarkım vardı. O şarkıyı bu albüme koydum. Çünkü 12 yıl önce bu şarkıyı yaptığımda albüme koymamıştım. Çocuğum yoktu.
    Şimdi baba oldum ve bu albüme aldım.

    Bu aralar Muhabbet Kart reklam filmi serisinin yenilerini çektiniz, bir de sinema filmi hazırlıklarınız var. Her iki proje hakkında da biraz bilgi alalım...

    - 7-8 ay babalık nedeniyle ortalıktan yok oldum ama beni çok yoğun bir iki yıl bekliyor. Muhabbet Kart'ın yeni reklam filmleri bir haftaya kadar ekranda dönmeye başlayacak. Çok güzel oldu. Sahtekar Aykut karakterinin
    devam filmlerini çektik. Ve bu karakteri sinema filmi yapmaya karar verdik.Çok güzel...

    - Evet... İki aydır bu filmin senaryosu üzerine çalışıyoruz. Sinan Çetin prodüktör olarak yer alıyor. Bu filmi, reklam kampanyasını çeken ekiple birlikte çekeceğiz. Bu karakteri sinema filmi yapmak benim fikrimdi. Ama bu fikrin peşine düşen kişi de Sinan Çetin oldu. Sinan benim zamanında kavga ettiğim, kapıştığım, 20 yıllık arkadaşım ve çok sevdiğim bir adamdır. Biz onunla küstük. Sonra bir gün bana bir özür mektubu yazdı. Hıncımı alamadım, yanına gidip yüz yüze konuştuk. O da dinledi. Bu reklam filmlerini çektikten sonra Sinan beni aradı ve "Mustafa eğer bu adamı, bu karakteri film yapmazsak benim gözüm açık gider. Şartlar ne olursa olsun ben bu filmiseninle yapmak istiyorum" dedi. O kadar yürekten söyledi ki, bana diyecek laf bırakmadı. Ve Aykut karakterini önümüzdeki sezon sinema perdesinde
    izleyeceksiniz...

    Aykut karakterinin sinema filmi olması Recep İvedik'i akıllara getiriyor.

    - Bir kere Recep'e bayılıyorum. Ben bir Şahan Gökbakar fanıyım kardeşim. Ne olur kimse Şahan'a ağzını açıp en ufak bir şey söylemesin. Bence bu adam bir dahidir. Türkiye sınırları içerisinde en düzgün sinema-seyirci ilişkisini
    kurmuş adam Şahan'dır. Filmi eleştirebilirsin ama yarattığı karakter ve bu karakteri insanların derisinin altına sokarken kurduğu cümleler, muhteşem! Zeka ürünü bence. İnşallah bizim karakterimiz Aykut da Recep İvedik kadar
    çok sevilir. Recep ile Aykut arasında fark var yalnız. Recep argo bir adam, Aykut ise öyle değil. Bitirim, fırlama bir tip. Bu da popcorn bir film olacak. Sanatsal açıdan yapacağım film, "New York'ta Beş Minare" filmidir.
    Ben o filmde herkesin ağzını açık bırakacağım. Çok çalışacağım. Çalışmalara da başladım. Sadece filmin açılış sahnesi için altı ay çalışacağım. Mahsun'a da bunu söyledim. O rolün hakkını vereceğim. Bu filmde de çok gülüp, çok
    eğleneceğiz.

    Bu Aykut'un bir lakabı var mı, bir de hikâyesi ne?

    - 'İçime doğdu Aykut'... (Gülüyor) Temmuz gibi çekimlere başlayacağız. Şu an kast daha oluşturulmadı. Ama şunu bilin, Aykut bu filmde çok acayip şeyler yapacak. İyi niyetli bir sahtekâr Aykut. Çok güldürecek.

    ----Mahsun beni aptallaştırdı

    Geçen hafta Mahsun Kırmızıgül ile birlikte "Güneşi Gördüm" filmini izlemeye gittim. Filmin bir yerinde hüngür hüngür ağlıyorum, bir yandan da Mahsun'a "Seni mazoşist" diye vuruyorum. Mahsun bence bu filmde acayip bir yere geldi. Helal, helal olsun. Onu yürekten tebrik ediyorum. Bizim 12 yıl önce başlayan, "New York'ta Beş Minare" diye bir sinema filmi hikayemiz var ya, biz geçen yıl New York'ta bu filmi çekecektik. Senaryoda arıza çıktı, karakterde kendimi göremedim falan vazgeçtim. Mahsun da bana, "Mustafa sen olmazsan ben de bu filmde olmayacağım" dedi. Ve gitti "Güneşi Gördüm" çekti. İyi ki de çekti. Çünkü yönetmen ve kariyer olarak onun ihtiyacı olan buydu. Şimdi "New York'ta Beş Minare"de Mahsun'un yönetmen koltuğuna geçmesi gerekiyor. Bir-iki sahnede misafir sanatçı olarak oynayabilir ama bu filmde yönetmen koltuğunda oturması gerek. Benim için de bu süper oldu. Çünkü bu
    saatten sonra Mahsun'un şu anki karizmasıyla uğraşamam. Bizi oynatsın, bizimle oynamasın yani! (Gülüyor) 12 yıl önce "New York'ta Beş Minare" projesi geldiğinde, "Mahsun'la yan yana mı oynayacağız, nasıl olacak bu"
    diye kara kara düşünmüştüm. Ama adam kendini aştı, aştı. Oyunculuğu, yönetmenliği beni aptallaştırdı. Bence Mahsun şu an bir numaralı adam.


    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim