• BIST 76.031
  • Altın 127,816
  • Dolar 3,3888
  • Euro 3,6457

    Öyle bi tuzak kurulmuş ki...

    25.09.2009 09:31
    Öyle bi tuzak kurulmuş ki...
    Ergenekon sanığı eski Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur, kendisini ziyarete gelen TBMM Başkanı Bülent Arınç'a öyle bir tuzak kurdu ki, bu Arınç'ın bilmeden hayatındaki en zorlu sınavlardan birini verdiğini ortaya koydu.
    Öyle bi tuzak kurulmuş ki... Öyle bi tuzak kurulmuş ki... Öyle bi tuzak kurulmuş ki...

    Herkesin çok kolay oltaya gelebileceği bir konuda dönemin Meclis Başkanı Sayın Bülent Arınç"ın tuzağa düşmediği anlaşılıyor.

    Tezgah Sayın Arınç için kurulmasına rağmen konunun Başbakan Erdoğan"la ne tür ilgisi olduğuna aşağıda temas edeceğm.

    Birçok okuyucumuz önceki gün medyaya yansıyan konuyu takip etmişlerdir ama, bayram tatili nedeniyle gözden kaçıranlar için hatırlatmakta yarar var.

    İkinci Ergenekon davasının sanıklarından Eski Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur"un Fenerbahçe Orduevi"ndeki adresinde Ergenekon soruşturması kapsamında arama yapılmıştı. Aramada ele geçirilen kasetlerden birinde, görevde olduğu dönemde kendisini ziyaret eden eski TBMM Başkanı Bülent Arınç"ın gizlice çekilmiş görüntülerinin olduğu ortaya çıkmış.

    Kaset incelenmek üzere İstatistik ve Kriminal Analiz Büro Amirliği"ne gönderilmiş. Kriminal laboratuvardan gelen kasetin çözüm tutanağında, “Bu görüntülerin çekiliş tarzı değerlendirildiğinde, odanın bir köşesine sabitlenen gizli bir kamera ile çekilmiş görüntüler olduğu tespit edilmiştir” ifadelerine yer verilmiş... Ele geçirilen bir başka video kasetin incelemesinde ise, Sayın Arınç ile resmi kıyafetli Eruygur"un bir odada, karşılıklı oturup konuşurken çekilmiş video görüntüsü olduğu belirlenmiş.

    Konunun özeti şu: Meclis Başkanı Sayın Arınç Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur"u ziyarete gidiyor. Görüşme odaya yerleştirilen özel sistemle gizlice kaydediliyor. Bunun ne anlama geldiğini ve ne amaçla çekim yapılmış olabileceğini izah etmeden önce, gazeteci Umur Talu"nun 6 ay önce Sabah"ta yayınlanan ve başka bir konuyu aktarırken kaleme aldığı satırlara göz atmakta yarar var. Şöyle yazmış:

    “...Şu anda `Ergenekon zanlısı, tutuklusu, sanığı` olmuş ya da bu kişilerin `yandaşı` olarak anılmış kimi ismin de, bizzat bu yapı tarafından takibe alındığı, dinlendiği, fişlendiği. Bu `acayip` durum dünyanın her tarafında iki şeyi anlatır?

    Birincisi, güvensizliktir, tamam. Ama ikincisi, `tehdit ve şantaj`a dairdi.

    İkincisi de kabaca iki türlüdür:

    1. Tehdit veya şantajla bir yapıya dahil etmek, kullanmak, bazı işleri yaptırmak.

    2. Tehdit veya şantajla bir yapıda kalınmasını, çeşitli işlerin yaptırılmasını, itiraz edilmemesini sağlamak.
    Yani, `ideolojik birlik ve gönüllülük` dışında, bu tür katılımlar ve kullanımlar da sağlamak. Bu çok özel bir icat değil, biliyorsunuz. Gizli servisler, yeraltı örgütleri, kimi devlet birimi buna pek sık başvurur. Bu meseledeki kayıtlar bu yolun yaygın kullanıldığını düşündürüyor.

    Görüldüğü üzre, kayıtlar iki türlü.

    Biri, `Ergenekon zanlıları ve sanıkları` na dair başkalarının, başka devlet birimlerinin dinleme, teknik takip kayıtları. Diğeri de bizatihi o `zanlı ve sanıklar` ın kendi notları, kayıtları, dinleme dökümleri, raporları, başkaları hakkında düzenledikleri belgeler.”

    Sayın Talu"nun satırları böyle.

    Tezgahın amacı...

    Dönemin Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur isteseydi nezaket ziyaretine dayalı böyle bir görüşmeyi baştan sona basına açık da yapabilirdi. Ya da açık ortamda kayıt aldırabilirdi?

    Pekala neden gizli çekim yapılmış olabilir sizce?

    Uzmanların değerlendirmelerine göre, başbaşa yapılan özel görüşmelerin kendine has bir yapısı vardır. Kimi zaman bu tür görüşmelerde samimiyete dayalı bir sohbet ortamı geliştiğinde insanlar yeri geldiğinde kimi zaman çalıştıkları şirketin patronlarını, siyasetçi iseler liderlerini ve en yakınlarını bile açıkça eleştirilebiliyorlar.

    Hatasız kul olmaz. Patronun veya liderin elbette eleştirilebilecek hataları olabilir. Ama bu tür bir diyalogu patron veya liderinizden zerre kadar hazzetmeyen birinin yanında yaparsanız, ortaya çıkması durumunda size duyulan tüm güveni kaybedersiniz.

    Kişisel tahminim odur ki, Sayın Arınç"ın yaptığı nezaket ziyaretini gizlice kaydedenler, Sayın Arınç"ın ziyaret ettiği makamdaki kişilere adeta yaranma duygusuyla partisinin bazı uygulamalarını ve liderini eleştirmesini umut etmiş olmalılar. İşte tam bu noktada Umut Talu"nun yukarıda dile getirdiği süreç işlemeye başlar. Neydi o? “Çeşitli işlerin yaptırılmasını, itiraz edilmemesini sağlamak...”

    Ağızdan çıkan bu tür açıklamaların duyulması durumunda kişiyi sıkıntıya sokacak beyanlar olmuşsa, gerektiğinde onu şantaj olarak kullanmak suretiyle istedikleri gibi davranmasını isteyebilirler. Bilindiği gibi bu ülkenin önemli bir hukuk adamının bir kadınla samimi görüntüleri gizlice kaydedilmişti. Tahminim odur ki, bu kayıtı şantaj olarak kullanmak suretiyle Türkiye"nin saygın bir ismi hakkında dava açılmasını sağladılar.

    Siz bakmayın insanların üzerlerinde taşıdıkları koca koca unvanlara. Yıllarca tv programı yaptığım için kamera arkasını da bilirim. Kamera kayıttan çıktığında unvanlar gider, çoğu defa sokak ağzı hakim olurdu konuşmalara... Eski bir Genelkurmay Başkanı programımızın reklam arasında dönemin Cumhurbaşkan Demirel için, “askerden ödü patlar” ifadesini kullanmıştı gülerek. Hani bir ara telefon dinlemelerinden şikayetçi olan Sayın Baykal"ın, “telefonda ağız dolusu küfredemez olduk hükümete” demesi gibi...

    Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Hüseyin Işıldak, Arınç"la ilgili kasetlerin incelenmesinin ardından, “Yürütülen soruşturma ile ilgisi tespit edilemediğinden alınan talimatlar doğrultusunda şahsa teslim edilecektir” yazmış ilgili birime. Kasedi kaydedenlerin işine yarayacak beyanları olmamış demek ki Sayın Arınç"ın... Özel görüşmede bile her zamanki dik ve asil duruşunu korumuş, eğilip bükülmemiş. Sayın Arınç"ı gizlice kaydedenler, umduklarını elde edememişler. İçi de bir, dışı da bir demek ki Sayın Arınç"ın... Mevlana dergahının mutevazi bir dervişi gibi...

    2007"deki cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde ne tür şantajların devreye girdiğini veya kimi sağ parti liderlerinin hangi gerekçelerle Meclis"e girmekten imtina ettiğini şu aşamada elbette bilmiyoruz. Kimbilir neler döndü?
    Yazımı tam da yazarken, şimdiye kadar izleme imkanı bulamadığım Kurtlar Vadisi"nin dün akşamki bölümünde konumuzla ilgili bir diyaloga denk geldim. Kendisine ülkede kaos çıkarmaya yönelik tekliflerle gelinen bir medya potranına bu görüşmeden önce içinde kamera yerleştirilmiş bir geyik başı hediye edildiği görülüyordu.

    Sonucu ne oldu bilmiyorum ama, medya patronu bu teklifi reddetmiş olsa bile, bu teklifin yapılma anının kayda alınması bile sonucu itibari ile bitirir insanı...

    Çok kirli bir çark işletmişler ülkede... Hala işletmek isteyenler var.

    Bakalım ne zaman arınacak ülke şantaj siyasetinden...

    Ne zaman arınacak kirden.../haber 7

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • O manzaralar içimizi sızlatıyordu06 Ekim 2012 Cumartesi 12:50
  • Sucuk ve Salamı karıştıramayacaklar06 Ekim 2012 Cumartesi 12:48
  • 56 yaşındaki ev hanımının yaptığı pes dedirtti!06 Ekim 2012 Cumartesi 12:47
  • Şehit yakınlarına internet indirimi06 Ekim 2012 Cumartesi 12:39
  • Bir top mermisi daha düştü!06 Ekim 2012 Cumartesi 11:51
  • Bisküvi kutusundan tarih çıktı06 Ekim 2012 Cumartesi 10:58
  • Nevşin Mengü rövanşı böyle aldı!..06 Ekim 2012 Cumartesi 10:56
  • Bu haberi okumadan yola çıkmayın06 Ekim 2012 Cumartesi 10:40
  • 4+4+4ün gerekçeli kararı Resmi Gazetede!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:39
  • Başbakan Erdoğanın arıyla imtihanı!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:37
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim