• BIST 75.929
  • Altın 129,995
  • Dolar 3,4434
  • Euro 3,6590

    Osmanlı'nın Wikileaks belgeleri

    23.01.2012 07:36
    Osmanlının Wikileaks belgeleri
    Osmanlı döneminin WikiLeaks belgeleri Venedik elçilerinin raporlarıydı.
    Osmanlı'nın Wikileaks belgeleri Osmanlı'nın Wikileaks belgeleri Osmanlı'nın Wikileaks belgeleri

     

     

    Dönemin en önemli diplomatları olan Venedik elçileri, Kanunî Sultan Süleyman, Şehzâde Mustafa, Hürrem Sultan, Mahidevran Sultan, Hafsa Sultan, Pargalı İbrahim Paşave önemli devlet adamlarının fiziki özelliklerinden, karakterlerine, zaaflarından aralarındaki rekabete kadar herşeyi analiz edip, rapor olarak senatolarına sunmuşlardı.

    Künye

    Editör: Erhan Afyoncu
    Çeviren: Pınar Gökpar-Elettra Ercelino
    Sayfa Sayısı: 172
    Türü: Tarih
    Yayınevi: Yeditepe

    Gazetemiz yazarlarından Erhan Afyoncu'nun hazırladığı "Venedik Elçilerinin Raporlarına Göre Kanunî ve Pargalı İbrahim Paşa" raflardaki yerini aldı. Elçilerin raporlarında Kanuni ve önemli devlet adamları detaylıbir şekilde anlatılıyor.

    Osmanlı tarihinin yazılmasında Osmanlı arşivleri kadar önemli olan İtalyan kaynaklarının bu durumu bilinmesine rağmen şimdiye kadar bu belgeler Türkçe'ye çevrilmemişti. Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Erhan Afyoncu'nun çabaları sonucunda Osmanlı tarihini aydınlatacak belgeler Türkçe'ye çevrilmeye başlandı. "Venedik Elçilerinin Raporlarına Göre Kanunî ve Pargalı İbrahim Paşa" adını taşıyan serinin ilk kitabı okuyucu ile buluştu.

    Yaklaşık 480 yıl önce kaleme aldıkları raporların Türkçe'ye çevrilmesiyle Türk tarihçileri de önemli bir kaynağa kavuşuyorlar. Venedik elçileri Osmanlı yönetim tarzı, askeri yapısı, hükümet unsurları ve müzakere usulleri gibi konuları etraflıca gözlemleyerek, Venedik diplomasisini başarıya götürecek noktaları belirlenmeye çalışmışlar. Elçilerin bu çabaları Osmanlı tarihiyle ilgili inanılmaz teferruatlı bilgilere ulaşılmasını sağlamış. Bu eserde Venedik elçileri Minio, Contarini, Zeno, Bragadino, Mocenigo, Ludovisi ve Renier'in raporlarından Kanunî'nin hükümdarlığının ilk yıllarında Osmanlı İmparatorluğu'nun renkli bir panoraması görülüyor.

    KİTAPTAN SEÇİLMİŞ BÖLÜMLER

    Bütün Hıristiyanlık korksun


    Venedik elçisi Marco Minio 1522 tarihli raporunda Kanunî'nin ne kadar büyük bir güce sahip olduğunu şöyle anlatıyor: "Sahip olduğu topraklardan, himayesinde olan, hüküm sürdüğü devletlerin çokluğundan bu durum açıkça ortada. Bu yüzden bütün Hristiyanlığın bu hükümdardan korkması gerekmektedir. Sultanın hazinesine çok miktarda para giriyor. Ayrıca çok sayıda adamı ve emrinde çalışan çok sayıda kişi var. Hazineye giren para yaklaşık 3 milyon altın."
     (sf.6)

    Padişaha saygıda kusur edilmiyor

    Venedik elçisi Marco Minio 1522 tarihli raporunda şu bilgileri veriyor: "Büyük beye (Kanunî) saygıda kimse kusur etmiyor. Bu yüzden çok büyük ordular kurması işten bile değil. Sultanın emirlerine uymayan kimse yok. Hayatlarına mâl olacağını bilseler de, kimse sultanın söylediklerine karşı gelme cesaretini gösteremiyor. Ben İstanbul'dayken büyük bey, silahdar ağasının idam edilmesini emretti. Silahdarların hepsi atlı adamlar. Silahdarbaşı da oldukça saygın bir adam ve emrinde çok sayıda köle var. Sultan, silahdarbaşının evine bazı çavuşlarını gönderdi ve bunlar da şöyle dediler: "Sultanımız senin asılmana karar verdi". Ne kendisi ne de köleleri hiçbir şekilde direnç göstermedi. Hemen ölüme götürüldü. Evdekiler de hiçbir savunmaya geçmediler, sadece ağlayarak ölüme giderken silahdara eşlik ettiler. Bu, gerçekten çok önemli ve anlatmaya değer bir olay diye düşünüyorum."
     (sf.8)

    Vergiden muaf tutulan atlılar

    Venedik elçisi Tommaso Contarini'nin 1522 tarihli raporundan Akıncılarla ilgili şunları öğreniyoruz: Akıncılar, sultan ihtiyaç duyduğunda ücret almadan savaşa katılan atlılar. Onlar, birçok vergiden muaf tutuluyorlar. Sayıları, Anadolu'da 30 bin. Az sayıda yaya da var. Bunlar da savaşa katılmak zorundalar. Rumeli'den geliyorlar. Sayılarının 10 bin olduğu düşünülüyor. Anadolu'dakilerin sayısı ise 30 bin, ancak hepsi birlikte gitmek zorunda değiller. Bir kısmı savaşa gidiyor, sonra onların yerine başkaları geliyor, diğerleri dönüyor."
     (sf.34) 

    Beste papan Pargalı İbrahim Paşa

    Venedik elçisi Pietro Bragadino'nun 1526 tarihli raporunda Kanuni'nin paşalarını şu sözlerle anlatıyor: "Padişahın üç tane paşa var; birincisi 33 yaşındaki İbrahim, sultanın eli, ayağı. Ne istese yapıyor, sultan da ona sormadan hiçbir şey yapmıyor, o da. İbrahim, Pargalı; çocukları yok. Zayıf bir adam, ufak tefek yüzlü, solgun, çok uzun boylu değil, sevecen, güzel konuşan, eğlenceli biri. Eğlenmeyi seviyor, kendisine roman okunmasından çok hoşlanıyor. Büyük İskender'in hayatı, Anibal, savaşlar ve tarihlerle ilgili kitaplar okuyor. Sarayda olan İranlı bir müzisyenle besteler yapıyor. Dünyadaki diğer büyük beylerin neler yaptığı, onların toprakları, ülkeleri konusunda oldukça meraklı; değerli ilginç eşyalar satın alıyor, bilgili biri, kitapları okuyor, ülkesinin kurallarını çok iyi biliyor. Bu paşadan önceleri herkes çok nefret ediyormuş ama şimdi sultanın onu çok sevdiğini gördüklerinden herkes onunla arkadaş olmaya çalışıyor, sultanın annesi, karısı, diğer iki paşa da dâhil. Hiçbiri, hiçbir konuda kendisine karşı gelmiyor. Bu yüzden istediği her şeyi yapabiliyor. Sultanına çok sadık. Halkın önünde hediye almak hoşuna gidiyor, gizli hiçbir hediyeyi kabul etmiyor. 
     (sf.52-53)

    Donanma hakkında istihbarat

    Venedik elçisi Tommaso Mocenigo'nun 1530 tarihli raporunda İstanbul tersanesinde 42 adet büyük kadırganın olduğu belirtiliyor ve şu ayrıntılara yer veriliyor: "Yine aynı tersanede 90 adet küçük, ince kadırga var. Gelibolu'da 72 gemi var. İstanbul ile Gelibolu arasındaki sularda 22 adet gemi vardır. Karadeniz'de 35 gemi. Diğer sularda ise 15 gemi vardır. Toplam 272 ediyor."
     (sf.83)

    Osmanlı ülkesi çok geniş

    Venedik elçisi Daniello de Ludovisi'nin 1534 tarihli raporunda Osmanlı coğrafyası şöyle tarif ediliyor: Ekselanslarının da bildiği gibi, Türk Beyi'nin ülkesinin toprakları çok geniş. Avrupa, Asya ve Mısır'a kadar uzanıyor. Avrupa'da topraklar İstanbul'un olduğu Trakya'ya, Gelibolu'ya kadar uzanıyor. Bütün Ege Denizi'ni bölen, Selanik'e kadar bütün Makedonya da onun elinde. Epir ve Korfu Adası'na kadar, meşhur İstife  ve Atina şehirlerinin, Mora'nın ve Eğriboz'un olduğu yerlere kadar tüm toprakları elinde bulunduruyor. Bütün bu topraklar Rumeli Beylerbeyi'nin idaresi altında. Büyük Türk Beyi Avrupa'da ayrıca Eflak, Bulgaristan, Erdel  ve Macaristan'a da sahip Belgrad, Sırbistan, Bosna, Hırvatistan ve Dalmaçya'nın bir bölümü, siz ekselanslarının sahip olduğu sınıra kadar yine Türk Beyi'nin hükmü altında. Asya'daki toprakları ise çok daha geniş. Bu toprakların başında altı ayrı beylerbeyi görev yapıyor"
     (sf.83)

    Rapor edilen ittifak 

    Osmanlı'nın Fransızlarla ilişkisi konusunda Venedik elçisi Daniello de Ludovisi 1534 tarihli raporunda, Fransız Kralı'nın Türk Sultanı ile ortak bir arzusu olduğuna dikkat çekiyor ve ekliyor:" O da imparatorun gücünün çok büyümemesi. Bu yüzden aralarında dostluk görüşmeleri yapıyorlar. Fransız Kralı, Türk Sultanı'na adamlar göndermiş. Sultan da adamlarına Fransa Kralı'nın gemilerine saldırmama emirleri gibi ayrıcalıklar tanımıştır. Barbaros'a verdiği emirde olduğu gibiÖ Aralarındaki olası başka anlaşmalar hususunda bilgi edinemedim. Ayrıca aralarında büyük anlaşmalar olduğunu, birikte büyük planlar yaptıklarını da düşünmüyorum, çünkü aslında birbirlerine pek de fazla güvenmiyorlar. Eğer İmparator, Fransız Kralı ile anlaşmak zorunda kalıp, bu durumu da kabul etse Türk Sultanı ile arasında anlaşmalar olsa da Hristiyan güçlerinin birleşip Türk Beyi'ne karşı geleceklerine şüphe yok."
     (sf.104)

    Kanunî dindar bir padişah

    Venedik elçisi Daniello de Ludovisi 1534 tarihli raporunda Kanuni'yi şöyle tarif ediyor:  "Sultan Süleyman, yaklaşık 44 yaşında, uzun boylu, burnu kemerli, zayıf. Teninin rengi zeytin yeşiline kaçıyor. Sağlıklı bir yapısı var ancak çok çabuk sinirleniyor. Melankolik, eğlenceyi çalışmaktan daha çok seviyor. Dinine çok bağlı. Kötü alışkanlıkları yok. Akıllılık, pratiklik, entellektüellik konusunda ise çok başarılı olduğu söylenemez."
     (sf.111) 

    Sultan'ı kızdıran sınır konusu

    Venedik elçisi Alvise Renier'in 1550 tarihli raporunda Kanuni'yle karşılaşmasını anlatırken Sultanı'nın elinde sınırlarla ilgili belgeyi kıvırmış tutuşuna ve çok kızgın oluşuna dikkat çekiyor ve devam ediyor: "Bütün deneyimlerimi ortaya koyarak kendisi ile barışmaya çalıştım. Sultana, bir yıl önce yine sınırlarla ilgili bir talimat aldığımızı, ancak sancakbeylerinin ve kadıların, bizi dinledikten sonra sınırları koymadan oradan uzaklaştıklarını hatırlattım. Sultana bu hususta hiç duymadığı sebeplerden bahsedebileceğimi söyledim. Siz ekselanslarının, sultanın adaletine çok güvendiğini de söyledim ve başka bir gün bu konu ile ilgili olarak beni arza kabul etmesini talep ettim. Başka bir gün siz ekselanslarının gönderdiği mektupları ileteceğimi ve bu talimata neden uymadığımızın sebeplerinin de içlerinde yazılı olacağımı söyledim. Bunları dikkate almasını istedim. Ben de ayrıca kendisine bütün sebepleri yazacağıma söz verdim. Konuşmamı birçok kez kesti. Tercümanlara da çok kızdığını söyledi."
     (sf.120)

    Sürekli egzersiz yapıyor

    Venedik elçisi Alvise Renier 1550 tarihli raporunda, " Sultanın (Kanunî) çok hoş bir yüzü var. Uzun boylu, orantılı vücudu olan biri. Yüzünden çok insani olduğu anlaşılıyor. Yaklaşık 65 yaşlarında. Çok iyi ata biniyor. Çok cesur, kuvvetli. Hiçbir zaman eğlenceye kendini vermiyor. Sürekli fiziksel egzersizler yapıyor. Bunun da sonuçları görülüyor. Denizde seyir etmeyi çok seviyor" diyor.
     (sf.142)

    Veziriazamla anlaşmak lazım

    Venedik elçisi Alvise Renier, Osmanlı devlet yöneticilerini anlattığı 1550 tarihli raporunda Divân-ı Hümâyûn'daki dört paşanın önemine vurgu yapıyor. Bu dört paşadan Veziriazam Rüstem Paşa'yı ise ayırıyor. Onu "Çok büyük, yetkili bir şahsiyet" olarak nitelendiriyor ve şu uyarılarda bulunuyor: "Nasıl biri olduğu, nasıl hareket ettiği bilindiğinden, en iyi şekilde onunla anlaşma yoluna gitmek lazım. Kendisine insani davranmak lazım. İlk seferinde talep edilen şeyler elde edilemezse vazgeçmemek lazım. Ancak biraz zaman geçtikten sonra aynı talepte tekrar bulunmak uygun olur. Onunla konuşurken hem ustaca konuşulmalı hem de çok sabırlı olunmalıdır..."
     (sf.144-145) 

     

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • iDANSla çağdaş dans vakti02 Ekim 2012 Salı 22:10
  • İstanbulda en kısa festival02 Ekim 2012 Salı 22:09
  • Turuncu Filmler Antalyada02 Ekim 2012 Salı 22:08
  • Beat’lerin Kralı Babylonda02 Ekim 2012 Salı 22:06
  • Türkiyeye utanç verici ceza02 Ekim 2012 Salı 22:05
  • Fazıl Sayın Evreni ilk kez Salzburgda02 Ekim 2012 Salı 15:02
  • Bilgin Adalı hayata veda etti01 Ekim 2012 Pazartesi 23:20
  • Uluslararası caz günü İstanbul’da gerçekleşecek30 Eylül 2012 Pazar 15:04
  • Askerler öldürdüklerini göremezlermiş30 Eylül 2012 Pazar 07:00
  • İşte Neşet Ertaşın son şiiri29 Eylül 2012 Cumartesi 16:38
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim