• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490

    Ortadoğu'da ezber bozuluyor

    14.03.2011 09:10
    Ortadoğuda ezber bozuluyor
    Kinzer: ABD, İran ve Türkiye ile müttefik olmalı.
    Ortadoğu'da ezber bozuluyor Ortadoğu'da ezber bozuluyor Ortadoğu'da ezber bozuluyor

    Türkiye'nin son 10 yılda ABD yörüngesinden çıkarak, dünyanın umut veren aktörü olduğunu belirten ünlü gazeteci-yazar Stephen Kinzer, bu durumun Washington için bir fırsat olduğu görüşünde. Bölgenin yeni düzeninde Ankara ve Tahran'ın en önemli müttefikler olması gerektiğini belirten Kinzer, İsrail'in de politikalarını değiştirmek zorunda kalacağını söylüyor.

    Satır arası...

    Stephen Kinzer'in 'Ezber Bozmak: İran, Türkiye ve Amerika'nın Geleceği' adlı kitabını masamda görünce artık röportaj vaktimizin geldiğini anladım. Bu kitap, ABD'de geçen yıl 'Reset: Iran, Turkey, and America's Future' adıyla piyasaya sunuldu ve çok satanlar arasında yerini aldı. Türkiye'de ise geçen hafta İletişim Yayınları tarafından Türkçe olarak basıldı. Kinzer yine İletişim Yayınları tarafından Türkçe'ye çevrilen 'Şah'ın Bütün Adamları: Bir Amerikan Darbesi ve Ortadoğu Terörünün Kökenleri', 'Hilal ve Yıldız: İki Dünya Arasında Türkiye', 'Darbe: Hawaii'den Irak'a Amerika'nın Rejim Değişiklikleri Yüzyılı' kitaplarının da yazarı. ABD'nin önde gelen gazetelerinden New York Times'ın muhabiri olarak 5 kıtada 50'den fazla ülkede sıcak gelişmeleri izleyen Stephen Kinzer, bugün dünya basının önde gelen kurumlarında analizler yayınlıyor ve üniversitelerde dersler veriyor. Biz de bu kadar fikri sorulan bir gazeteci-yazarı İstanbul'a gelmişken kaçırmak istemedik ve pek çok konuda görüşlerini sorduk.

    Ünlü gazeteci-yazar Stephen Kinzer ile önceki gün Hilton İstanbul otelinde bir araya geldik. Kinzer ile hem kitabını, hem Ortadoğu'yu birkaç aydır altüst eden halk hareketlerini, hem de Türkiye'yi konuştuk. Kinzer'in yaptığı değerlendirmeler şöyle:

    - Ezber Bozmak adlı kitabınızda ABD'nin Ortadoğu'daki dış politikasını yeniden şekillendirmesini ve Türkiye ile İran'ı bu yeni politikanın merkezine oturtmasını tavsiye ediyorsunuz. Bu konuyu biraz açar mısınız?

    Kitabımda da belirttiğim Türkiye son on yılda ayrıştı, Amerika'nın yörüngesinden çıktı ve dünyanın yeni ve umut veren aktörü haline geldi. Bu yeni durum, ABD'ye önemli fırsatlar sunuyor. Çünkü iki ülkenin temel stratejik hedefleri aynı. Her ikisi de var olan dünya düzenini radikal biçimde yeniden şekillendirmek değil, kuvvetlendirmek istiyor. Bu nedenle her ikisinin de uzun dönemli stratejik çıkarları birbirleriyle örtüşüyor ve dünyanın en sıkıntılı bu bölgesinde Türkiye Birleşik Devletler için en iyi ortak.

    İRAN POTANSİYEL ORTAK

    - İran'a da çok vurgu yapıyorsunuz. İran'ın pek de demokratik bir ülke olmadığı düşünülürse, bu tam olarak ABD'ye ne getirecek?


    ABD ve İran'ın stratejik ve uzun vadeli çıkarları olduğu görüşü tek başına rejim tartışmasını aşıyor. İran'la yıllardır devam eden gerilim ABD çıkarları açısından iyi değil. Çünkü İslami köktendinciliği zayıflatmak, El Kaide'yi yok etmek, nükleer rekabeti yatıştırmak, gelecekteki savaş tehdidini azaltmak gibi ABD'nin Ortadoğu'daki temel hedefleri İran'ın işbirliği olmadan gerçekleştirilemez. Dolayısıyla Türkiye gibi İran da ABD için çok önemli bir ülke. İran'daki mevcut rejimle bir çeşit pazarlık yapılması konusunda daha ciddi çaba harcanması gerektiğini düşünüyorum. Bu imkansız bir şey olsa bile her haluükarda İran'ın gelecek için potansiyel bir ortak olduğu fikrinin taşınması gerekiyor. Son 30 yılda yaşananlar tecrit edilmiş İran'ın yıkıcı olduğunu ortaya koydu zaten. Sakin ve refah içindeki Almanya'nın Avrupa için istikrar unsuru olması gibi İran da Ortadoğu için aynı etkiyi yapabilir.

    - Bugünlerde halk hareketi diye El Cezire'den izlediklerimiz gerçekten halk devrimleri mi, yoksa arkasında bazı devlet veya istihbarat servislerinin de desteği var mı?

    Bence protestoların patlaması gerçekten doğal bir hareket. Bu gördüklerimiz, sıradan insanların son derece haklı taleplerinin yarattığı bir patlama. Ama tabii şimdi diğer gruplar süreçten çıkar sağlamaya ve yönlendirmeye çalışıyor. Şu anda bu sürece giriyoruz. Arap toplumlarının son derece uyanık olup, taleplerinin başka hedefleri olan gruplar tarafından kullanılmasına izin vermemeleri gerekiyor.

    - Ortadoğu'daki hareketlere bakınca geleneksel olarak güçlü ilişkileri olan ABD-İsrail-Suudi Arabistan arasındaki birlik çöküyor mu demeliyiz?

    Çöküyor demek çok sert olur ama ABD'nin Ortadoğu'da stratejik açıdan benzer çıkarlarının olduğu ortaklar bulması gerekiyor. Bu, otomatik olarak Suudi Arabistan'ın dışlanmasını gerektiriyor. Çünkü aslında Suudi Arabistan'ın pek çok çıkarı ABD'ninkiyle çelişiyor. Mesela Suudi Arabistan yıllarca radikal İslam'ı destekledi. Bu, ABD'nin çıkarları açısından son derece zarar verici. Bu durum, 11 Eylül'den sonra çok daha görünür hale geldi. Geldiğimiz nokta sadece petrol ekonomisi ve silah satın almayla açıklanamayacak, onun da önünde bir durum. İsrail açısından bakarsak, ABD'nin her zaman İsrail'le güçlü ilişkileri olacak ve bu ülkenin güvenliğini hep koruyacak. Bunu yaparken, bölgedeki diğer ülkeler tarafından da daha kabul edilebilir şekilde ve askeri güce daha az dayanarak yapmak istiyor. Çünkü İsrail uzun dönemde sadece askeri yöntemleri kullanarak güvenliğini koruyamayacak.

    - Mısır, Tunus ve Libya'da yaşananlar, Suudi Arabistan'a da sıçrayabilir mi ?

    Ben şahsen böyle bir paralellik kurmuyorum. Eğer Suudi rejimi tehlikeye girerse, Mısır veya Tunus'ta olanlardan çok farklı, dramatik bir değişim olur. ABD'nin ne kadar oyun dışında kalacağından emin değilim. Suudi Arabistan'da bir değişim petrol ve Körfez'in stratejik konumu nedeniyle gerçek bir çalkantı yaratabilir. Bu nedenle, ABD sürece müdahil olabilir ve mevcut rejimin iktidarda kalması için elinden geleni yapar diye düşünüyorum.

    - İran'da da insanlar değişim istiyor. İran'ın demokratikleşmesi nasıl gerçekleşecek?

    İran'daki siyasi devrim halen tamamlanmadı. İran'daki değişimin zamanlaması biraz farklı ve yavaş gidiyor. Ben İran'daki rejimin orada sonsuza kadar kalacağını düşünmüyorum. Bence bir süreçteyiz. ABD bazı şeylerin çok hızlı olmasını istiyor ama İran'ın geçmişi ve geleceğe bakışı farklı.

    - ABD'nin uzun yıllardır kendisiyle hareket eden rejimleri kaybetmeye başlaması Amerikan dış politikasının hedefleriyle çelişiyor mu?

    Bölgedeki insanların kendi otoriter rejimleriyle ile ilgili kızgın olmalarının nedeni ABD ile çok yakın olmaları veya ABD'nin İsrail siyasetini desteklemeleri. Eğer Arap dünyasında insanların isteklerini temsil eden rejimler kurulursa hiç şüphe yok ki sürecin doğal sonucu olarak İsrail'e destek azalacak ve Filistin Yönetim'ine verilen destek artacak. Bu durum başka bir açıdan da görülebilir. Belki bu bir fırsattır, belki de İsrail'e yönelik koşulsuz desteğin uzun vadede bölgede istikrar yaratmadığının anlaşılmasına yol açacak. Kısa vadede Amerikan dış politikası açısından son derece zorlayıcı olacağı doğru ama belki de ABD'yi bölgeye yaklaşımını yeniden değerlendirmeye itecek.

    İSTİKRARSIZLIK YILLAR SÜREBİLİR

    - İnsanların istediği demokratik rejimlerin kurulamamasından ciddi şekilde endişelisiniz galiba...


    Evet. Bu otoriter rejimler devrildikten sonraki sürecin demokratik rejimlerin kurulmasına yol açıp açmayacağı halen son derece belirsiz. Belki de bu ülkelerin bir kısmında çok uzun yıllar sürecek bir istikrarsızlık sürecine giriyoruz. Gerçek demokrasinin doğması bu sürecin doğal sonucu olmayabilir.

    - Libya'da Kaddafi gider mi?

    Bu çok belirsiz. Sürekli gücün bir taraftan diğerine geçtiğini görüyoruz. Gemi batarken kaçmak yerine, daha çok, gemi ile beraber batmayı tercih edecek birine benziyor. Bu nedenle bir tahmin yapamayız şu aşamada.

    Liderlik çekişmesi

    - Güçler çekişmesi kuralı açısından bakarsak, bu yeni Ortadoğu'da lider kim olacak? Türkiye ve İran arasında bir liderlik çekişmesi olabilir mi?


    Bence İran ve Türkiye arasında mantıksal bir işbirliği ve çekişme var. Tarih boyu böyle oldu. Ama bence Ortadoğu'da Türkiye'yi ön plana çıkaranlar, Mısır'da ne olduğunu göz ardı ediyor. Türkiye'nin Müslüman Ortadoğu'da bu denli ön plana çıkmasının pek çok nedeni var. Ama nedenlerden birinin de İran, Irak, Mısır gibi ülkelerin kendi iç sorunlarıyla uğraşıyor ve potansiyellerine göre davranamıyor olmaları. Bu ülkeler Türkiye ile rekabet edecek güçlerde değildi ve rakipsizdi. Eğer, Mısır gücünü toplayıp demokrasi olarak geri dönerse, Türkiye için güçlü bir rakip olacaktır. Bu, Ankara'nın da şu anda ciddi şekilde değerlendirdiği bir durum olmalı.

    - Ortadoğu'da bugün ABD yanlısı rejimlerin devrilmesi Washington'ın dış politikası açısından bir başarısızlık mı?

    Bugün Ortadoğu'da olanlar çok da ABD'nin istediği şeyler değil. ABD kendisine bu kadar bağlı ama popüler olmayan yönetimleri korumayı umuyordu. Ortadoğu'nun anlamlı bir şekilde değişmesi gerekiyordu. Uzun süre bunu yapmaya yanaşmadık ve insanların tepki vermesiyle bu sürece girdik. Bu nedenle, şu anda bu süreci kontrol edemiyoruz.

    Kapalı kapılar ardında gizli pazarlıklar

    - Ortadoğu'da olanlar göz önüne alındığında sizce ABD ne yapacak?


    ABD'nin kapalı kapılar ardında çalışıp, yeni rejimlerin kendisinin dostu kalmasına ve Washington'ın politikalarını desteklemesine çalışacağını düşünüyorum. Ama bunu başarabilecekler mi, çok emin değilim. Gelecekte demokratik ama İsrail ve ABD rejimlerini desteklemeyen veya demokratik olmayan ama ABD veya İsrail'i destekleyen rejimler ortaya çıkabilir. Hem demokratik hem de İsrail ve ABD'yi destekleyen rejimlerin oluşması fikri çok imkansız görünüyor.

    - Türkiye'den nasıl bir tepki bekliyorsunuz?

    Türkiye'nin hiçbir şekilde görünür olmaması önemli. Elbette değişime karşı da görünmemeli ama yüksek profilli bir rol de oynamamalı. Böyle bir ihtiyaç yok. Türkiye'nin kendi demokrasisini mükemmelleştirip, açık ekonomisi vesaire ile bölgenin demokratikleşmesine ilham kaynağı olması yapabileceği en önemli katkı.

    AKP'nin en büyük sorunu toplumdaki kutuplaşma
    Türkiye'de son günlerde yaşananları elbette yakından izliyorum. Gazetecilerle ilgili olanlardan dolayı çok üzülüyorum. Elbette, Türkiye'nin demokratikleşme süreci içerisinde daha otoriter bir yönetim tarzına kaydığı gibi anlamlı bir kaygı var. Bu çok olumsuz bir sinyal. Ama bence en önemli sorun, Türk toplumunun toleranssız olması. Türkiye'nin en büyük sorunu, çok İslamcı olması, çok fazla başörtüsü olması vesaire değil. Türkiye'nin artık kendi içine bakması gerek. Toplum bölünmüş, çok büyük bir kutuplaşma var. Hükümetin önündeki en önemli sorun, toplumdaki kutuplaşmayı, sosyal gerilimi azaltmak olmalı. Hükümetin toplumun tüm kesimlerini 'çoğunluğun istediklerinin dışında bir siyasi projenin yürürlüğe konulmayacağı konusunda' ikna etmesi gerekiyor. Türkiye'nin Atatürk sonrası gördüğü en büyük liderin Özal olduğunu ve ülkenin şu andaki mevcut başarısının temelini oluşturduğunu düşünüyorum. Mevcut hükümet de özellikle ekonomik alanda büyük bir başarı elde etti. Ama, süreç halen devam ediyor biliyorsunuz. Açıkçası, bu defteri nasıl kapatacaklarına kendileri karar verecekler. Türkiye'yi gerçek bir demokrasiye mi dönüştürecekler, yoksa daha otoriter bir yöne mi kaydıracaklar, göreceğiz. Bu, şu anda ülkenin mevcut liderinin alacağı karara bağlı.

    AB ÜYELİĞİ 2023'TE

    Avrupa'nın Türkiye'nin AB üyeliği konusunda gösterdiği tepki olmasaydı, bugünkü durum olmayabilirdi. Türkiye tüm enerjisini AB entegrasyonuna harcıyordu ama işlerin rengi belli olduğundan beri başka yönde kullanıyor. Bildiğim şey şu ki, Türkiye AB'ye üye olmadan önce her ikisinin de değişmesi gerekiyor. Bu uzun bir süreç. Avrupa'da şu anda Türkiye'yi üye yapmak için güçlü bir siyasi liderlik yok. Onun da değişeceğini öngörerek bunun 2023 gibi gerçekleşeceğini düşünüyorum. Bir de Türkiye Cumhuriyeti'nin yüzüncü yıldönümüne denk geliyor.

    Duygusal kızgınlık bitmeli İsrail'le köprü kurmalısınız.

    - Bugün Türk hükümetinin İsrail'e yönelik tavrını nasıl görüyorsunuz?

    Türkiye'nin İsrail'e karşı kızgınlığının duygusal nedenlerini anlıyorum ama, bu durumu uzun zaman için olumlu görmüyorum. Türkiye'nin bir süre sonra İsrail'in dünyadan izole olmamak için bir köprüye ihtiyaç duyacağını ve İsrail'le iyi ilişkiler sürdürerek bu köprünün kendisi olabileceğini anlayacağını düşünüyorum. Bölgenin uzun süreli istikrarı açısından Türkiye'nin İsrail'e karşı duygusal kızgınlığını üzerinden atması gerek. İstikrarlı Ortadoğu'nun Türkiye için çok önemli olduğunun ve bunun için de İsrail'in izolasyonunun engellenmesinin daha olumlu olacağının anlaşılmasını umuyorum.

    - Türkiye'nin İsrail'e karşı izlediği siyaset, Washington'daki algıyı nasıl etkiliyor?

    Türkiye İsrail'e yönelik siyasetini değiştirdiği için kızan gruplar kesinlikle var. Eğer Türkiye İsrail'e karşı daha barışçıl bir politika izlerse, bu elbette ki Washington'da daha iyi bir algı oluşmasına neden olacak. Bu tek başına bir neden değil ama nedenlerden biri.

    - Yeni Ortadoğu, İsrail'i nasıl etkileyecek?

    Bu İsrail'in güvenlik ortamı açısından zorlu bir süreç. İsrail, Filistin'e karşı daha fazla militanca bir tavır içine girebilir ve uzlaşmaya karşı daha fazla direnç gösterebilir. Ama bir diğer alternatif daha var: İsrail'in kendi siyasetini değiştirdiğine de şahit olabiliriz.

    Şenay YILDIZ / Akşam

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • O manzaralar içimizi sızlatıyordu06 Ekim 2012 Cumartesi 12:50
  • Sucuk ve Salamı karıştıramayacaklar06 Ekim 2012 Cumartesi 12:48
  • 56 yaşındaki ev hanımının yaptığı pes dedirtti!06 Ekim 2012 Cumartesi 12:47
  • Şehit yakınlarına internet indirimi06 Ekim 2012 Cumartesi 12:39
  • Bir top mermisi daha düştü!06 Ekim 2012 Cumartesi 11:51
  • Bisküvi kutusundan tarih çıktı06 Ekim 2012 Cumartesi 10:58
  • Nevşin Mengü rövanşı böyle aldı!..06 Ekim 2012 Cumartesi 10:56
  • Bu haberi okumadan yola çıkmayın06 Ekim 2012 Cumartesi 10:40
  • 4+4+4ün gerekçeli kararı Resmi Gazetede!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:39
  • Başbakan Erdoğanın arıyla imtihanı!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:37
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim