• BIST 82.340
  • Altın 148,165
  • Dolar 3,7991
  • Euro 4,0618

    'One minute' dedi ama

    12.06.2009 02:15
    One minute dedi ama
    Cem Yılmaz, Başbakan Erdoğan'ın Davos Zirvesi'nde yaptığı "Daha da gelmem" çıkışını espriyle yorumladı: 'One minute' dedi ama yedi dakika sürdü! Bu konu açılınca herkeste bir gülümseme ve kıkırdama oluyor!
    'One minute' dedi ama 'One minute' dedi ama 'One minute' dedi ama

    Cem Yılmaz; Can Dündar'ın NTV'deki 'Neden' programının sezon finaline konuk oldu. 2009'un önemli haberlerini esprili bir dille yorumlayan Yılmaz, yeni filmi 'Yahşi Batı' hakkında da açıklamalar yaptı. Ünlü komedyen; Başbakan Erdoğan'ın Davos'taki 'one minute' çıkışı, Bush'a fırlatılan ayakkabılar, Altın Bamya Ödülleri, Obama ve Eurovision'la ilgili görüşlerini izleyiciyle paylaştı..


    DAHA DA GELMEM!
    CAN DÜNDAR: 'Yılın Çıkışı Ödülü' 'one minute' çıkışıyla Başbakan'a gitti bu yıl...
    C. YILMAZ: O bu yıl mıydı?

    C.D.: Evet... Ne hissettin bu çıkışla?
    C.Y.: Enteresan bir çıkıştı ve bundan çok mizah devşirileceği de belliydi. Şu an hissettiklerim; Davos'la ilgili görüntü başlar başlamaz herkeste bir tebessüm ve kıkırdama oluyor. Bundan bahsediyorum... Genelde, mizah dergisi geleneğinden beri, bahsettiğimiz şeyler bir mizahçı için kaçınılmaz bir nimet. Ama üzerinden zaman geçtikçe, o görüntüyü ilk gördüğümüz anda kıkırdama tepkisi iyi bir şey mi; şüphem var. Benim oradan devşirdiğim bir şaka vardı; 'One minute ama yedi dakika sürdü!' Öyle bir korelasyon kurmuştum ama onun dışında çok şeyler yapıldı...

    AYAKKABI VE BUSH
    C.D.: 'Yılın Gazetecisi'ne geçelim. Bağdat'tan çıktı...
    (Iraklı bir gazeteci ABD Başkanı George Bush'a basın toplantısında ayakkabılarını fırlattı. Gazeteci 1 yıl hapis cezası aldı.)
    C.Y.: 'Gazetecilik nezaketine yakışmadı' yorumları beni çok güldürmüştü, onu hatırlıyorum. Bir detay daha hatırlıyorum; ayakkabıların bizim memlekette üretildiği konusu! Hiçbir komedyene fırsat bırakmayacak bir girişimdi... Bu tepkiye lojistik desteği biz sağlıyoruz gibiydi. Ben o arkadaşımızın gazeteciliğe döndükten sonra, o 15 saniyeyi kitaplaştırıp, 260 sayfalık bir şey yazacağını tahmin ediyorum...

    SİYASI AKTÖR OBAMA
    C.D.: Yeni ABD Başkan Obama'yı beğeniyor musun?
    C.Y.: Ben Obama'yla, Los Angeles'taki Madonna konserinde tanıştım! Madonna ve çılgın kalabalık da Obama'yı destekleyince; artık kaçınılmaz oldu Obama'yı desteklemek... Seçim neticeleri sonrası orada yapılan şakalar, gerçekten çok hoşuma gitmişti. ABD Başkanı eğer siyahi bir başkansa, ya birazdan Marslılar inecektir ya da dünyanın sonu gelmiştir gibi şakalar yapılmıştı... Obama'yı bir aktör olarak; Sean Penn'den iyi buluyorum. Çünkü herhangi bir icraatını henüz görmedim, Mısır'daki konuşmadan çıkan netice bu sayın Dündar! Konuşmaktan çok icraat görmek istiyor Ortadoğu...

    ABD VİZEM YANMIŞ!
    C.Y: Şaka öyle tehlikeli bir şey ki, biraz önce bir telefon geldi. Amerikan vizem yanmış!

    C.D.: Obama'nın kulağına mı gitti bu?
    C.Y.: Yani bu kadar da çabuk müdahale olmaz ki, biz Ortadoğu'ya dedik, Avrupa'ya demedik!

    C.D.: 'Sonucu görmek lazım Can Bey' dediniz; sonucu gördünüz sayın Yılmaz...
    C.Y.: Şöyle bir şey; şaka yaparak almadık ki vizeyi, şaka yaparak elimden aldılar; onu anlamadım. Varsın olsun canım ne olacak...

    'YAHŞİ BATI'DAKİ ROLÜMÜ SÖYLEYEMEM GİZLİ!
    Yılmaz; yeni filmiyle ilgili açıklamalar da yaptı:
    C.D.: Yeni filminiz 'Yahşi Batı mı'?
    C.Y.: Evet... 'Yahşi Batı' deyince akla, western filmlerine gönderme olacak gibi bir şey geliyor. Bu gönderme kalıbını da çok sevmemekle beraber akla gelen şey bu. Ama amacım bir tırnak içinde kovboy filmi çekmek değil. 1850, 60, 70'lerde Amerika'da geçtiği için ve iki Türk'ün, iki Osmanlı'nın başına gelen bir macera olduğu için 'Yahşi Batı' oldu. Çok fantastik değil ama eğlenceli.

    C.D.: Yaşanmış bir hikâye mi?
    C.Y.: Yaşanmış olmasını çok isterdim doğrusu! Bu biraz da benim alanım. Konu ve hikayelerle ya da filmin genel yapısıyla, diliyle oynayabileceğim için; eğip bükebileceğim için komedi. İstediğim gibi tasarlayabiliyorum hikayeleri. Tarihsel bir gerçekliğe oturtma çabası var ancak eğer stiliniz çok absürd komedi değilse; "O tarihte bu var mıydı?" şeklinde yapmamaya gayret ederim.

    C.D.: Şu anda yazım aşamasında mı?
    C.Y.: Son dönemeçlerde artık. Temmuz sonunda inşallah başlayacağız.

    C.D.: Ne rolde oynuyorsun?
    C.Y: Söyleyemem gizli!

    HERKES KOMŞUSUNA VERİYOR!
    C.D.: 'Yılın Şarkısı', 'Yılın Yarışması'yla birlikte ortaya çıktı ve bütün yıl boyunca söylendi; Düm Tek Tek...
    C.Y.: ... Diyeceksiniz zaten, herkes komşusuna veriyor. Bu inşallah Eurovision'la sınırlı bir şeydir. Hepimizin komşusu var. Madem müzikle ilgili değil o zaman telaş yapmanın manası yok...

    KARADENİZ'E GİTMİYORUM
    CEM YILMAZ: Ben bir kere Karadeniz turnesi yaptım; baktım ihtiyaç yok, bir daha gitmedim. Arkadaşlarım anlattı; Mustafalar'ın (Erdoğan) yaptığı bir dans gösterisi oynanıyor... Organizatör arkadaşlar da gösterinin görüntüye alınmaması için girişte "Video kamera var mı?" diye soruyor. Birine "Ablacım video var mı?" deniyor; "Aaa yanımızda yok evde unuttuk" diyerek fırlayıp alıp geliyorlar. Eğlenceliydi...

    Yayın tarihi: 11 Haziran 2009 - Perşembe
    Web adresi: /Gunaydin/2009/06/11/one_minute_dedi_ama_tam_yedi_dakika_surdu
    Tüm hakları saklıdır.
    Copyright © 2003-2009, TURKUVAZ GAZETE DERGİ BASIM A.Ş.

    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim