• BIST 106.711
  • Altın 143,514
  • Dolar 3,5567
  • Euro 4,1387

    O sensin değil mi?

    18.10.2011 15:14
    Bu saatte kapısını çalanın kim olduğunu anlamaya çalışıyor... Başbakan, "Selamün Aleyküm" deyince, yaşlı adam "O sen misin?" deyip Erdoğan'ın boynuna sarılıyor.
    O sensin değil mi?
    O sensin değil mi? O sensin değil mi? O sensin değil mi?

     

    Erdoğan'ın yoksulu şaşırtan gece ziyareti
     
    Abdülkadir Selvi'nin yazısı...
     
    "O sensin değil mi?"
     
    Passat marka özel aracın direksiyonunda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan oturuyor.
     
    Yanında ise eşi Emine Hanım var.
     
    Başbakan'ın Mısır-Tunus ve Libya gezisinden birkaç gün önce.
     
    Başbakan'ın, "Hadi Emine, bir fakir evini ziyaret edelim" sözü üzerine gecenin karanlığında Ankara'nın sokaklarına dalıyorlar.
     
    Başbakan direksiyonu Siteler'e doğru kırıyor.
     
    Siteler Ankara'nın mobilya merkezi.
     
    İş yerleri olduğu için o saatlerde bir hayalet kenti andıran Siteler'in içinden geçip, Hüseyin Gazi'ye doğru yöneliyorlar.
     
    Uzaktan ışığı zor fark edilen çadır ile baraka arasındaki bir yerin önünde duruyorlar.
     
    Başbakan araçtan iniyor, barakanın kapısını çalıyor.
     
    Yaşlı bir adam açıyor kapıyı.
     
    Gözlerini ovuşturup, bu saatte kapısını çalanın kim olduğunu anlamaya çalışıyor.
     
    Başbakan, "Selamün Aleyküm" deyince, yaşlı adam "O sen misin?" deyip Erdoğan'ın boynuna sarılıyor.
     
    O sırada içeriden biraz daha genç bir kadın geliyor.
     
    Kapıdaki bu şaşkınlık anı sırasında Emine Hanım da araçtan inip, kapının önüne geliyor.
     
    Başbakan, "Bir çayınız yok mu?"deyince yaşlı adam ile kadın hemen içeri buyur ediyorlar.
     
    Erdoğan'ın bir gece yarısı, dışarıya sızan ışıktan bulup, kapısını çaldığı ailenin 5-6 ay önce Ankara'ya geldiği ortaya çıkıyor.
     
    Aile Çorumlu.
     
    Kadının kocası ölmüş, kayınpederi ve bir çocuğuyla birlikte gündelik iş yapıp, geçimlerini sağlamak için gelmişler Ankara'ya.
     
    Bir çocukları da askerde.
     
    Başbakan hallerini hatırlarını soruyor.
     
    Kadın, "Bir çocuğum daha var. O da askerde, pek görüşemiyoruz" diyor.
     
    Başbakan aileden çocuğun adresini istiyor. Annesi asker mektuplarından birini getiriyor. Başbakan hemen talimat veriyor, sınır illerimizden birinde vatani görevini yapan askerin nöbetçi komutanı bulunuyor, onun aracılığıyla çocuk telefona getiriliyor.
     
    Çocuk, dedesi ve annesiyle konuşup, kardeşiyle hasret gideriyor.
     
    Bu sırada çay demleyen kadın ikramda bulunuyor.
     
    Bir seçim gezisinde Başbakanlık ekibinden dinlemiştim.
     
    Gittikleri yer, altı ahır, üstü ev olan bir Anadolu eviymiş. Evin merdivenlerini tırmanırken, danışmanların bir kısmı ahır kokusundan burnunu tutuyormuş.
     
    Ama Başbakan doğma büyüme o evde yaşıyorcasına rahat bir şekilde eve girmiş ve kurulan yer sofrasına bağdaş kurup oturmuş.
     
    Hüseyin Gazi'deki baraka benzeri evde de o samimiyetle oturduğuna, ikram edilen çayı, kristal bardaktaki çay gibi yudumladığına inanıyorum.
     
    Başbakan evin sakinlerini dinliyor. İhtiyaçlarını tespit ediyor. Yaşlı adamın böbrek rahatsızlığından kaynaklanan tedavisini not ediyor ve "Allaha ısmarladık" diyerek oradan ayrılıyor.
     
    Sokağın köşesini dönünce ihtiyaç listesi buruşturulup arabanın camından atılmıyor.
     
    Sabah ilk iş olarak danışmanlara veriliyor. Ve 2 gün sonra aynı baraka evin kapısı çalıyor.
     
    Listede yer alanlar eksiksiz olarak kendilerine teslim ediliyor.
     
    Başbakan, ailenin ihtiyaçlarının takip edilip düzenli olarak karşılanması için talimat veriyor. Recep Tayyip Erdoğan farklı bir insan.
     
    Yalılardakileri değil, Hüseyin Gazi'dekileri düşünüyor.
     
    Gecenin bir vaktinde eşini yanına alıp, ışığı yanan yoksul arayan biri.
     
    O nedenle de gecenin bir yarısında, kapısı çalındığında, yaşlı adamın," O sensin değil mi?"diye aklına ilk gelebilen birisi.
     
    Annesinin cenazesinin başında hüngür hüngür ağlarken de çok sahiciydi, arkasından Kur'an-ı Kerim okurken de samimiydi.
     
    İsrail'e,"one minute" çekerken ne kadar yürekliyse, fosfor bombalarıyla öldürülen Gazze'li çocuklarının acısını içinde hissederken de o kadar şefkatliydi.
     
    Ak Parti'nin 3 gün süren Kızılcahamam Kampı'nda seçim sonuçları, AK Parti ve siyasi partiler üzerine geniş kapsamlı bir sunum yapıldı.
     
    AK Parti'nin seçim başarısının arkasında 1 numaralı faktör olarak ne çıkıyor biliyor musunuz, lider...
     
    Yani Recep Tayyip Erdoğan.
     
    Millet, güvendiği liderin peşine düşüyor.
     
    Çarkçılıkla değil, halkçılıkla oluyor bu işler.
     
    Sol ne zaman ki," Hadi Emine bir fakir evini ziyaret edelim" diyen bir lidere kavuşur, ancak o zaman iktidar olur.
     
    Çünkü iktidarın yolu Silivri'den değil, Hüseyin Gazi'den geçiyor.
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • Stresi, yiyerek atlatamazsınız!05 Ekim 2012 Cuma 09:39
  • Kafeinli kahvenin bir zararı daha04 Ekim 2012 Perşembe 13:33
  • Erkeklerin kurtarıcısı 5 yalan03 Ekim 2012 Çarşamba 21:03
  • Erciyese kar yağdı03 Ekim 2012 Çarşamba 11:03
  • Sevgi zinciri bir yuvayı dağıttı03 Ekim 2012 Çarşamba 07:29
  • Türkiyede aşkın ömrü bakın ne kadar çıktı?02 Ekim 2012 Salı 16:22
  • El arabalı trafik eğitimi02 Ekim 2012 Salı 16:21
  • Zayıflama ilaçlarına ceza yağdı02 Ekim 2012 Salı 13:28
  • Yolcu otobüsü TIRa çarptı02 Ekim 2012 Salı 12:20
  • Böylesi görülmedi! +1302 Ekim 2012 Salı 09:18
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim