• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702

    New York'tan El Kaide'ye

    13.06.2009 03:15
    Adını Donald Trump'la yaptığı söyleşiyle duyuran gazeteci Elif Kask yeni kitabını anlattı.
    New Yorktan El Kaideye
    New York'tan El Kaide'ye New York'tan El Kaide'ye New York'tan El Kaide'ye

    Amerika"da bağımsız olarak çalışan gazeteci Elif Kask, adını Donald Trump"la yaptığı röportajla duyurdu. Kask, daha sonra “Amerika"yı Nasıl Karıştırdım” adlı bir kitap yazdı. Genç yazarın yeni eseri ise komplo teorileri üzerine kurulu bir roman. Kask ile Alfa yayınlarından çıkan romanı “Senaryo”yu konuştuk.

    Amerika"da gazetecilik yaptığınızı biliyoruz. Kendinizi anlatır mısınız biraz, nerelisiniz?
    - İstanbulluyuz. Ama annem ve babam görev için bir yıllığına Eskişehir"e gittikleri sırada ben dünyaya gelmişim. Bu yüzden nüfusumda Eskişehir yazıyor. Ben bebekken dönmüşler, İstanbul"da büyüdüm. Annem de babam da öğretmendi. Hem de edebiyat öğretmeni. Sanırım yazma yeteneğim buradan geliyor. Bende inanılmaz bir kurgulama ve yaratıcılık yeteneği var. Çocukluğum Moda"da geçti. Şişli Terakki Lisesi"nin ardından Boğaziçi Üniversitesi İş İdaresi bölümünden mezun oldum.

    İki kızınız var, bir süre Amerika"da yaşadılar şimdi Türkiye"deler. Buraya alışmaları zor olmadı mı?
    - Olmadı. Çünkü babaları Amerikan vatandaşı olmasına rağmen ben onlarla hep Türkçe konuştum. Çok iyi Türkçe bildikleri için zorluk çekmediler. Bir de büyük kızım Ece, New York"ta Türk konsolosluğunun okuluna gitti ve 5"inci sınıfı orada bitirdi.

    Artık Türkiye"de mi yaşayacaksınız?
    - Yok, bizim merkezimiz New York. Eşim Birleşmiş Milletler"de çalışıyor, onun işi gereği şu anda buradayız. Ama ne kadar kalacağımız belli değil.

    HINCAL ULUÇ"UN VURULACAĞINI GÖRDÜM

    Eşinizle nasıl tanıştınız?
    - Aslına bakarsanız biz tanışmadan önce onunla evleneceğimi ve iki kızımızın olacağını rüyamda görmüştüm. Böyle yaşadığım ilginç şeyler var hayatımda.

    Başka neler var?
    - Tam olarak zamanını hatırlamıyorum ama Amerika"ya gitmeden önce annemlerle otururken, akşam haberleri başlamadan önce ekranın altından yazılar geçti. Bir baktım, “Hıncal Uluç ayağından vuruldu” yazıyor. Ben bunu sesli okudum. Annemler de “Ne diyorsun, öyle bir şey geçmedi” dediler. Ben de görmediklerini düşündüm. Sonra haberleri izledik, öyle bir şey yoktu. Ertesi gün ne kadar gazete varsa aldım, yoktu. Çıldıracaktım. Aradan bir ay geçti, arkadaşlarımdan biri televizyonu açtı ve ben yine aynı altyazıyı gördüm. Bu sefer arkadaşımı çağırıp “Şu altyazıyı okur musun, yoksa ben yanlış mı görüyorum” diye sordum, beni doğruladılar. Hâlâ çözemiyorum bunun nasıl olduğunu...

    Hıncal Uluç"u tanıyor muydunuz?
    - Hayır, tanımıyordum. Çok ilginçti.

    Tanışma hikâyenize dönecek olursak...
    - Amerika"dayken oda arkadaşım Estonya"ya gitmek için vize almak istiyordu. Estonya Fahri Konsolosluğu"na gittik. Biz içeri girerken sarışın, uzun boylu, yakışıklı bir adam dışarı çıkıyordu. O yakışıklı adam bizi dışarıda beklemiş. Tanıştık ve yemeğe çıktık. O ilk görüşte aşktan söz ediyordu ama beni tavlamak için abarttığını düşünüyordum. Bir ay sonra aşkının gerçek olduğunu gördüm. Çünkü tek taş bir pırlanta ile dizlerinin üstüne çökmüştü!

    EŞİM KİTAPTAN BAZI BÖLÜMLERİ ÇIKARTTI

    Gelelim son kitabınız “Senaryo”ya... Komplo teorisi içeren bir kitap yazma fikri nasıl gelişti?
    - Gerçekleşme ihtimali olan romanları çok severim. Erkeklerin sevdikleri şeylerden zevk alıyorum. Bu yüzden erkeklerin hakim olduğu bir dünyaya girip yazmak istedim. Bu anlamda bir ilk olduğumu düşünüyorum.

    “Senaryo”yu yazarken nelerden beslendiniz?
    - Eşim beni çok destekledi, bir de kendim araştırmalar yaptım. “Senaryo”, sadece terörizm odaklı bir kitap değil. New York jet-setinin hayatını işleyerek başlıyor, içerisinde entrikalardan tutun da moda ve markalara kadar her şey var. Sonuçta tüm bunlar bir şekilde El-Kaide ve terörizme bağlanıyor.

    Kitaplarınızı nasıl yazıyorsunuz?
    - Önce bir fikirle başlıyorum tabii ki. Sonra ne olacağını öğrenmem için yazmam gerekiyor. Çok yoğun bir hayatım var. Kocam Kuzey Avrupalı görüntüsünde, Güneydoğu Anadolu ruhunda maço bir adam. Bütün işleri benim halletmem lazım. Çocuklar, ev, akşam yemeği... Yani bana yazmak için kalan zaman, çocuklar okula gittikten sonra sabah 09.00 ile öğle 12.00 arası. Sabah oturuyorum ve yazmaya başlıyorum. Yazarken dünyayla bağlantım kopuyor.

    Eşiniz kitabınızı nasıl buldu?
    - Ben ona çevirisini yaptım, çok beğendi. Yalnız kitaba koymamı istemediği bazı bölümleri çıkarmak zorunda kaldım.

    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim