• BIST 89.270
  • Altın 147,050
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297

    Nazilli'de veremle mücadele

    08.01.2010 16:31
    Nazillide veremle mücadele
    Nazilli Verem Savaş Dispanseri Sorumlu hekimi Dr. A.Nejat Sezgin, Nazilli Verem Savaş Dispanseri'nin 2009 yılında yaklaşık 38 bin kişiye hizmet verdiği belirtti.
    Nazilli'de veremle mücadele Nazilli'de veremle mücadele Nazilli'de veremle mücadele

    1967 yılında kurulan dispanserin çalışmaları hakkında bilgiler veren Verem Savaş Dispanseri Sorumlu Hekimi Dr. A.Nejat Sezgin, "Veremden değil, geç kalmaktan kork" sloganı ile çalışmalarını yürüttüklerini söyledi. Dispanserin Nazilli Merkez, 6 ilçe ve köyleri( Kuyucak, Buharkent Sultanhisar, Karacasu, Yenipazar ve Bozdoğan) olmak üzere toplam yaklaşık 300 bin kişiye dispanserde 2 doktor, 1 sağlık memuru, 1 röntgen teknisyeni, 1 laboratuar teknisyeni ve 7 hemşire ile hizmet verdiklerini belirten Sezgin; "1967 yılından beri Nazilli ve çevre ilçelerine bilfiil hizmet vermekteyiz. 2009 yılı içerisinde 38 bine yakın kişiye poliklinik hizmeti verdik" dedi.

    Veremi bölgede en az seviyeye çekmek için çalışmalarını sürdürdüklerini kaydeden Sezgin, Verem hastalığı hakkında verdiği bilgide; "Verem Hastalığı Mycobacterium tüberculosis isimli mikrobun insanlarda yaptığı, tüm organları tutabilen, bulaşıcı ve tedavi edilmese ölümle sonuçlanabilen bir hastalıktır. Binlerce yıldır varlığını sürdürmekte olan ve 1882 yılında etkeni, 1950"li yıllarda da etkili ilaçları bulunan verem hastalığı (tüberküloz), günümüzde hala bir halk sağlığı sorunu olmaya devam etmektedir. Etkili ilaçların bulunmasıyla birlikte hastalığın tedavisinde büyük ilerleme kaydedilmiş ancak, sonraki yıllarda ilaçların düzenli kullanılmasının sonucu olarak ilaçlara karşı direnç gelişmeye başlamıştır. Tüm tüberküloz hastalarının yüzde 80"i olgu yükü fazla olan 22 ülkede bulunmaktadır. Dünyada her yıl 8-10 milyon verem hastası ortaya çıkmakta 2-2,5 milyon insan veremden ölmektedir. Dünyada tüm hastalıkların yüzde 2,5"nun ve önlenebilir ölümlerin yüzde 26"sını verem hastaları oluşturmaktadır. Ülkemizde verem hastalığı büyük kentlerde 1950 öncesi birinci ölüm nedeni idi. 1950" li yıllardan itibaren yürütülen yoğun verem savaşı çalışmaları sonucunda durum değişmiştir. Ülkemiz için verem artık önemli bir ölüm nedeni değildir. Ancak Türkiye" de 10-20 milyon arası bir nüfusun enfekte olduğu (vücutlarda verem mikrobu olduğu) hesaplanmaktadır. Bu nüfusun % 10" unda yaşamlarının bir döneminde verem hastalığı gelişecektir. Bu nedenle ülkemizde daha uzun yıllar verem hastalığı ile savaşmamız gerektiği açıktır. Verem hastalığı hava yolu ile bulaşması nedeniyle hastalar erken bulunup etkili bir şekilde tedavi edilmedikleri taktirde sağlam kişiler risk altındadırlar. Tedavi edilmeyen bir verem hastası her yıl yaklaşık 10-15 kişiyi enfekte eder. Hastalara tanı konulması ve ilaçların reçete edilmesi yeterli değildir. Asıl önemli olan planlanan tedavi süresi boyunca ki bu süre 6-8 aydır; hastaların her doz ilacını almalarını garanti edebilmektir. Dünya Sağlık Örgütü 1993 yılında tarihinde ilk kez bir hastalık için acil durum ilan etmiş ve hastalığın kontrolünü sağlayabilmek için Doğrudan Gözetimli Tedavi stratejisini bu amaçla dünya ülkelerine önermiştir. Bu uygulama ülkemizde ilk kez Nazilli Verem Savaşı Dispanserinde uygulanmaya başlanmıştır. 2001 yılında Aydın Dernek Dispanseri, 2002 yılından itibaren de ilimizdeki diğer dispanserlerde uygulamaya geçilmiştir. Böyle bir uygulamayla tanı, tedavi ve takip aşamasında kaliteli bir hizmet verilmekte, bunun sonucunda hasta kişiler etkili bir şekilde tedavi edilmekte ve gerekenlere koruyucu ilaç verilmektedir. Böylelikle de toplum sağlığı korunmuş olmaktadır. Ayrıca hasta bildirimleri denetim altına alınmakta hastalıkla ilgili gerçek rakamlara ulaşılabilmektedir. Ülkemizde yürütülen bu örnek çalışmanın ülkemizde yaygınlaştırılması için Sağlık Bakanlığımız çalışmalarına başlamış ve tüm illerdeki ilgili kişilerin Nazilli Verem Savaşı Dispanserinde almalarını istemiştir. 2005 yılı sonu itibariyle tüm illerin eğitimi tamamlanmış olup, 2006-2007 yıllarında tüm ülkeye yaygınlaştırılmıştır.

    Verem mikrobunun kaynağı tedavi görmemiş aktif akciğer ve gırtlak veremi olan hastalardır. Öksürmek, hapşırmak, konuşmak, şarkı söylemek ile mikroplar havaya saçılır. Sağlıklı kişiler de bu mikropları nefes yoluyla alarak enfekte olurlar. Verem mikrobu vücuda girdikten sonra uzun süre hastalık yapmadan kalabilir. Bu dönemde vücudun savunma sistemleri onları kontrol altında tutabilir. Bu duruma tüberküloz enfeksiyonu veya kişinin enfekte olması denilir. Bu dönemde mikroplar bir anlamda hapsedilmişlerdir. Vücuttaki bu mikroplar aktif hale gelirse verem hastalığı ortaya çıkar. Hastalık hemen ortaya çıkabilir ya da yıllar sonra bu mikropların uyanması ile hastalık gelişebilir. Hastalığın ortaya çıkmasında vücut direnci kırıcı bazı hastalıkların veya etkenlerin rolü vardır. AİDS, şeker hastalığı, böbrek hastalığı, bazı kanserler, ilaç ve alkol bağımlılığı, sigara, madenci hastalığı gibi. Bunun yanı sıra tedavi görmeyen verem hastası ile aynı evde yaşamak, kalabalık ve havalandırması iyi olmayan ev koşulları, yoksulluk, kötü beslenme gibi durumlar da verem hastalığına yakalanma riskini artırır. Verem mikrobu güneş görmeyen ortamlarda havada uzun süre canlı kalabilir. Güneşten gelen ultraviyole ışınları verem mikrobunu kısa sürede öldürür. Veremin bulaşması hasta kişilerin aksırması, öksürmesi ve konuşmaları sırasında havaya yayılan mikropların sağlam kişiler tarafından solunması ile olur. Bu nedenle öksürürken ağzımızı kapatmalı ve yerlere tükürmemeliyiz. Çatal, kaşık, su, kan ürünleri ve eşyalara bulaşma verem hastalığına söz konusu değildir. Verem hastalığı en çok akciğerlerde yerleşmekle birlikte, karaciğer zarı, lenf bezleri, kemikler, karın zarı, böbrekler, üreme sistemi, kalp zarı ve gırtlak vb. diğer organlarda da ortaya çıkabilir. 15 günden fazla süren öksürük, balgam çıkarmak, kanlı balgam, ateş, gece terlemesi, zayıflama, iştahsızlık, göğüs ağrısı, sırt ağrısı, yan ağrısı veremin başlıca belirtileridir. Yeterli süre ve yeterli sayıda ilaçlarla yapılan düzgün tedavilerle hastaların bulaştırıcılığı 2-3 haftada ortadan kalkar ve hastaların neredeyse % 100" e yakın bir kısmı iyileşir. İstirahat, beslenme, iklim, sıkıntı, stres gibi unsurların verem tedavisinde çok önemli olmadığı gösterilmiştir. Devlet politikası olarak ülkemizde verem tedavisi ücretsizdir. Verem ilaçları Verem Savaşı Dispanserlerinde hastalara ücretsiz olarak verilmektedir. Hastaların yakınları özellikle aynı evde birlikte yaşayanlar Verem Savaşı Dispanserlerine en yakın zamanda başvurmalıdırlar. Hasta yakınlarının temaslı taramaları da Verem Savaşı Dispanserlerinde ücretsiz olarak yapılmaktadır. İyi tedavi edilmemiş hastalardaki mikroplar ilaçlara karşı direnç geliştirebilirler ve bu dirençli mikroplarla enfekte olan hastalarda dirençli verem hastalığı ortaya çıkabilir. Dirençli verem hastalarının tedavisi çok daha pahalı, zor ve uzun sürede (2yıl) mümkün olabilmekte ve bazen de hasta kaybedilmektedir.

    Sonuç olarak tüm verem hastaları Verem Savaşı Dispanserlerinde kayıt altına alınmalı, tedaviler uygun ilaçlarla ve yeterli sürede gözetimli olarak verilmeli, temaslı taramalarına önem verilmelidir. Verem hastalarının erken tanı konulup etkili bir şekilde tedavi edilmesi hastaların sağlığına kavuşmaları yanı sıra toplum sağlığının korunması bakımından da çok önemlidir. Unutmamak gerekir ki, hepimiz aynı havayı kullanmaktayız. Verem savaşı sadece, verem hastalığı ile ilgilenenlerin değil, tüm sağlık çalışanlarının ve hatta toplumun her kesiminin savaşı olmalıdır” diye konuştu.
    Ocak ayının ilk Pazar günü başlayan Verem Savaş Haftası nedeni ile Nazilli Uzun Çarşı ve Nazilli Belediye Meydanında verem konusu ile ilgili broşür dağıttıklarını belirttiler./iha

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim