• BIST 97.726
  • Altın 145,622
  • Dolar 3,5781
  • Euro 4,0001

    Müziğin pasaportu olmaz

    14.11.2009 10:19
    Müziğin pasaportu olmaz
    'Disko Partizani' ile hem Avrupa hem de Türkiye'yi ayağa kaldırıp oynatan Shantel, yeni albümü 'Planet Paprika' vesilesiyle yine Türkiye'de.
    Müziğin pasaportu olmaz Müziğin pasaportu olmaz Müziğin pasaportu olmaz

    'Balkanlar'dan gelen yeni sıcak hava dalgası'nı bu gece Bucovina Club Orkestar ile birlikte Babylon'a taşıyacak olan Shantel "Sınırları, pasaportu, vizesi olmayan müzik yapıyorum" diyor.

    'Bizden biri' dediklerimiz arasına çoktan girdi Shantel. Coşkulu Balkan ezgilerini elektronik müzikle yoğurarak yarattığı ve tüm dünyayı, ama en çok da bizi şıkır şıkır oynatan şarkısı 'Disko Partizani'yle gönlümüzü çeldi. Şarkının klibini de İstanbul'da çekince iyice içimize işledi. Son iki yıldır her iki-üç ayda bir Türkiye'de geliyor; İstanbul'da, Ankara'da, İzmir'de, Adana'da konserler veriyor. İster şık bir mekan ister samimi bir gece kulübünde olsun fark etmiyor; her gittiği yerde seyirciyle birlikte atlıyor, zıplıyor, halay çekiyor, milleti coşturuyor. Hatta saçlarını bile Türkiye'de kestiriyor! İki ay önce çıkan yeni albümü 'Planet Paprika'da saçları kazınmış yeni görüntüsüyle karşımıza çıkan Shantel "Çok fazla berber denedim ama en iyisi Türk berberler" deyip ekliyor; "Saçlarımı İzmir'de bir berbere kestirdim." Kafa kağıdına göre Alman, köklerine göre Balkan, gönlüne göre Türk, kendine göre ise ne sınırların ne pasaportların ne de vizelerin olduğu Paprika Gezegeni'nden olan Shantel ile Türkiye sevdasını, yersiz yurtsuzluğu, çok kültürlülüğün cevherini ve de tüm bu temaları yansıttığı yeni albümü 'Planet Paprika'yı konuştuk.

    Her şey 'Disko Partizani'nin klibini İstanbul'da çektiğinizde başladı; hem müzik hem de kliple birden bire sizi benimsedik. Sonra da albümünüz yılın en çok satan yabancı albüm oldu. Nedir Türkiye ile aranızdaki bu sevda?
    Bunu açıklaması güç ama aramızda çok özel bir bağ oluştu. Ben çaldığım yerlere enerji ve kaos getiriyorum. Türkiye'de ise bunu nerede yaparsam yapayım, insanlar hoş karşılıyor; çünkü Türkiye'deki insanlar iyi vakit geçirmeyi seviyorlar. Ve çok da iyi dans ediyorlar. İstanbul'a gelince, bence dünyanın bir numaralı şehri burası! İstanbul'a âşığım. Kozmopolitlik açısından New York'la aşık atacak bir şehir. Biz de klibi burada çekmek istedik ve bir plan yapmadan kendimizi sokağa attık. Sokakları ve insanlarıyla doğal bir film stüdyosu gibi. Haliyle her şey kendiliğinden gelişti. Bir taksiciye "klipte oynar mısın" dedik hemen hevesle kabul etti, yoldan gelip geçenler, esnaf... Herkes bir anda klibe kendiliğinden dahil oldu. Ve hiç hesaplamadığımız bir şekilde bir günde İstanbul sokaklarında o klibi çektik.

    APTAL BİR ALMAN ADAM NASIL BÖYLE MÜZİK YAPAR!

    Balkan havaları sebebiyle sizi Doğu Avrupalı sanıyorduk. Sonradan Alman olduğunuzu ve Shantel'in gerçek isminiz olan Stephen Hantel'in kısaltması olduğunu öğrenmek bizi hayli şaşırttı...
    Aptal bir Alman adam nasıl böyle müzik yapar diye düşündünüz herhalde (gülüyor). Ama ben Almanya'nın öteki yüzünü temsil ediyorum. Almanya'da doğdum ama kökenlerimden dolayı kendimi bildim bileli Balkan kültürüyle bir aradayım. Sıradan bir genç tipik İngiliz/Amerikan tarzı rock'n roll müziğini dinleyerek büyür Almanya'da. Radyolarda bir Türk veya Yunan şarkısından çok Amerikan şarkıları çalar. Yani çoğunluk ana akım müziğin klişelerine takılıp kalmış durumda. Öte yandan Almanya herkes Almanca konuşsun, Alman gibi davransın istiyor. Oysa toplumumuzu göçmenler zenginleştiriyor. Kültürel zenginliğin bir avantaj olduğunu fark etmek gerekiyor. Berlin Duvarı'nın yıkılmasından sonra sınırlar daha da genişledi. İnsanlar Doğu'da da bambaşka bir kültür olduğunu gördü. Bu olay benim için de çok ilginç ufuklar açtı. Çünkü bunu ailemin köklerinin geldiği yerleri ziyaret etme fırsatı olarak gördüm. Ve böylece sonunda onların memleketi Bukovina'ya (Ukrayna-Romanya sınırındaki tarihi bir şehir) gittim. Burası anne ve babamın anlattığına göre birçok farklı kültürün, Hıristiyan, Yahudi, Müslüman bir sürü farklı dinden insanın bir arada yaşadığı, Romence, Rusça, Almanca, Fransızca'nın konuşulduğu bir yerdi. Ama ben gittiğimde bu müthiş özellikleri yok olup gitmişti. Ardından Balkanlar'a geçtiğimdeyse 'vay' dedim kendi kendime, işte burası kişiliğimin yansıması olan topraklardı. Kişilik ve köken olarak benimle bağlantılı bu bölgenin kültürü ve müziği beni çok etkiledi. Ve bugün yaptığım müzik bu deneyimden ortaya çıktı. Bu geleneksel müziği modern elektronik müzikle harmanladım. Yaptığım müzik tekno değil, geleneksel müzik, pop ya da Balkan müziği de değil. Bu, Kıta Avrupa'sının müziği.

    Yeni albümünüz 'Planet Paprika'daki şarkılarda sınırların, pasaport kontrolü ve vizelerin, hükümetlerin olmadığı bir yerden, tüm kültürlerin bir arada olduğu Paprika Gezegeni'nden geldiğinizi söylüyorsunuz. Albümde hem Balkan havalarının, hem batı tarzı pop müziğin hem de Türkiye'den melodilerin ve İngilizce, Romence, Türkçe sözlerin bir arada bulunması da tek bir ülkeye, millete ait olmama halini yansıtıyor zaten...
    Bir defasında konserden dönüşü Almanya'ya giriyordum. Tip olarak bir Almana benzemediğim aşikar. Pasaport kontrolüne gelince görevli memur "pasaportunuz lütfen, nereden geliyorsunuz" diye sordu. İşte o sırada omzumdaki gitarı indirip çalmaya başladım: "Bazılarına göre geldiğim yer Rusya, bazılarına göre Afrika; ama ben çok egzotik ve erotiğim çünkü geldiğim yer gezegen Paprika". İnsanlar bana sürekli nereden geldiğimi soruyor. Ama ben sınırlara, ülkelere, milletlere inanmıyorum. Yaptığım müzik de sınırları, ülkesi olmayan, pasaport kontrolsüz, vizesiz bir müzik. Eğer ille de bir ülkeden gelmem gerekiyorsa diyeceğim şu: Pasaport ve vizenin olmadığı Paprika Gezegeni'ndenim.

    SIRADA BAŞKA TÜRKÇE ŞARKILAR DA VAR

    'Planet Paprika' albümünde Ciguli'nin şahane parçası 'Binnaz'ın ve 'Eyes Of Mine' adıyla albüme giren 'Ada Sahillerinde Bekliyorum'un cover'ları da var. Bu parçalar albüme nasıl girdi? Başka Türkçe şarkı yorumlamayı planlıyor musunuz?
    Birtakım geleneksel şarkılar ve melodiler vardır; herkes bilir ama tam olarak kime ait olduğu belli değildir. Örneğin 'Katibim' şarkısı Türkçe'de, Yunanca'da ve Bulgarca'da da vardır. Ben de bu sahipsiz şarkıları farklı dinleyicilere ulaştırma görevini üstleniyorum. 'Ada Sahillerinde Bekliyorum' da böyle bir şarkı. Şahane bir de Arap versiyonu var ve hangisi daha önce yapıldı tam olarak bilinmiyor. Yeni duyduğum çok güzel bir İzmir şarkısı var; "Şu İzmir'den çekirdeksiz nar gelir". Bu şarkıyı da gelecek albümümde yorumlamayı planlıyorum. Ayrıca Türk sanatçıların parçalarımı yorumlayacağım bir albüm de yapacağım; Nil Karaibrahimgil bu albümde çalışacağım kesinleşmiş isimlerden biri./akşam

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim