• BIST 108.343
  • Altın 143,463
  • Dolar 3,5305
  • Euro 4,1290

    Müziğin 'Ney'i: Mercan Dede

    09.11.2010 16:13
    Doğu ile Batı'yı birleştiren Mercan Dede, 14. Caz Festivali için Saraybosna'ya geldi.
    Müziğin Neyi: Mercan Dede
    Müziğin 'Ney'i: Mercan Dede Müziğin 'Ney'i: Mercan Dede Müziğin 'Ney'i: Mercan Dede

    Doğu'ya özgü Sufi müziğinin ilahi geleneğini çağdaş müziğin tınılarıyla incelikli bir şekilde harmanlayarak eski ile yeniyi, Doğu ile Batı'yı birleştiren Mercan Dede (Arkın Allen), "Sadece geçmişte kalırsanız söyledikleriniz nostalji olarak kalır. Sadece modern ve şu ana ait bir şey yaparsanız bu sefer de köklerinizden mahrum kalırsınız. Biz bunların ikisi arasındayız" dedi.

    Bosna-Hersek'te düzenlenen 14. Caz Festivali için Saraybosna'ya gelen ve burada seyirciyle buluşan Sufi inancına bağlılığıyla tanınan Mercan Dede, müziğe bakışını ve oluşturduğu tarzı AA'ya değerlendirdi.

    Bursa'da 1966 yılında doğan ve üniversite yıllarında imkansızlıklar yüzünden plastik su borusundan kendi yaptığı neyiyle başladığı müzik serüveninde dünyanın sayılı sanatçıları arasına girmeyi başaran Mercan Dede, Doğu ile Batı'nın, gelenekle modernizenin buluştuğu Saraybosna'nın icra ettiği müziğe çok benzediğini ifade ederek, "Bu kente ait bir film olsa, Mercan Dede müzikleri çok iyi anlatır burayı" dedi.

    Mercan Dede, "müziğinde en çok neyi vurguladığı" sorusu üzerine, öncelikle hayatında her şeyden önce samimiyete önem veren biri olduğunu, samimi olmayan bir insanın dışarıya vereceği şey bulunmadığını vurguladı.

    Kendisi için tasavvufun insanın kendi kendini keşfetme süreci olduğunu ifade eden Mercan Dede, Yunus Emre'nin "İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir" dizelerinin çok önemli olduğunu belirterek şöyle konuştu:

    "Tasavvuf, kendimizi bulma sürecinde bize bir ayna tutuyor. Sahneye çıktığımız zaman evvelden yaptığımız liste yok, önceden planladığımız bir şey yok. Batı'nın tasavvufla buluşması, tanışmasındaki en güçlü bağlantı bu samimiyettir. Mevlana'nın mesajı, 'Kim olursan ol yine gel' sözü ortadadır. Yani bir bölünmüşlük, ayrımcılık yok. Ancak Batılı düşünme tarzı, bölünmüşlük üzerinedir, 'Doğu vardır, Batı vardır.' Çünkü onlar dünyayı daha bir çizgi olarak görürler. Ancak Doğulu insanlar hayatı bir semazenin dönmesi gibi daire halinde görür. Tasavvufun herkesi kucaklaması, tüm insanlığı kucaklayan perspektifi çok önemli bir yerde duruyor. O yüzden müziğimiz, söylemek istediğimiz, tasavvufun bahsettiği kendimizi güzelleştirme süreci, yumuşaklık, hoşgörüdür."

    Balkan coğrafyasının son 20 yılda çok acı yıllar yaşadığını, savaşlardan geçtiğini anlatan Mercan Dede, yüzyıllar boyunca bir arada yaşamış, evlenmiş, eserler üretmiş toplumun bölünmüşlük sürecinin en önemli nedeninin politika olduğunu savundu.

    Politika ve sanatın zıt kutuplarda bulunduğuna işaret eden Mercan Dede, "Hiçbir ayrımcılık yapmaksızın, bütün politik söylemler 'ben' diye başlıyor, tasavvuf ise benden sıyrılıp 'biz' diye hitap ediyor. Batı'ya 'biz' kavramını anlatmaya çalışıyoruz, ama ben ney konusunda da tasavvuf konusunda da kendimi emekleme aşamasında görüyorum, kimseye ney ve tasavvuf konusunda bir şey öğretebilecek bilgim yok. Sadece kendim olma sürecindeyim" diye konuştu.

    Mercan Dede, "Sadece kendinize ait bir müziği icra ederseniz, ayrım söz konusu olur. Kendilerine ait müziği de bir araya getirip insanlara sunduğunuz zaman, onun adı muhabbet oluyor. Müzikte onu yaratmaya çalışıyoruz" ifadesini kullandı.

    -ÇALIŞMALARINDA "SUYUN" ETKİSİ-

    Bir soru üzerine, çalışmalarında ve konserlerinde özellikle "suya" vurgu yapmasının gerekçesini anlatan Mercan Dede, "suyun bir arınma olduğunu ve bütün dinlerde de ibadetten önce suyla temizlenme halinin bulunduğunu" söyledi. "Suyun, arınmanın yanında bir değişim olduğunu, maddenin her haline hareket ettiğini kaydeden Mercan Dede, suyla birlikte yağmurun oluştuğunu, tabiata hayat geldiğini söyledi.

    Mercan Dede, tasavvufun özünün de tekamül olduğuna işaret ederek, "Her şey değişim içerisinde, bu değişimi yakalayanlar, değişime vesile olanlar, tekamülün bir parçası olanlar, hayatın içerisine bir bahar mevsimini getiriyor" dedi.

    Müziğin de geçmişle gelecek arasında bir bağlantı oluşturduğuna işaret eden Mercan Dede, sözlerine şöyle devam etti:

    "Sadece geçmişte kalırsanız o zaman söyledikleriniz nostalji olarak kalır. Mevlana'nın söylediği gibi, 'Düne ait olan dünde kaldı, yeni şeyler söylemek lazım.' Sadece Batı'ya ait, sadece modern ve şu ana ait bir şey yaparsanız bu sefer de köklerinizden mahrum kalırsınız. Biz bunların ikisi arasındayız. Bizden evvelkiler bizim köklerimizdir. Belki biz ağacın kabuğuyuz, bizden sonraki jenerasyon onlar da ağacın dalları olacaktır, çiçek açacaklar ve meyve vereceklerdir. İşte o tekamülü hareket ettirmek lazım."

    Uzun yıllar önce bir "dörtlemeyle" yola çıktığını ve önce "Ateş", ardından "Su", daha sonra da "Nefes" albümünü çıkardığını ifade eden Mercan Dede, "Daha sonra 'Toprak' albümünü yaptım. 'Toprak'ı yapmaya başladığım müzik güzeldi, ancak dinlediğim zaman samimi gelmedi, bu nedenle o albümden vazgeçtim. Demek ki 'Toprak' için hazır değilmişiz. 'Toprak yapmak için, toprak olmak lazım' diyerek bu albümden vazgeçtim" dedi.

    Mercan Dede, "Toprak" albümünden vazgeçtiği sırada, Mevlana'nın 800. vuslat yıl dönümü nedeniyle "800" albümünün kendisine hazırlatılığını belirterek, bu albümünün dünya müziği listesinde uzun süre birinci olarak kaldığını, ancak bundaki başarının kendisinin değil Mevlana'nın olduğunu vurguladı.

    -YENİ PROJELERİ-

    "Yeni projeleri olup olmadığı ve farklı müzik tarzı icra edip etmeyeceği" sorusu üzerine Mercan Dede, insanın kendi iç dünyasındaki değişimin sanat eserine de yansıdığına dikkati çekti.

    Mercan Dede, "Başkasına ait olan bir şeyi anlatıyorsan zaten kayıptasın. Kendine ait olanı anlatmak lazım, kendine ait olanı anlatırken de içinde yaşadığın değişimleri anlatman lazım" dedi.

    Esas ilgi alanının güzel sanatlar olduğunu ve ebru sanatıyla yola çıktığını belirterek, şu anda tekrar resim ve ebru yapmaya başladığını, 2011 yılının mart ayında İstanbul'da ilk resim sergisini açacaklarını kaydetti.

    -MERCAN DEDE ANLAŞILDI MI-

    Mercan Dede, kendisinin icra ettiği sanatın anlaşılıp anlaşılmadığı sorusunu da "Buldum denilenden uzak durmak lazım, arayanın yanında olmak lazım. Anladım diyen bir hali anlamış oluyor, anlamaya çalışma hali bir gelişim sürecini anlatıyor" diye yanıtladı.

    İlk albümünü 15 yıl önce çıkardığı zaman yakın çevresindekilerin "Ney var, elektro saz var. Bu anlaşılmaz, beğenilmez, tutmaz" dediklerini ifade eden Mercan Dede, ancak bunun hiç de söylenen gibi olmadığını belirtti.

    Çok konserler verdiklerine, çok değerli sanatçılarla sahne aldıklarına, yaptıkları albümlerin hem Türkiye hem de dünyada büyük ilgi gördüğüne işaret eden Mercan Dede, "Son üç albümün üçü de dünya müzik listelerinde birinci sıraya yükseldi. 800 albümü dünyada en iyi müzik albümü seçildi. Bunlar en azından insanların anlama sürecine katıldıklarını gösteriyor. Ama bir şekilde 'Mercan Dede projelerini' destekleyenler kadar eleştirenler de var, bunları da çok önemsiyorum. Öyle yorumlar var ki, bazen anlaşılmadığımı hissediyorum, ama kimseyi yargılamıyorum" dedi.

    -"NEYE GÖNÜL VERENLERE DESTEK"-

    Kendisinin orta sınıf bir aileden geldiğini, üniversite yıllarında ney alacak parası olmadığı için plastik su borusunu ney şeklinde uyarlayarak müzik hayatına başladığını, o dönemde "ney üflemenin", "irticacılık" olarak algılandığını anlatan Mercan Dede, ancak şu anda neyin genç kuşak tarafından sevilmesinin mutluluğunu yaşadığını anlattı.

    Mercan Dede, 10 yıl önce başlattığı projeyle tamamen kendi imkanlarıyla, kimseden katkı almadan, tamamen neye gönül vermiş, ancak bunu alacak maddi gücü olmayanlara ney hediye ettiklerini de ifade etti.

    Bugüne kadar kendi neylerinin de aralarında bulunduğu 200'ün üzerinde neyi maddi gücü olmayanlara hediye ettiğini ifade ederek, "Kendimi neyzen olarak görmüyorum, ama neyi aşkla seviyorum. Neyi genç kuşağa sevdirmek gibi bir görevimiz var" dedi.

    -"DÜNYANIN TASAVVUFUN BİRLEŞTİRİCİ KAVRAMLARINA İHTİYACI VAR"-

    Mercan Dede, çıkardığı albümlerin dünyada büyük ilgi görmesinin nedenini anlatırken ise dünyanın çok ilginç bir süreçten geçtiğini, artık dünyanın herkesin evi olduğunun anlaşıldığını kaydetti.

    Dünyayı çok dolaşan biri olduğunu, son 10 yılda 2 milyon kilometreden fazla yol kat ettiğini belirten Mercan Dede şunları söyledi:

    "Dünyanın çevresinin 33 bin kilometre olduğunu düşünürseniz, 50-60 kere dünyanın etrafını gezmiş gibiyim. Dünyayı gözleme imkanım oluyor, küresel ciddi problemlerimiz var. Bu evreler için aslında kriz dönemleri diyebiliriz. Kriz dönemleri aynı zamanda idrakin yükselmiş olduğu bir dönem olmuştur hep. Siyahla beyaz sırt sırtadır. Karanlığın en çok çöktüğü an aydınlığa işarettir. Böyle bir dönemde olduğumuz düşünüyorum. Tasavvuf o kadar evrensel ki, dünyanın şu anda ayrımcı söylemlerin olduğu bir süreçte birleştirici kavramlara çok ihtiyacı var. UNESCO'nun 2007'yi Mevlana yılı ilan etmesi hiç tesadüfi değildi."

    Mevlana'nın insanlara "Türk düşünürü" olarak tanıtıldığını, kendisinin ise bu düşünceye katılmadığını belirten Mercan Dede, "Mevlana, sadece düşünen değil, inandığını da yaşayan bir insandı. Felsefede, manevi-maddi felsefi ayrımlar var. Tasavvuf için böyle ayrımlar yok. İnandığın gibi yaşamazsan, yaşadığın gibi inanmaya başlıyorsun, bu da çok tehlikeli bir süreçtir" ifadesini kullandı.

    -"TÜRKİYE, SON 10 YILDA ÇOK ÖNEMLİ BİR YERE GELDİ"-

    Mercan Dede, Türkiye'nin özellikle son 10 yılda dünyada çok önemli bir yere geldiğini, 10 yıl önce dünyadaki festivallere gittikleri zaman pek ilgi çekmediklerini, ancak şimdi bütün ilgi odağının Türkiye'den katılımcılarda olduğunu anlatan Mercan Dede, "İnsanlar muazzam heyecan duyuyorlar. Mega star, pop starlar dahil, herkes İstanbul'a gelmek istiyor" dedi.

    Bu ilgide Orhan Pamuk'un Nobel ödülü almasının, Sertab Erener'in Eurovision'da birinci olmasının, Elif Şafak'ın "Aşk"ının etkisinin büyük olduğunu ifade eden Mercan Dede şunları söyledi:

    "Batı ilk defa sanki Doğu'yu ve özellikle bizi Oryantalist bakışın dışında daha derin ve içinden bakmaya, anlamaya başladı. Bu önyargıların kırılma sürecidir. Einstein'ın dediği gibi, 'Bir önyargıyı yıkmak, atomu parçalamaktan daha zordur.' Onun kırılma süreci yaşanıyor. Bizim de Mercan Dede olarak bu kadar ilgi görmemizin sebebi, müziğimizin içinde kucaklayıcı elementlerin olmasıdır. Kendi kültürümüzü dünyada hareketlendiren etmenlerden sadece kum tanesiyiz."

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • iDANSla çağdaş dans vakti02 Ekim 2012 Salı 22:10
  • İstanbulda en kısa festival02 Ekim 2012 Salı 22:09
  • Turuncu Filmler Antalyada02 Ekim 2012 Salı 22:08
  • Beat’lerin Kralı Babylonda02 Ekim 2012 Salı 22:06
  • Türkiyeye utanç verici ceza02 Ekim 2012 Salı 22:05
  • Fazıl Sayın Evreni ilk kez Salzburgda02 Ekim 2012 Salı 15:02
  • Bilgin Adalı hayata veda etti01 Ekim 2012 Pazartesi 23:20
  • Uluslararası caz günü İstanbul’da gerçekleşecek30 Eylül 2012 Pazar 15:04
  • Askerler öldürdüklerini göremezlermiş30 Eylül 2012 Pazar 07:00
  • İşte Neşet Ertaşın son şiiri29 Eylül 2012 Cumartesi 16:38
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim