• BIST 89.270
  • Altın 146,921
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297

    Modern çağın 'modern anne' hastalığı

    04.08.2012 11:46
    Modern çağın modern anne hastalığı
    Modern çağın bize getirdiği bir çok kolaylık ve rahatlık yanında pek çok da sorumluluk ve yük var!
    Modern çağın 'modern anne' hastalığı Modern çağın 'modern anne' hastalığı Modern çağın 'modern anne' hastalığı

    Modern çağın bize getirdiği bir çok kolaylık ve rahatlık yanında pek çok da sorumluluk ve yük var. Hep bir yerlere yetişme telaşında koşuşturuyoruz. Hep en iyisi olsun diye çabalıyoruz. Görünüşte hayatlarımız kolaylaşıyor ama bir o kadar da telaş ve endişe yaşıyoruz.

    Artık kadınların da iş hayatının içinde olduğu bir dünyada artan sorumluluklarımızla başa çıkmaya çalışıyoruz. Sorumluluklarla uğraşırken aslında sağlığımızın ve ruhsal dengemizin de bozulduğunu ya fark etmiyoruz ya da geç fark ediyoruz. Yoğun kent yaşamının getirdiği pek çok yeni soruna ek olarak psikoloji ve tıp biliminin yeni yeni tanımladığı ve adını yeni koyduğu bir sorunla karşı karşıyayız. Özellikle kadınların yaşadığı bir takım belirtileri var.

    Bu bir rahatsızlık olarak görülüyor:
    · Vücudun bazı bölgelerinde ağrılar

    · Uykusuzluk

    · Çarpıntı

    · Yorgunluk

    · Baş ağrıları vb. gibi sorunlardan yakınıyorlar.

    Bu kadınlar ‘Süper Anne'ler. Hayatlarında sürekli bir telaş var. Her işe yetişmek zorundalar. Zaten problemin kendisi buradan kaynaklanıyor ve adı da ‘Süper Anne Sendromu'.

    Süper anne sendromu nedir?
    Süper Anne'lik çalışsın ya da çalışmasın bir çok kadının yaşadığı ve kent yaşamının nimetleriyle beraber biz kadınlara getirdiği bir külfet aslında. Bir kadın zaten

    · Evin düzeninin sağlanması,

    · Çocukların yetiştirilmesi,

    · Okul sorunlarıyla uğraşmak,

    · Alışveriş yapmak gibi pek çok işten sorumluyken bir de çalışıyorsa her işe yetişmek zorunda kalıyor. Her şey düzgün olsun, en iyisi olsun, kimseye muhtaç olmadan kendi işimi kendim yapayım düşüncesiyle kadınlar giderek daha mükemmeliyetçi bireyler olup çıkıyorlar. Uyku düzenleri bozuluyor, sürekli bir gerginlik hissiyle beraber somatik yani bedensel sorunlar başlıyor ve kadınlar önce tıp doktorlarına başvuruyorlar. Çünkü sorunun bedensel bazı hastalıklardan kaynaklandığını düşünüyorlar. Böyle düşünmekte de haklılar. Belirtiler bedensel rahatsızlıklar yönünde kendini gösteriyor. Sorun gerçekten de fiziksel olabilir. Ancak genellikle fiziksel ve ruhsal olarak bir arada görülebiliyor. Bu hastalığın tıbbi adı fibromiyalji. Son yıllarda giderek daha fazla kadın bu hastalığın pençesine düşüyor. Yorgunluğa bağlı ya da uykusuzluğa bağlı olduğu düşünülen pek çok rahatsızlığın altında aslında mükemmeli aramak biçiminde gelişen bir yapı var. Gün içinde her işe yetişmek, her konuda çaba harcamak şeklinde bir koşuşturmanın vücut üzerinde fiziksel ya da psikolojik olarak baskı yaratarak sorunlara yol açmasının tam karşılığı ‘Süper Anne Sendromu' olarak biliniyor. Şikayetler ciddi anlamda etki edene kadar kadınlar doktora başvurmuyor. Hatta zaman içinde geçer düşüncesiyle önemsenmiyor bile. Doktora gidildiğinde ise nereye gidileceği konusunda tam bir karmaşa yaşanıyor. Genellikle şikayetler bedenin hangi bölgesindeyse o alanla ilgili bir hekime başvuruluyor. Gerçek anlaşılana kadar epeyce bir zaman kaybediliyor. Bu sorunun ‘Süper Anne Sendromu' ya da tıbbi adıyla ‘Fibromiyalji' olduğu kolay kolay anlaşılmıyor. Zaten bu şikayetlerin bir sağlık sorunu olarak literatüre girmesi de çok yakın tarihlerde gerçekleşmiştir. Daha önce yorgunluğa ya da günlük telaşa bağlanan problemlerin genellikle mükemmeliyetçi kadınlarda görülmesi ve kolaylıkla düzelmemesi üzerine konunun sağlık boyutuyla incelenmesinin ardından adı konmuş ve tanımlanabilmiştir. Çağımızda bu konuda sıkıntı yaşayan pek çok kadın varken sorun artık bir hastalık olarak ele alınmaya ve ciddi olarak üzerinde araştırma yapılmaya başlanmıştır.

    Belirtileri nelerdir?
    Süper Anne Sendromu'nda kadınlar öncelikle her işe yetişme kaygısıyla gerginlikler yaşıyorlar. Bu gerginlikler sonucu vücudun bazı bölgelerinde aslında başka hastalıkları düşündüren problemler baş gösteriyor.

    · Uyku bozuklukları,

    · Mide ve bağırsaklarda gaz ve spazmlar,

    · Çarpıntı,

    · Migren türünde baş ağrıları,

    · Özellikle ellerde ve kolda uyuşmalar,

    · Kas ağrıları,

    · Yorgunluk,

    · Diş gıcırdatma,

    · Stres ve endişe, en çok göze çarpan şikayetler olarak öne çıkıyor.

    Bu şikayetler aynı anda görülmeyebiliyor ama hemen hemen tüm hastalarda belirgin bir uyku bozukluğu olduğu biliniyor. Hasta uyuduğunu sanıyor ama gerçek anlamda bir uyku uyunmadığı için sabahları yorgun ve bitkin uyanıyorlar. Bu yorgunluğun sebebi de derin uykuya geçememekten kaynaklanıyor. Kadının Rolleri Toplumsal anlamda bir kadın pek çok rolü üstlenmek zorunda kalıyor. Bu roller arasındaki geçişlerde bazen sorunlar yaşanıyor. Bilindiği gibi hayat şartları ve ekonomik güçlükler hepimizi zaman zaman zorlamakta. Bunun dışında çağın getirdiği bir çok olumlu kazanım da var. Ancak tüketim toplumu olmamızın da etkisiyle bir başka boyut daha yaşantılarımıza eklenmiş durumda. Her şeye sahip olmak, her işte iyi olmak, en iyiyi hak etmek. Bunu elde etmenin yolu da çok çalışmak. Çalışmak ama her zaman her şeye yetememek müthiş bir stres oluşturuyor kadının üstünde. Kadınlar bazen kadın olduklarını ve kendileri olabilmeyi unutuyorlar. Sadece anne ya da sadece eş yönleriyle ön planda olmak istemiyorlar. Yapabilecekleri çok fazla şey var. Özellikle eğitim görmüş bir kadın ev kadını olarak çok sıkıntılı anlar yaşayabiliyor. Aldığı eğitimle doğru orantılı olarak çalışmak da istiyor. İş hayatına geçtiğinde çevresinden yardım görmesi gerekirken tam tersi biçimde ondan bütün rollerin altından hakkıyla kalkması bekleniyor.

    Bu açıdan bakıldığında bir kadın olarak yüklenilen pek çok toplumsal rol olduğunu görüyoruz.

    · İyi bir evlat,

    · İyi bir anne,

    · İyi bir eş,

    · İyi bir ev kadını,

    · İyi bir çalışan,

    · Tüm yönleriyle mükemmel bir kadın.

    Evlat olarak kadının rolü
    Evlat olarak kendi ebeveynlerimizle yakından ilgilenmemiz, zor zamanlarında yardımlarına koşmamız bekleniyor. Çünkü onlar bizi bu günler için yetiştirdiler diye düşünüyoruz. Elbette bizi büyüten ailelerimize zaman ayıracağız ve onların sorunlarında yanlarında olacağız. Ancak dozu iyi ayarlamak gerekiyor. Kendimizden, zamanımızdan, ailemizden, çocuklarımızdan fedakarlık ederek yapılan şeyler bir süre sonra zorunluluk haline gelir ve istemeden yapmaya başladığımız anda amacını ve değerini yitirir.

    Anne olarak kadının rolü
    Bunun dışında iyi bir anne olarak ilgilenmemiz gereken çocuklarımız var ki onlar en önemli önceliğimiz. Ancak ne var ki günümüzde artık çocuk merkezli aileler olduk. Her şey çocukların ders ve okul programlarına göre belirleniyor. Çocukların istediği yerlere gidiliyor ve onlar mutlu edilmeye çalışılıyor. Ebeveyn rollerimizin dışında kendimiz olmayı ihmal edebiliyoruz. Çocuk yetiştirmek gerçekten ağır bir sorumluluk. Toplumumuzda hala çocuklarla ilgilenme görevi sanki sadece anneye aitmiş gibi düşünülüyor. Okul görüşmeleri, veli toplantıları gibi çocukların okulla ilgili tüm sorunlarında tek yetkili anne olarak görülüyor. Üstelik çocuklar özellikle belli yaşlara gelene kadar ailenin hayatını önemli ölçüde kısıtlıyorlar. Bu eşler açısından bir çok faaliyette geri planda kalmayı getirebiliyor.

    Eş olarak kadının rolü
    Bir kadın aynı zamanda iyi bir eş olmak zorunda çünkü klasik tabirle işten yorgun argın eve gelen eşler ilgi bekliyor. Üstelik eş olarak kadından bakımlı ve güler yüzlü olması gibi mutlu bir tutum sergilemesi de istenebiliyor. Kadından her görevi bir yana eş olarak yerine getirmesi gereken görevlerde daha titiz davranması talep ediliyor. Çünkü toplumdaki genel kanı hala ‘Yuvayı dişi kuş yapar' yönünde. Doğrudur, yuvayı dişi kuş yapar ama bir hayatı ortak olarak sürdürmek üzere yola çıkmış eşler arasında sorumlulukları paylaşmak gibi bir kültür de olmalıdır. Ev sadece kadının yaşadığı bir yer olmadığına göre ve çocukların her iki eşe ait olduğu düşünüldüğünde paylaşma bilinci daha önemli bir hale gelmelidir. Kadından eş olarak bazı yükümlülükleri yerine getirmesi beklenirken aynı beklenti erkek açısından da geçerli olmalıdır.

    Ev kadını olarak kadının rolü
    Bir diğer rolde bir ev kadını olmak var ve buna göre evin düzeni mutlaka kadından sorulmalıdır. Evdeki kadın her şeyi bilmeli, her işin altından kalkabilmelidir. Özellikle ‘Erkek ev işinden ne anlar' zihniyetinin hakim olduğu ailelerde kadın yüklendiği sorumlulukların altında daha fazla boğulmakta, her işe yetişmeye çalışmanın telaşıyla kendini biraz daha fazla tüketmektedir. Kadınlardan beklenen toplumsal rollerin dışında sadece ev içi sorumluluklar anlamında bile pek çok şey talep edilmektedir.

    Örneğin ev içinde kadınlardan:
    · Temizlikçi,

    · Aşçı,

    · Muhasebeci,

    · Doktor,

    · Öğretmen,

    · Tamirci olmaları da bekleniyor.

    Evde ne nerededir ev kadını bilmeli ve öylesine yeterli olabilmelidir ki her soruna müdahale edebilmelidir.

    Çalışma hayatında kadının rolü
    Çalışma hayatındaki mükemmelik arayışı ise ayrı bir sorun. Her ne kadar kadınlar iş yaşamında kendilerine daha fazla yer bulmaya başlasalar da hala bir erkek üstünlüğü devam etmektedir. Rakiplerin arasından sıyrılmak,en gözde eleman olmak, başkalarına muhtaç olmayacak şekilde bir hayat kalitesi ve kazanç elde etmek, kariyer yapmak göründüğü kadar kolay bir iş değildir. Bütün bu rollerdeki kadın tek bir kadındır ve gerçekten de süper kadın olmak zorundadır. Sorumluluklarını yerine getirirken kadının kendi kimliğine uygun davranması ve bir kadın olması gibi bir başka beklentisi vardır toplumun. Herkese, her işe yetişmek inanılmaz bir baskı oluşturur. Gerginliklerdeki etken de budur. Her şeyi başarabilmek. Başarabilmek için yeterli zaman yoktur. O nedenle uykudan fedakarlık edilir. Çocuklarla ve evle daha fazla ilgilenebilmek için kendine ait zamandan fedakarlık edilir. Dikkat edilirse kadın üstlendiği her rol için ayrı fedakarlıklar yapmak zorunda kalır. Aslında bütün bir hayattan sürekli ödün verilir.

    Tedavisi nedir
    Öncelikle doğru tanının konması için bu sendromu yaşayan kadınların nereye başvuracaklarını bilmeleri gerekiyor. Belirtileri bakımından incelendiğinde ilk olarak bir Romatoloji uzmanına gidilmeli. Bunun yanı sıra tedavi amaçlı olarak fizik tedavi bölümleri ve psikologlardan destek alınmalı. Genellikle ağrılarla ortaya çıkan ‘Süper Anne Sendromu'nda tanı konduktan sonra diğer branş doktorları tarafından uygulanan ilaçlı tedavi ile fizik tedavi ve uzman bir psikologla beraber oluşturulacak terapi seansları büyük fayda sağlıyor. Tedavi çok kolay değil. Bir anda her şeyin düzene girmesi çok da mümkün olmuyor. Çünkü rahatsızlığın temelinde mükemmeliyetçi bir anlayışa sahip olmak yattığı için öncelikle düşünce yapısının değişmesi gerekiyor.

    Bu nedenle:
    · Hayata karşı farklı bir bakış açısı kazanmak,

    · Bazı şeyleri oluruna bırakmak

    · Yüklenilen sorumlulukları başkalarıyla paylaşmak,

    · Bazen hatalar yapılabileceğinin ve bunun da normal olduğunun bilincinde olmak,

    · Kimi zaman elimizde olmayan sebeplerle de olsa işlerin ters gidebileceğini kabul etmek,

    · Her işin en mükemmeli olmadan da doğru ve düzgün olabileceğini düşünmek, · Öncelikle kendimiz için bazı sosyal faaliyetlerde bulunmak,

    · Mutlaka ilgilendiğimiz konularda uğraşlar edinmek, Kişinin kendisi için yapabileceği yardım çalışmalarıdır.

    Dışarıdan özellikle doktor ve uzman psikologlardan alınacak yardımlarla zaman içinde sorun çözümlenebilir. Ancak burada da sabırlı olmak önemlidir. Yapılan bilimsel çalışmalar sonucunda ilginç bir bulguya ulaşılmıştır. Hastalık bedende farklı bir kimyasal etki gösteriyor. Buna hastalıkla beraber vücudun kimyası değişiyor diyebiliriz. Uzmanlar bazı araştırmalar yaptıklarında bedenin uyku bozukluğuna bağlı olarak ortaya çıkan farklı kimyasallar salgıladığını buldular. Bu nedenle önce düşünce yapısının değişmesi ardından vücudun bu değişikliğe uygun olarak kimyasal dengesini bulması gerekecek ve bu da biraz zaman alacaktır.

    Ne Yapılabilir?
    Artık biliyoruz ki bu bir rahatsızlık. Temelinde fiziksel ya da ruhsal sorunlar olabilir. Her şekilde mutlaka yardım almak gerekiyor. 'Süper Anne' olmak gerçekten zorlayıcıdır. Uzmanlardan destek almanın dışında yapılabilecek başka yöntemler de bulunuyor. Bu sorunda sıkıntının nedeni gevşeyememe ve sürekli bir gerginlik hali olduğu için kaslarda ağrıya yol açıyor.

    Ağrıları gidermek ve rahatlamak amacıyla;
    · Çok zorlayıcı olmayan bir sporla uğraşmak,

    · Masaj yaptırmak,

    · Kaplıcaya gitmek,

    · Gevşeme egzersizlerini öğrenerek düzenli olarak uygulamak,

    · Mutlaka belirli saatlerde uyumaya dikkat etmek,

    · Gün içinde kendine ait bir zaman oluşturmak, gibi bir takım farklı uygulamalar yapılabilir.Ancak en önemlisi farklı bakış açıları edinmektir.

    Süper anne sendromuyla başa çıkmak için ipuçları
    Pek çok insan şu veya bu sebepten dolayı hayatlarında sıkıntılarla karşılaşabilir, sorunlar yaşayabilir. Yaşanılan sorun ne olursa olsun çözümü kolaylaştıran en önemli şey, sizin soruna ve hayata nasıl baktığınızla ilgilidir. Unutmayın herkes özeldir. Herkes tek, biricik ve farklıdır. Yaşamda değer verdiğiniz ne varsa önce o değeri siz verdiğiniz için değerlidirler. Siz olmadan değer verdiğiniz her şey kumdan kuleler gibi yerle bir olurlar, yıkılırlar. Öyleyse anlam yüklediğiniz her amaç, her çaba, her umut için önce siz kendinize bir değer biçmelisiniz. Özel olan, önemli olan öncelikle sizsiniz. Kendinizin ve varlığınızın önemini bilerek, kendinize saygı duyarak ve kendinizi taktir ederek hayatınızdaki diğer şeyler için zaman ve emek harcamalısınız. Her şeyin en iyisini yapmaya çalışmak, bu stresin yarattığı sıkıntıları yaşamak bir süre sonra isteseniz de hiçbir şey yapamamayı getirebilir hayatınıza. Oysa elinizden gelen kadarını yapmak, bazen işleri oluruna bırakmak çok rahatlatıcı olur. İplerin her zaman sizin elinizde olması çok da iyi bir şey olmayabilir.Kendinize küçük anlar yaratmak, 'bu sefer de böyle olsun' demek yararlıdır. Biyolojik varlıklar olduğumuzu unutmamak gerekir. Yüksek gerilimler yaşamak, insan bedeninde tahmin edilemeyecek kadar büyük hasarlar yaratabilirler.

    Bu gerilimlerin ardından,

    · Depresyon,

    · Özgüven kaybı,

    · Dikkat sorunları,

    · Kaygı bozuklukları,

    · Strese bağlı rahatsızlıklar,

    · Fiziksel sorunlar,

    · Uyku bozuklukları,

    · Çökkünlük, bıkkınlık, yorgunluk, halsizlik gibi problemler yaşamak istemiyorsanız, sorumluluklarınızı paylaşmalı, çevreden destek ve yardım istemelisiniz. Mükemmel diye bir şey yoktur. Tek mükemmellik vardır, o da ruh ve beden sağlığıyla bir bütün olarak sizsiniz. En iyisi ise sizin elinizden gelendir. Mükemmel sizin yaptıklarınız sonrası hissettiğiniz mutluluk duygusu olmalıdır.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim