• BIST 106.843
  • Altın 142,630
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209

    Mide kelepçesi yöntemine dair

    06.09.2011 21:21
    Mide kelepçesinden etkin sonuç alınabilmesi için hastaların doğru değerlendirilmesi gerekiyor.
    Mide kelepçesi yöntemine dair
    Mide kelepçesi yöntemine dair Mide kelepçesi yöntemine dair Mide kelepçesi yöntemine dair

    Halk arasında mide kelepçesi olarak da bilinen morbid obezite cerrahisinden etkin sonuç alınabilmesi için hastaların doğru değerlendirilmesi, cerrahi öncesinde yandaş hastalıkların çözümlenmesi ya da kontrol altına alınması gerekiyor.

    Morbid obezite cerrahisiyle hastanın hayatının ortalama 10-15 yıl uzatılması hedefleniyor. Çünkü, aşırı kiloya bağlı olarak ortaya çıkan sorunlar, cerrahi uygulama ve sonrasında yapılan egzersiz programıyla ortadan kalkabiliyor. Morbid obezite ameliyatlarından sonra hastaların yüzde 70'e yakınında diyabet ortadan kalkıyor, hipertansiyon için kullanılan ilaç miktarı da azalıyor ya da bazen kesilebiliyor.

    Aşırı kilolu hastalar, morbid obezite cerrahi için uygun hastalar değil aday hastalar olarak gösteriliyor.

    Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kaya Yorgancı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, obezitenin tüm dünyada hızla artış gösteren ciddi bir sağlık sorunu olduğunu söyledi.

    Obezite tedavisindeki seçeneklerden birinin de ''cerrahi'' olduğunu belirten Yorgancı, yanlış bilginin farklı algılamaya ve cerrahi tedavi gerekliliği olmayan veya bu ameliyat için uygun olmayan adayların uygulama için başvuruda bulunmasına yol açtığını ifade etti. Yorgancı, bu ameliyatların, gerekli titizlikle değerlendirme yapılmadan uygulandığında önemli sorunlar çıkarabildiğini, tekrar cerrahi girişim gerektirecek boyuta ulaşan sorunlar yaşanabildiğini vurguladı.

    Morbid obezitenin, ''şişmanlığın bireyin sağlığını tehdit eder boyuta ulaşması veya obeziteye bağlı yandaş sorunların ortaya çıkması'' olarak tanımlandığını dile getiren Yorgancı, ''Şişmanlığı tanımlarken sadece kişinin ağırlığını göz önüne almak yeterli değildir. Boyu 1,90 santimetre kişinin vücut ağırlığının 100 kg olmasının kabul edilebilirken boyu 1,65 santimetre olan kişinin bu vücut ağırlığı, onu şişman veya obez grubuna sokar. Boyu 1,50 santimetre olan bir kişinin ise 100 kg olması ise morbid obezdir'' diye konuştu.

    Yorgancı, vücut kitle endeksinin ağırlığın boyun metre cinsinden karesine bölünmesiyle hesaplandığını anlatarak, ''Vücut kütle indeksi 18,5?24,9 normal kilolu, 25,0?29,9 kilolu (fazla kilolu), 30,0?34,9 obezite, şişman, 35,0?39,9 ciddi (ağır) obez, 40'ın üzerinde olması ise morbid obezite'' dedi.

    Obezite için basit bir gripal enfeksiyon veya baş ağrısı, morbid obezite için ise ölümcül bir enfeksiyon veya baş ağrısına neden olan bir beyin tümörü şeklinde örneklendirme yapan Yorgancı, morbid obezitenin ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğunu vurguladı.

    -OBEZLERLE ARKADAŞLIK, OBEZ OLMA OLASILIĞINI ARTIRIYOR-

    Obezitenin, ABD, Avustralya, İngiltere gibi ülkelerde sık görüldüğünü, Türkiye'nin de risk altında olduğunu belirten Yorgancı, ''Ülkemizde 2 milyondan fazla morbid obez bireyin olduğu düşünülmektedir. Sağlık Bakanlığının obeziteyi bir sorun olarak tespit etmesi ve değişik kampanyalarla obezitenin önüne geçmeye çalışması doğru bir yaklaşımdır'' dedi.

    Yorgancı, Türkiye'de obezitenin kadınlarda erkeklere oranla 2 kat daha fazla görüldüğünü ifade ederek, ''Ülkemizde karbonhidrat ve yağ içeriği zengin yemeklerin yenmesi belki de daha ön planda bir sorundur'' diye konuştu. Yemek alışkanlıklarının da obezitede etkili olduğunu dile getiren Yorgancı, Adana yöresinde obezite oranının yüzde 40'ların üzerinde iken İzmir ve yöresinde bu oranın yüzde 10, Kayseri'de yüzde 12, Trabzon'da yüzde 23 civarında olduğunu söyledi.

    Yorgancı, ailede tek bir bireyin obez olmasının o ailede diğer bir bireyin de obez olma olasılığını yaklaşık iki kat arttırdığına dikkati çekerek, ''ABD'de 32 yıllık izleme dayalı araştırmada, obez kimselerle arkadaş olan bireylerin, gelecekte obez olma olasılığının ciddi bir şekilde arttığını ortaya konmuştur'' dedi.

    -''CERRAHİ SONRASINDA HASTALARIN YÜZDE 70'İNDE DİYABET ORTADAN KALKIYOR''-

    Obezitenin herkes tarafından bilinen ve en sık başvurulan tedavinin ''kalori alımının kısıtlanması'' olduğunu ifade eden Yorgancı, davranış değişimi, psikolojik destek, egzersiz programları ve ilaç tedavisinin de uygulandığını söyledi.

    Yorgancı, uygulama sıklığı artan ''obezite ameliyatları''nın belli koşullarda morbid obezitenin en hızlı, en etkin ve en kalıcı tedavisi olduğunu belirtti.

    ''Morbid obezite cerrahisi hiçbir zaman sadece bir genel cerrahın planlayıp yapacağı ve sonrasında takip edeceği bir hastalık değildir'' diyen Yorgancı, vücut kütle indeksi 40 kg/m2'nin üzerinde ve obeziteye bağlı yandaş sorunu olanlarla vücut kütle indeksi 35-40 kg/m2 arasındaki hastaların bu ameliyat için uygun bulunduğunu söyledi. Yorgancı, buna karşın obezitenin tedavi edilebilir bir hastalığa bağlı olması, ciddi psikiatrik bozukluklar, alkol veya madde bağımlılığı bulunmasının ameliyat için ciddi bir engel olarak gösterildiğini kaydetti.

    Morbid obezite cerrahisinin, çok düşük dahi olsa hayati riski olan, hastanın hayatını ortalama 10 ile 15 yıl uzatma beklentisiyle estetik değil tıbbi nedenlerle yapılan büyük bir ameliyat olduğunu ve hastaya iyi aktarılması gerektiğini vurgulayan Yorgancı, şu bilgileri verdi:

    ''Ameliyat kararının verilmesinin ardından hastanın mutlaka endokrinoloji ve psikiyatri uzmanıyla konsülte edilmesi ve birlikte değerlendirilmesi isteniyor. Hastanın ameliyat ve ameliyat sonrası erken dönemle ilgili bilgilendirilmesi ve ameliyat sonrası uzun dönemde genel cerrah ve endokrinoloji uzmanı tarafından yakından izlenmesi gerekiyor. Morbid obezite ameliyatlarından sonra hastaların yüzde 70'e yakınında diyabet ortadan kalkıyor. Hipertansiyon için kullanılan ilaç miktarı da azalıyor ya da bazen kesilebiliyor. Ameliyat sonrasında da egzersize özen gösterilmesi gerekiyor.

    Morbid obez hastalar sıklıkla diyabet, hipertansiyon, uyku apnesi, kalp yetmezliği, hiperlipidemi, koroner arter hastalığı, gastroözofagial reflü, osteoartirit (eklemlerde kireçlenme), yağlı karaciğer hastalığı ve psikolojik bozuklukları da bulunabilen hastalar olduğundan, hekimin aynı zamanda bu hastalıklarla baş etmesi gerekiyor. Bu nedenle ameliyat öncesi bu sorunların giderilmeye çalışılması ya da kontrol altına alınması önem taşıyor.''

    -''MİDE KELEPÇESİ SORUNLU BİR AMELİYATTIR''-

    Mide kelepçesinin sık uygulanan, ancak sorunlu bir ameliyat olduğuna işaret eden Yorgancı, ''Bu ameliyatlardan sonra yüzde 10-25 oranında kelepçenin çıkarılmasını gerektirecek sorunlar yaşanabiliyor. Bu nedenle hastanın ameliyat öncesi iyi değerlendirilmesi, deneyimli bir ekip tarafından bu ameliyatın planlanması son derece önem taşıyor'' diye konuştu.  

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim