• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019

    'MGV'nin açılacağı günü özlemle bekliyoruz'

    14.08.2012 08:02
    MGVnin açılacağı günü özlemle bekliyoruz
    MGV'nin son genel başkanı İlyas Tongüç, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın 28 Şubat döneminde kapatılan Milli Gençlik Vakfı'ının açılacağına dair sözlerinin ardından, MGV'nin açılacağı günü özlemle beklediklerini söyledi.
    'MGV'nin açılacağı günü özlemle bekliyoruz'  'MGV'nin açılacağı günü özlemle bekliyoruz'  'MGV'nin açılacağı günü özlemle bekliyoruz'

     

    Milli Gençlik Vakfı (MGV)'nin kuruluşunu anlatan İlyas Tongüç, "29 Mayıs 1975 yılında çağlar açıp çağlar kapatan Sultan Fatih'in İstanbul'un fethettiği o günün anısına kurulan Ankara merkezli bir vakıftır. Hedef kitle olarak milli, manevi değerlere sahip bir gençlik yetiştirmek için milletimizin gençlerinin, evlatlarının bütün kademelerde, ortaöğretim, üniversite ve çalışan gençlik olarak, iyiye, güzele, faydalıya yönlendirmek amacıyla başlamış. Ankara'da Cebeci'de 300 kişilik bir yurtla ilk faaliyetlerine başlamıştır." dedi.
    "Vakfın ismi hiçbir terör olayının içinde yer almadı"


    O günkü terör olayları da olmak üzere hiçbir olayın hiçbir tarafında yer almadıklarını aktaran Tongüç, 1980 darbesinden sonra vakıflarının kapanmadığını ama o günkü şubeleşme çalışmalarının da çok sınırlı kaldığını söyledi. Tongüç, vakfın asıl yaygın hale gelmesinin ise 1987 yılından sonra başladığını, Türkiye'nin her köşesinde önemli çalışmalara imza attıklarını ifade etti. Kuruluşun idealist bir topluluk tarafından gerçekleştirildiğini anlatan Tongüç, o topluluğun Erbakan Hoca'dan 'olur' aldıktan sonra çalışmalara başladığını ve amacın ise yurtlar, evler, aşevleri, Anadolu'dan gelmiş gençlere, okumada zorluk çeken gençlere yardımcı olmak olduğunu belirtti. MGV'nin amacının milli ve manevi değerlere sahip gençliğin yetişmesini sağlamak olduğunu vurgulayan Tongüç, "Türkiye büyük bir ülkedir, nüfusu itibariyle 75 milyona sahiptir. 30 yaşın altında 40 milyon kadar bir gençliğin varlığını da düşünürsek, yapılan çalışmalar çok önemlidir ama daha yapılması gereken çok şeylerin olduğunu da düşünüyorum." diye konuştu.

    Özellikle kurumsal bir bağ olmamasına rağmen vakfın partinin bir gençlik yapılanmasıymış gibi bir algı oluşturulduğunun altını çizen Tongüç, sözlerine şöyle devam etti: "Bu algı bir takım medya kuruluşları tarafından üst üste kondu. Tabi yine Vakıflar Yasası'nın hantallığı, insan idaresine çok fazla fırsat vermemesi, dernekler mevzuatının memurlara uygun hale getirilmemiş olmaması, ister istemez vakıflarla uygulama arasında bir alan açma gereğini ortaya koydu. Güçlü bir yapı da olunca, köylere, mahallelere bürolar açmaya kadar genişledi.

    Yani insanlar bir şeyler yapmak istiyor ama mevzuat insanlara yetişemiyor. Bu karışıklık içerisinde tabi RP'nin de yükselen bir parti olması, 1994'te belediyeleri kazanmaya başlamış olması, 1995 yılında birinci parti olmasıyla MGV'lerle ilgili olarak aleyhte diyebileceğimiz bir takım yayınlar, maksatlı bir şekilde medyanın önüne geldi."
    "Azınlıklara tanınan hak bize neden tanınmıyor?"


    Azınlıklarla alakalı bazı gelişmelerin yaşanmasına rağmen kendi vakıfları ile ilgili bir gelişmenin bugüne kadar yaşanmamış olmasına üzüldüğünü kaydeden Tongüç, "AB müktesebatı çerçevesinde, taşınmazların üçüncü şahıslarda olsa dahi alınıp azınlık vakıflarına verilmesi konusunda bir takım adımlar atıldı. Bizimle ilgili olan yani 28 Şubat sürecinin ağır şartları altında alınmış olan bu kararların, azınlıklarla alakalı uygulama yapılmadan önce yapılmasını beklerdim. Çünkü insanlarımız şunu söylemeye başladı, yani azınlıklara verilen haklar neden bu ülkenin asli unsuru olan insanlara çok görülmektedir." ifadelerini kullandı.
    "Yardım kutuları DGM'ye götürüldü"


    Vakfa baskının her geçen gün arttığını söyleyen Tongüç, "Artık öyle bir duruma gelmişti ki makbuzlarla yardımda bulunan insanlar takip edildikleri için korkularından yardımlarını gizli yapmaya başladı. Biliyorsunuz o dönem Batı Çalışma Grubu'na ait heyetler, vakıflara, derneklere ve camilere ayakkabıları dahi çıkartmadan milli manevi değerleri bildikleri halde o yerlere ayakkabıları ile girdiler. Vakıflardaki yardım kutularını bir suç unsuru olarak Ankara DGM'lerine kadar getirdi. Ankara DGM'de bir suç unsuru yoktur diyerek, yardım kutularını vakıfa iade etti. Başörtü yasağında yapılan basın açıklamalarından dolayı insanlar mahkemelere çıkartılmıştır, tiyatro oynatıldı diye insanlar cezalandırılmıştır.

    Ben de Elmadağ'da tiyatro oynatılan bir şubenin yöneticisi olmam nedeniyle tutuklu olarak yargılandım. 30 yılları bulan cezalar istendi ama hiçbir şey bulunmadığı için herkes beraat etti." şeklinde konuştu. "Bir yapıda o toplumun menfaatlerine aykırı bir şey var mı yok mu, ona bakarsınız." diyen Tongüç, MGV'nin içerisinden bir tane teröristin bulunamayacağını, bayrağına, dinine saygısızlık edecek birisinin bulunamayacağını belirterek, mukaddesatın da bu milletin bin yıllık hadisesi olduğunu dile getirdi.
    Kaynak: Milli Gazete 

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • O manzaralar içimizi sızlatıyordu06 Ekim 2012 Cumartesi 12:50
  • Sucuk ve Salamı karıştıramayacaklar06 Ekim 2012 Cumartesi 12:48
  • 56 yaşındaki ev hanımının yaptığı pes dedirtti!06 Ekim 2012 Cumartesi 12:47
  • Şehit yakınlarına internet indirimi06 Ekim 2012 Cumartesi 12:39
  • Bir top mermisi daha düştü!06 Ekim 2012 Cumartesi 11:51
  • Bisküvi kutusundan tarih çıktı06 Ekim 2012 Cumartesi 10:58
  • Nevşin Mengü rövanşı böyle aldı!..06 Ekim 2012 Cumartesi 10:56
  • Bu haberi okumadan yola çıkmayın06 Ekim 2012 Cumartesi 10:40
  • 4+4+4ün gerekçeli kararı Resmi Gazetede!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:39
  • Başbakan Erdoğanın arıyla imtihanı!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:37
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim