• BIST 84.208
  • Altın 146,965
  • Dolar 3,7626
  • Euro 4,0468

    Mezarı Kuşadası'nda bulundu

    28.07.2008 16:00
    Mezarı Kuşadasında bulundu
    İlgili hiçbir kaynakta mezarının nerede olduğu belirtilmeyen, Trablusgarb, Balkan Savaşı, Birinci Dünya Savaşı ve İstiklal Harbi gazilerinden, Teşkilat-ı Mahsusa’nın Başkanı Eşref Sencer KUŞCUBAŞI’nın kabri bulundu.
    Mezarı Kuşadası'nda bulundu Mezarı Kuşadası'nda bulundu Mezarı Kuşadası'nda bulundu

    Kuşçubaşı Eşref"in mezarının, Söke karayolu üzerindeki, Kuşadası"na bağlı Caferli Köyü Granta Mezarlığı yakınlarında olduğu belirlendi.
    Aydın Türk Ocağı"nın yaptığı çalışma sonucu bulunan mezar yerinde, İzmir Türk Dünyası Kültür ve İnsan Hakları Derneği üyelerinin de katıldığı “Eşref Sencer Kuşcubaşı"ya Saygı Duruşu” adıyla anma töreni düzenlendi. Saygı duruşuyla başlayan törene katılan İzmir Ekonomi Ünversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Yardımcı Doç. Dr. Murat Hatipoğlu, Aydın Türk Ocağı Başkanı Eyüp Doyuran, Araştırmacı Yazar Mehmet Kömen, Eşref Sencer Kuşçubaşı ile ilgili birer konuşma yaptı.
    İzmir Türk Dünyası Kültür ve İnsan Hakları Derneği Başkanı Celal Öçal, ilk olarak Eşref Sencer Kuşçubaşı"nın biyografisini okudu. Ardından bir açıklama yapan Celal Öçal, Kuşçubaşı Eşref gibi kahramanlara sahip çıkılması gerektiğini vurgulayarak, Kuşcubaşının nereye gömüldüğünü ilgilihiçbir kaynağın yazmadığına dikkat çekti. Vefatından 44 sene sonra kabrin bulunduğu yerin bulunması için çaba harcayarak kabrin yerini tespit eden Türk Ocağı Aydın Şubesi Başkanı Dr. Eyüp Doyuran ve arkadaşlarına teşekkür etti. İngilizlerin casusları Lawrence"a nasıl sahip çıktıklarını ve hatırasını yaşatmak için filmler çektiklerini kaydeden Celal Öçal, “Biz de Kuşçubaşı"mıza sahip çıkmalıyız. Eşref Sencer Kuşcubaşı için kabrinin başına bayrak, hizmetlerini anlatan tanıtan bir kitabe dikeceğiz. Ayrıca yol üzerine kabrin yerini gösteren bir yönlendirme levhası koyacağız. Bu konuda Kuşadası kamuoyunu ve yöneticilerini göreve davet ediyoruz” dedi.
    Yar. Doç. Dr. Murat Hatipoğlu ise Eşref Sencer Kuşçubaşı"nın tarihte kurulan ilk Türk Cumhuriyeti olması nedeniyle büyük önem taşıyan Batı Trakya Türk Cumhuriyetinin kuruluşunda görev almış bir kahraman olduğuna dikkat çekerek, “Teşkilat-ı Mahsusa"nın başkanı olarak gördüğü hizmetler çok büyüktür” diye konuştu. Hayatı suresince dört büyük savaşı yaşamış olan Eşref Sencer Kuşcubaşı"yı kamuoyunun tanımadığını anlatan Araştırmacı Yazar Mehmet Kömen ise emperyalizme karşı Teşkilat-ı Mahsusa"nın uyandırmış olduğu direniş etkisinin uzun yıllar devam ettiğini belirterek, “Libya da Teşkilat-ı Mahsusa komutasında savaşan Sunusi gönüllüleri arasında Ömer Muhtar da vardı” dedi.
    Eşref Sencer Kuşçubaşı kimdir?
    Eşref Sencer Kuşçubaşı, 1873 yılında İstanbul"da doğdu. Harb Okulu son sınıfında iken Jön Türklerle ilişkisi gerekçesiyle Hicaz"a sürgüne gönderildi. 1911"de Trablusgarb"ta Enver Paşa ile birlikte direniş hareketlerini örgütledi. 1912 yılında İkinci Balkan Savaşı sırasında Çorlu, Tekirdağ, Malkara, Hayrabolu ve Edirne"nin Bulgar işgalinden kurtarılmasında yer aldı.Batı Trakya Türk Cumhuriyetinin kuruluşuna katkıda bulundu.
    Birinci Dünya Savaşının çıkmasıyla birlikte 1914-1915 yılları arasında Teşkilat-ı Mahsusa"nın Arap Yarımadası sorumlu başkanlığını yaptı. Süleyman Askeri"nin ölümü sonrası Teşkilat-ı Mahsusa"nın başkanlığına getirildi. Teşkilat-ı Mahsusa"yı geniş ufuklu ve büyük devlet felsefesiyle düşünen modern bir istihbarat teşkilatı konumuna getirdi. 1915-1918 arasında Kafkas sınırlarında, Türkistan"da, Arabistan ve Afrika ülkelerinde çeşitli eylemleri yönetti.Yerli halklarla yaptığı teşkilatlanma ile emperyalist ülkelere karşı verilen savaşta büyük yararlılıklar gösterdi.
    Savaş yıllarında İngiliz İstihbarat Servisi gibi yabancı istihbarat örgütlerine karşı Teşkilat-ı Mahsusa çatısı altında Türk devletini savundu. Bir çok defa İngiliz casusu Lawrence"a karşı savaş verdi. Teşkilat-ı Mahsusa"nın başkanı olarak Enver Paşa ile birlikte Birinci Dünya Savaşı"nın kaybedilme ihtimalini de değerlendirerek, tedbir olarak belirli yerlere silah ve cephane depoladı.
    Kuşcalı Köyü-Istanbul arasında PTT kayıtlarında ve haritalarda görünmeyen özel bir telgraf hattı çektirdi. Sina cephesinde Mısır"da İngilizlere karşı girişilen Süveyş Kanal harekatında öncü birliklere komutanlık etti. 1918"de Hayber"de Faysal"ın 20 bin kişilik Bedevi-İngiliz kuvvetine karşı 40 kişilik Teşkilat-ı Mahsusa birliği ile 5 saatten fazla savaştıktan sonra yaralı olarak ele geçirildi. Malta"ya sürgüne gönderildi.İngilizlerle yapılan esir değiş tokuşu ile serbest bırakıldı. Anadolu"ya döndü ve Milli mücadeleye katıldı.
    İstanbul"daki ilk direniş örgütlerinin, Kocaeli ve Ege"de Kuvva-i Milliye"nin örgütlenmesinde rol oynadı. Salihli kasabasındaki kendi çiftliğinde gizlemiş bulunduğu 1500 silah ve önemli miktarda Osmanlı altınını Milli mücadele emrine verdi. Çektirdiği telgraf hattı Milli Mücadele sırasında Anadolu ile gizli haberleşmelerde kullanıldı. Kurtuluş savaşının bitiminden sonra hizmetlerini yakından bilen Fevzi Çakmak ve Refet Paşa"nın karşı çıkmasına rağmen, 150"likler listesine kondu ve yurt dışına çıkarıldı. Aftan sonra Türkiye"ye dönerek arkadaşlarının kabirlerini ziyaret etti, eşinin memleketi olan Söke"ye yerleşti ve hatıralarını yazdı. 15 Nisan 1964"de İzmir Devlet hastanesinde vefat etti. Kuşadası-Söke yolu üzerindeki Granta Mezarlığı yakınlarındaki kabristanına defnedildi.

    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim