• BIST 82.300
  • Altın 148,344
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711

    Mehmet Erdem'den çok özel açıklamalar!

    25.04.2011 08:49
    AKP 1. Sıra Milletvekili adayı Mehmet Erdem’le seçim listesinden, projelerine, projelerden MHP’yle son günlerdeki yaşadığı tatsızlıklara kadar birçok konuda görüştük.
    Mehmet Erdemden çok özel açıklamalar!
    Mehmet Erdem'den çok özel açıklamalar! Mehmet Erdem'den çok özel açıklamalar! Mehmet Erdem'den çok özel açıklamalar!

    AYDINPOST ÖZEL-AK Parti'de il başkanlığı yaptı. Parlak bir dönem geçirdi. Ardından milletvekili adaylığına soyundu. Ve TBMM'ye gitti.

    AK Parti'de onun için herkes, "Aydın'ın aydınlık yüzü" ifadesini kullanıyor.

    Biz de seçime yoğun şekilde hazırlıklar sürerken, AK Partili Mehmet Erdem ile çalışma ofisinde konuştuk.

    AKP Milletvekili Aday listesi hakkındaki düşünceleriniz neler?

    AKP 12 Haziran seçimlerine gireceği isimleri Ankara’da Sayın Başbakanımızın bizzat gerçekleştirmesiyle oldu. Aydın’da da biz tanıtımımızı gerçekleştirdik. Aydın’da 7 kişilik takım arkadaşlarımızın hepsi birbirinden değerli. Hepsinin kendine has özellikleri var. Zaten her insan bir değeri ifade eder. Her insanın değeri hizmet ettiği siyasi partiye de değer katar. 7 arkadaşımın değerleriyle AKP’nin değerini daha da artırdığına inanıyorum. Geçmişte hizmet yapmış olan milletvekillerimiz başta Atilla Koç olmak üzere Sayın Ahmet Ertürk, Ahmet Rıza Acar Aydın’a hizmetleri olmuştur. Hem şahsım adına hem de Aydınlılar adına hizmetlerinden dolayı teşekkür ediyorum. Takım arkadaşlarımızla beraber Aydın’da halkımıza ulaşıp AK Parti mesajını anlatmaya ve halkımıza bu mesajı iletmeye gayret göstereceğiz.

    Çalışmalara başladık. Listemiz halkımız tarafından beğeniliyor. Özellikle iş dünyasından isimler var. İş dünyasını yakinen tanıyan bankacılık sektöründe çalışan, arkadaşımız var, Mustafa Savaş Bey. Gültekin Kılınç ve sanayici ve iş adamı niteliğiyle. Diğer açıdan Sabahattin Akkın kardeşimiz kendisi Söke yöresini yakinen tanıyan bir kardeşimiz. Avukat Abdurrahman Öz iyi bir hukukçu ve Ankara bürokrasisini biliyor, Nazilli ve Kuyucak yöresini yakinen tanıyan, Ufuk Keçeci yine avukat bir arkadaşımız oda Çine ve Karpuzlu yöresinde yetişmiş genç bir siyasetçi. Bu arkadaşlarımızın hepsi seçilse de seçilmese de hizmet yapacaklarını zaten ifade ediyorlar. Siyasetin uzun soluklu bir maraton olduğunu biliyorlar. Durmadan yürümek ve koşmak gerektiğini siyasetin aslında bisiklet binmek gibi olduğunu durmadan pedalı çevirmek durumundasınız ayakta durabilmek için. Bu şuurla bu anlayışla yedi tane takım arkadaşımız hatta aday adaylarımız hep beraber aydınla ilgili projelerimizi belirledik ve yolumuza devam ediyoruz.

    hatice0.20110425090407.jpg

    2. Sırada bayan adayın olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Semiha Öyüş hanımefendi 2. sırada yer alması çok büyük avantaj. Çünkü diğer siyasi partiler yani Meclis’te yer alabilecek güçlü siyasi partilerden bahsediyorum, ikinci sırada bayan milletvekili adayları yok. Biz burada da bayanlar açısından pozitif yaklaşımımızı göstermiş olduk. Bunu önemsiyorum. Elbette Aydın'daki milletvekilleri olarak gençlerin kadınların erkeklerin, çocukların yani yediden yetmişe herkesin milletvekiliyiz ve hizmet etmek zorundayız. Ama ikinci sırada Semiha Öyüş hanımefendinin olması bence Ak Parti açısından kadına verilen değeri gösterin bir gösterge olarak belirtiyorum.

    Temayül yoklamasıyla şimdiki liste farklı çıktı. Bu durum partide nasıl karşılandı?

    Temayül yoklaması adı üstünde teşkilatın içerisinde bulunan kitlenin eğilimini belirlemek amacıyla yapılan bir uygulamadır. Bu uygulama elbette önemli. Teşkilat acaba kime eğilim gösteriyor diye bu uygulamanın önemli olduğunu düşünüyorum. Tabi bu bir istişaredir. Ve teşkilatla yapılan istişarenin nihai karara katkısıdır. Tabi bu konuda da çeşitli yorumlar yapılabilir. Çok enteresan sonuçlarda ortaya çıkıyor teşkilatın bünyesinde görev yapmış arkadaşlarımız da ön sıralarda çıkabildiği gibi teşkilatta hiç görev yapmamış hiç görev almamış arkadaşlarımızın da ön sıralarda çıkması Genel Merkezimizdeki yetkililer tarafından veya bizim değerlendirmemizde enteresan bir tablo olarak gözüküyor. Temayül yoklaması gerçekten hangi nispette ele alınmalı? Nihai karara yüzde elli yüzde yetmiş mi, yüzde seksen mi etki yapması yoksa yüzde on yüzde yirmi etki yapması nihai karara liste şekillenmesine etki etmeli.

    Bunlar tartışmalı konular tabi. Bunlara karar veren mekanizmanın içerisinde olmadığımız için fazla yorumlayamıyoruz da. Sonuç itibariyle Aydın'da oluşan liste elbette temayül yoklamasının sonuçları da mutlaka göze alındı. İşte Gültekin Bey, Semiha Hanım, Mustafa Savaş isimleri temayül yoklamasındaki izleri belirtiyor. Bazı arkadaşlarımızda temayül yoklamasında üst sıralarda çıkmasına rağmen listede yer bulamadılar. Bu da tabi aslına bakacak olursanız o arkadaşlarımızın Aydın içerisindeki seçim bölgeleri dikkate alındığında anlam kazanabilir. Yani Aydın Merkez'den benimle Semiha hanımın olması ondan sonra Nazilli’den bir adayın konması temayülde üst sıralarda çıkan arkadaşların sonuç itibariyle uygun yer bulma imkânını sağlamamış olabilir. Ama tabi kararda yapılan kamuoyu anketleri etkili oldu. Bundan beş altı ay önce yapılan kamuoyu anketi var. Yine son dönemde aday adaylarının çıkmasıyla beraber yapılan kamuoyu anketleri var. Bunlar etkili oldu. Genel Merkez araştırmalar yaptı. Vatandaşla aday ilgileniyor mu? Halkla ilişkilerinde sorun var mı, özellikle tabi iki dönem vekillik yapmış olanların üçüncü dönem partinin tüzüğü gereği listeye alınmadılar. Aydın’da bunun örneklerini gördük. Tabi kamuoyu yoklamaları çok etkili oldu diye düşünüyorum şahsen. Memnuniyet duyanlar olduğu gibi memnuniyetsizliklerde oldu. Önemli olan çatlak seslerin partinin kurumsal kimliğini yıpratmamasıdır. Bu açıdan baktığımızda AK Parti hemen hemen diğer siyasi partilerle karşılaştırdığımızda en sakin en huzurlu buradaki ufak tefek kırgınlıkları da kısa zamanda telafi edebilen bir yapısı var. Aydın içinde ufak tefek kırgınlıkları telafi ediyoruz ve etmeyene devam edeceğiz. Çalışmaya da başladık zaten.

    AKP kaç milletvekili çıkarır Aydın’da?  Ne düşünüyorsunuz?

    Bu soruya hep klasik cevap verilir 7–0 gibi. Biz bir soruya bunu şekilde cevap vermiş oluruz aslında. Tabi gerçekçi olmakta fayda var. Aydın'da diğer iki siyasi partinin ve onlarında belli bir gücü var. Aydın Belediyesi’nin CHP’de olmasının avantajları da dezavantajları da var. Yani belediyenin su ana kadarki, hizmetlerinden memnun olanlarda var memnuniyetsiz olanlarda. Bunun genel seçimlere olumlu ya da olumsuz etkileri de olacaktır elbet. Ben gördüğüm kadarıyla kamuoyunda olumlu ya da olumsuz değerlendirmelerin nötrleştiğini görüyorum. Yani pozitif katkısının olacağı kanısında değilim. Sadece Aydın değil, birçok ilçelerde belediyeler var. CHP'de olsun ve diğer siyasi partilerin bunları tek tek ele aldığınızda birçoğunda memnuniyetsizleri de görüyoruz. Ciddi sıkıntılar var. Cumhuriyet Halk Partisinin ve diğer siyasi partilerin elinde olan belediyelerin kimisi maaşını ödeyemiyor hizmetlerde çok geri kalmış belediye adeta yönetemeyenler var onları da görmekteyiz. Başarılı olanlarda vardır elbet, bunu da göz ardı etmeyelim. Belediyelerin bu mevcut siyasi partilerin çoğunlukla elinde olması sonucu değiştirecek mahiyette güçlerinin olduğunu ben düşünmüyorum. Tabi bu iki siyasi partide Aydın'da oldukça iyi bir oy potansiyeline sahip oldular. Geçen seçimleri göz önünde bulundurduğumuzda. Tabi bu iki siyasi partiden CHP’nin durumu Türkiye’de farklı biraz daha. MHP’ye göre daha iyi durumda. Ana muhalefet görevini yine sürdürecek görünüyor. İktidar olmaları zaten mümkün değil. MHP’nin yalnız ciddi anlamda baraj sorunu yasayacağını düşünüyorum. O yüzden çok enteresan sayısal sonuçlar çıkarabilir.

    Yani Türkiye’de MHP’nin barajı aşamama gibi durumu var. Çünkü şu an sınırda gibi. Aldığım bilgiler bu doğrultuda. Enteresan bir milletvekili dağılımı çıkabilir Aydın’da. Tabi 12 Haziran’a az kaldı göreceğiz.

    Başta MHP İl Başkanı Hasan Muti olmak üzere tüm MHP’liler, Ağaçlı köyündeki durumdan dolayı rahtsızlıklarını belirttiler ve sizden özür beklediklerini dile getirdiler. Özür dileyecek misiniz?

    Her siyasi partinin fanatik taraftarı olabilir. Ben bu söylemimle bütün MHP’lileri ve BDP’lileri kastetmedim, ben şunu kastediyorum. MHP’nin de BDP’nin de içerisinde fanatik partililerden tavırları itibariyle centilmenliğe sığmayan ve saygı sınırlarını zorlayan davranışlar içerisine giren arkadaşlarımızın olduğunu görüyoruz. Nerde görüyoruz bunu secim ziyaretlerimizde secim olmasa bile normal ziyaretlerimizde daha yoğunlukta olarak bu iki siyasi partinin taraftarlarının olduğu veya çeşitli ortamlarda vatandaşla elbette biz merhaba deyip tokalaşıyoruz. Orada bir grup vatandaşın içerisinde örneğin yüzde biri ikisi biz elimizi uzatmamıza rağmen uzatmıyor kırıcı bir söz söylüyor ya da eliyle tersleme yapıyor. Tersliyor bizi. Tabi bu büyük bir saygısızlık ve kırıcı bir tutum. Çünkü biz oraya gelip elimizi uzatmışız ve hem BDP taraftarı için veya MHP’nin taraftarları içerisinde onların yoğunlukta olduğu bir kahvede belde de köyde bu tip şeyler yaşanıyor. Yani BDP’li bize elini uzatmıyorsa, MHP’li niye uzatmıyor? MHP’li bize elini uzatmıyorsa, BDP'li uzatmıyor yani. Burada enteresan bir durum var. Biz Türkiye’nin belli bir bölgesinden oy alan parti değiliz. Bizim farkımız burada ortaya çıkıyor. 81 vilayetten oy alabilen bir partiyiz. Ama bu iki siyasi parti belli bölgelere sıkışmış vaziyetteler. Diğer bölgelere açılamıyorlar. Türkiye’ye hitap eden kucaklayabilen kimlik siyaseti yapmayan birlik beraberlik kardeşlik içerisinde olan tek partiyiz. Bu açıdan ben olayı değerlendirdim. Adeta bu iki siyasi parti iki ayrı kutup noktasında fakat birbirinden adeta güç alan birbirinin hal ve tavırlarıyla seçmenlerine adeta motivasyon sağlayan iki parti haline geldi. Terör azdığı zaman şehit cenazesi geldiği zaman MHP’nin oyları yükseliyor. YSK karar alıyor BDP’liler adaylıklarını iptal ediyor. Türkiye karışıyor MHP'nin oyları kıpırdama yaşıyor. Veya BDP’li bir grup batıda bir yerde yürüyüş veya faaliyet yapıyor. Burada bir çatışma kargaşa huzursuzluk çıktığı zaman yine BDP’nin veya MHP’nin taraftarları arasında propaganda malzemesi oluşuyor. Yani iki uç noktada iki karşıt noktada gözüken iki siyasi partinin birbirinden beslendiği adeta birbirlerinin faaliyetlerinden güç aldığı enteresan bir tablo ortaya çıkıyor. Ve burada da iki sininde hedefinde AKP var. Ak Parti, doğuda da oy alabiliyor, batıda da oy alabiliyor. Ve bu iki siyasi partinin hedefinde AKP var? Ben bu yaşanan enteresan tabloyu halkımızın tespit ettiği gördüğü manzarayı tespitimle ortaya koymaya çalıştım. BDP taraftarları Ak Partiyi ve hükümeti baskıcı olmakla, özgürlükleri kısıtlamakla suçluyor. Onların ifadesiyle devletin ve askerin baskıcı politikalarını uygulamakla suçluyor. Öteki yandan da MHP bir takım bu tip BDP’ye veya uzantısı olan siyasi örgütlere prim vermekle MHP suçluyor. Bunun birisinden birisinin haklı veya haksız olması lazım. Birisi haklıyken, diğerinin haksız olması lazım. İkisine de haklılık verdiği zaman ortaya bir çelişki çıkıyor. Bunun ifadesidir benim söylemek istediğim.

    Karşıt kutupta duran iki siyasi partinin adeta birbirlerinin faaliyetlerinden beslenmesi gibi diyebiliriz. Bizim kimseden özür dileyecek bir durumumuz yok. Özür dilemesi gerekenler Türkiye’de ırkçılık yapanlardır. Türkiye’de ırkçılık yapıp milletin birliğini ve beraberliğini bozanlardır. Kimse üzerine alınmayacaksa sözüm yok. Türkiye’de eğer etnik siyaset anlayışı etnik kimlik üzerinden siyaset yapan siyasi partiler bu anlayışlarını sürdürürlerse Türkiye’nin birliğine ve beraberliğine hizmet etmiş olmazlar. Eğer biz birlik ve beraberlik istiyorsak bir kere birlik siyasetini ön planda tutacağız. Ülkede atılması gereken adımları atacağız bunun yolu da tabi demokrasiden geçiyor. İnsan haklarının genişletilmesinden geçiyor. Hiçbir baskıcı anlayışın ön planda tutulmadığı çeşitlilik etnik sahibi toplum içerisinde yaşayan ve Türk milletini oluşturan bütün bu unsurların belli bir kimliği kabullenmesi adına baskıcı anlayışların olmadığı bir ortamı geleceği hazırlamak durumundayız. Yoksa ben şuyum diyene, hayır sen o değilsin, sen şu olacaksın, şu olmalısın gibi adeta ırkçı anlayış Türkiye’nin birliğine ve beraberliğine hizmet etmez. O yüzden kim Türkiye’de kimlik siyaseti yapıyorsa bu milletten özür dilemelidir. Ve ben kimlik siyaseti yapmıyorum, yapmayacağım ben de milli birlik beraberlik anlayışı içinde hareket edeceğim demelidir. Elbette Türkiye’nin tek resmi dili olmalıdır. Elbette Türkiye’nin tek bayrağı vardır. TC şemsiyesi altında yaşayan bu insanlar tek millettir. Elbette Türkiye 74 milyon insanın bir arada yaşadığı tek devlettir. Bunun sınırları bellidir. Bizlik birlik ve beraberlik siyasetinin yürütülmesi taraftarıyız.

    Terör meselesini adeta AKP zamanında çıkan bir meseleymiş gibi göstermeye çalışıyorlar. Bu bizi çok üzüyor. Terör AKP’yle falan başlamadı. Terör 80’li yıllardan bugüne kadar…

    80’den önce sağ-sol olayları vardı. 80’den sonra Türkiye’nin başına farklı bir mesele olarak bu ortaya çıktı. Bu mesele şimdiye kadar çözülemedi. Bunun çözümü nereden geçiyor diye sorulup bu soruya onlarca cevap verilmesi mümkün. Bu sorunun çözüm önerisiyle ilgili bir şey söylenemez. 150–200 maddelik öneri oluşturabilirsiniz. Zaman alan bir mesele. Bu sosyal meseleleri bir çırpıda halledemezsiniz. Ama terör örgütün kullandığı provoke ettiği, halkı kışkırttığı birçok mesele şuanda terör örgütünün elinden alınmıştır. Yani insanların rahatça anadilini konuşabildiği, ana dilde kursların açıldığı, hapishanelerde ailesiyle anadilde konuşabildiği yakınlarıyla görüşme imkânının sağlandığı, farklı dil ve lehçelerde tavırların yayın yaptığı bir Türkiye var şuanda. Bu geçmişte yoktu olmadığı için zaten terör örgütü kullanıyordu. Bu yapılan adımları terör örgütüne prim diye lanse etmeye başlarsanız o zaman karşınıza şu çıkar etnik anlayışlarla baskı, sindirme, asimilasyon öneriniz var demektir. Şimdiye kadar baskı da sindirme de uygulandı. Sonuç geldiğimiz nokta itibariyle kökü kazınmış denen bitti denen terör hadisesinin gördük ki kökü de kazınmamış. Geldiğimiz nokta itibariyle çok iyi bir yol kat ettik. Ama daha yapmamız gereken çok iş var.

    Projelerinizi yapmış olduğunuz toplantılardan da biliyoruz. Ama projelerden bahsedecek olursak… 12 Haziran sonrası Aydın’da neler gerçekleşecek?

    AKP’nin 12 Haziran seçimlerinde parolası “Türkiye hazır, hedef 2023” Biz bu sloganı Aydın’a uyarlıyoruz. “Aydın hazır, hedef 2023”. Ben 2023 için Aydın’da 3 tane üniversite hayal ediyorum. Nazilli, Söke ve Didim’de. Bunların fiziki alanları var. ADÜ ana üniversite olarak üç yeni üniversitenin doğumuna vesile olacak. Bu hedef 2023 için bizim için önemli bir hedef. Hep beraber Aydınlılar olarak bunu gerçekleştirmeye çalışalım. Aydın’da mesleki eğitimin tüm Türkiye’de olduğu gibi Aydın’da ağırlık kazanması söz konusu. Turizm, tarım, hayvancılık, seracılık ve sanayiye nitelikli eleman yetiştirmek için mesleki okulların ağırlık kazanması lazım.

    2023’te 10 bin dönüm Aydın’da seranın oluşması. Bu daha fazla da olabilir. Bunun alt yapısının hazırlandığı kanatindeyim. Çünkü Aydın’ın jeotermal kaynaklarının rezerv tespiti geçtiğimiz yıllarda MTA tarafından bizlerin de takibiyle gerçekleştirildi. Türkiye’de hiçbir yerde olmayan sondajlar MTA tarafından yapıldı. Aydın’ın rezervleri ve koordinatları tespit edildi. Şimdi bu koordinatlar ihaleyle özel sektöre satılıyor. 2023’te 10 bin dönüm seranın oluşması görünüyor. Aydın’da termal sağlık tesisleri, oteller 2023te 10 tane 5 yıldızlı otel hedefi kuruyoruz. Buharkent, Kuyucak, Germencik… 10 termal otel. Yine en az 10 tane turistik tesis hedefimiz de var. Hedefimizde 20 büyük termal turizm tesisi.

    Ayrıca Aydın’da organik tarım hedefimiz var. Hayvancılıkla ilgili şuan ki sayı ve miktarının en az ikiye katlama hedefi koyduk. Meyve ve sebzede yeni ürünlere yönelerek Avrupa’ya diğer ülkelere ihracat edilecek ürünlerin yetiştirilmesi konusunda bir hedefimiz var. 2023 hedefimizde Çıldır Havaalanının gerçekleşmesi. Denizli-Aydın otobanının bitirilmesi ve bununla bağlantılı Aydın çevre yolunun yapılması ayrıca yolların genişletilmesi standardının geliştirilmesi gibi çalışmalarımız olacak.

    Gençlerimiz için iş istihdamı sağlanacak genişletilecek. Bu anlamda güzel projelerimiz var. Aydın’da sanayi kültürü yok aydın tarımsal kültürden geliyor. Turizm gelişmesi için antik dönemdeki kazıların yapılması, geliştirilmesi turizm turlarının içine alınması gerekli.

    Sayın Başbakan, 27 Mayıs’ta Aydın’da olacak. Gelişinin 27 Mayıs olmasında özel bir neden var mı?

    27 Mayıs, 1960 ihtilâlinin yıl dönümünde. 1960 ihtilalinin yapıldığı günü dikkate almak maksadıyla Aydın’da mitingimiz gerçekleşecek. Bu tamamen demokrasiye karşı işlenmiş bir suçtur. Demokrasinin şehidi olan rahmetli Adnan Menderes’in ili Aydın, bu bakımdan daha bir anlamlıdır. Bu açıdan Aydın mitingi darbecilere karşı bir duruş göstermek adına darbeci zihniyete karşı gerçekten demokratik duruşu göstermek adına bu tarih Aydın için seçilmiş oldu. Sayın Başbakanımız Aydın’a geldiğinde Aydınlılar olarak rahmetli Aydın Menderes’e sahip çıkmak adına onu katledenlere karşı en güzel cevabı verebilmek adına Aydın meydanını dolduracağız inşallah.

    Geçenlerde katıldığınız televizyon programı çok konuşuldu. Hatta AYTO Başkanı Dokuzlu’nun sözleri gündeme oturdu. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

    AYTO Başkanımız samimi duygularını ifade ettiğini düşünüyorum. İfade ettiği hususlar yanlış anlaşıldı. Görüşlerine de saygı duyuyorum. Zaten muhalefet çok konuşur, iktidar iş yapar. Fark budur. Bizde muhalefet olsak biz de çok konuşmaya başlarız. İktidar da çok fazla konuşma taraftarı olmaz. Çünkü eylem ve icraat yapmak durumundadır. Özellikle muhalefet milletvekilleri tüm kamuoyuna Türkiye’ye hitap etmek, mesajlarını iletmek için kimi zaman bireysel kendi geleceklerini düşünerek, kimi zaman partisinin bir takım eylemlerini dile getirmek adına Meclis kürsüsünü işgal ediyorlar. Çok konuşmak, iyi siyaset yapmak değildir. Samimi, yapıcı olmak lazım. Ve şahsi beklentiler adına koskoca siyasi yapının zamanını ekonomik masraflarını israf etmemek lazım. Çünkü Meclisin çalışmasının bir dakikasının 1 saniyesinin maliyeti var. Orada konuşmamıza, zamanı dikkatli kullanmamıza dikkat etmeliyiz.

    01.20110425085139.jpg

    Röportaj: Hatice Karaarslan

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yorumlar
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim