• BIST 89.695
  • Altın 145,860
  • Dolar 3,6136
  • Euro 3,9258

    Meclis'e inemeyen dağa çıkar

    02.06.2011 06:50
    Meclise inemeyen dağa çıkar
    Prof. Baskın Oran'dan Halil Berktay'a yanıt: Sol hakkında tartışabilmek için 'sol'u doğru tanımlamak gerekir.
    Meclis'e inemeyen dağa çıkar Meclis'e inemeyen dağa çıkar Meclis'e inemeyen dağa çıkar

     

     
    Kürtlerden, sendikasızlaştırılan kitlelere, eşcinsellere varıncaya kadar bu insanları ezenlerin karşısına çıkan akıma, 'Sol' denir. Kitab-ı Mukaddes sahibi değildir. Prensip sahibidir. Hepsi bu
     
    Tarihçi yazar Halil Berktay'ın önceki gün AKŞAM'a yaptığı 'eski sol hareketlerin kırıntılarından yeni bir sol inşa edilemeyeceği'ne ilişkin açıklamaları sol kesimde tartışma yaşattı. Berktay, konuşmasında Emek Demokrasi ve Özgürlük Bloku'na oy verilmesi çağrısında bulunan Nabi Yağcı, Ahmet İnsel, Baskın Oran'ı ismen anarak  'Ben, bu Emek Demokrasi ve Özgürlük Bloku'nun desteklenmesi çağrısında bulunan bu sevgili arkadaşlarımın bu mesele üzerinde düşünmedikleri kanısındayım. Dünyayı silahlı mücadeleyle değiştirmek iddiasında olan bir örgüte sonuç olarak oy verme çağrısında bulunuyorlar. Herhalde 'Mesele davanın haklılığıdır, Kürt halkının ezilmişliğidir. Silahlı mücadele, savaş yöntemleri de bir teferruattır' gibi geliyor.
     
    Onlar yeni bir sol hareket inşa etmek derken, var olan eski sol örgütlerin kalıntılarını bir araya getirmekten söz ediyorlar....' demişti. Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Oran, Berktay'ın bu sözlerini şöyle değerlendirdi: 
     
    MECLİS'E İNEMEYEN DAĞA ÇIKAR 
     
    Birkaç şey söylenebilir: PKK, Kürt hakları için terörü araç olarak kullanan bir örgüt. Ama 'terör örgütü' deyip kurtulmak çok kolay değil. Çünkü devletimiz de pek barışçı sayılmaz. Daha öncesini mesela Dersim katliamlarını bir kenara bıraksak bile, en azından 12 Eylül faşizmiyle azan bir devlet terörü var; faili meçhuller, kulak kesmeler, çocuk öldürmeler... Sanırım buna kimse itiraz etmez.  
     
    DÜRBÜNÜN TERSİYLE BAKIYOR
     
    Diğer yandan, dünyanın her yerinde, meclise inemeyen dağa çıkar. Biz Türkler olarak Kürtleri Meclis'e indirmemek için neler yapmadık. İki tane sayı vereyim de, uzamasın: 12 Mart darbesinden beri 7 tane Kürt siyasal partisi kapattık (HEP, ÖZDEP, DEP, DDP, DKP, HADEP, DTP), 6 tane de Kürtlerin insan haklarını savunan sol parti (TİP, TEP, TBKP, SP, STP, EMEP). Bu durumda, 'dünyayı silahlı mücadeleyle değiştirmek iddiasında olan bir örgüte sonuç olarak oy verme çağrısında bulunmak' sözü, meseleye dürbünün tersiyle bakmak değil mi? Her kurduğu partiyi kapatıyorsak, oturup biraz daha nüanslı ve doğru tahlil yapmak iyi olur.
     
    Biz, her zaman hakkı yenene destek veriyoruz
     
    Bu mülakatta örnek olarak adı geçenlerin (Nabi Yağcı, Ahmet İnsel, ben), bugüne kadar, bırakın silahlı mücadeleyi, barışçı mücadele dışında herhangi bir mücadele türünü desteklediğini duyan var mı? 'Sonuç itibariyle' demek olayı değiştirmiyor. Bu isimlerin üçü de Kürt değil. Hakkı yenene destek veren üç kişi. Bu arada hakkı yenenler barışçı mücadeleden saparsa, onları eleştirilerine hedef yapan insanlar. Kaldı ki, nasıl bir Derin Devlet varsa, bir de Derin PKK var.
     
    Kürtlerin büyük çoğunluğu PKK'yı destekliyor ama, Derin PKK'yı destekleyen kaç Kürt duydunuz?
     
    Bazıları ölüm tehdidi varken bile karşı çıkıyorlar. Mesela, Orhan Miroğlu...
     
    Öyle, kırıntı gibi terimlerle tahlil olmaz
     
    Hepsinden önemlisi, sol hakkında tartışabilmek için 'sol'u doğru tanımlamak lazım. Sol, ezilen ve dışlananların sözcüsü olan düşünce akımının adıdır. Bu kadar açık ve basit. Şöyle anlatayım:
     
    Ezilen ve dışlananlar, solun ortaya çıkmaya başladığı 1960'larda işçiler ve köylüler idi. Sol onların sözcüsü oldu. 70'lerde Kürtleri fark ettik ama temelde Kemalist olduğumuz için onlara uzak durduk. 80'lerde bu kategori tüm dünyada fevkalade çeşitlendi: Çingeneler, kadınlar, sakatlar, eşcinseller, vicdani retçiler, vb. Ama biz o yıllarda canımızla uğraştığımız için farkında bile olmadık. 90'larda kendimize gelmeye başlayınca baktık ki, bunların yanı sıra Türkiye'de Aleviler, üniversiteye sokulmayan başörtülü kızlar, ateistler, gayrimüslimler... Hepsi de ezilmiş ve dışlanmışlar kategorisinin has elemanları. Şimdi sol demek, işte bütün bunların sözcüsü demek. Bunu kabul etmeden, 'kırıntı' gibi terimlerle tahlil olmaz. Ezen ve dışlayanlara karşı çıkan çok heterojen bir adaylar grubuna (düşünün, BDP'nin listesinde muhafazakar Şerafettin Elçi ile belgeselci Şehbal Şenyurt da var) biz destek verirken, niye 'sonuç itibariyle' kör terörün savunucusu olalım; böyle yorum olur mu?
     
    Tek prensip şudur: Sendikasızlaştırılan kitlelerden tutun, eşcinsellerden geçerek Kürtlere varıncaya kadar bu insanları ezenlerin karşısına çıkan akıma, 'Sol' denir. Sol, Kitab-ı Mukaddes sahibi değildir. Prensip sahibidir. Hepsi bu.
    akşam
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • O manzaralar içimizi sızlatıyordu06 Ekim 2012 Cumartesi 12:50
  • Sucuk ve Salamı karıştıramayacaklar06 Ekim 2012 Cumartesi 12:48
  • 56 yaşındaki ev hanımının yaptığı pes dedirtti!06 Ekim 2012 Cumartesi 12:47
  • Şehit yakınlarına internet indirimi06 Ekim 2012 Cumartesi 12:39
  • Bir top mermisi daha düştü!06 Ekim 2012 Cumartesi 11:51
  • Bisküvi kutusundan tarih çıktı06 Ekim 2012 Cumartesi 10:58
  • Nevşin Mengü rövanşı böyle aldı!..06 Ekim 2012 Cumartesi 10:56
  • Bu haberi okumadan yola çıkmayın06 Ekim 2012 Cumartesi 10:40
  • 4+4+4ün gerekçeli kararı Resmi Gazetede!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:39
  • Başbakan Erdoğanın arıyla imtihanı!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:37
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim