• BIST 89.764
  • Altın 145,514
  • Dolar 3,6255
  • Euro 3,9111

    Libya'nın ilk başbakanı Türk'tü

    27.02.2011 12:08
    Libyanın ilk başbakanı Türktü
    Kaddafi'nin servetine inat, Sadullah Bey'in öldüğünde sadece 45 sterlini vardı.
    Libya'nın ilk başbakanı Türk'tü Libya'nın ilk başbakanı Türk'tü Libya'nın ilk başbakanı Türk'tü

    Gürkan Hacır/Akşam

    Libya'nın ilk başbakanı bir Türk'tü

    Kaddafi'nin milyar dolarlık servetine inat, Arap Kaymakam Sadullah Bey'in öldüğünde sadece 45 sterlini vardı... Libya'nın servet içinde yüzen 'Son Başkanı'nı görünce aklıma yoksulluk içinde ölen Libya'nın ilk başbakanı geldi. Hem de üstelik ilk Türk Başbakanı Sadullah Koloğlu.

    Libya lideri Muammer Kaddafi'nin serveti tartışılıyor. Kimi kaynaklara göre 30 milyar dolar kimine göreyse 50 milyar doların üzerinde... Hangisi olursa olsun bu büyük servet kimseyi şaşırtmıyor. Çünkü hemen tüm Arap ülkelerinin liderleri büyük servet içinde yüzüyor. Halk yoksulluktan ne kadar çok kırılırsa liderlerin serveti de o kadar fazla oluyor. Libya'nın servet içinde yüzen 'Son Başkanı'nı görünce aklıma yoksulluk içinde ölen Libya'nın ilk başbakanı geldi. Hem de üstelik ilk Türk Başbakanı Sadullah Koloğlu!.. Sadullah Bey'in hikayesine uzanalım mı? Ne dersiniz?

    AŞİRET MEKTEBİ EĞİTİMİ


    Sadullah Koloğlu, 1884'te bugünkü Libya'nın sınırları içindeki Derne'de doğdu. Babası Hacı Mebruk Efendi yağ tüccarıydı. Mal satmak üzere sık sık geldiği İstanbul'a bir seferinde küçük oğlu Sadullah'ı da getirdi. Onu Aşiret Mektebi'ne yazdıracaktı. Aşiret mektepleri, Osmanlı'nın Arap bölgelerindeki ileri gelen ailelerin çocuklarına yönelik bir okuldu. Sultan 2. Abdülhamid tarafından 1892'de faaliyete geçirilmişti. Okulun amacı çocukların eğitimi yoluyla Arap burjuvazisini Osmanlı'ya daha sıkı bağlamaktı. Halep, Musul, Bingazi, Kudüs, Basra gibi sancak ve vilayetlerden gelen Arap ailelerin çocukları bu okulda eğitim görecek ve çoğu devlet bürokrasisinde ve askeriyede yer alacaktı. Yani Osmanlı bir tür modern 'devşirme' yöntemi olarak kullanıyordu bu okulu. Okul binası ise tanıdık bir yer, Esma Sultan Konağı'ydı!..

    SARAY'DA YAŞANAN TALİHSİZLİK

    Hacı Mebruk Efendi'nin oğlu Sadullah, işte bu okulda eğitime başladı. Parlak zekası ve çalışkanlığıyla hemen sivrildi. 10 yaşındayken okulu ziyarete gelen Sultan 2. Abdülhamid'e Türkçe nutuk okuma görevi Sadullah'a verildi.

    Aşiret Mektebi'ndeki öğrenimin ardından birçok okul arkadaşı gibi o da Mülkiye'nin yolunu tuttu. 1902'de Mülkiye'den mezun oldu. Kaymakamlığa atandı. İlk görev yeri doğduğu Derne'ydi. Burada 2 yıla yakın kaymakamlık yaptı. Daha sonra Denizli Buldan, Tekirdağ Pınarhisar ve Vize kaymakamlıklarında bulundu. Libya Derne'deki kaymakamlığında değil ama Anadolu'daki kaymakamlığında halk ona bir de lakap taktı: Arap Kaymakam!..
    1919'da tayin olduğu Saray İlçesi'nde talihsiz bir olay yaşadı. Yunan birlikleri ilçeye girdiğinde bir grup vatandaş işgalcileri alkış ve çiçek yağmuruna tuttu. Peki Arap Kaymakam ne yaptı? İşte burada görüşler ikiye ayrılıyor. Bir görüşe göre; Arap Kaymakam bu duruma sessiz kaldı ve hükümet konağında öylece bekledi, esir alındı... Bir başka görüşe göre ise yanına aldığı sağlam birkaç adamıyla çatıştı ve esir düştü. Tam olarak bilemiyoruz. Ama şurası net. Yunanlılar tarafından esir alındı ve hapisten bir Bulgar gencinin yardımıyla kaçtı. Ardından Anadolu'ya geçti.

    BALMUMCULAR'IN DAMADI


    Anadolu'daki Arap Kaymakam efsanesi giderek yayılıyordu. Bu arada İstanbul'un köklü ailelerinden Balmumcular'ın kızı Refika Hanım'la evlendi. Bugün İstanbul Balmumcu semtine adını veren bu aile Avrupa'ya ticaret yapan ilk Müslüman tüccarların ailesiydi. Balmumcu'daki çiftliklerinde yaşıyorlardı. Ancak onlar da dünya savaşının mağduru olmuş, birçok alacaklarını tahsil edememiş ve batma noktasına gelmişlerdi. Arap Kaymakam Sadullah Bey bu aileye damat oldu. Refika Hanım'la evliliğinden iki oğlu dünyaya geldi. Orhan ve Doğan! (Orhan Koloğlu uzun yıllar gazetecilik ve Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü yaptı. Tarih kitapları kaleme aldı. Doğan Koloğlu ise spor gazeteciliğine yöneldi.)

    Arap Kaymakam Sadullah Bey Türkiye'nin onlarca ilçesinde ve kentinde kaymakamlık ve valilik yaptı. Son görev yeri, Hakkari Valiliği'nden sonra atandığı Bingöl Valiliği oldu. 1941'de emekliye ayrıldı. Bütün meslek hayatı boyunca dürüst ve çalışkan kimliğiyle bilinen Arap Kaymakam Sadullah Bey, emekliliğinde de maddi sıkıntı çekti. İstanbul'da çeşitli geçici işlerde çalıştı. Ancak çocuklarının eğitimini tamamlayabilmek için yine de paraya ihtiyacı vardı. Babasından kalan miras olabilir düşüncesiyle Libya'nın yolunu tuttu.

    BİNGAZİ EMİRİ İSTEDİ


    Peki o yıllarda Libya'da durum neydi?
    Uzun yıllar İtalya'nın sömürgesi olan Libya oldukça geri kalmış bir ülkeydi. Ömer Muhtar'ın başlattığı bağımsızlık hareketi başarısızlıkla sonuçlanmış, 2. Dünya Savaşı'nın sonrasında İtalya'nın egemenliğinden çıkan Libya bu kez Fransa ve Britanya Krallığı'nın boyunduruğuna girmişti. Ama 1951'de BM'nin kararıyla bağımsızlığını ilan eden ilk ülke oldu. Sadullah Bey, Libya'da yakın dostu Bingazi Emiri Sunisi ile görüştü. Emir Sunusi miras işlerini bırakmasını, Libya'nın bu karmaşık günlerinde kendine yardım etmesini istedi. Sadullah Bey pek gönüllü değildi. Ömrünün son günlerini Türkiye'de tamamlamak istiyordu. Ancak Emir Sunusi işin peşini bırakmadı. Sadullah Bey'i bu kez Türkiye Cumhuriyeti'nden resmi yazıyla. Bakanlar Kurulu durumu karara bağladı ve 'Arap Kaymakam' 3 yıllığına Libya Hükümeti emrine tayin edildi.

    LİBYA'DA HAYATA VEDA ETTİ

    Sadullah Bey böylece ömrünün sonbaharında yeniden devlet görevine soyundu. Libya'da Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı yaptı. Ardından Başbakanlık görevine getirildi. (İlk Başbakan olarak görev yapan kişi bir Libyalıydı ama çok kısa yaptı. O yüzden Arap Kaymakam hep Libya'nın ilk Başbakanı olarak anıldı.) Yaklaşık 1 yıl Başbakanlık yaptı. Arap Kaymakam 1952'de Libya'da, doğduğu topraklarda gözlerini kapadı ve defnedildi.

    DÜRÜSTLÜĞÜYLE NAM SALDI


    'Saray ihaneti' olarak bilinen bu olay yüzünden Ankara'da İstiklal Mahkemesi'ne çıkartıldı. Mahkeme Arap Kaymakam Sadullah Bey'i suçsuz buldu ve görevine iade etti. Artık İstanbul'un değil Ankara'nın kaymakamıydı. Yeni görev yeri Karadeniz oldu. Trabzon Maçka, ardından Sürmene, Konya Kadınhanı kaymakamlıklarıyla görevini sürdürdü. Görev yaptığı tüm yerlerde abartılı dürüstlüğüyle tanındı sevildi. Abartılı diyorum çünkü üç-beş kuruşuna oynadığı iskambil oyunundan bile para kazansa, onu evine götürmez etrafına dağıtırdı. Karacabey'de kaymakamlık yaptığı dönemde bataklık olan bir araziyi kurutmuş, ıslah etmiş ve halka dağıtacaktı. Tapu töreni düzenlendi.

    Halk Sadullah Bey'den habersiz kendilerine bu büyük iyiliği yapan Arap Kaymakam'a bir sürpriz hazırlamıştı. Bir tapu da ona verilecekti. Ancak o bunu kabul etmedi. 'Madem bana veriyorsunuz ben de Kızılay'a devrediyorum' dedi. Arsa Kızılay'ın oldu. Bir başka örnek daha vereyim. Şimdi Karaman'a bağlı Ermenek İlçesi'nde teftişteyken bir evin önünde tek başına oturmuş ağlayan bir kız çocuğu gördü. Eğilip adını sordu. Küçük kız; 'Huriye' dedi. Köy muhtarından 7 yaşındaki bu küçük kızın anne ve babasının öldüğünü öğrenince ortada bırakmadı, kızı yanına aldı ve kendi nüfusuna geçirdi. Evlatlık edindi.

    TÜM PARASINI HALKLA PAYLAŞTI

    Kaymakam Sadullah Bey, vefat ettiğinde miras işlemleri için banka hesabı açıldı. Ailesi hariç herkes şaşkındı. Çünkü 50 yıl boyunca devlet görevinde bulunmuş, kaymakamlık, valilik, bakanlık, başbakanlık yapmış Sadullah Bey'in hesabından sadece 45 sterlin çıktı. Çünkü o kazandığı tüm parayı yoksul halkla paylaşmayı seçmişti. Çocukları ölümünün ardından daha büyük bir ekonomik güçlüğe düştü. Orhan tıp fakültesinde, Doğan ise hukuk fakültesindeki tahsillerini bırakmak zorunda kaldılar. Her ikisi de gazeteciliğe yöneldi.

    BİR ÇOCUĞU HUZUREVİNDE


    Evet Libya'nın ilk Türk Başbakan'ı Arap Kaymakam'ın hikayesi böyle... Unutmadan şunu da ekleyeyim... Libya'nın son Devlet Başkanı Kaddafi'nin çocukları milyar dolarlık servetlerini nerede yiyeceklerini bilemiyor. Ama Libya'nın ilk Başbakanı Sadullah Bey'in oğlu Orhan Koloğlu ise İstanbul Darıca'da bir huzurevinde tek başına yaşamını sürdürüyor. Üstelik büyük bir onurla...

    Dipnot: Yazıyı hazırlarken sevgili Orhan Abi'yi telefonla aradım. O da bu akşam CNNTÜRK'te Taha Akyol'un Eğrisi Doğrusu programına konuk olacağını hatırlattı... Meraklılarına duyururum. Program CNNTÜRK'te saat 22.00'de.

    İki dönem iki kitap

    İKİSİNİ de bir solukta okudum. İlki Dev-Yol'un efsanevi lideri Oğuzhan Müftüoğlu'nun Anıları (Bitmeyen Yolculuk), diğeri ise iki aydın kadınımızın birbiriyle söyleşisi (Bir Dönem İki Kadın / Can Yayınları). Müftüoğlu'nun anıları o kadar renkli ve hareketli ki kitaptan kendinizi alamıyorsunuz. Samimi dürüst bir devrimcinin hissettiklerine siz de ortak oluyorsunuz. Ama neden bu kadar kısa?.. Neyse benim gibi yakın tarih meraklıları için kaçırılmayacak bir kitap. Küçük birkaç kopya vereyim. Müftüoğlu'nun satır aralarında kalan bir itirafı beni çok şaşırttı. Türkiye'nin en uzun süre cezaevinde yatan adamı Aydın Çubukçu'nun yakalanması Müftüoğlu'nun ona evini 'vermesi'yle olmuş. Bir de ajan suçlamasıyla yıllardır Türk solundan ismi kazınan Yüzbaşı İlyas Aydın'ı, aranır durumdayken Genelkurmay'ın merdivenlerinde gören kişi Oğuzhan Müftüoğlu'ymuş. Bu arada Dev-Yol'un amblemini Sinan Çetin çizmemiş. Hep böyle bir laf dolaşırdı.

    Melek Ulagay ile Oya Baydar'ın kitabı da okuyucuyu 'o güzel yıllar'a götürüyor... Sıcacık bir kitap... Kitaptan sol içi magazin vereyim biraz... TİKKO'nun kurucusu İbrahim Kaypakkaya, Melek Ulagay'a aşık olmuş. Ulagay adı konmamış bir ilgi olduğunu ama kendisi evli olduğu için bunun hep platonik kaldığını anlatıyor... Bir de Oya Baydar'ın doktora tezine izin verilmeyişi sahnesi var ki çok etkileyici... 'Kapıda uzun boylu yakışıklı bir delikanlı... 'Ben Deniz Gezmiş'im, teziniz reddedildiği için rektörlüğü işgale gidiyoruz' dedi ve cevabımı bile beklemeden yürüdü gitti. Öylece kalakaldım.'

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • Tayvan’da bir kişinin kulağından böcek çıktı06 Ekim 2012 Cumartesi 09:38
  • Sınıra yaklaşmayın uyarısı06 Ekim 2012 Cumartesi 08:27
  • Suriye: Özür dilemedik06 Ekim 2012 Cumartesi 07:40
  • Köylüler bu kulübe için seferber oldu05 Ekim 2012 Cuma 19:30
  • Mescid-i Aksa karıştı05 Ekim 2012 Cuma 18:02
  • İşte Suriyenin zayiatı05 Ekim 2012 Cuma 17:12
  • Gerçek işsizlik yüzde 1105 Ekim 2012 Cuma 17:10
  • Büyük tehdit: O esirler idam edilebilir!05 Ekim 2012 Cuma 17:08
  • İtalya: Esed provokasyonlara son vermeli05 Ekim 2012 Cuma 16:28
  • 11 Yaşındaki Çocuk Buldu05 Ekim 2012 Cuma 16:15
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim