• BIST 107.148
  • Altın 143,559
  • Dolar 3,5506
  • Euro 4,1367

    Leyla kadar cesur değilim

    21.03.2009 21:50
    FMF hastalığı nedeniyle sperm bankasından alacağı spermle anne olmayı planladığı konuşulan Selin Boronkay, suskunluğunu bozup iddialara yanıt verdi.
    Leyla kadar cesur değilim
    Leyla kadar cesur değilim Leyla kadar cesur değilim Leyla kadar cesur değilim

    İşadamı Zoltan Boronkay`ın kızı sosyetik güzel Selin Boronkay, sıkça gündeme gelen 'sperm bankasından çocuk sahibi olmak' ve geçtiğimiz günlerde düzenlediği partide bir bayan mankele dan ettikten sonra tartışılan 'cinsel tercihi' ile ilgili Kelebek'in sorularını yanıtladı.

    Selin Hanım, siz MS hastası mısınız yoksa FMF mi?
    - FMF, yani Ailevi Akdeniz Ateşi rahatsızlığım var.

    Hastalığınızdan biraz söz eder misiniz?
    - FMF aileden gelen genetik bir rahatsızlık. Daha çok Akdeniz"e komşu ülkelerdeki kişilerde ortaya çıkıyor. ısrail, Türkiye ve Arap ülkeleri gibi... Ben çocukken gitmediğim ülke, gitmediğim doktor kalmadı. 15 yaşımdayken Amerikan Hastanesi"nde genç bir doktor “Sende FMF olabilir” demişti. O yıllar ülkemizde genetik test bir tek Ankara"da yapılıyordu. Gidip kan testi yaptırdım ve FMF olduğum doğrulandı. Hâlâ aynı doktorum, Tamer Köymen rahatsızlığımla ilgileniyor. FMF, çocuk yaşta başlayabiliyor. Önce eklemlerde hissediyorsunuz, sonraki yaşlarda 3 gün süren, uykunuzda bile dinmeyen, doğum sancısının 5 misli olan ve tüm karın bölgesinde ağrıların oluştuğu ataklar başlıyor. Bu sürede mide ve bağırsaklar felç geçiriyor. Hiçbir ağrı kesici bu ağrıyı dindiremiyor. Bu yüzden 3 gün aralıksız morfin veriliyor. Hastalığın tehlike yaratan kısmı ise bu ataklar sırasında amiloidis diye bir sıvı ortaya çıkıp, kalp, böbrek gibi organları yavaş yavaş bozuyor ya da bir anda durdurabiliyor. Amiloidis sıvısının ataklarda oluşmaması için hayatınız boyunca kullanmanız gereken bir ilaç var. Ben ilaç kullandığım halde, 2007"de köpeğim Filda"nın ölümünden çok etkilendiğim için, iki senede bir olan ataklar her ay olmaya başladı. Neredeyse her ay Amerikan Hastanesi"nde üç gün yatıyorum. Doktorlarım artık korkmaya başladı. Çünkü her ay atak geçirmek amiloidis sıvısının vücutta oluşmaya başlamasının işaretiymiş. Hayatta çok daha kötü hastalıklar var tabii ama o kadar sancılı bir rahatsızlık ki, bir çok kez artık dayanamadığımı hissedip intiharı bile düşündüm.

    Aynı hastalık Tuba Ünsal"da da var. Kendisiyle görüşüyor musunuz?
    - Evet, Tuba"nın da aynı rahatsızlığı olduğunu öğrenince ona ulaşmaya çalıştım. Uzun uzun konuştuk. Ne yazık ki rahatsızlığı benden daha geç teşhis edildiği için Tuba"nın böbrekleri etkilenmiş. Yaklaşık 20 senedir bu hastalıkla savaşan biri olarak her zaman Tuba"nın yanında olmak istiyorum. Çünkü tedavisi olmayan bir rahatsızlığı kabul etmek psikolojik anlamda zor.

    Bu yüzden mi hamile kalmanız riskli?
    - İlaç kullanımından önce ne yazık ki hem anne adaylarının hayati tehlikesi varmış hem de atak geçirdiklerinde genelde düşük yapıyorlarmış. Ama artık ilaç kullanan her kadın rahatça hamile kalıp çocuk sahibi olabiliyor. Ben her ay atak geçirdiğim için doktorlarıma “Hayatta en çok istediğim şey bir gün anne olmak... Olur da bir gün evlenirsem, bu konuda problem yaşar mıyım?” diye sordum. Onlar da “Atakları kontrol altına alamazsak bebeğin düşme riski var” dedi.

    O SORUYU ESPRİ OLSUN DİYE SORDUM

    Sperm bankasından alacağınız spermle çocuk sahibi olmayı düşündüğünüz haberleri çıktı... Doğru mu bu?
    - Bu haberlerin doğrusunu açıklamak isterim. Doğal olarak her insan gibi ben de doktorlarıma aklımdaki tüm soruları soruyorum. Geçen ay onlara “Çocuğumda da bu FMF rahatsızlığının olma ihtimali varsa, tüp bebek yapsam, genlerinden bu rahatsızlığı çıkarabilir misiniz?” diye sordum. Onlar da hangi gende olduğunu bilmedikleri için tüp bebek de yapsam çocuğun geninden çıkarmalarının mümkün olmadığını, doğal yoldan anne olabileceğimi söylediler. Sonra “Ya evlenmezsem anne olamayacak mıyım?” dedim, onlar da bana sperm bankası bilgisini verdiler. Fakat bu soru, espri olsun diye sadece meraktan sorulmuştu. O anda o odada geçmiş olsuna gelen birçok kişi vardı. Bir şekilde “Selin sperm bankasından çocuk yapacak” haberleri çıkmaya başladı. “Hayır, öyle bir şey yok” desem de kimseyi inandıramadım.

    Size göre sperm bankasına başvurarak çocuk sahibi olmak fena bir şey mi?
    - Bu haberler çıkınca çok meraklıyım ya araştırmaya başladım, Türkiye"de legal değil. Bu yüzden ya Kıbrıs ya da yurtdışında yapılıyormuş. Aslında çok sağlıklı. Çünkü sperm bankasına bağışlanan spermler, bir sürü testten geçiyormuş. AIDS testi yapılıyormuş, ailede kanser hastası var mı, şeker hastalığı var mı, FMF var mı diye tüm soy ağacı araştırılıyormuş ve sadece hiçbir rahatsızlığı olmayan kişiler bağış yapabiliyormuş. Bence bu sağlıklı yeni nesil demek. Bu yönteme başvuran kadınlara, ileride çocuklarına pedagog yardımı ile muhakkak nasıl dünyaya geldiğinin anlatılması gerekiyormuş. Aslında ben bir yönden mutlu oldum. Çünkü çocuk sahibi olamayan çok kadınımız var, bu onlara bir umut olabilir. Fakat diğer yandan üç sebep aklımı karıştırıyor. ılki, Türkiye örf ve adetleri gereği böyle bir şeye hazır mı? ıkincisi, çocuklar okulda gözlük taktıkları, kepçe kulak oldukları için bile dışlanıp arkadaşlarının alay konusu oluyorlar; babasız bir çocuğa neler yaparlar? Üçüncüsü ise, bir çocuk hem anne hem baba sevgisi arıyor. Psikolojisi nasıl olur? Ama diğer yandan babasının hiç ilgilenmediği bir sürü çocuk var. Kadınlarımız o kadar güçlü ki hem anne hem babalık yapabiliyorlar.

    ANNE OLMAYI ÇOK İSTİYORUM

    O zaman Leyla Bilginel"i cesaretinden dolayı kutlamak mı gerek?
    - Leyla Hanım"ı tanımıyordum, ilk defa dün kendisi ile telefonda konuştum. Onu çok takdir ediyorum. Ve bildiğim kadarıyla mükemmel bir anne olmuş.

    O yolla çocuk sahibi olma kararı alsanız, bunu açık yüreklilikle paylaşır mısınız?
    - Anne olmayı o kadar çok istiyorum ki, bir gün böyle bir şey yaparsam tüm dünyaya “Evettttttt, anne oluyorum” diye duyururum. Hayatımda yaşadığım hiçbir şeyi saklamadım. şu anda böyle bir düşüncem yok.

    Cinsel tercihim hep erkeklerden yana oldu

    Selin Hanım, magazin kulislerinde sizin cinsel tercihinizle ilgili dedikodular da dolaşıyor. Bu konuda son söz sizde...
    - Herkesin özel hayatına saygım var. Kim nasıl yaşamak isterse öyle yaşar. Fakat benim cinsel tercihim her zaman erkeklerden yana olmuştur. Kimseyi yargılamıyorum, yanlış anlamayın, fakat ben kendime öyle bir tercih yakıştıramam. Çok sevdiğim bir mankenimle dans ederken resmim çıkmıştı, galiba yorumlar ondan sonra başladı. Biz 15 kız karaoke bara gitmiştik. Bardaki güvenliklere masaya kimsenin yaklaştırılmamasını rica ettik. Kız kıza bütün gece birbirimize sarılıp, şarkılar söyleyip dans ettik. Ara sıra kız kıza çıkmak çok güzel. Fakat o kendi aramızdaki eğlenceyi bile ne yazık ki yanlış yorumladılar. Ben hayatım boyunca uyuşturucu olan ortamlara, dejenere olan ortamlara girmedim. Ne öyle bir lüksüm ne öyle bir hakkım var. Sadece 20"li yaşlarımda yanlış erkek arkadaş seçimlerim olmuştur, onun dışında da ailemi utandıracak, onları üzecek hiçbir davranışta bulunmadım, bulunmam.

    BENİ TEHDİT EDEN YAKINDA BULUNACAK

    Tehditler alıyormuşsunuz. Kim tehdit ediyor sizi?
    - Şişli Cumhuriyet Savcılığı"na dilekçe verdik. ılginç olan benim telefonumun bulunması çok kolay, fakat arayıp tehdit eden kişiler hem beni hem de ablam Sibel"i arıyorlar. Ablamın telefonunu bulmaları imkansız. Çok yakında tehditleri yapan kişi bulunacak.

    H2

    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim