• BIST 75.949
  • Altın 130,181
  • Dolar 3,4610
  • Euro 3,6669

    'Kuzey Güney'in 'mağdur' erkekleri

    17.01.2012 08:57
    Kuzey Güneyin mağdur erkekleri
    Kuzey Güney'in asıl izleyicileri kendilerini 'mağdur' sanan erkekler olabilir ama, o dünyanın asıl ezilenleri, dizide anlatılanın tersine, bizatihi kadınlar!
    'Kuzey Güney'in 'mağdur' erkekleri 'Kuzey Güney'in 'mağdur' erkekleri 'Kuzey Güney'in 'mağdur' erkekleri

    Gösterime girdiği andan itibaren ‘Kuzey Güney’in muhtemel izleyici profiline dair ilginç bir öngörü de gündeme geldi: Kıvanç Tatlıtuğ’un “ekran cazibesi” nedeniyle bu dizinin asıl fanatikleri öncelikle genç kızlar ve kadınlar olmalıydı. Bu duruma işaret eden yazımda (6 Kasım 2011, Radikal İki) belirttiğim gibi, söylentilere göre şehrin görece zengin semtlerindeki bazı genç kızlarımız dizinin gösterildiği akşamlarda ekran başında toplanıp “Kıvanç Partileri” düzenler, daha sonra da kendilerini sokaklarara vurup “haydi eller havaya!” eğlenceye giderlermiş. ‘Ezel’ için de, fanatiklerinin çoğunun kadın olduğu söyleniyordu zamanında, gerek ‘Ezel’deki Kenan’ın, gerekse Kuzey’i canlandıran Kıvanç’ın “ekran cazibesi” ilk bakışta iddiaların haklı olduğunu düşündürüyordu. Yine de, her iki dizinin anlatısına yakından bakınca durumun pek de öyle olamayacağı, her iki dizinin de aslında “mağdur erkek anlatıları” olduğu kolayca fark ediliyor. Bu yıl futbol ligindeki yeni maç düzeninden ötürü hemen her akşam bir lig ya da Avrupa kupası maçı dizinin gösterildiği akşama (Çarşamba) rastladığından bu durumu, dolaylı bir yöntemle, reytingler üstünden yakalamak mümkün hale geldi. Futbol maçlarının esas izleyici profili erkekler olduğuna göre, bu akşamlarda dizi reyting kaybına uğramalıydı. Halbuki, önemli maçların olduğu akşamlarda, ‘Kuzey Güney’in izlenme oranlarında “anlamlı” denebilecek bir azalma olmuyor. Demek ki, bu dizinin “gizli” muhipleri arasında erkekler önemli bir yer tutuyor.

    Kalıp yargılar
    Yukarıda da değindiğim gibi, dizinin anlatısına yakından bakınca toplumsal cinsiyet bağlamında açık bir “tarafgirlik” takınıldığı, senaryo yazımında neredeyse tüm erkeklerin “mağdur” olarak resmedildiği, kadın karakterlerin ise arkadan iş çeviren, kolayca yalan söyleyen entrikacılar olarak hikaye edildiğini görüyorsunuz. Dizide tabii ki kötü erkekler (Kuzey’in belalısı Ferhat gibi) var ama bu karakterlerin kötülüğüne sadece dizinin “masum” erkekleri maruz kalıyor. Öte yandan, kadınlar tarafından yapılan kötülüklerin haddi hesabı yok: Kolayca yalan söyleyebiliyor, gerektiğinde etraflarındakileri kışkırtabiliyor, onlara düşkün erkeklerle fareyle oynar gibi oynayabiliyor, ağlarına düşürmek istedikleri içinse cinselliklerini kullanmaktan geri durmuyorlar. Özetle, geleneksel kültürün erkekler ve kadınlar üstüne söylediği ne kadar “kalıp-yargı” varsa, bu dizide yeniden üretiliyor. Durumu örneklemek için Kuzey’in abus suretli, haşin babasından başlayabiliriz. Sami Bey, dizinin başlarında birçok izleyici tarafından kolayca nefret edilecek biri olarak öne çıkmış, bir türlü çocuklarını sevemeyen (ya da sevgisini gösteremeyen), hayata karşı memnuniyetsiz, karısına karşı kaba, hatta kolayca el kaldırabilen, ağzı bozuk, lanet biri olarak resmedilmişti. Fakat ilginçtir, dizi ilerledikçe bu sevimsiz adamın aslında “mağdur” oğlunu (Kuzey’i) içten içe seven, evlatları arasında ayrım yapan karısına karşı çıkan, hayta oğlunu kollayan bir baba olduğunu öğrendik. Öte yandan, dizinin iki berbat annesinden (diğeri Cemre’nin annesi Gülten) biri olan Handan’ın sadece evlatları arasında ayrım yapmadığını, aynı zamanda kocasından nefret eden, desteklediği oğlu Güney sayesinde ileride evden ayrılmak için gün sayan, içten pazarlıklı biri olduğunu da fark ediyoruz.

    Şeytan kadınlar
    Dizinin “anneleri”, erkeklerden alenen nefret ederler. Bu nedenle, Güney’in eski sevgilisi Cemre’nin annesi Gülten de TV tarihinin en korkunç kadın tiplemelerinden biri olarak hikaye edilir. Kızının hayatına ortak olan, her şeyine karışan, kendisine aşık olan erkekle kedinin fareyle oynadığı gibi oynayan, fırsat bulduğu her durumda dedikodu yaparak ortalığı bulandıran ve kızı sayesinde “sınıf atlamak” için yanıp tutuşan bir baş belası. Kızı Cemre ise ezik, hayatın sillesini yedikçe sinmiş, içi hınçla dolsa da zengin rakibesinin (Banu) işyerinde çalışmak zorunda kalan “yaralı” ve “eksikli” bir karakter. Güney’i Cemre’nin elinden koparıp alan Banu ise tam tersine doğuştan şanslıdır, zengindir, entrikacıdır. Üstelik hakiki bir sarışın olduğundan, asla tam anlamıyla benimsenemeyecek türden içimizdeki “ecnebidir”. Tabii ki dizinin en kötü kadını Kuzey’i ele geçirmek için her türlü dolabı çeviren, sevgili olmak için ilk geceden yatan, evlenmeye mecbur bırakmak için hamile kalan, çocuğu aldırmasına rağmen söylemeyen, Kuzey’in başkasını sevdiğini fark ettiği anda sahte bir “intihar” tezgâhlayan, ona karşı tavır alan kaynanaya karşı kayınpederini kışkırtan, kötülükler kumkuması Simay’dır. Gerektiğinde safı oynayan, gerektiğindeyse tehditler yağdırabilen bu fettan kadın prototipi için geleneksel kültürün “şeytan-kadın” kurgusundan esinlenildiği aşikâr.

    Asıl ezilen kim?
    Bu, ürkütücü kadın modelleri çerçevesinde, dizinin erkek izleyicisinin de kimler olduğu, diziyi neden izledikleri anlaşılır olmaya başlıyor. Çoğunlukla alt-orta gelir grubuna mensup, mütevazı mahallelerin (şehrin çevresiyle merkezi arasındaki semtler) çocuklarını temsil ediyor Kuzey. Üniversite okuyamamış, zengin olmaya can atsa da bunun mümkün olamayacağını bilen, belirli bir yaşa gelince evlenip çoluk çocuğa karışmaktan öte bir mutluluk beklentisi olmayan, geleneksel ile modern arasında sıkışmış kalmış genç erkekler. Bu dizinin kadınları, bu erkeklerin kafasında kadınlara dair ne kadar hurafe varsa hepsini yeniden ürettiğinden, içlerindeki korkuları da alevlendiriyor, canlı tutuyor. Kadın modelleri açısından o kadar korkunç bir coğrafya ki bu, dizinin tek “iyi” kadını olan Zeynep, gökten zembille inmiş misali, yurtdışından getirilerek dizinin hikayesine eklendi. Kuzey, aşık olurken, Zeynep’e değil, onda bulabileceğine inandığı bir mutluluk projeksiyonuna aşık oldu. Bir başka geleneksel kültür mitosu: Ben bir meleğe aşık oldum! Kuzey’in asıl izleyicileri kendilerini “mağdur” sanan erkekler olabilir ama, o dünyanın asıl ezilenleri, dizide anlatılanların tersine, bizatihi kadınlar! 

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim