• BIST 82.300
  • Altın 148,002
  • Dolar 3,8396
  • Euro 4,0696

    Kürt sorununa Tatar modeli

    16.10.2011 08:19
    Kürt sorununa Tatar modeli
    Ülkelerinin zorlu dönemeçlerinde anayasa yapan uzmanlar deneyimlerini paylaştı. Prof. Schneider'in önerisi 'Tatar Modeli' dikkat çekti.
    Kürt sorununa Tatar modeli Kürt sorununa Tatar modeli Kürt sorununa Tatar modeli

    Bilgi Üniversitesi dün önemli bir toplantıya ev sahipliği yaptı. 'Yeni Anayasa Yolunda' adlı konferansa, Almanya'dan Prof. Hans Peter Schneider, İspanya'dan Prof. Carles Viver, Güney Afrika Anayasa Mahkemesi Eski Başkanı Albie Sachs ve Polonya Anayasa Mahkemesi Eski Üyesi Prof. Miroslaw Wyrzykowski katıldı.

    Her biri ülkelerindeki olağanüstü dönemlerde anayasa çalışmalarına katılan uzmanlar deneyimlerini paylaştı. Türkiye'den profesörler Mithat Sancar ve Turgut Tarhanlı'nın da konuşmacı olduğu konferansta verilen ortak sesajlar şöyle:
    - Başka ülkelerin örnekleri incelenmeli ama hiçbir ülkenin süreci tam kopyalanamaz,
    - Anayasa iktidarın değil, tüm toplumun meselesi olarak görülmeli,
    - Demokratik anayasalar, yapım aşamasında da demokratik kurallar işlerse oluşturulabilir,
    - Bireyleri devlete karşı koruması şart. Devletin tüm hareketlerinin kaynağı anayasaya dayanmalı,
    - Toplumu birleştiren metinler yazılmalı. Eğer bir anayasa toplumu birleştiriyorsa, ülkenin geleceği daha parlak olacak demektir. Bu nedenle üzerinde geniş mutabakata varılmış bir metin önemli,
    - Herkes o anayasanın aynasında kendisini görebilmeli. Bu, Almanya'da olduğu gibi Türkiye'nin de siyasi entegrasyonunu sağlayacaktır,
    - Anayasa yapım sürecinde tüm siyasi partilerin eşit biçimde temsil edilmesi gerek. Eğer birden fazla taslak varsa, hepsine eşit mesafeli yaklaşılmalı. Farklı taslaklarda yer alan ve toplum için iyi olabilecek unsurlardan faydalanılmalı,
    - Sivil toplum ve akademisyenlerin dahil edilmesi, anayasa metninin desteklenmesini kolaylaştırır,
    - Zor değil, en kolay konulardan başlanmalı. Zor konular sürecin başında gerilim yaşatırsa, görüşmeler tıkanabilir,
    - Üzerinde mutabakata varılan metin, basın, STK'lar ve akademisyenler yoluyla topluma anlatılmalı,
    - Referandum bir alternatif ama zorunlu değil. Genel olarak parlamentoların yüksek destekle kabul ettiği anayasalar toplumlarda destek bulur,
    - Tüm sorunların kaynağını anayasaya bağlamamak gerek.
    Türkiye'nin yeni anayasa sürecinin Avrupa için de önemli olduğunu vurgulayan Prof. Schneider, Kürt meselesinin çözümü için ilginç bir öneride bulundu: 'Vatandaşlık tanımı önemli. Rusya bunun Tatarlar için yaptı. Siz de öyle yapabilirsiniz diye düşünüyorum. Anayasada tüm Türkiye halkını kapsayacak bir vatandaşlık tanımı yaptıktan sonra, milliyeti ayırabilirsiniz. Mesela, Tatarların pasaportlarında vatandaşlık için Rusya ibaresi yer alır ama aidiyeti Tatar olarak belirtiliyor.' Türk konuşmacılar Sancar ve Tarhanlı ise, hiçbir ülkenin modelinin bire bir kopyalanamayacağını ama başka ülkelerin doğru ve yanlışlarından öğrenilecek çok şey olduğunu vurguladı.

    Beş kurumun işbirliğiyle
    'Yeni Anayasa Yolunda' adlı konferans, Friedrich Ebert Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği (FES), Sosyal Demokrasi Vakfı (SODEV), Küresel ve Yerel Düşünce Derneği (KÜYEREL), Türkiye Sosyal Ekonomik Siyasal Araştırmalar Vakfı (TÜSES), İstanbul Bilgi Üniversitesi İnsan Hakları Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından ortaklaşa gerçekleştirildi.

    Kürt sorunu değil Türkiye sorunu
    Güney Afrika'nın özgürlük savaşçılarından Anayasa Mahkemesi Eski Başkanı Albie Sachs da Bilgi Üniversitesi'nde anayasa tecrübelerini anlatan uzmanlar arasındaydı. Beyaz azınlığın siyah çoğunluk üzerinde egemenlik kurduğu Apartheid rejiminin son bulmasıyla beraber, dünyanın en ilerici anayasası kabul edilen Güney Afrika Anayasası'nı hazırlayan isimlerden Dr. Sachs ile Türkiye'nin anayasa süreci ve Kürt sorununu konuştuk. Sachs'ın değerlendirmeleri şöyle:
    - Türkiye'de ilişki kurma biçiminden kaynaklanan eski bir problem var. Kan halen akmaya devam ediyor. Yeni bir anayasa, her iki tarafın da haklarını güvence altına alma fırsatı sunuyor. Bu açıdan benzeştiriyorum iki süreci.
    - Burada herkes 'Kürt Sorunu' diyor. Bu bir Kürt sorunu değil, Türkiye sorunu. Siz Kürt sorunu deyince tüm sorumluluğu onlara yüklüyorsunuz. Türk olarak tek bir dil, tek boyutlu bir kimliğiniz olmak zorunda mı, yoksa diğerleri de sizin zenginliğiniz mi?
    - Mesela Kürtler veya PKK ne istiyor? Diyelim ki bağımsızlık ve bunu almalarına imkan yok. Peki o zaman ne olacak? Mesela toplumun bir parçası olarak kültürün, dillerinin tanınması, kendilerini gerçekten eşit hissetmeleri süreci kolaylaştırır mı? Dışarıdan gelen biri olarak, Türkiye'de anadilde eğitim olmamasına çok şaşırdım. Çünkü bu, her yerde eğitim avantajı olarak görülür. Ana dilinizle eğitim görür, toplumun yaygın diliyle iletişim kurarak toplumun dilini öğrenirsiniz. Güney Afrika bugün 11 dili olan bir üniter devlet ve 11 dille daha üniteriz. Çünkü bir egemen dil diğerlerini baskılamıyor.
    - Biz hükümetten 'düşman' diye bahsederdik, onlar da bizden 'terörist.' Bu, müzakere süreciyle beraber dönüşmek zorunda kaldı. Terminoloji önemli. Sakince her şeyi planlayıp, gelinen aşamayı topluma, parlamentoya sürekli anlattık. Bunu yapınca insanlar kendilerini ihanete uğramamış, tam tersine eğitilmiş hissetti.
    - Biz silah bıraktırma sürecinde her şeyi aşamalı yaptık. 'Konuşma' iradesi belirince, her iki taraf da silahları kullanmama kararı aldı. Bu birinci aşama. Sonra insanların hapisten çıktığını, konuşma özgürlüğünüz olduğunu görürsünüz. Bu başka bir aşama. Ardından silahların kontrol aşaması gelir. Silahlar uzlaşmayla belirlenecek bir mekana toplanır ve yerini de birkaç komutan bilir. Sonra bu kontrol, kıdemli siyasi figürlere bırakılır. Ama bu aşamaların hepsi müzakerelerde gelinen aşamalarla desteklenen adımlar. Sürecin sonunda insanlar orduya katıldı. Ellerine yine silah aldılar ama bu kez çok sevdikleri ülkelerini korumak için.
    - Bmbalı saldırıda bir kolunu ve bir gözünü kaybeden Sachs: Bizde Hakikat Komisyonu çok başarılı oldu. İşkencecilere bile görüşlerini açıklama imkanı verdi. Arabama bomba koyan kişi bana gelip, 'Gerçeklik Komisyonu'na gittim ve her şeyi anlattım. Sizin söylediklerinizin doğru olduğunu anladım' dedi. Bu sözlerin üzerine elimi uzattım ve el sıkıştık. Sonra bu kişinin eve dönüp iki saat ağladığını duydum. Bu, hapse girmekten çok daha önemli.
    akşam          

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • O manzaralar içimizi sızlatıyordu06 Ekim 2012 Cumartesi 12:50
  • Sucuk ve Salamı karıştıramayacaklar06 Ekim 2012 Cumartesi 12:48
  • 56 yaşındaki ev hanımının yaptığı pes dedirtti!06 Ekim 2012 Cumartesi 12:47
  • Şehit yakınlarına internet indirimi06 Ekim 2012 Cumartesi 12:39
  • Bir top mermisi daha düştü!06 Ekim 2012 Cumartesi 11:51
  • Bisküvi kutusundan tarih çıktı06 Ekim 2012 Cumartesi 10:58
  • Nevşin Mengü rövanşı böyle aldı!..06 Ekim 2012 Cumartesi 10:56
  • Bu haberi okumadan yola çıkmayın06 Ekim 2012 Cumartesi 10:40
  • 4+4+4ün gerekçeli kararı Resmi Gazetede!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:39
  • Başbakan Erdoğanın arıyla imtihanı!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:37
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim