• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021

    Kıbrıs'la ödülleri kucakladı

    31.03.2011 21:32
    Kıbrısla ödülleri kucakladı
    Kıbrıslı yönetmen Derviş Zaim, her ödülün, her jürinin bir subjektiflik içerdiğini belirtti.
    Kıbrıs'la ödülleri kucakladı Kıbrıs'la ödülleri kucakladı Kıbrıs'la ödülleri kucakladı

    Şimdiye kadar senaryosunu yazdığı ve yönettiği tüm filmleriyle yurtiçinde ve dışında birçok ödül ve ''Ares Harikalar Diyarında'' romanıyla da Yunus Nadi ödülü'nü kazanan Kıbrıslı yönetmen Derviş Zaim, ödüllerin özellikle yeni başlayan insanlar için bir motivasyon teşkil edebileceğini ancak her ödülün, her jürinin bir subjektiflik içerdiğini belirtti.

    AA muhabirinin sorularını yanıtlayan yönetmen Zaim, sinemayı, yönetmenliğini ve yazarlığını anlattı.

    Ödül alan kişinin bu subjektifliğin de farkında olması gerektiğini anlatan başarılı yönetmen, bir kişinin sinemada alabileceği en büyük ödülü uzun süreler mesai harcadıktan sonra keşfettiğini ifade etti.

    ''Sinemada ödül almak kişi ödülleri tenzilatlı almayı öğrenmişse, zenginleştirir'' diyen Zaim, şöyle devam etti:

    ''İstediğin filmi, istediğin koşullarda, istediğin şekilde ve uzun döneme yayılacak şekilde yapabiliyor musun? Bu sinemadan alınacak en büyük ödüldür. 6. filmimi yaptım. Bir tane belgeselim var. 14 yılda 6 film. ilk filmimden sonra epey bir süre ikinci filmimi yapabilmek için, Kıbrıs'ta geçecek bir projeydi, bayağı bir enerji harcadım 4 yıl. Ondan sonra Filler ve Çimen'i yaptım. Bu rakamı 2'ye düşürmeyi isterdim daha önce oradan çıkıp başka işler yapmak isterdim. Şikayetçi değilim. Ama bundan sonra da 2 - 2,5 senede bir iş yapabileceğim şartları olgunlaştırmak ve yaratmak beni mutlu edecektir.''

    Her projenin neye ihtiyaç duyduğunu, ne istediğini kendisinin söylediğini belirten yönetmen, yönetmenin de onu duyacak kulağının olması gerektiğini dile getirdi. Derviş Zaim, ''Bazı projeler vardır müzik olarak başka şeyi talep ederler. Bazı projeler vardır daha alt düzeyde seyreden bir müzik isterler. Ben her şeyden önce ilgili projenin neye ihtiyacı olduğunu onun bana söylemesini sağlamaya çalışırım'' dedi.

    Müziğin filmi duygu olarak besleyebilmek anlamında kendi filmografisinde önemli bir yeri olduğuna dikkati çeken Zaim, ''Müzik için mesai harcarım. Bunun nasıl bir müziği olması gerekir? Bu müzik bana nerden gelmeli? Bu film bana müziğiyle nasıl bir şey söylemeli? Bazı yönetmenler filmin başından itibaren müziği duyarlar ya da bazı temalar vardır onlarla birlikte girmek isterler. Bana onlar daha çok filmin çekilmesi esnasında gelmeye başlar. Senaryo yazılırken o kadar net değildir bende'' diye konuştu.

    Muhtemel olarak kendisiyle çalışacak insanlara daha önceden senaryoyu yolladığını ve o kişilerin eğer temaları ya da düşünceleri varsa onlarla ilgili konuştuklarını dile getiren ödüllü yönetmen, somut olarak filmi gördükten sonra çok daha net birtakım şeyler söyleme imkanı doğabildiğini aktardı. Tartışmanın esas meyvelerini verdiği yerlerin de orası olduğunu kaydeden Zaim, ''Ama çok daha önceden flört oluyor tabi ki'' şeklinde konuştu.

    -''FİLM ÜRETME SÜRECİNDE BÜYÜK BİR EJDERHAYLA BOĞUŞURSUNUZ''-

    ''Film yapma süreci aslında sizin niyetlerinizle kendisinin dayatması arasındaki gerilimden doğar'' diyen Derviş Zaim, şunları anlattı:

    ''Bu gerilim bazen tahmin edilebilir bazen tahmin edilemez sonuçlar doğurabilir. Genelde bu gri bölgenin içerisinde gidersiniz. Bu gri bölgenin içindeki tonlar bazı filmlerde daha koyu olabiliyor. Bazı filmlerde daha açık olabiliyor. İşin heyecan verici taraflarından bir tanesi de bu. Eğer her şeyi önceden tahmin edilecek şekilde yapmış olsaydınız, böyle bir imkan olsaydı, film üretim süreci dümdüz, bembeyaz, yekpare, monolitik bir şey olurdu. Film üretme süreci böyle bir şey değildir. Film üretme süreci terslikler, talihin ters dönüşleri, krizler, hoş sürprizler, nahoş sürprizlerle doludur ve bütün bunlar o estetik yaratıyı yeniden yoğurur, yeniden doğurur. Sizin bilinçli müdahaleleriniz ve bunun sonucunda ortaya çıkan o kaotik yapının tekrar size reaksiyon göstermesi ve o reaksiyonun üzerine sizin tekrar müdahaleleriniz... Büyük bir ejderhayla boğuşursunuz. Bu ejderhanın size, boğuştuğunuz arenanın neresinde olduğu, nasıl dans ettiği, nereye gittiğine bağlı olarak aklınıza bile gelmeyen şeyler olabilir. Bu da bana göre çok heyecan vericidir. Film yapmak, aslında evet, bir ejderhayla boğuşmaktır.''

    Sinema yapmayı sevdiğini vurgulayan sanatçı, ''Çünkü sinema yaptığım zaman hem kendimle konuşuyorum, hem kendime ait bazı meseleleri konuşma ihtimalim oluyor. Hem de benim dışımdaki insanlarla aynı sırada konuşma ihtimalim oluyor. Bu son derece zevkli bir süreç. Bu sürecin birlikte gitmesi de sizin gördüğünüz filmlerin ortaya çıkmasını sağlıyor'' ifadelerini kullandı.

    Bütün bu süreçlerin birbirine indirgenemeyen, birbirini tetikleyen, birbirini belirleyen süreçler olduğuna işaret eden Zaim, aslolanın bu birbirini belirleyen süreçler karşısında belli prensipler çerçevesinde onlara müdahale etmeye mümkün olduğu kadar çalışmak olduğunun altını çizdi.

    Kendisinin de bu şekilde yaşadığı hayata mümkün olduğu kadar müdahale etmeye gayret ettiğini ifade eden Derviş Zaim, ''Ama bu müdahale beni belli noktalarda ciddiye alıyor. Çünkü benim onu belirlediğim kadar onun da beni belirleme hakkı var. Bu karşılıklı hasbıhalın sürmesi de bana heyecan veriyor. Bu sürerken de hem kendimle hem de başkalarıyla konuşuyorum'' dedi.

    -''KONUŞMAMIZ GEREKEN ŞEY...''-

    Dünyanın her yerinde bazı televizyonların bazı sinemalara yardımcı olarak o ülke sinemasının ileriye gurlar ve o sinemaların ileriye gitmesinde çok büyük bir itki, motivasyon sağladığını anlatan Derviş Zaim, ''Konuşmamız gereken şey, Türk televizyonlarının Türk sinemasına olan yardımının ne zaman, ne şekilde ve hangi kararlaştırılacak koşullarla gerçekleştirileceği olmalıdır. TRT son zamanlarda böyle bir şeye kalkıştı. Umarım bu devam eder'' değerlendirmesini yaptı.

    Film yapma sürecinde kurgu ve esinin kendisinde beraber gittiğinden bahseden yönetmen Zaim, kurguyla kastının okuduğu filmi ya da senaryoyu götürmek istediğim bir yer, çıkış cümlesi olduğunu belirtti. O çıkış cümlesini bir kutup yıldızı şeklinde tanımlayan başarılı yönetmen, ''O kutup yıldızını temel alıp bir açık denizde seyretmeye gidersiniz. O seyrediş esnasında kutup yıldızınız sizin yanınızdadır, yönü bulmanızı sağlar ama bunun yanısıra yanınıza aldığınız iki tane pusula daha vardır. Bir tanesi esindir, bilinç altı adını verdiğim o güruhtur, bir de kurgularınızdır'' diye konuştu. Zaim, şöyle devam etti:

    ''Kurgularınız da sizin bilinçli olarak yaptığınız seçimlerdir. Tercih göstererek seçtiğim konuları, okuma listelerini bu kulvar çerçevesinde, bu kurgunun içinde değerlendiriyorum. Buralardan damıttığım bir takım şeyleri daha sonra sezgilerimle, bilinçaltımla harmanlamaya çalışıyorum. İşte bu ikisinin arasındaki....la birlikte ilk yazım, ilk nüsha ortaya çıkıyor. Sonra gittikçe incelmeye başlıyor. Bu süreç içerisinde eğer güvendiğiniz insanlar varsa ve hazırsa tekrar yazımlarınız onlarla paylaşıyorsunuz. Yeni bir dünya alıyorsunuz sonra devam ediyorsunuz. Yaklaşık altı ayla bir sene arasında böyle bir süreç yaşıyorum. Yazma sürecinin çok zevkli olduğunu düşünüyorum. Çünkü insana bir şey öğretir ve insan kendisiyle konuşur. Her projede nacizane öğrendiğim bir şey yapmak beni mutlu eder. Ben bunu bir öğrenme süreci olarak görmekteyim. Bu öğrenme hem ruhen bir öğrenmedir hem de hayata dair, herhangi bir bilgiye dair somut sirkülasyonun bir öğrenmedir. İşte bu bunların birleşkesinden ortaya çıkıyor.''

    Yeni dönem için hazırda bekleyen 2 projesi olduğunu ama onları hemen yapmayı düşünmediğini söyleyen Derviş Zaim, bunlardan farklı olarak roman yazmak gibi bir niyeti olduğunu dile getirdi.

    ''Hani 150-200 sayfalık bir novella yazsam ne kadar güzel olur'' diye, bu aralar sıkça kendisiyle konuştuğunu kaydeden Zaim, ''Bunlar hayra alamet şeyler değiller'' dedi.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • iDANSla çağdaş dans vakti02 Ekim 2012 Salı 22:10
  • İstanbulda en kısa festival02 Ekim 2012 Salı 22:09
  • Turuncu Filmler Antalyada02 Ekim 2012 Salı 22:08
  • Beat’lerin Kralı Babylonda02 Ekim 2012 Salı 22:06
  • Türkiyeye utanç verici ceza02 Ekim 2012 Salı 22:05
  • Fazıl Sayın Evreni ilk kez Salzburgda02 Ekim 2012 Salı 15:02
  • Bilgin Adalı hayata veda etti01 Ekim 2012 Pazartesi 23:20
  • Uluslararası caz günü İstanbul’da gerçekleşecek30 Eylül 2012 Pazar 15:04
  • Askerler öldürdüklerini göremezlermiş30 Eylül 2012 Pazar 07:00
  • İşte Neşet Ertaşın son şiiri29 Eylül 2012 Cumartesi 16:38
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim