• BIST 73.391
  • Altın 132,849
  • Dolar 3,5219
  • Euro 3,7585

    Kemal Burkay: Kürtçe resmi dil olmalı

    09.03.2012 18:42
    Kemal Burkay: Kürtçe resmi dil olmalı
    Abant Platformu'nun ikinci oturumunda 'Ana dilde eğitim' konusu tartışıldı.
    Kemal Burkay: Kürtçe resmi dil olmalı Kemal Burkay: Kürtçe resmi dil olmalı Kemal Burkay: Kürtçe resmi dil olmalı

    Oturum başkanlığını Prof. Dr. Turgut Tarhanlı'nın yaptığı toplantıda konuşan yazar ve siyasetçi Kemal Burkay, Türkiye'de kimliklerin yok sayıldığını savunarak şöyle konuştu:

    "Kimlikler konusunda ve vatandaşlığın belirlenmesi konusunda, 100 yıldır yapılan yanlışların sıkıntılarını şimdi yaşıyoruz. Kimlikler sorununa ülkenin gerçeklerine uygun olarak çoğulcu bir bakış açısıyla mı yaklaşmalı, yoksa tekçi anlayışla mı? Türkiye Cumhuriyeti kuralları tekçi anlayışla, yeni devleti temellendirdiler. Yasal sistemi de ona göre düzenlediler. Topluma da o şekilde biçim verdiler. Osmanlı'dan miras alınan topraklar, bir coğrafyadır. Vatandaşlıkta bu coğrafyada yaşamaktır. O coğrafya da oluşturacağınız devlet nasıl olacak? Bu çoğulcu yapıya göre olmadı. Kimliğe göre belirlendi ve kimlikler yok sayıldı. Bu ülkenin vatandaşlarının sahip olduğu kimlik yok sayılıp teke indirgendi. Millet olarak 'Türk milleti' denildi. Eğitim sistemi denildi. İnançlar 'Sünni Müslümanlık' olarak belirlendi. Devletin belirlediği şekilde yürüdü. Diğer kimliklerin yok sayılması sorunlar yarattı. Şimdi demokratik anayasa yaparken demokrasiyi bu toplumda dönüştürmeye gerekirken tekçi anlayışı terk etmek gerekiyor. Bu kolay değil." 100 yıllık uygulamaya son verilmesi gerektiğini belirten Kemal Burkay, "Çok renkli bir toplum nasıl yapılmış, yasal sistemi nasıldır? Bunun örnekleri dünyada çok. İsviçre, Belçika, İspanya ve onlarca ülkeyi söyleyebiliriz. Sorun birbiri ile bağlantı içinde dil, kimlikler ve demokrasi sorunu, Kürt sorunu, Alevi sorunu bütün bunlar bağlantı içinde. Yeni anayasa da bu bağlantıyı görecekse, radikal ve ciddi uygulama yapılacaksa 100 yıllık uygulamaya son vermek gerekir. Radikal kararlar alınması lazım. Yeniden yapılanmayı ve üniter yapısını terk etmeli" diye konuştu.

    Kemal Burkay, Kürtçe'nin Türkiye'de 2'nci dil olarak konuşulması ve resmi dil olması gerektiğini belirterek, şöyle konuştu:

    "Dil konusunda da Kürtçe'nin Türkiye'de 2'nci dil olarak konuşulması ve resmi dil olması gerekiyor. Ülkemizdeki diğer dillerin de, kendilerini bu dili konuşan insanların kendilerini rahatça ifade edebilecekleri biçimler bulmak gerekiyor. Yeni anayasa bütün bunları yazabilir mi? Bu tartışılır. Kimlik sorununu nasıl fark edeceğiz? Öyle bir anayasa yapmalıyız ki bütün kimlikler bir arada yaşabilme ortamını bulsun. En azından o anayasa engel olmamalı. Dil konusunda 42. maddede 'Türk dilinden başka dilde anadilde eğitim yapılmaz' deniliyor. Önünü kesiyor. Yeni anayasadan böylesine katı ve engel olan maddeyi çıkartmak lazım. Ana dili, Türklükle ve tarihi değerlerle ifade ederseniz, 'bunun dışında hiçbir şey konuşulamaz' derseniz Kürt sorununu çözemezsiniz. Yeni anayasa formüle edilirken sade olmalı, engeller ve tuzaklar ortadan kaldırılmalı."

    "ANA DİLDE EĞİTİM GERÇEKLEŞMELİ"

    Ana dilde eğitimin Türkiye'nin demokratikleşmesi için zorunlu şartlardan bir tanesi olduğunu söyleyen Kemal Burkay, "Seçmeli ders olarak bu sorun çözülmez. Ana dilde eğitim hakkı temel insan hakkıdır. Ana dilde eğitim mutlaka gerçekleşmeli. Uluslararası sözleşmelerde İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nde, 1982 anayasasında bile buna rast gelebilirsiniz. Yurttaşlar eşit denir ama bir sürü engel sıralanır. Kendi dilini kullanma hakkı sadece konuşma hakkı değildir. Bizim ülkemizde ifade edildiği gibi aynı zamanda okuyup, yazma hakkıdır. Kamu alanında kullanma hakkıdır. Dil kullanılmadığı zaman o dil ölür ya da çok geriler. Çocuk annesinin karnındayken annesinin konuşmasını ve çevresindeki konuşmaları hisseder ve kulağına işler. Çocuğun ve bebeğin ana dil öğrenmesi anne karnındayken başlar. Bu nedenle insanın, çocuğun en iyi ifade edebildiği dil ana dildir, ailesinden öğrendiği dildir. Eğitim sırasında bu dili kullanmadığı zaman o çocuğun diğerleri ile eşit eğitim aldığını iddia edemeyiz. Kürt çocukları bu türdendir. Kürt çocukların çektiği sıkıntıları biliyorum. O çocuklara ilk önce Kürtçe öğretmek zorundasınız. Öyle olunca fırsat eşitliği dediğimiz şey ana dilde eğitim görmediği zaman daha baştan darbelenmiş oluyor ve eğitim süreçlerini olumsuz etkiliyor" dedi.

    KÜRT AYDINLARININ MÜCADELESİ İLE KÜRTÇE GELİŞTİ

    Kürtçenin baskı ve engellemelere rağmen bugüne kadar gelebildiğini ifade eden Kemal Burkay, şunları söyledi:

    "Baskı ve engellere rağmen bugüne kadar yaşamış bir dildir. 10'uncu Yüzyıl'da ünlü şairler yetiştirmiştir. Kürtçe engellenmediği her yerde 19'uncu ve 20'nci yüzyıllarda çiçeklendi. Bol ürün verdi. Ermenistan'da ve Sovyetler'de Kürt diline olan baskı kalkınca onlarca yazar ve bilim adamı yetişti. Cumhuriyet döneminde ise Kürtçe yasaklandı. Pazarda Kürtçe konuşanlar bile yasaklandı. Osmanlı döneminde serbestti ama Cumhuriyet döneminde yasaklandı. Irak'ta Kürtçe, Kürdistan bölünmüş parçaları içinde Kürtçe, en çok kültürel haklardan yararlanan dil oldu ve orada onlarca araştırmacı yazar yetişti. Orada ilkokullar var. Parlamentoda konuşulan dil, Irak'ın ikinci resmi dili. Irak'ta aynı zamanda resmi dil. Türkiye'de yasaklıydı. Kürt aydınlarının mücadelesi ile, içeride, dışarıda buna rağmen gelişti. Yüzlerce yazar yetişti."

    Kemal Burkay, Kürtçe'yi 40 milyon civarında insanın konuştuğunu belirterek, konuşmasını şöyle tamamladı:

    "Bu dilde eğitim yapılabilir mi? Fransız dil dergisi belli kriterler kullanarak yaşayan dünya dilleri arasında sıralama yapmış. 1'inci sırada İngilizce var. Türkçe 26'ncı kürtçe 31'inci sırada. Bir çok batı Avrupa dilini geride bırakıyor. Ölçüler konuşan insan sayısı. Kürtçe'yi 40 milyon insan konuşuyor. İnternette saygınlığı var. Kürtçe yayın yapan yüzlerce internet sitesi var. Eğer demokratik bir ülke olacaksak, sorunları çözeceksek kürt sorunu gibi ülkenin en büyük sorunun çözeceksek ana dilde eğitimi tereddüte kapılmadan koymak zorundayız. Bu anayasada buna zemin hazırlaması gerekmektedir. AB'nin normları da bunu gerektiriyor. Kopenhag kriterleri bu konularda etnik gruplar ve azınlıklar konusunda kültürel ve bölgesel özelliklere uzanan çözümler öneriyor. Bu demokratikleşme sonucudur. Çoğulcu bir toplumda yaşarız. Parçalanma ve dağılma korkusunu da aşarız."

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • O manzaralar içimizi sızlatıyordu06 Ekim 2012 Cumartesi 12:50
  • Sucuk ve Salamı karıştıramayacaklar06 Ekim 2012 Cumartesi 12:48
  • 56 yaşındaki ev hanımının yaptığı pes dedirtti!06 Ekim 2012 Cumartesi 12:47
  • Şehit yakınlarına internet indirimi06 Ekim 2012 Cumartesi 12:39
  • Bir top mermisi daha düştü!06 Ekim 2012 Cumartesi 11:51
  • Bisküvi kutusundan tarih çıktı06 Ekim 2012 Cumartesi 10:58
  • Nevşin Mengü rövanşı böyle aldı!..06 Ekim 2012 Cumartesi 10:56
  • Bu haberi okumadan yola çıkmayın06 Ekim 2012 Cumartesi 10:40
  • 4+4+4ün gerekçeli kararı Resmi Gazetede!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:39
  • Başbakan Erdoğanın arıyla imtihanı!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:37
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim