• BIST 82.300
  • Altın 148,344
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711

    KCK'yı koruyanlar deşifre edilsin

    21.11.2011 06:53
    KCKyı koruyanlar deşifre edilsin
    Turgut Özal Üniversitesi Öğretim Üyesi Terör ve Güvenlik Uzmanı Yard. Doç. Dr. Mahmut Akpınar KCK’yı konuştu.
    KCK'yı koruyanlar deşifre edilsin KCK'yı koruyanlar deşifre edilsin KCK'yı koruyanlar deşifre edilsin

     

    KCK’nın gerçekte ne olup ne olmadığı; ülkede ne işler çevirdiği; içeride ve dışarıda kimler ve hangi kurumlarla bağlantılı olduğu; PKK ve BDP ile ilişkisi; Siyaset Akademileri’nin işlevi konularını masaya yatırdığımız Terör ve Güvenlik Uzmanı Yard. Doç. Dr. Mahmut Akpınar, tüyleri diken diken eden tespitlerde bulundu.

    KCK BİR TERÖR ÖRGÜTÜ

    -KCK nedir? Sizce de KCK=PKK mıdır?

    Objektif bakışa ve değerlendirmelere, güvenlik birimlerinin tespitlerine ve yargının elde ettiği verilere göre KCK=PKK’dır. KCK, PKK’dan daha başka bir şey değildir.

    -PKK’dan fazlası var eksiği yok diyorsunuz?

    Belki PKK’nın daha gelişmiş, ilerlemiş, daha profesyonelleşmiş, toplumsal kontrol mekanizmalarını da kurmuş ama sevimli bir hale sokulmaya çalışılmış hali. KCK, örgütün “demokratik”, “sivil” gibi görünen faaliyetlerle perdelenmiş versiyonu. KCK “özgürlükler”, “Kürt hakları” vs. gibi tumturaklı, parlak laflar arkasına gizlenmiş bir şiddet ve terör örgütü. KCK, PKK’nın daha ötesinde ve sistematik, planlı baskı ve şiddet uygulayan, dağdaki silahın gücünü şehirlere de indiren bir yapıdır.

    -Nasıl çalışıyor bu KCK? Neler yapıyor, neler hedefliyor?

    KCK, yasama yürütme ve yargı organlarını oluşturmuş, bunu devletleşme ile hayata geçirmenin zamanlamasını kollayan bir devlet yapılanmasıdır. KCK, İran, Irak, Suriye ve Türkiye Kürtlerini tek bir çatı ve tek bir devlet altında birleştirme hedefi için uğraşan konfederal devlet yapılanmasıdır.

    MADDE MADDE SAYDI

    KCK verginin nasıl toplanacağından kolluk birimlerinin (ÖSB öz savunma birlikleri) nasıl görev yapacağına, yargılamadan denetlemeye kadar her ayrıntıyı düzenlemiş, belirli bölgelerde fiilen yürüyen, Türkiye Cumhuriyeti’nin rağmına işleyen adı konmamış devlet örgütlenmesidir.

    KCK sözleşmesi fiili devletleşme sürecine geçişte nasıl kalkışma yapılacağını, serhildan ve sonrası sürecin nasıl yürütüleceğini, “ayaklanma ve öz savunmaya dayalı gerilla savaşı”nın (KCK sözleşmesi madde: 32) gerekliliğini ve şeklini anlatan illegal kalkışma rehberidir.

    SABRİ OK TÜRKİYE SORUMLUSU

    KCK’nın en tepesinde sorgulanmaz, mutlak lider, “önderlik”, yani Öcalan vardır. Yasama konseyi olan KONGRA GEL’in başında Zübeyir Aydar, PKK’yı da içine alan yürütme konseyinin başında Murat Karayılan, yargının başında Kazi kod adlı İranlı bir eski yargıç vardır.  KCK’nın Türkiye sorumlusu Sabri Ok’tur. Kısaca KCK PKK’nın ejderhalaşmış halidir.

    STALİNİST VE KOMÜNİST

    HÜCRE YAPILANMASINA SAHİP

    -PKK’nın üstünde ve PKK’dan daha tehlikeli bir örgüt profili bu?

    Evet öyle. KCK denince aklıma, bir bölgeye Stalinist bir baskıyla hakim olmaya çalışan, komünist hücre yapılanmasına sahip, stratejik hareket eden profesyonel bir terör örgütü geliyor. KCK denilince aklıma PKK’nın devletleşme safhasına geçmeden bir önceki hali, örgütün hedefe varmak için yapılandırdığı, özellikle batılı dostlarımız ve liberal görünümlü bazı beyaz aydınlar tarafından korunan, himaye edilen ve PR’ı yapılan, PKK’dan birkaç kat daha tehlikeli bir örgüt geliyor.

    ÖRGÜTE MİLİTAN

    YETİŞTİRMENİN LEGAL ZARFI

    -BDP’nin Siyaset Akademileri’yle ilgili düşünceleriniz neler?

    BDP’nin siyaset akademileri BDP’ye ve bu ülkeye siyasetçi yetiştirmek için değil, KCK sistemine vatandaş, PKK örgütüne militan yetiştirmek için kullanılmaktadır. Nitekim emniyet güçlerinin tespitleri ve medyaya yansıyan eğitimler de bu yöndedir. Siyaset akademilerinde daha önce Kandil’de, dağda verilen militan eğitimlerinin birebir aynısı verilmektedir. Siyasetle, sivillikle bir alakası yoktur. BDP siyaset akademileri ile dağdaki eğitim şehirlere ve modern binalara taşınmıştır. BDP’nin siyaset akademisinin diğer partilerin siyaset okulları ile, akademileri ile kıyaslanması asla doğru değildir. Bu yapılar örgüte militan devşirmenin legal zarfa sokulmuş şeklidir.  

    MEDYADA ÖRGÜT ADINA

    PR YAPANLAR VAR

    -Prof. Dr. Büşra Ersanlı ile Yazar Ragıp Zarakolu’nun da KCK’dan tutuklanmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Bu ülkede beyaz aydınların ve beyaz bürokratların sadece sistemin çekirdeği, kontrol noktaları ile ilgisi yok; aynı zamanda başta PKK olmak üzere çok farklı terör örgütleriyle iç içeler.Sisteme egemen beyaz vatandaşlar bu örgütleri, siyaseti, güç dengelerini, toplumsal olayları etkilemeden bir kaldıraç olarak, araç olarak kullanıyorlar. Sistemin içindeki beyaz bürokratlarla örgütün-örgütlerin içindeki bir kısım odakların bağlantıları var. Örgüte eğitim desteği veren, stratejik taktikler veren beyaz beyinler ve aydınlar olduğu gibi, medyada örgütü perdeleyen ve himaye eden, örgüt adına PR yapan, kamu diplomasisi yapan beyaz aydınlar, yazar-çizerler var.

    “KOSKOCA PROFESÖR” DEMEK,

    KCK’YI SAVUNMAKTIR

    -Bu bir kısım yazar ve aydının, Ersanlı’nın tutuklanmasına yönelik eleştirilerine “o bir akademisyen” diye başlamaları da bunun bir göstergesi olabilir mi?

    Son tutuklamalara verilen tepkileri sadece aydın olma, yazar çizer olma noktasında değerlendirmek yanlıştır. “Koskoca profesör!” demek, “ben tanırım!” demek ve örgütü savunmaktır. Bilerek veya bilmeyerek teröre destek vermek, yardım ve yataklıktır. Profesör olmak, yazar olmak suç işleme ayrıcalığı kazandırmaz insana. Dünyada terör örgütü lideri olan ve adının önünde prof. yazan insanlar çıkmıştır. Nitekim Ergenekon’da da pek çok itibarlı adamlar, prof’lar, paşalar, generaller vardır. Bir kişinin toplum içindeki konumu-durumu suç karşısında, yasalar önünde onu masum ve masun kılmaz.

    -Bu eleştirilerde “elinde silah yok” vurgusu da sıkça yapılıyor.

    Silah kullanmama ve şiddete bulaşmama terör örgütü üyesi olmaya mani değildir. Terör örgütlerinde beyinler ve stratejistler, akıl hocaları da vardır; bunlar silah kullanmıyor, kurşun sıkmıyor diye masum değildirler. Büşra Ersanlı ve Zarakolu konusunda aklamak veya suçlamak yerine kararı ve süreci yargıya bırakmak gerekir. Nitekim bir Genelkurmay Başkanı da “ben tanırım iyi çocuktur” demiş ve yargıya baskı uygulamış, bir savcının başını yemişti. Ama adam suçlu bulundu ve mahkumiyet yedi; şu anda cezasını çekiyor. Bence bu tür aklamaların ve savunmaların da iyi okunması-sorgulanması lazım. “İnsani” gibi görünen zarflar altında birileri bazı saf aydınları da harekete geçirerek bazı kesimlere ve örgütlere koruma sağlamaya çalışıyorlar.

    OPERASYONLARA DEVAM EDİLMELİ

    -Terörle mücadelede gelinen noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Yeni Akit Yazarı Yener Dönmez’in 17 Kasım tarihli yazısından anladığımız üzere, örgütün Avrupa’daki yöneticilerinden Sabri Ok, devlete bir mektup göndererek, Öcalan’la görüşmelerin yeniden başlamasını istiyor. Bu sizce neyin göstergesi?

    Örgüt son saldırılarda çok kayıp verdi ve sıkıştı. Bu nedenle örgüt şu anda zaman kazanma ve operasyonları durdurma, kayıpları engelleme derdinde. Bence koordinasyonla ve kararlılıkla operasyonlara devam edilmeli. Sınırlarımız içindeki silahlı tehdit ve terör olayları bertaraf edilmeden veya asgariye indirilmeden siyasi çözüm de mümkün değildir. Örgütün müzakereye zorlanması mümkün değildir. Terör örgütünün son operasyonda zarar görmesi ve ciddi kayıplar vermesi örgütü ve onu himaye edenleri harekete geçirdi. Şu sıralar operasyonları ve zayiatları durdurmanın derdindeler.

    ÖCALAN SADECE BİR FİGÜRAN

    -İmralı’dan örgütü yönettiği ifade edilen Öcalan’la görüşmeler devam etmeli mi sizce? 

    Bence Öcalan bu işin nitelikli bir figüranı. Bu uluslararası bir proje ve Öcalan burada sadece bir figüran. Cambaza bak denilerek, dikkatler Öcalan’a teksif edilerek konu gözden kaçırılıyor, başka mutfaklarda pişirilen konular gündeme sürülüyor. Biz ve kamuoyu Öcalan’a takılmışken, birileri KCK tipi devletleşme süreçlerini başarıyla yürütüyor.

    OPERASYONLAR HALKI RAHATLATTI

    -KCK operasyonlarının bölgede halkı rahatlattığı tespitine katılıyor musunuz?

    KCK operasyonları bölgede örgütten yılmış, huzur isteyen vatandaşlara ve devlet yanlılarına cesaret ve güven verdi. Zira örgüt son yıllarda çok azmış ve bölgeyi kontrol ve baskı altına almıştı. Bölgedeki halk devletten, güvenlik birimlerinden ümidini kesmek üzereydi; son operasyonlar insanların umudunu artırdı. Çok iyi, oldu. KCK operasyonlarına devam edilmeli.

    KCK BEDEN ÖĞRETMENLERİNE

    ÖZEL ÖNEM VERMEKTE

    KCK denilen yaygın örgütlenmiş yapının en önemli fonksiyonlarından birisi de örgütün dağ kanadına militan hazırlamak ve yollamaktır. Siyaset okulları denilen faaliyetler şehirlerdeki faaliyetlere örgütçü beyinler yetiştirmenin yanında, fiziği güçlü Kürt gençlerini tespit ederek dağa hazırlamakta ve göndermektedir. Özellikle bölgede PKK’lı öğretmenler çok organize ve etkindirler. Bu gün KCK yapılanması nedeniyle bölge okulları birer örgüt yuvası, militan üreten ocaklar haline gelmiştir. Örgüt-KCK beden eğitimi öğretmenlerine özel önem vermektedir ve bölgede çok sayıda örgüt adına çalışan, fiziki özellikleri dağa müsait çocukları tespit edip eğitip dağa gönderen beden eğitimi öğretmenleri vardır.

    Pek çoğunun eğitim kadrosu iyi olmasına rağmen bölgede yeni açılan üniversiteler de hızla örgütün kontrolüne geçmektedir.

    UYUŞTURUCU TARLALARI

    KCK-PKK’nın en önemli gelir kaynaklarından birisi uyuşturucudur. Diyarbakır Lice, Kulp, Yüksekova, Hakkari, Bingöl dağlarında KCK-PKK himayesinde uyuşturucu yetiştirilen pek çok ve devasa uyuşturucu tarlaları vardır. Devlet haberdar olduğu halde bunlara dokunmuyordu. Son yıllarda sınırlarımız içindeki örgüt kamplarına dokunulmaya başlandı. Ama uyuşturucu tarlalarına hâlâ çok şey yapılmış değildir.

    BDP, BU ÜLKEDE SİLAHLI SİYASET YAPAN TEK PARTİDİR

    -BDP bu yapılanmanın neresinde?

    BDP, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre kurulmuş, sivil siyaset yapması beklenen legal görünümlü bir partidir. Ancak bunu başarabildiğini, yasalara uyduğunu söyleyebilmek mümkün değildir. BDP, örgütle ve şiddetle çok iç içedir. Sivil rekabete dayalı siyaset yapmamaktadır. BDP, bu ülkede silahlı siyaset yapan tek partidir. Özellikle Güneydoğu’da BDP’nin serbest, rekabete açık, insanların özgür iradeleri ile destekledikleri bir parti faaliyeti yürüttüğünü ifade etmek ve sivil siyaset yaptığını söylemek mümkün değildir.

    -BDP meselenin legal tarafında durmakta, ama arkasında örgüt çalışmakta öyle mi?

    Aynen öyle. Belediye başkanı, milletvekili adaylarını örgüt belirlemektedir. Bu nedenledir ki, BDP siyasetçileri halka veya parti yönetimine değil, dağa selam verir; dağa minnet duyarlar. Bunun yanında, “halkların kardeşliği” gibi demagojik söylemlerinin aksine BDP bu ülkenin tek ve en ırkçı partisidir.

    KCK/PKK TEHDİDİYLE BÖLGEDE ÖZGÜR SEÇİM OLMAZ

    -BDP’nin normalleşme ihtimali var mı sizce?

    Bu ülkeye Kürtlerin haklarını savunan bir ve birden fazla siyasal parti gereklidir. Demokrasimizin buna ihtiyacı vardır. Ancak PKK-KCK’nın şiddet kabiliyeti, baskısı kontrol edil(e)mediğinden dolayı BDP örgüt etkisinden kurtulamamaktadır. Parti içindeki bir kısım siyasetçilerin bu etki ve baskıdan rahatsız oldukları, sivil siyaset yapmak istedikleri bilinmektedir; ancak PKK-KCK’dan yakalarını kurtaramamaktadırlar. KCK/PKK tehdidi kontrol edilmeden BDP’nin normalleşmesi mümkün değildir.

    BDP’NİN BAŞKANI, KCK’NIN İÇİNDE ORTA BOY BİR ELEMANDIR

    -BDP-KCK ilişkisini nasıl yorumluyorsunuz?

    Mevcut halde BDP, KCK/PKK’nın bir alt şubesi, halkla ilişkiler bürosu, siyaset alanında görev verilmiş bir birimi gibi çalışmaktadır. PKK, KCK’nın yürütme organıdır. Nitekim başında da KCK anayasal yapısının yürütme organının başı Murat Karayılan vardır. En tepede Apo vardır. KCK sözleşmesinde önderlik ve Öcalan 26 defa geçmekte ve defalarca Öcalan’a atıf yapılmaktadır. Ancak Demirtaş’ın iddia ettiği, BDP’lilerin KCK davasını sulandırmaya çalıştığı gibi, hiçbir zaman BDP=KCK değildir. BDP, KCK’nın olsa olsa pek çok organından, alt biriminden birisi olabilir. BDP başkanı da KCK yapısında lider değil, oldukça altlarda kalan, bir emirle değiştirilebilecek ortaboy bir elemandır.

    BDP BİR KCK DERNEĞİ

    KCK, PKK’yı da kapsayan çatı yapıdır ve KCK sözleşmesinde 36. maddede açıkça PKK’nın KCK sistemi içindeki konumu ve durumu anlatılmıştır. Metinden de anlaşılacağı üzere KCK, PKK’dan başka bir şey değildir. Onun daha üstü, daha karmaşığı, daha tehlikelisidir. Sürekli isim değiştirerek kendisini gözden kaçırmayı amaçlayan örgüt bu defa KCK olarak karşımıza çıkmaktadır. BDP, KCK denilen yapının sadece legal(?), siyaset alanını örgüt adına değerlendirmeye çalışan bir derneğidir. Eğer bir şematik yapı varsa BDP KCK altında faaliyet gösteren kurumlardan sadece birisidir. 

    BEYAZ KORUMA DEŞİFRE EDİLMELİ

    -Örgüte bir kısım yazar ve aydının yanı sıra güvenlik birimleri içinden de, sırf beğenmedikleri iktidarı yıpratmak için destek sağlayanlar çıkabiliyor. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?

    Maalesef “heronlar dursun!” diyen, şehit sayısını artırmak için ihanetler içinde bulunan, kendi askerini kendi döşediği mayına süren, örgüte yol açan, bazen görmezden gelen beyaz bürokratlar vardır. Bu ilişkiler, bağlantılar, “beyaz koruma” deşifre edilmeden, ortaya konmadan, sorgulanmadan terörle mücadelede başarılı olmanın imkanı yoktur. KCK denilen örgütün devlet yapılanması da “beyaz koruma” altındadır. Dışarıyla bağlantılı, sistemin iç dengelerini manipüle eden, belirli aralıklarla demokrasiyi dizayn eden, stratejik ve kritik kurumlarda, birimlerde konuşlu “beyaz” efendiler etkisiz hale getirilmeden memleketteki pek çok problem bitmez. KCK’ya birilerinin kalkan olmasını da bu çerçevede değerlendirmek gerekir. Bu beyaz kesimler bütün darbelere ve darbe planlarına, sosyal mühendisliklere, kaos hedefleyen pek çok provokasyona müdahildir.

    -“Beyaz koruma”dan, “beyaz kesimler”den kastınız nedir?

    Beyaz kesimlerin kim olduğunu, “beyaz” tanımı içine kimlerin girdiğini bizzat muhataplar ve konuyla ilgilenenler bilirler.    

    BAZI AYDINLAR DA BUNLARIN ARKASINA TAKILIYOR

    -Ersanlı’yı sahiplenmenin altında bir “siyasi düşünce birlikteliği”nin yattığını söylemek mümkün mü?

    Bahsettiğim gibi siyasi bir birliktelikten öte bir renk, sınıf birlikteliği söz konusu diye düşünüyorum. Bir kısım beyaz aydınlar kendi renktaşları bu tür aydınları koruma güdüsü ile harekete geçiyor, kamuoyu oluşturmaya çalışıyorlar. Beyaz efendilerin niyetlerinden, örgütle ilişkisinden haberdar olmayan bazı (saf) aydınlar da bunların arkasına takılıyor, imza kampanyalarına katılıyorlar. Bir aydını koruduklarını, demokrasi mücadelesine katkıda bulunduklarını sanıyorlar. Bazı medya grupları ve gazeteler, gazeteciler de bunlara kampanya halinde destek veriyorlar...

    AÇIKLAMALARINDAN KORKANLAR

    ÖLDÜRMÜŞ OLABİLİR

    -Kozinoğlu’nun ölümü nedir?

    Kozinoğlu’nun itirafçı olmayı kabul ettiği ve bazı açıklamalarda bulunacağı, 10 gün sonra da mahkemeye çıkacağı biliniyor. Bazı gerçekleri söylemesinden korkanlar onu öldürmüş olabilirler. Bu ülkede bazı gerçeklerin ortaya çıkması ihtimaline binaen işlenen karanlık pek çok cinayet vardır. Bunlardan birisi de örgütün içerideki destekçileri üzerine araştırmalar yapan ve kitap çıkarmaya hazırlanan Uğur Mumcu’nun öldürülmesidir. Ne hazindir ki onu öldürenler bu ölümden bir de “irtica” malzemesi çıkarabilecek kadar bu ülkede etkin ve baskındırlar. yeniakit

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • O manzaralar içimizi sızlatıyordu06 Ekim 2012 Cumartesi 12:50
  • Sucuk ve Salamı karıştıramayacaklar06 Ekim 2012 Cumartesi 12:48
  • 56 yaşındaki ev hanımının yaptığı pes dedirtti!06 Ekim 2012 Cumartesi 12:47
  • Şehit yakınlarına internet indirimi06 Ekim 2012 Cumartesi 12:39
  • Bir top mermisi daha düştü!06 Ekim 2012 Cumartesi 11:51
  • Bisküvi kutusundan tarih çıktı06 Ekim 2012 Cumartesi 10:58
  • Nevşin Mengü rövanşı böyle aldı!..06 Ekim 2012 Cumartesi 10:56
  • Bu haberi okumadan yola çıkmayın06 Ekim 2012 Cumartesi 10:40
  • 4+4+4ün gerekçeli kararı Resmi Gazetede!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:39
  • Başbakan Erdoğanın arıyla imtihanı!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:37
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim