• BIST 107.458
  • Altın 142,495
  • Dolar 3,5515
  • Euro 4,1343

    'Kars'lılar heykele sahip çıksın'

    04.02.2011 09:20
    CHP'li hukukçu Milletvekili Atilla Kart, direnişin anlamını şöyle açıklıyor:
    Karslılar heykele sahip çıksın
    'Kars'lılar heykele sahip çıksın' 'Kars'lılar heykele sahip çıksın' 'Kars'lılar heykele sahip çıksın'

    CHP'li üyelerin Anayasa ve Adalet Komisyonlarından istifa edip, halkı 'direniş'e davet etmesi ortalığı karıştırdı. Başbakan Erdoğan 'bu eşkıyalıktır' diyerek çok sert tepki gösterdi. CHP'li hukukçu Milletvekili Atilla Kart, direnişin anlamını şöyle açıklıyor: 'Gizli tanık terörüne karşı çıkın, postmodern darbeye tavır koyun. O heykeli yıktırmayın. Yapılanları sorgulayın.'

    CHP'nin Anayasa ve Adalet Komisyonları'na üye 10 milletvekili, partinin Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi'yle birlikte kameraların karşısına geçip halkı direnişe çağıran bir bildiri okuyunca ortalık karıştı. Yargıtay, Danıştay, Anayasa Mahkemesi tasarılarını Nazi Almanyası'ndaki gelişmelere benzeten CHP'liler komisyonlardan istifa edip toplumu, 'meşru zeminde direnmeye' çağırdı. Başbakan, ana muhalefete 'Eşkıyalık yapıyorsunuz!' diyerek tepki gösterdi. Bildiriyi kaleme alan, CHP'nin 'Yolsuzluk Masası' sorumlusu Konya Milletvekili, hukukçu Atilla Kart'la, Meclis'teki küçük odasında, yolsuzluk iddialarıyla dolu yüzlerce dosyanın arasında konuştuk. 'Arkadaşlarımızla hazırladığımız o metnin arkasındayız' diyen Kart, 'direniş' çağrısının ne anlama geldiğini anlattı...

    - Halkı direnişe çağırma fikri nasıl oluştu?

    Yargıtay, Danıştay ve Anayasa Mahkemesi tasarılarının görüşülmesi arifesinde Adalet ile Anayasa Komisyonları'nın üyeleri olarak Grup Başkanvekilimiz Akif Hamzaçebi'nin başkanlığında toplandık. Bu çalışmayı yapmaya karar verdik.

    - Kılıçdaroğlu'nun haberi var mıydı?

    Evet. O da yargıyı doğrudan siyasi iktidara bağımlı hale getiren sürecin, demokraside onarılması mümkün olmayan sonuçlara yol açtığını ve bu konuda meşru zemin içinde her türlü mücadeleyi vermemiz gerektiği yönünde değerlendirmesini yaptı, talimatlarını verdi.

    BAYKAL DA ÇAĞRI YAPMIŞTI

    - 'Direniş'ten neyi kastediyorsunuz? Tunus ve Mısır'daki gibi ayaklanmayı mı?

    Beş sayfalık metnimiz gayet açık ve metnin arkasındayız. Siyasi iktidar, Başbakan, birileri bu süreci istismar ediyor. Düşüncelerine saygı duyduğumuz bir bölüm aydınımızın da sanki halkı isyana davet ediyormuşuz gibi değerlendirmelerini kabul etmiyoruz. 26 Ocak'taki çağrımızı, Haziran 2005'te Deniz Baykal da grup toplantımızda ifade etmişti. Sayın Baykal da halkı göreve çağırmıştı.

    PROTESTO, SORUMLULUKTUR

    - 'Halkı göreve çağırmak' ne anlama geliyor?


    Bu, yurttaşların haklarına sahip çıkmaları ve sorumluluklarının gereğini yapmaları çağrısı. Demokrasi ve milli irade sadece Meclis çalışmalarından ibaret değildir. Halk, sivil toplum örgütleri, öğrenciler, üniversiteler de vardır. Toplantı, gösteri, yürüyüş haklarını kullanırlar. Demokrasinin özü budur. Protesto etmek, hak olduğu kadar bir sorumluluktur. Bu haklarını anayasal zeminde kullanmalarını talep ediyoruz.

    BARIŞÇI EYLEMLER DİYORUZ

    - Sokak gösterilerinden mi bahsediyorsunuz?


    Çağrımızın, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ndeki 'İnsanlığın zorbalık ve baskıya karşı son yol olarak ayaklanmaya başvurmak zorunda bırakılmaması için insan haklarının hukukla korunması gerektiği' şeklinde değerlendirilmesi gerekir. baskı rejimi varsa, faşizm kurumsal hale gelmek üzereyse, demokratik haklara sahip çıkmak adına anayasal ve meşru zeminlerde direnme hakkı doğar. Yaşamın her alanında, şiddet kullanmayan, sivil itaatsizlik içeren barışçı protesto eylemleri yapma hak ve sorumluluğundan söz ediyoruz.

    - Akıllara 'Cumhuriyet Mitingleri' geliyor...

    Cumhuriyet mitingleri demokratik bir hakkın kullanılmasıdır. Provokatif birtakım sızmalar varsa o hakkın özüne dokunmadan idari ve adli süreci işletmek hükümetin sorumluluğundadır. Ancak anayasal bir hakkın kullanılmasını engelleyemezsiniz!

    500 KİŞİLİK İLLEGAL KARARGåH!

    - Halkın neye karşı çıkmasını istiyorsunuz?


    En basitinden, gizli tanık terörüne tepki göstermeli. 4 Mayıs 2007'de Dolmabahçe'de sivil-asker işbirliği ile gerçekleştirilen postmodern darbeye tavır koymalı. Türkiye'nin iletişim ve güvenliğinin karanlık odaklara teslim edilmesine karşı çıkmalı. Çevre ve doğa katliamına tavır koymalı. 5 Kasım 2007'deki Bush-Erdoğan görüşmesinden sonra Türkiye'de istihdam edilen yabancı istihbaratçı sayısının 500'e ulaştığı ifade ediliyor. İçişleri Bakanı'na soruyoruz, 'Ben de bilmiyorum' diyor. 'Sen taşeron Bakan mısın' diyoruz.

    - Türkiye neden sorgulamıyor?

    Son yıllarda tartıştığımız darbe iddiaları soyut olarak son derece ciddi. İcrai anlamda hazırlık hareketini gerektiren olaylar ama bakıyorsunuz, MİT'in, İçişleri ve Genelkurmay istihbaratın haberi yok. Ancak bir yerlerden bir şeyler servis ediliyor topluma.

    500 kişiyle bağlantılı illegal bir karargah mı var?

    - 'Görevlerini yerine getiremeyen milletvekilleri sine-i millet yerine, sorumluluklarını, dokunulmazlık zırhı olmayan halka havale etti' diye eleştirildiniz...
    Milletvekillerinin, kürsü dokunulmazlığı kapsamındaki dokunulmazlığı, halkın anayasal haklarının korunması için teminattır. Şartlar zorunlu kılarsa sine-i millet kararı elbette merkez yetkili organlarımız tarafından değerlendirilir.

    - Kars Belediye Meclisi, Başbakan'ın 'ucube' dediği anıtı kaldırma kararı aldı.

    Başbakan'ın durduk yerde bunu dile getirmesi hem demokrasi anlayışındaki sığlığını hem de gündem saptırma yöntemini gösterir. O heykele sahip çıkma noktasında, Kars halkını iradesini ortaya koymaya davet ediyoruz.

    - Stadyumdaki ıslık bile soruşturulurken siz eylem çağrısı yapıyorsunuz...

    İspanya'da faşist diktatör Franco rejiminde stadyumlar toplumsal muhalefetin deşarj aracı olarak kullanılırdı. Başbakan Franco'dan da geriye gidiyor. İnsanlar stadyumlarda ıslıklama da yapabilirler, gelen siyasilere sırtlarını da dönebilirler. Doğal protestoyu ve tezahüratı baskılamak isteyen anlayışın demokrasiyle ilgisi olamaz.

    YSK GÖREVİNİ YAPMALI

    - İlk kez uygulanacak Seçim Yasası var. Örneğin, partiler sonuçları aynı anda öğrenecek...


    Bilgisayar ağı kurulacak. Bu olumlu bir gelişme ama birleştirme tutanakları aşaması geçildikten sonraki nihai sonuçlar aktarılacak bilgisayarlara... YSK'nın devre dışı bırakıldığını, seçimin güvenliğinin İçişleri Bakanlığı'na bağlı Nüfus İşleri Genel Müdürlüğü'nün inisiyatifine, parti ve cemaat memuru anlayışına bırakıldığını biliyoruz. YSK'yı anayasadan doğan görev ve sorumluluklarını yapmaya bir kez daha davet edeceğiz.

    - Seçmen kütükleriyle ilgili itiraz, Danıştay'da hala sonuçlandırılmadı...

    YSK'nın sandık sonuçlarını internet ortamında yayınlamaması sebebiyle açtığım dava da var. Kendi örgütümüz vasıtasıyla aldığımız sonuçları, YSK'nın ilan ettiği sonuçlarla karşılaştırmak istiyoruz. Bu bile engelleniyor.

    - Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, yüksek yargı ve CHP'yi eleştirdi...

    Vah o Türkiye'nin haline ki, hukukçu olmayan bir Anayasa Mahkemesi başkanına mahkum olmuş durumdadır! Kendisi, bu iktidarın yaratmak istediği yargıç prototipidir.

    - Aleyhinizde açılmış kaç dava var? Başbakan hiç kazandı mı?

    Dava sayısı 30'u geçmiştir. Hepsi reddedildi. 6-7 dava sürüyor. Başbakan'ın açtığı bir dava kabul edilmişti. Bir önergeye dayanarak soru sordum. Sanki ortada önerge yokmuş, gibi değerlendirdi mahkeme ama Yargıtay bozup mahkemenin suratına çarptı gerekçeyi.

    EŞKIYADAN HÜKÜMDAR OLMAZ!

    Bir ülkenin Başbakanı devlet nüfuzunu kötüye kullanmak suretiyle vatandaşlar arasında ayrımcılık, bölücülük yapıyorsa, demokratik hakkını kullanan yurttaşlarını tehdit ediyorsa kimin eşkıyalık yaptığı ortadadır. Eşkıyadan hükümdar olmaz, Başbakan da olamaz!

    4 - 5 PARTİLİ PARLAMENTO ZORUNLULUK

    İki partili parlamento yapısı Türkiye'nin sosyokültürel yapısına cevap vermiyor, yetmiyor. Türkiye'nin özellikleri göz önüne alınarak, 4'lü- 5'li parlamento yapısı, demokratik temsil açısından zorunluluktur. Bunun da en önemli ayaklarından biri yüzde 10 barajının kaldırılmasıdır. Buna karşı çıkan Başbakan'ın demokrasiden anladığının çoğunluk diktası olduğu ortadadır. Başkanlık sisteminin de Türkiye'nin şartlarına uygun olmadığı kanısındayım.

    ZEVAHİRİ KURTARMA DERDİNDE

    Başbakan aradan bir hafta geçtikten sonra zevahiri kurtarma gayretiyle Mısır Devlet Başkanı'na yönelik bir çağrı yaptı. Uluslararası camianın insanlık suçu işlemekten mahkum ettiği Sudan Devlet Başkanı El Beşir'in yakın ahbabı olanların demokrasi çağrılarının samimiyetine inanmak söz konusu olamaz.

    DEMOKRATİK HAKLAR ENGELLENEMEZ

    Emekçiler, sendikalar, Torba Yasa'yla ilgili demokratik haklarını kullanmak istiyor. Hükümet bu hakkı engelleyemez. Hükümet, anayasal hakların kullanılmasını engellerse yarattığı iklimde provokasyonlar başlar. Hükümet, provokasyonların hangi odaklardan kaynaklandığını bildiği halde bunları demokratik hakkını kullanmak isteyenlerin üstüne yıkar. Bu tipik bir faşizmdir.

    ÇELİK'İN DEMOKRASİ ANLAYIŞI FAŞİTÇE

    - AK Parti Gen. Bşk. Yrd. Hüseyin Çelik 'CHP yargıyı arka bahçesi olarak görüyor' dedi ve çağrınızı 'anarşi' olarak yorumladı.

    CHP'nin son 60 yıl içinde iktidar süresi 3 - 3.5 yılı geçmemiştir. Bu sürede CHP'nin bürokrasiye, yargıya egemen olması mümkün değildir. Anayasal hak ve özgürlüklerin kullanılmasını anarşi diye nitelemesi Çelik ve diğerlerinin demokrasi anlayışındaki zavallılığı, faşist anlayışı gösterir.

    - Bu yasayla Yargıtay'ın iş yükü hafifleyecek deniyor...

    Yasada bir madde var... Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu'nun yetkilerini sona erdirerek, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nı ekarte etmeyi, kendi kontrolü altına almayı, Deniz Feneri vb. soruşturmaların yol açabileceği sonuçları etkisiz kılmayı hedefliyor. Bunun Yargıtay'ın yükü ile ne ilgisi var?

    Özlem AKARSU ÇELİK / Akşam

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • Demirtaştan Akla Ziyan İddia!05 Ekim 2012 Cuma 08:37
  • Vekilin İsteği Başka!05 Ekim 2012 Cuma 08:36
  • Hüseyin Çelik: Panik yapmayın!04 Ekim 2012 Perşembe 20:18
  • Hüseyin Aygünden ilginç iddia04 Ekim 2012 Perşembe 20:07
  • MHPnin Neden Evet Dediği Belli Oldu04 Ekim 2012 Perşembe 14:46
  • Muharrem İnce Meclisi birbirine kattı04 Ekim 2012 Perşembe 14:44
  • CHPli heyetten ilk açıklama03 Ekim 2012 Çarşamba 22:45
  • Seçim teklifi komisyondan geçti03 Ekim 2012 Çarşamba 21:00
  • CHPden sağduyu çağrısı03 Ekim 2012 Çarşamba 20:55
  • BDPden ilk yorum Kaplandan03 Ekim 2012 Çarşamba 20:52
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim