• BIST 106.116
  • Altın 146,769
  • Dolar 3,5271
  • Euro 4,1394

    Kaderi biz yanlış biliyoruz

    10.07.2014 07:50
    Allah olmuş ve olacak her şeyi bilir. Bir küçücük elma çekirdeği düşünün; içinde kocaman bir ağacın fihristi var.
    Kaderi biz yanlış biliyoruz
    Kaderi biz yanlış biliyoruz Kaderi biz yanlış biliyoruz Kaderi biz yanlış biliyoruz

    Allah olmuş ve olacak her şeyi bilir. Bir küçücük elma çekirdeği düşünün; içinde kocaman bir ağacın fihristi var. Bir çekirdeği kodlayan Allah'ın, hayatın sonuna kadar olacakları bilmesi tabiidir. Kaza ise Allah'ın ezelde bildiği olayın zamanı gelince yaşanmasıdır.

    Prof. Dr. Faruk Beşer: 'alın yazısı' sözü sadece bizde var

    Faruk Hocam son dönemde özellikle Soma faciasıyla sık kullandığımız ifade oldu; Kader. Felaketlerde kader aramanın dindeki yeri nedir?

    Allah abesle iştigal etmez, hiçbir şey sebepsiz değildir. Bir şeyin bir tane de sebebi de olmayabilir. Patlama,deprem, fayhattı sebeplerden adi sebeplerdir. Ama asıl sebebi bilemeyiz. Kur'an-ı Kerim'de, pek çok kavmin, yaptıkları sebebiyle depremler, felaketler aracılığı ile helak olduğu haber veriliyor. Allah birisine bir kaza yaşatır onu kurtarır. Birine de imkan verir imtihanı kaybeder. Kaderi yanlış anlamamak lazım. Kaderi, ezelden Allah'ın her şeyi biliyor olması olarak bilmemiz..

    Bir çekirdekte kodlar mevcut

    Kaderiyye mezhebine göre Allah yazdığı için biz onu yaşarız. Böyle bir kader anlayışı bizde yok. Peygamberimiz bunu reddediyor. Mutezile ise kader diye bir şey yok, herkes kaderini kendi belirler diyor. Ortasında Ehl-i Sünnet dediğimiz İslam'ın ana damarı var. O da Eş'ari ve Maturudiyye.. Müslümanların yüzde 90'ını oluşturan damar. Bu anlayışa göre evet Allah ezelden her şeyi bilir. Ne olacaksa bilir. Çekirdek örneğini unutmayalım. Bilim de kabul ediyor ki bir çekirdek kendinden sonra gelecek ağaç ve çekirdeklerin bilgilerini kodluyor. Bu işte kader. Ama her çekirdekten ağaç olacak diye bir şey de yok, bir fidan çıkıyor biri kesiyor, öbürü kuruyor, ama onlar var orda. Kesilmeseydi o ağaç olacaktı mesela.. Hz. Adem'in siperminde bütün ademoğlunun hepsinin kodları mevcut.. Milyarlarca sonsuz bilgi var arada.

    Alın yazısı Araplarda yok

    - Kur'an'da 'İnsanın eceli gelince ne öne alınır, ne sona bırakılır' deniliyor..?

    Evet Allah bunu biliyor. Ehl-i Sünnet der ki; bildiğimiz sadece bir sebeple ölmeleridir. Bu sebepte payı olan insanlar var. Yanlış yapanlar, ihmali olanlar var. Bunlardan dolayı onu yakalar hesabını sorarız.

    Alın yazısı ne demek..?

    Araplarda 'alın yazısı' sözü yok. Bizde var. Kura'an'da buna delalet eden, 'Biz insanı alnından yakalarız' deniyor, bunun alın yazısı ve kaderle ne kadar alakası var bilmiyoruz tabii.

    - Ehl-i Sünnet'te nedir kader?

    Allah'ın olmuş ve olacak her şeyi bilmesi.. Bunlar bir ana hafızaya mı kayıtlı, lehv-i mahfuzda mıdır.. İlminde var olması mıdır. Bir küçücük elma çekirdeği düşünün; onun içinde kocaman bir ağacın fihristi vardır. O çekirdek elma ağacı oluyor, onun meyveleri olacak, o meyvelerin de çekirdekleri var. Bir çekirdeği kodlayan Allah'ın, hayatın sonuna kadar olacakları bilmesi tabiidir. Kaza ise Allah'ın ezelde bildiği olayın zamanı gelince yaşanmasıdır. Allah'ın bilmesi bunu zorlamıyor. Burada ihmaller vardır, insanların sebepleri vardır, Allah insaları cüz'i iradeleri çerçevesinde serbest bırakıyor. İnsanlar yanlış seçim yapmışsa Allah onları hesaba çeker.

    - Soma faciası bir İslam Hukukunun geçerli olduğu ülkede yaşansa idi o devlet ne yapardı?

    İslam hukukunun hakim olduğu ülkede, akile diye bir durum/kurum vardır. Her meslek erbabı(Madenciler, şoförler, doktorlar.. v.b) kendilerince oluşturulan bu kuruma üye olurlar. Meslek çeşitlerine göre şekillendirilebilir. Burada bir maden işletmcileri akilesi olacaktı. Barolar birliği gibi. Bu birliği devlet sadece kontrol edecekti. Böyle bir olay olunca da maden işletmecileri akilesi bundan sorumlu tutulacaktı. Bu insanlarımızın tamamına diyet ödeyeceklerdi. Bu diyet ortalama olarak bugün altın hesabı ile bir milyona yakın bir diyet olacaktı. Bunu maden işletmecileri birliği yani akilesi verecekti. Durum böyle olacağı için de o zaman maden işletmecileri birliği, kendi birliğine bağılı olan işyerlerinde sıkı denetim yapacaktı.

    Diyeti Akile heyeti ödeyecek

    Akil/sosyal güvenlik benim uzmanlık alanım aynı zamanda. Doktora tezim bu konuda, hesaplar çıkardım. İddia ediyorum; bu kurumların çalıştığı bir İslam ülkesinde şu anda Türkiye'de yaşanan trafik kazaları yüzde 10'a kadar düşebiliyor. Trafik akilesi oluyor, özerk bir kuruluş, parasını şoförler ve bu kuruluş kendisi vereceği için sıkı denetim yapıyor. Bütçesini üye olan şoförler vereceği için diğer şoförün hatasını affetmeyor. Aynı şekilde bir doktorlar akilesi olacak.

    - Bu diyet veya tazminat miktarı neye göre hesaplanıyor?

    Peygamberimiz belirlemiş, mesela bin dinar altın, 2000 kadar koyun, gümüş, deve farklı mallar söylemiş ki, zamanla harmanlansın diye.. 2000 koyun ne yapar mesela, tanesini 300 liradan saysanız 6 milyon lira yapar. Altınla hesap etseniz 400 bin yapar. Ortalamasını alırsınız bir milyon dersiniz mesela..

    - Ramazanda Müslümanların en fazla ihmal ettiği huhusları neler?

    Çok şey söylenebilir. Bir defa tevazu ihmal ediliyor. İsraf; yemeklerin ayyuka çıkması ve iftar ve sahurda tıkabasa yemek yenmesi.. Ramazan bir yeme mevsimine dönüştürüldü. Oruç mevsimi yeme mevsimi oldu.

    GÜZELLİK SİGORTASI CAİZ DEĞİL

    - En fazla sorulardan biri de sigorta.. Günümüzde onlarca çeşit sigorta var, bunlarda dini açıdan riskli olan var mı?

    Sosyal sigortalar var bir de özel ticari sigortalar var. Sosyal sigortalar devletin gözetiminde olan kişilerin, sosyal güvenlikde yararlandığı kurumlar. Mesela SGK. Ticari sigortaların alanı ise sınırsız. Ticaretinizden, evinizden, kasko dediğiniz araba sigortasına, güzzelik, göz rengini korumaya kadar her şeyi kapsıyor. Bunların pek çoğu caiz olamaz. 'Ben göz rengimi sigorta ettirmek istiyorum' diyorum ama sigorta eden bir şey yapmıyor, risk yok. Şirket ise para toplayıp faizle çalıştırıyor.

    Faizli sistem korunuyor

    Sigorta şirketlerinin topladığı paranın yüzde 80'ini devlet bloke ettiriyor. Bankadaki paraya faiz alırlar. Banka bu parayı çalıştırırsa bunun on katı faiz alıyor. Bankanın yan kuruluşu olan sigortada bu sözkonusu.. Bankası olmayan sigortalar bu yarışa giremezler zaten. Bankası olan sigorta çünkü on katı kazanıyor. Para toplamanın bir adı oldu. Bugünkü ticaret sigortalarının en büyük handikapı faizli sistemi korumaları. Bizim anlayışımızda ise tamamen bölüşümü esas alıyor sigortacılık. Toplanırız, havuz sistemi kurarız, kaza olursa zararı paylaşırız.

    Devlet alternatif sunmalı

    Devlet bize bu paraları bir yere yatırmayı şart koşar. Faizsiz bir yere yatırır nemalandırırız. Onun tüm kar ve zararı o parayı toplayan bireylere aittir. Yıl sonunda bakarız kar çok, bu defa primleri indiririz. Ya da başka bir yatırımla değerlendiririz. Mesela ben Malezya'da kaldım. Ayrılırken ödediğim primlerden epey bir para verdiler. Sigorta şart ama devlet sana faizsiz ve faizli alternatifi de sunuyor. Devlet sadece denetliyor. Kamu sigortaları caiz ama ticari sigortalar dinen riskli..

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim