• BIST 89.809
  • Altın 145,306
  • Dolar 3,6167
  • Euro 3,9083

    Kabuslardan kaçış yok!

    16.03.2012 19:42
    Kabuslardan kaçış yok!
    Curtis'in gördüğü fırtınalar kabus mu, yoksa gerçekten büyük bir fırtına mı yaklaşıyor? 'Sığınak', Curtis'in korku-paranoya dolu dünyasının tarvmalarını etkileyici bir şekilde gösteriyor.
    Kabuslardan kaçış yok! Kabuslardan kaçış yok! Kabuslardan kaçış yok!

    Tanıtımında ‘’Hem bir gerilim filmi hem aile draması hem de doğaüstü bir korku filmi’’ diye tarif ediliyor ‘Sığınak’ (Take Shelter). Çok da sıra dışı değil bu durum aslında, keza söz konusu bir aile ise gerilim de çıkar rahatlıkla, kabusa da dönüşür hikaye. ‘Sığınak’ da bundan fazlasını göstererek bir aileyi merkezine alıyor.

    Curtis’in Amerikan taşrasındaki hayatı görünüşte gayet huzurludur. Karısı ve kızıyla sıradan bir hayata sahiptir. Kızlarının işitme engelli olması düzenli hayatlarının tek sorunudur. Ama bir fırtına yaklaşır. Sadece Curtis’in kabuslarında olsa da, bir fırtına vardır. Onun dışında kimse fırtınayı göremez. Bu fırtına ya da kabuslar bir süre sonra Curtis’in hayatını mahveden bir gerçekliğe dönüşür. Gerçek ya da kabus fark etmez, Curtis için ufukta fırtına vardır ve bir an önce önlem alması gerekir.

    Curtis’in gördüğü kabus ve halüsinasyonlar evdeki huzurunu, işini, çevresiyle ilişkilerini darmadağın eder, hayatı alt üst olur. Bu kadar büyük bir korkuya sahip olunca herkes sığınacak bir şey arar ve Curtis için de bu sığınak gerçek bir sığınaktır. Artık hayatının merkezinde bahçelerindeki ‘sığınak’ vardır, tek kurtuluş; yapacağı bu sığınaktır, kızını ve eşini orada koruyabilir çünkü.
    Ama Curtis, korkuya saplanan çoğu insandan/karakterden farklı olarak kendinden de şüphelenir, annesi gibi şizofren midir acaba? Yoksa gördükleri gerçeğe dönüşebilir mi? Sırf bu ikilem bile Curtis’in ruh sağlığını bozmaya yeter. Hayatı tam anlamıyla beter bir şeye dönüşür. Uykularında bile kaçacak yeri yoktur. Zihnindekiler de, dışarısı da korkunçtur onun için ve en büyük sorunu da budur: nereye kaçabilir, hangisi daha tehlikeli, zihninden kurtulabilir mi yoksa fırtınadan kaçabilir mi?

    Yönetmen Jeff Nichols, Curtis’in bu korku-paranoya dolu dünyasını Amerikan taşrası üzerinden anlatarak sıradan, tek düze, dışarıya kapalı hayatların gerçeklerden ne kadar uzak olduğunu da gösteriyor. Büyük kentin sorunlarından, stresinden uzakta gözüken kasaba hayatı bir anda dağılabiliyor çünkü. Curtis kendi yaşamını mahvederken aslında gerçekler de ortaya çıkar; sigorta şirketlerinin foyası, sağlık sisteminin adil olmaktan uzak bozuk yapısı birer birer dökülür. Tıkır tıkır işliyor gibi görünen sistemin gerçek yüzü bir adamın delirmesiyle ortaya çıkar! Curtis’in başına yağan yağmuru çamura benzetebiliriz ama asıl ‘makine yağı’ olarak gördüğümüzde tüm parçalar daaha fazla anlam kazanır. Çarkın parçası bozulunca düzen de bozulur çünkü.

    Muğlak gerçeklik
    Filmdeki ‘gerçeklik’, bu yüzden son ana kadar muğlak. Curtis’in delirdiğini düşündüğümüz sahnelerde bile muğlaklık devam eder çünkü Nichols, toplumsal travmayı her sahneye yedirmeyi başarır. Curtis’in korkuları da, travması da bir toplumun, ülkenin yansımasıdır adeta. Curtis, gördüklerini ‘uyarı’ olarak tanımladıkça ailesini korumaktan başka bir şey düşünmez. Gördükleri uyarıdır onun için. Korku imparatorluğunda yaşıyorsanız ‘uyarı’lara isteyerek ya da istemeyerek anlam verirsiniz. 11 Eylül’le birlikte Amerika’da hortlayan ve toplumun bütün katmanlarına sirayet eden/ettirilen bütün korkularda olduğu gibi. Bunu anlamak için fazla uzaklara gitmeye gerek olmadığını bile görebiliriz…

    Sığınak, toplumsal travmayı, küçük bir kasaba üzerinden etkili bir şekilde gösterirken, hem Curtis’in zihnine bizi sokmayı başarıyor hem de güçlü alt metinleriyle asıl meselesini seyirciye sorgulatmayı başarıyor. Çok tartışılan finaliyle de (finalle ilgili birbirinden çok farklı yorumlar yapıldığını belirtmek gerekiyor) hikayesinin sadece başkarakter açısından değil sistem üzerinden okunması gerektiğinin altını çiziyor. Yönetmen Nichols, çok katmanlı metni ustalıkla perdeye aktarırken psikolojik-gerilim türünün de en iyi örneklerinden birini veriyor.

    Take Shelter (2011)
    Yönetmen: Jeff Nichols
    Senaryo: Jeff Nichols
    Oyuncular: Michael Shannon, Jessica Chastain, Shea Whigham, Tova Stewart
     

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • Yine kamera karşısına geçiyor01 Ekim 2012 Pazartesi 23:22
  • Örümcek Adam devam ediyor01 Ekim 2012 Pazartesi 23:21
  • Cennetteki Çöplük filminin galası yapıldı29 Eylül 2012 Cumartesi 23:20
  • En korkunç ölüm sahnesi Türklerin29 Eylül 2012 Cumartesi 11:15
  • Oscara aday Türk filmi27 Eylül 2012 Perşembe 11:53
  • Türkiyenin Oscar adayı belli oldu26 Eylül 2012 Çarşamba 17:43
  • Moskova film için acele ediyor25 Eylül 2012 Salı 07:23
  • Doğum yapmış kadın rolü için kilo aldı24 Eylül 2012 Pazartesi 18:48
  • Türk sinemasının acı kaybı23 Eylül 2012 Pazar 20:52
  • Kozada ödüller bugün veriliyor22 Eylül 2012 Cumartesi 09:38
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim