• BIST 98.704
  • Altın 143,651
  • Dolar 3,5664
  • Euro 3,9900

    Joyce'un gözüyle edebiyatçılar

    17.07.2009 14:35
    Joyceun gözüyle edebiyatçılar
    Klasik edebiyat anlayışını yıkan eseri Ulysses ile edebiyatta yeni bir dönem başlatan sinir bozucu gerçekliğin temsilcisi Joyce, gizli evreninde klasik yazarları nasıl yerden yere vurmuştu?
    Joyce'un gözüyle edebiyatçılar Joyce'un gözüyle edebiyatçılar Joyce'un gözüyle edebiyatçılar

    Arthur Power heyecanlı, genç bohem bir ressamdır. Askerlik döneminde bile tutkuyla bağlı olduğu kitapları nerede bulsa okumuştur. Ülkesi İrlanda"yı terk edip, Avrupa"nın sanat başkenti Paris"e yola çıktığında hayalini kurduğu bir hayatın kapısını aralayacak, sanat ve edebiyat dünyasından birçok isimle buluşacaktır. Paris"te bir gazetede sanat eleştirmenliği yapan Power"un James Joyce ile tanışması da bu döneme rast gelir.

    Timaş Yayınları"ndan çıkan Arthur Power"un “James Joyce- Büyük Yazarın Gizli Serüveni” adlı kitabı Asude Savan"ın çevirisi ile okurla buluştu.

    Arthur Power"un hayranlık duyduğu kent Paris"te James Joyce ile konuşmalarını içeren kitapta ünlü yazar James Joyce"un İngiliz, Rus ve Fransız edebiyatına dair düşüncelerini okuyacak; Joyce"un, en ünlü eseri Ulysses"in, gerçeklik algısının arka planında yatan düşüncelerine tanık olabileceksiniz…

    20. yüzyıl edebiyatını derinden etkilemiş ve yayınlandığı dönemde büyük yankı uyandırmış Ulysses"in bugünün “klasik eserler” kategorisinde yer alan kitapları zaman zaman ne kadar acımasız eleştirdiğine şahitlik edeceksiniz…

    Arthur Power kitaba yazdığı "sunuş"ta Joyce"a ilişkin şu cümleleri kurar “ Böyle yetenekli bir adam hakkında bir fikir vermek için insanın, onunkine eşit bir yeteneğe sahip olması, zamanın sosyal ve psikolojik değişimlerini onun gibi derin bir biçimde idrak edebilmesi ve bunları dile getirebilmek için onun sahip olduğu, adeta ızdırap veren kabiliyete benzer bir kabiliyete sahip olması gerekir.”

    Power, Joyce ile bir sohbeti esnasında “edebiyatın gerçeğe dayalı mı yoksa sanatsal olması gerekir?” sorusuna; “Hayatın ta kendisi olmalıdır. Genliğimde hiç alışamadığım şeylerden birisi hayat ile edebiyat arasındaki farktı” diye cevap verir.

    Romantik olmayan değerli bir sanat eserinin var olup olmadığını sorgulayan Power"a “hayatı dikkatle inceleyen bir entelektüel bakış açısı var ve artık beni de en çok ilgilendiren konu da bu; özünde yanlış bir tutum olan hayatı romantizmle şişirmek yerine, hayatın gerçeğinin tortusuna inmek.” Power "Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi" adlı kitabında romantikten daha iyi yazıyordunuz demesine Joyce "Ulysses"ten örnek vererek “O gençlik dönemimim kitabıydı fakat Ulysses, olgunluk döneminin kitabı ve olgunluk dönemimi gençliğime tercih ederim. Ulysses daha tatmin edicidir ve daha iyi çözümlenir çünkü gençlik bir ıstırap dönemidir ve bu dönemde insan hiçbir şeyi net olarak göremez. Fakat Ulysses"te hayatı daha net ve galiba bir bütün olarak görmeye çalıştım. Çünkü Ulysses her zaman benim kahramanım olmuştur. Evet ıstırapla geçen gençliğimde de kahramanımdı fakat bunu söze dökmek için gerekli olan dengeye ulaşmak ömrümün yarısını aldı çünkü gençliğim son derece zorluydu, acılı ve zorluydu….”
    …

    Power"un hatıralarından bazı kesitler…

    Joyce, bohemlerle alakalı her şeyden nefret ediyordu ve yaşam biçimlerini küçümsediğini her zaman belli ederdi. Bir seferinde, tatillerde nereye gitmeyi sevdiğini sorduğumda hiç beklemeden cevap verdi. “Dürüst insanların hayatlarını dürüst bir şekilde kazanabildiği yerlere… ”

    Ünlü bir adam olmasına rağmen yaşadığı hayat, sosyal anlamda düşünüldüğünde bir münzevinin hayatı kadar kapalıydı.

    Sık sık açtığım din ve insanın ölümünden sonra varlığını sürdürmesi konusunda kati sessizliği beni o kadar meraklandırıyor ve hatta sinirlendiriyordu ki bir gün Odeon Tiyatrosu"nun önünden geçerken bu konu açılmıştı, onu sokağın bir köşesine çektim ve doğruca şu soruyu sordum:

    - Ölümden sonra bir hayat olduğuna inanıyor musunuz?

    Birden ciddileşmeme bozulmuş, kendini benden çabucak kurtarmıştı; ince omuzlarını silkerek şöyle cevap verdi:

    - Bu dünyaya pek değer vermiyorum

    Ve konuyu kapadı; böylece ben de ondan bu konuda hiçbir zaman dolaysız bir cevap alamayacağımın farkına vardım…

    Joyce"un Rus Edebiyatı"na Dair Düşünceleri

    Puşkin"in "Yüzbaşının Kızı" kitabıyla ilgili Joyce"un düşüncesi şöyleydi:

    “Zannederim bu kitap kendi zamanı için iyi bir kitaptı. Fakat Puşkin"i kesinlikle örnek almazdım çünkü insanlar günümüzde çok daha karmaşık bir hale geldi ve haydutlar, cesur subaylar ve tehlike içindeki kızlar gibi basit heyecanlardan daha çoğunu talep ediyor. Modern yazarın karşı karşıya olduğu başka sorunlar var, daha derin ve daha değişik sorunlar. Biz gizli olanları bulmak için köşe bucağı araştırıyoruz; ruh halleri, atmosfer ve yakın ilişkiler günümüz yazarlarının konularıdır.”

    Romantik klasizmi eleştiren Joyce Ulysses"le yeni bir yol açtığını şöyle aktarıyor:

    Tolstoy"lar Dostoyevski"ler, Ibsen"ler; edebiyata yeni bir şeyler katan kişiler. Sizin hayran olduğunuz romantik klasizme gelince, Ulysses"le baştan aşağı değişti; ben yeni bir yol açtım ve siz bu yolu gitgide daha çok kişinin takip edeceğini göreceksiniz. Aslında bu eser edebiyatta yeni yönelimin –yeni realizmin- başlangıcı olarak belirlenebilir; Ulysses"i eleştrimenize rağmen kabul etmeniz gerekir ki bu eserle edebiyatı asırlık prangalardan kurtardım.

    Turgenyev gibi yazarları da eleştiren Joyce; “Edebiyatın amacı anlamaktır fakat insanoğlunun en hayati amaçlarını göz ardı etmeye devam edersek onu nasıl tanıyabiliriz” der.

    ÇEHOV VE DOSTOYEVSKİ İÇİN NE DÜŞÜNÜYORDU?

    Rus edebiyatından beğendiği iki isim Çeho ve Dostoyevski için Joyce"un düşünceleri şöyledir:

    O dönemden en çok beğendiğim yazar Çehov"dur. Çünkü edebiyata yeni bir şeyler katmıştır; bir oyunun belirli bir başlangıcı, belirli bir ortası ve belirli bir sonu olmasını ve yazarın ikinci perdede bir doruk noktasına varıp sonunda da bunu çözüme kavuşturmasını gerektiren klasik düşünceye karşılık olarak bir drama anlayışını edebiyata katmıştır. Fakat bir Çehov oyununun başlangıcı, ortası sonu yoktur; bir doruk noktasına da varmaz…Çehov harici olan uygun önem seviyesine çeken ilk oyun yazarıdır ve yine de son derece üstünkörü bir dokunuşla trajedi, komedi, karakter ve tutkuyu ortaya çıkarabilir…

    Joyce"a göre modern nesri başkalarından çok Dostoyevki geliştirmiş ve kuvvetini günümüzdeki boyutuna yükseltmiştir. Yazar Dostoyevski ile ilgili olarak şunları söyler: Bazı insanların Dostoyevski"nin tuhaf hatta deli olduğunu düşündüğünü biliyorum fakat eserlerinde kullandığı dürtüler, şiddet ve arzu, edebiyatın bizzat nefesidir…

    Siz Dostoyevski"nin yazdıklarına delilik diyebilirsiniz. Fakat Dostoyevski"nin dehasının sırrı orada saklı olabilir. Hamlet deliydi, dolayısıyla da müthiş bir oyun ortaya çıktı, Yunan tiyatrolarındaki bazı karakterler de deliydi; Gogol deliydi. Fakat ben aşka gelme demeyi tercih ediyorum; belki de deliliğin içine karışıp kaybolabilecek bir aşka gelme. Aslında tüm büyük adamlarda o damar vardır; büyüklüklerinin kaynağı budur; makul bir adam hiçbir şey elde etmez…

    Realizm ve Romantizm

    Power; Plutarkhos"un “Hayatlar” kitabını okuduğu dönemde "Antoniu ve Klopatra"ın Hikayesi" bölümündeki heyecanını Joyce"a aktardığında aldığı cevabı şöyle ifade ediyor…

    “Evet” dedi Joyce, “Ölümden korkmamıza neden olan Hrıstiyanlık"tır; şimdilerde insanoğlu iki yarım halde yaşıyor, yaşama arzuları ölüm korkularıyla hafifliyor ve artık hangi yöne bakacağımızı bilmiyoruz. Sonuç olarak da ikiyüzlülük, hem sosyal hem de özel hayatımızı bastırıyor. Purtperestler ölümü, yaşamı karşıladıkları kadar cesur bir şekilde karşılamıştır; felsefeleri "bir hayat bir ölüm" olmuştur…”

    Bir yazarın sanatçılar için yazması gerektiğini söyleyen Joyce; yazarın eserinde sağlam bir gerçeklik temeli bulunması gerektiğine dikkat çekiyor….

    Power"ın klasik edebiyat tarzını savunuşundaki ısrarına Joyce yine gerçekliği işaret ederek şu cevabı veriyor:

    “etrafımız gizemle çevrili olduğundan bu tarz bana hep yetersiz gelmiştir. Gerçeklere çok güzel bir şekilde değinebilir fakat iş gerçeklere, hayatın her şeyi yöneten gizli akımlarına geldiğinde orkestrayı o yönetemez çünkü hayat karmaşık bir sorundur. Klasik ve çağdaş edebiyat arasındaki farkın, nesnel ile öznel arasındaki fark olduğunu söyleyebilirim: klasik edebiyat insan kişiliğinin şafağını temsil eder; çağdaş edebiyat ise alacakaranlıkla, etkin akıldan çok edilgen akılla ilgilenir. Klasik akım taraftarlarının fiziksel dünyayı son sınırına dek keşfettiğini hissederiz ve artık gizli dünyayı, görünüşte katı olan yüzeyin altındaki alt akıntıları keşfetmeye can atıyoruz. Fakat eğitimimiz klasik düşünceye dayandığından çoğumuz edebiyatın ne olması gerektiği konusunda ve sadece edebiyatın değil hayatın da ne olması gerektiği konusunda sabit bir fikre sahibiz. Ve biz çağdaşlar tahrifle suçlanıyoruz fakat bizim edebiyatımız klasik edebiyattan daha çok tahrif edilmiş değildir. Bütün sanat türleri bir anlamda etkili olabilmek için bazı noktaların abartılmasının gerekmesi bakımından tahrif edilmiştir ve insanlar zamanla bu sözde modern tahrifi kabul edecek ve hakikat olarak görecektir… Hayal gücü ve cinsel güdü ebedi niteliklerdir ve resmi hayat ikisini de bastırmaya çalışır. Bu çatışmadan modern hayat fenomeni doğar.”

    GİDE JOYCE'UN ÖVDÜĞÜ TEK YAZAR

    Fransız Edebiyatı"nda Joyce"un Andre Gide büyük bir hayranlık duyduğunu söyleyen Power, Gide"nin Joyce"un gerçek bir coşkuyla övdüğünü duyduğu tek Fransız, hatta tek çağdaş yazar olduğunu belirtiyor.

    Diğer bir Fransız yazar Proust konusunda övgülerini Joyce ağzından Power şöyle aktarıyordu:

    “Onu okurken daha dikkatli olmanız gerekir çünkü Proust en iyi çağdaş Fransız yazardır ve şüphesiz hiç kimse modern psikolojiyi bu kadar ileri veya bu kadar iyi bir noktaya getirmemiştir… ”


    Power"ın romantik Fransız yazarları ile ilgili ısrarına Joyce bir başka Fransız yazarı Stendal"ı örnek vererek, gerekçesini şöyle açıklıyor…

    “İlla ki romantik Fransız yazarlardan birine hayran olmanız gerekiyorsa neden Kırmızı ve Siyah ve Parma Manastırı gibi eserleri yazmış olan Stendal gibi bir yazara hayranlık duymuyorsunuz? Tutku, onun varoluş amacı ve şüphesiz tüm romantiklerin de inancıdır-tutkular aracılığıyla aşka gelme.”

    Joyce"un romantik eseri olarak nitelediği “Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresini” Arthur Power"ın "konuşmayı tercih ederim" sözleriyle gündeme getirdiği bir konuşma esnasında Joyce şu cevabı verir…

    “Tecrübe Cehenneme iniştir ve Ulysses de böyle bir iniştir çünkü insan hep gençlik çağında olamaz. Ulysses bir tecrübe adamıdır. Bu birliktelikten, ruh ve cismin bu birlikteliğinden mizah ortaya çıkar çünkü Ulysses esasen mizahi bir eserdir ve hakkındaki mevcut eleştirel karmaşa sona erdiğinde insanlar bu eseri olduğu gibi görecektir.”

    Joyce"a göre, bir insanın dehası karalamalarda yatar; asıl yeteneği rastgele eylemlerinde yatar. Herhangi birimizin kahramanları kontrol edemeyeceğini savunan Joyce; Bu kahramanların tıpkı sesimiz ve yürüyüşümüz gibi insan kişiliğinin senaryosu olduğunu söyler. Aklımızdan hiç çıkmıyan güzelliğe joyce"un getirdiği yorum ise ilgintir. Joyce"a göre günümüzün yeni estetiği bakımından “sadece çirkin olanın güzel” olduğunun söylenebileceğini iddia eder.

    Medeniyet ve Sanat

    Amerikan edebiyatının henüz yeterince gelişmediğini belirten Joyce; “bir edebiyat meydana getirilebilmesi için, bir ülkenin öncelikle kendine özgü bir tarzı olması, başka bir deyişle bir kokusu olması gerekir. Bir ülkeye ilk gittiğinizde fark ettiğiniz ilk şey ne olur? Medeniyetin ölçüsü olan kokusudur ve edebiyatına sızan da bu kokudur… Gerçek Amerikalı yazarlar şimdiye dek ikinci derecede önemli yazarlar olarak kalmıştır ve değerli bir eser üretmelerine daha uzun bir süre vardır. Bence birkaç savaşa daha ihtiyaçları var. Hiçbir şey bir ulusu savaş kadar olgunlaştıramaz çünkü savaşta insanlar aniden ve şiddetle yokluğa itilir. Aslında dünyadaki en iyi sanat eserlerinin bir kısmı savaş koşullarında ve bizzat asker olan kişiler tarafından üretilmiştir ” der.

    Ulysses

    Kendi eseri ile ilgili olarak Joyce"un; düşünceleri bir İrlandalı olarak, İrlanda edebiyatına katkılarını şu şekilde özetler:

    Bu eserde İrlanda nesrini, uluslar arası başyapıtların düzeyine çıkarmaya ve İrlanda dehasını eskizsiz bir biçimde temsil etmeye çalıştım. Ulysses"in dünyadaki önemli kitaplar arasında sayılacağını umuyorum çünkü kendine has bir tarzda tasarlanmış ve hazırlanmıştır… Ben doğal bir şekilde entelektüel bir temele karşı duygusal bir temelde yazmaya çalıştım.”

    Gerçeğe ne kadar bağlı kalır ve doğru bir izlenim vermeye çalışırsak önemli olan şeyden o kadar uzaklaşırız…Önemli olan ne yazdığımız değil nasıl yazdığımızdır ve bana göre çağdaş yazarın her şeyden önce maceraperest olması, her türlü riski almaya gönüllü olması ve gerekirse çabasında saplanıp kalmaya hazır olması gerekmektedir. Diğer bir deyişle tehlikeli bir şekilde yazmalıyız: Günümüzde her şey akmaya ve değişmeye meyillidir ve geçerli olması için çağdaş edebiyatın bu akıntıyı dile getirmesi gerekir.

    Klasizm soyluların sanatıdır ve tıpkı soylular gibi klasizmin de modası geçmiştir. Klasizm de kokular yalnızca hoştur fakat ben diğer kokuları tercih ettim. Bence bir kitabın önceden planlanmaması; kişi kitabı yazarken kendi kendine , insanın kişiliğin devamlı duygusal telkinlerine bağlı olarak oluşması gerekmektedir.

    Aslında idealizm insanlığın mahvı olduğu söylenebilir ve eğer ilkel insanların yapmak zorunda olduğu gibi gerçeklerle yaşasaydık, çok daha iyi durumda olurduk. Biz bunun için yaratılmışız. Doğa pek romantik değildir. Ona romantizm yükleyen biziz ki bu yanlış bir tutumdur, bencilliktir ve tüm bencillikler gibi saçmadır… Bugünlerde ilkel insanlara bu kadar hayran olmamızın sebebi budur. Gerçekçiydiler-ki sonunda gerçek hep galip gelir.

    Bir yazara, eseri mantıksal olarak tasarlamadığı için hata bulmak bence zayıf bir eleştiridir çünkü sanatın hedefi gerçekleri anlatmak değil bir duyguyu aktarmaktır… Aslında çağdaş akımlara dayanarak bakıldığında tüm sanatlar sanki müzikten ayrılıyor gibi görünür. Şu anda yazdığım eseri de tamamen bu amaç yönlendiriyor çünkü insan gerçeklere ne kadar sıkı bağlanırsa kendisini o kadar sınırlandırmış olur. Bu gerçeklerin ruhu yönlendirmesi değil ruhun gerçekleri yönlendirmesidir.”

    Arthur Power"un James Joyce"u anlattığı “James Joyce- Büyük Yazarın Gizli Evreni” isimli 144 sayfadan oluşan kitap, "Ulysses" okuyacakları Joyce"un gerçekliğine hazırlıyor, okura nasıl bir Joyce beklemesi gerektiği konusunda bir bakış açısı sunuyor.

    Diğer Haberler
  • Tayvan’da bir kişinin kulağından böcek çıktı06 Ekim 2012 Cumartesi 09:38
  • Sınıra yaklaşmayın uyarısı06 Ekim 2012 Cumartesi 08:27
  • Suriye: Özür dilemedik06 Ekim 2012 Cumartesi 07:40
  • Köylüler bu kulübe için seferber oldu05 Ekim 2012 Cuma 19:30
  • Mescid-i Aksa karıştı05 Ekim 2012 Cuma 18:02
  • İşte Suriyenin zayiatı05 Ekim 2012 Cuma 17:12
  • Gerçek işsizlik yüzde 1105 Ekim 2012 Cuma 17:10
  • Büyük tehdit: O esirler idam edilebilir!05 Ekim 2012 Cuma 17:08
  • İtalya: Esed provokasyonlara son vermeli05 Ekim 2012 Cuma 16:28
  • 11 Yaşındaki Çocuk Buldu05 Ekim 2012 Cuma 16:15
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim